Unutmayın;
Bu ülkede evinde kocasının tecavüzüne uğrayan kadınlar da var.
Onlar zoraki bir evlilik çıkmazına girmiş, şiddet korkusundan, çocuklarının ruh sağlığından ve aile baskısından kurtulamayıp ruhsal ve fiziksel tecavüzlere boyun eğmek zorunda kalan kadınlar.
Onlar,
Dünün çocukları,
Bugünün kadınları,
Yarının anneleri.
Toplum baskısı yüzünden erkek egosuna hapsedilmiş asıl kader mahkumları.
Sen
Şimdi kendi hayatına biraz mola verip,
Onların yaşadığı işkenceleri gözünün önüne getirmeye çalış.
Sevmediğin bir kocan var.
Üstüne üstlük seni dövüyor, sana sövüyor, aşağlıyor ve ölümle tehdit ediyor.
Böyle bir zalimle aynı evde yaşamak, aynı sofraya oturmak, aynı yatağa girmek zorunda kalıyorsun. Yaşamın kabus, yemeğin zehir, yatağın işkence oluyor.
Senin canından can, etinden et gittiğini düşün.
Vahşi tırnaklarının etine battığını. Ağzından dökülen salyaların acıdan titreyen tenine damladığını.
Bu lanet olası işkenceye karşı koymak isteğin zaman tekme tokat dövüldüğünü.
Ve sonunda o kara gecelere itiraz etmek isteyip, boşanmak istediğinde ölümle tehdit edildiğini ve vahşice öldürüldüğünü düşün / hisset.
Önce sana tatmin olunacak bir eşya gibi davrandığını. Sonrada arkasını dönüp yattığını.
Bütün bu vahşetten sonra sabahlara kadar ağladığını sessizce. Evet sessizce çünkü uyanırsa sana kızıp döveceğini düşün.
İşte 3 günlük dünyası bir erkek tarafından linç edilen kadının filmi.
Bu korku filminin oyuncuları;
İyi kadın: Anne.
Kötü adam: Koca.
Suçsuz mağdur: Çocuk.
Bu işkence ve vahşet filmine yardım eden sponsorlar;
Aile.
Toplum.
Kanunlar.
Kısacası;
Mavi nüfus cüzdanına sahip,
Ama ahlak, şeref ve insanlığa sahip olmayan yasal nikahlı tecavüzcüler onlar.
Lütfen bu filme sessiz kalma.
O kadının
Annen,
Kardeşin
Kızın olduğunu düşün.
Nasıl ki yüreğin el vermiyorsa düşünmeye
Yapma
Kadınları incitme.
Sözün özü;
Erkek olmak,
Bir kadını görünce, ... yerinden önce kalbinin yerini hatırlamaktır.
Bu ülkede evinde kocasının tecavüzüne uğrayan kadınlar da var.
Onlar zoraki bir evlilik çıkmazına girmiş, şiddet korkusundan, çocuklarının ruh sağlığından ve aile baskısından kurtulamayıp ruhsal ve fiziksel tecavüzlere boyun eğmek zorunda kalan kadınlar.
Onlar,
Dünün çocukları,
Bugünün kadınları,
Yarının anneleri.
Toplum baskısı yüzünden erkek egosuna hapsedilmiş asıl kader mahkumları.
Sen
Şimdi kendi hayatına biraz mola verip,
Onların yaşadığı işkenceleri gözünün önüne getirmeye çalış.
Sevmediğin bir kocan var.
Üstüne üstlük seni dövüyor, sana sövüyor, aşağlıyor ve ölümle tehdit ediyor.
Böyle bir zalimle aynı evde yaşamak, aynı sofraya oturmak, aynı yatağa girmek zorunda kalıyorsun. Yaşamın kabus, yemeğin zehir, yatağın işkence oluyor.
Senin canından can, etinden et gittiğini düşün.
Vahşi tırnaklarının etine battığını. Ağzından dökülen salyaların acıdan titreyen tenine damladığını.
Bu lanet olası işkenceye karşı koymak isteğin zaman tekme tokat dövüldüğünü.
Ve sonunda o kara gecelere itiraz etmek isteyip, boşanmak istediğinde ölümle tehdit edildiğini ve vahşice öldürüldüğünü düşün / hisset.
Önce sana tatmin olunacak bir eşya gibi davrandığını. Sonrada arkasını dönüp yattığını.
Bütün bu vahşetten sonra sabahlara kadar ağladığını sessizce. Evet sessizce çünkü uyanırsa sana kızıp döveceğini düşün.
İşte 3 günlük dünyası bir erkek tarafından linç edilen kadının filmi.
Bu korku filminin oyuncuları;
İyi kadın: Anne.
Kötü adam: Koca.
Suçsuz mağdur: Çocuk.
Bu işkence ve vahşet filmine yardım eden sponsorlar;
Aile.
Toplum.
Kanunlar.
Kısacası;
Mavi nüfus cüzdanına sahip,
Ama ahlak, şeref ve insanlığa sahip olmayan yasal nikahlı tecavüzcüler onlar.
Lütfen bu filme sessiz kalma.
O kadının
Annen,
Kardeşin
Kızın olduğunu düşün.
Nasıl ki yüreğin el vermiyorsa düşünmeye
Yapma
Kadınları incitme.
Sözün özü;
Erkek olmak,
Bir kadını görünce, ... yerinden önce kalbinin yerini hatırlamaktır.