Erdoğan'ın diploması

Konu sahibi son olarak 3646 gün önce görüldü

Erdoğan'ın diploması

Halkın Kurtuluşu Partisi (HKP), Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvurarak, Tayyip Erdoğan’ın üniversite diplomasının sahte olduğu gerekçesiyle Cumhurbaşkanlığının düşürülmesini istedi. Halkın Kurtuluş Partisi adına avukatları tarafından YSK’ya verilen dilekçede, Erdoğan’ın seçilme yeterliliğine sahip olmadığının Cumhurbaşkanı seçimleri öncesinde de dile getirildiği, MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, sahte diploma iddialarına Erdoğan tarafından yanıt verilmediği hatırlatıldı.

**

Sahteliği kanıtlandı.

Her iki durumda da, Erdoğan’ın mezun olduğu yılda, üniversitenin henüz kurulmamış olduğunun kesin olduğu belirtilen dilekçede, Anayasal ve yasal düzenlemelere göre Cumhurbaşkanı seçilmek için 4 yıllık üniversite eğitimi alınmasının şart olduğu ancak söz konusu ”Sahte” diplomaların’, Erdoğan’ın seçilme yeterliliğine sahip olmadığını gösterdiği öne sürüldü.

**

CHP Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üniversite mezunu olmadığı yönündeki tartışmalara nokta koyacak Garip bir Kanun kanun teklifi hazırlayarak Meclis Başkanlığı’na sundu.

Emir, Meclis’e sunduğu kanun teklifinde cumhurbaşkanlığı için aranan nitelikler arasındaki ‘yükseköğrenim yapma’ şartının, ‘ortaöğrenim’ olarak değiştirilmesini talep etti.

‘AKP’nin vicdanlı vekillerinden imza bekliyorum’dedi

**

Yeni Şafak yazarı Abdülkadir Selvi, 'Obama Erdoğan'ı kandırdı' dedi.

**

Türkiye’nin Suriye politikasındaki en büyük müttefiki, Suudi Arabistan da “batan gemiden” atladı. Suudi Kralı Selman, Rusya Lideri Putin’e, “Suriye’de birlikte çalışmaya hazırız” dedi. Böylece Erdoğan’ın cemaat, Esad, İsrail, PKK ve ABD Başkanı Obama’dan sonra, Suudi Kralı da “kandırmış” oldu.

**

Erdoğan, "Ergenekon ve Balyoz operasyonlarındaki subay tutuklamalarına şahsım başta olmak üzere, tüm ülke yanlış yönlendirildi, aldatıldık" dedi.

**

Erdoğan'ın basına ‘yerli' diye tanıttığı zırhlı araç İsrail malı çıktı.
İsrail de Erdoğan'ı kandırdı.

**

Pkk, erdoğan, çözüm süreci, pkk söz verdi
Erdoğan'dan bir "aldatıldık" itirafı daha geldi. Bu sefer de PKK kandırmış. 2013'te PKK, AKP Hükümetine silah bırakma sözü vermiş. AKP'de bu söze inanmış. Şimdi de kandırılmışlar.

Bu nasıl bir iktidar ki gelen kandırıyor, giden kandırıyor.

**
Bütün dünya Erdoğan'ı kandırırken,Erdoğan da Yüksek Seçim Kurulunu kandırmış.
Aynı zamanda 78 milyon Türk vatandaşını da enayi yerine koymuş.

Gülermisin ağlarmısın...!

**

Eski yargıç, Av. Eminağaoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçildiği seçimin iptali ve 4 yıllık yüksek öğrenim görüp görmediğinin resmen incelenmesi için Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) başvurdu.

**

Acaba Yüksek Seçim Kurulu şimdi ne yapacak?

Bana göre Erdoğan da,Yüksek Seçim Kurulu da,AKP üyeleri de,şimdiye kadar yaptıkları gibi 3 maymunları oynayıp olayın unutulmasını bekleyecekler.

Bu millet neleri unutmadı ki?
Bunu da unutur.
 
Kanıt dediğiniz şey hala söylem ve teorik. Üniversitede gerekli.açıklamayı yaptı... Ysk da inceleyecektir...

Muhaliflik adına kendi ayaklarına kurşun sıkıyor bazıları... Buda tabi erdoğana yarıyor.
Şimdi.siz üniversitenin açıklaması da yalan dersiniz ya, hangi makam dan açıklama bekleniyor acaba...

