Mihri
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Nisan 17, 2023
-
- Mesajlar
- 6,163
-
- Tepkime puanı
- 6,512
-
- Puanları
- 234
-
- Yaş
- 38
-
- Konum
- Cat Sosyete
Toplumsal cinsiyet üzerinde farkındalık oluşturmayı amaçlayan bir proje. 3-8 mart haftası içerisinde düzenlenen fotoğraf sergileriyle yapılıyor.
Arama motoruna "erkeklik istisnai bir durumdur" yazarak websitesinden detaylı bilgiye erişilebilir, Bu vesileyle daha ziyade emekçi kadınlar gününe değineceğim.
Egemen sınıf, egemen sınıf kalma noktasındaki konumunu elbette korumak ister. Değirmenin çarkını döndürecek su aksın diye hiyerarşiyinin devamlılığını sağlayacak bir takım unsurların içini işlerine gelecek şekilde doldurup bir güzel norm hâline getirdikten sonra biraz da kutsallaştırma sosuyla bir hayat öğretisi paketi şeklinde sunarlar. Alt sınıflar da bunu bir güzel yer yutarlar. Hatta öyle ki, devam eden nesiller bu hayat öğretisini egemen sınıfın savunduğundan daha fazla savunur hâle bile gelebilirler.
Nitekim, mevcut iktidarın açlık sınırı altında bir asgari ücret oranının belirlendiği bir yılı aile senesi temasıyla süsleyip sunması da bundandır. Çünkü, aileye kutsiyet atfedilir. Evlenmek, çocuk yapmak, geleneksel aile yapısına sahip çıkmak, bla bla bunlar hep kutsaldır. Örfidir. Sosyal ödevdir. Geleneksel aile yapısı, bilindiği üzere erkeğin dışarıda bir işte çalışıp ailenin geçimini sağlamakla yükümlü olduğu, kadınınsa bir yandan evi çekip çevirirken diğer yandan da çocuk doğurup büyüttüğü bir düzen kurma şekli. Peki, madem bu kadar kutsal ve toplumsallaşma noktasında bu denli hayati öneme sahip, o hâlde neden ev kadınlarına ücret ödenmiyor? Evi çekip çevirmek, çocuk doğurup büyütmek, bunlar emek değil mi? Çalışmak değil mi?
Değirmenin sahipleri, elbette emekçi sınıfı olabildiğince düşük ücretle çalıştırmayı amaç edinecekler. Ama, benim burada asıl dikkat çekmek istediğim, düşük ücretin de minimum sayıda ferde ödenmesinin amaçlandığı.
Arama motoruna "erkeklik istisnai bir durumdur" yazarak websitesinden detaylı bilgiye erişilebilir, Bu vesileyle daha ziyade emekçi kadınlar gününe değineceğim.
Egemen sınıf, egemen sınıf kalma noktasındaki konumunu elbette korumak ister. Değirmenin çarkını döndürecek su aksın diye hiyerarşiyinin devamlılığını sağlayacak bir takım unsurların içini işlerine gelecek şekilde doldurup bir güzel norm hâline getirdikten sonra biraz da kutsallaştırma sosuyla bir hayat öğretisi paketi şeklinde sunarlar. Alt sınıflar da bunu bir güzel yer yutarlar. Hatta öyle ki, devam eden nesiller bu hayat öğretisini egemen sınıfın savunduğundan daha fazla savunur hâle bile gelebilirler.
Nitekim, mevcut iktidarın açlık sınırı altında bir asgari ücret oranının belirlendiği bir yılı aile senesi temasıyla süsleyip sunması da bundandır. Çünkü, aileye kutsiyet atfedilir. Evlenmek, çocuk yapmak, geleneksel aile yapısına sahip çıkmak, bla bla bunlar hep kutsaldır. Örfidir. Sosyal ödevdir. Geleneksel aile yapısı, bilindiği üzere erkeğin dışarıda bir işte çalışıp ailenin geçimini sağlamakla yükümlü olduğu, kadınınsa bir yandan evi çekip çevirirken diğer yandan da çocuk doğurup büyüttüğü bir düzen kurma şekli. Peki, madem bu kadar kutsal ve toplumsallaşma noktasında bu denli hayati öneme sahip, o hâlde neden ev kadınlarına ücret ödenmiyor? Evi çekip çevirmek, çocuk doğurup büyütmek, bunlar emek değil mi? Çalışmak değil mi?
Değirmenin sahipleri, elbette emekçi sınıfı olabildiğince düşük ücretle çalıştırmayı amaç edinecekler. Ama, benim burada asıl dikkat çekmek istediğim, düşük ücretin de minimum sayıda ferde ödenmesinin amaçlandığı.