Erkek ve kadın cinselliği

  • Kullanıcı Cohen
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Genel Sağlık Konuları
Konu sahibi son olarak 3445 gün önce görüldü
Erkek ve kadın cinselliği

1274711557-0.jpg


Cinsel sorunların çoğu eşlerin farklı hızda ve tarzda yanıt vermele*rinden ya da cinsel uyarılmaya yanıt verememelerinden kaynaklanır.


Cinsel sorunların çoğu eşlerin farklı hızda ve tarzda yanıt vermele*rinden ya da cinsel uyarılmaya yanıt verememelerinden kaynaklanır. Er*kek uyanlmaz ve penisi sertleşmezse, eşi cinsel açıdan engellenmişlik duygusu yaşayacak, çekici olmadığı ve reddedildiği duygusuna kapıla*caktır. Kadın cinselliğe karşı ilgisiz-se, sevişmekten kaçınabilir ya da ye*terince uyarılmadığı için cinsel ilişki*nin acı verdiğinden yakınabilir. Bu durumda eşi onu nasıl uyaracağını bilemez ve kendisini başarısız hisse*der.

Erkeklerin elektrik ampulleri gibi hemen yanıt verdikleri, oysa kadın*ların ütü gibi yavaş yavaş ısındıkları söylenir. Böyle eğlendirici sözler in*sanların cinsel ilişkilerindeki karma*şıklığı ve farklılıkları aşırı basite indir*giyor; kendisinin ampule benzeme*diğini düşünen birçok erkeği de in*citebilir! Aslında cinsel dürtünün ka*dında daha fazla olduğu birçok çift vardır.

Geçmişte cinsellik üzerine birçok araştırma yapıldı; bunların en ünlü*leri Masters ve Johnson ile Kinsey ve Hite tarafından yapılanlardır. Bu anketlerin hepsi erkekte cinsel aktivitenin erken yaşlarda doruğa ulaştı*ğını, genellikle ergenlik çağına denk gelen bu dönemde erkeğin haftada ortalama beş orgazm yaşadığını gösteriyor. Kırk yaşlarına gelen er*kekte bu oran haftada iki-üç orgaz*ma düşüyor ve bu sayı yaş ilerledik*çe giderek azalıyor.

Buna karşın, sonuçlar kadınlarda cinsel aktivitenin yirmili yaşların so*nunda ya da otuzlu yaşlarda doruğa ulaştığını ve gerek artış hızının, ge*rekse yaşla azalma hızının erkekler*den çok daha yavaş olduğunu dü*şündürüyor. Ayrıca kadınlarda âdet kanamaları, doğurganlık, gebelik ve menopozun önemli rol oynadığı çok daha karmaşık bir cinsel yaşam var*dır.

“Genel bir davranış kalıbı” bu*lunmasına karşın, bütün araştırma*larda insanların çoğunun ortalama*dan çok farklı olduğu, yıllarca boşal-mayan erkekler ya da günde birkaç kez uyarılan kadınlar bulunduğu gö*rülüyor. Bunun gibi, günde birkaç kez boşalan erkekler yanında, ya*şamları boyunca yalnızca birkaç kez uyarılmış kadınlar da var. Gerçek şu ki, bu “genel davranış kalıbına” uy*gun olup olmamaktansa, kendi cin*selliğinden memnun olmak çok da*ha önemli.

Dinsel ve kültürel inançlar kişile*rin cinsellik karşısındaki tutumların*da ve kabul edilebilir ya da edilemez saydıkları davranışlarda son derece önemli, belirleyici bir rol oynuyor. Kişi bir davranışın (örneğin kendi kendini tatmin [mastürbasyon]) za*rarsız olduğunu bilse bile, duygusal olarak yine de suçluluk ve pişmanlık duyabiliyor.

Yaklaşık bir kuşak önce cinselliğe erkeklerin kadınlardan daha fazla ilgi duyduklarına inanılır, dolayısıyla er*keğin mastürbasyon yapması, cinsel ilişkileri başlatması, hatta para öde*yerek seks yapması çok daha hoşgö*rüyle karşılanırdı. Feminizm dalga*sıyla ve kadın haklarının ve kadın so*runlarının kabul edilmesiyle kadın cinselliği çevresindeki tabular kalktı ve artık cinselliğin kadınlarda da er*keklerdeki kadar önemli olduğu bili*niyor. Günümüzde kadınlar kendile*rinin de cinsel istekleri olduğunu, mastürbasyon yaptıklarını ve cinsel fanteziler kurduklarını kabul etmeye daha yatkınlar. 1981 yılında gerçek*leştirilen bir araştırmada görüşme yapılan kadınların yüzde 73′ü 20 ya*şından önce mastürbasyon yaptığını söylüyordu. Aynı araştırmacıların 15 yıl önce, 1966 yılında gerçekleştir*dikleri benzeri bir araştırmada bu ra*kam yalnızca yüzde 46′ydı. Giderek mastürbasyon yapan kadın sayısı mı artıyor, yoksa artık kadınlar bundan daha kolay mı söz edebiliyor?
 
Geri