İncelensin...
İncelenecekte...
Sahtekarlık varsa hepimiz karşısında dimdik duralım...
Peki ya yoksa? Ya sadece iftira ve algı operasyonu yada dezenfarmasyonsa?...



Bilgi - İnanç - Eylem
 
Çocukluğunda ailesini kandırıp karnedeki notlarını değiştiren öğrenciler üzülmesin pişmanlık duymasın, adam ki koskoca reisi cumhur Türkiyeyi kandırıyor.d
 
Halkın Kurtuluş Partisi adına avukatları tarafından YSK’ya verilen dilekçede, Erdoğan’ın seçilme yeterliliğine sahip olmadığının Cumhurbaşkanı seçimleri öncesinde de dile getirildiği, MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, sahte diploma iddialarına Erdoğan tarafından yanıt verilmediği hatırlatıldı.

Ağabey siz televizyon izlemiyor musunuz diyeceğim de, bu kadar yalan dolanı televizyondan izlemiş olmanız lazım. Açıklama yapmadığını belirtiyorsun ama Erdoğan bu konuda defalarca açıklama yaptı. En sonuncusu da dündü.
 
Evet millet gerçekten cahil ona bende inanıyorum.
 

Diploma bilmecesi… Var mı yok mu!

Sayın Recep Tayyip'in son günlerde başını ağrıtan çok ciddi bir durum var…
Diploma sorunu.
Anayasa madde 101:
“Cumhurbaşkanı kırk yaşını doldurmuş ve YÜKSEK ÖĞRENİM YAPMIŞ Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından, halk tarafından seçilir.”

* * *

Bazı tipler bir süredir ortaya çıktı ve yaygara koparıyor:
“Onun üniversite diploması yok!.. Varsa göstersin…”
Ve o diploma bir türlü ortaya çıkmıyor!
Kamuoyu Recep Tayyip'in doğumundan bu yana yaşadığı neredeyse her olayı biliyor. Bu konuda kitaplar ve yazılar yazıldı, fotoğraflar yayınlandı…
Küçükken babasından yediği dayaklar, Eminanım'la görücü usulü evlenmeleri, ticaret hayatı, sucuk satışından elde ettiği gelir, Ülker bayiliği…
Kasımpaşa'daki yaşamı, fakirlik yılları…
Futbol oynadığı dönemler…
Siyasete atılması, belediye başkanlığı, partiyi kurması, yolsuzluk iddialarıyla yargılanması vesaire vesaire…
Hayatının neredeyse her saniyesi biliniyor.
Bir dönem hariç:
Üniversite yaşamı!

* * *

İşte orada, kapatılması bugüne kadar mümkün olmayan önemli bir boşluk var.
Onu üniversitede okurken gördüğünü söyleyen bir tek Allah kulu yok.
Futbolculuk arkadaşları, mahalle ve hatta ortaokul arkadaşları biliniyor da, üniversiteden kimse yok!
Elde örneğin futbolculuk yaşamında çekilmiş bol kepçe resimleri var.
Ancak bırakın sıra arkadaşlığını falan da bir yana, üniversiteye ilişkin ne bir tanık, ne belge, ne arkadaş, ne fotoğraf, hiçbir şey yok.
Eğer varsa, bir tek diploması olmalı…
O da bir türlü ortaya çıkmıyor!

* * *

Bugüne kadar bir sürü insan çeşitli zamanlarda ortaya çıkıp dünya liderimizle siyaset dönemi öncesindeki dostluğunu, arkadaşlığını ballandıra ballandıra anlattı:
“Tayyip çok iyi çocuktu… Mahallede oynardık… Beraber maç yapardık, çok yetenekliydi… Onu Fenerbahçe istedi ama kabul etmedi… Ortaokulda dersleri fena değildi. Partiyi kurarken bize dedi ki…”
Bir kişi bile çıkıp “Biz üniversitede beraber okuduk. Aynı sıralarda dirsek çürüttük, şu anılarımız var. İşte fotoğraflarımız. Sonunda mezun olup diplomasını almayı başardı” demedi, diyemedi.
Evet, üniversiteden bir tek arkadaşı yok.
İşin daha da ilginç yanı, o diploma bugüne kadar ortaya çıkmadı, çıkarılamadı!
Ne mezun olduğu iddia edilen Marmara Üniversitesi, ne de kendisi, diplomanın aslını ortaya çıkaramıyor.
Üç gün önce Marmara Üniversitesi rektörüne çağrıda bulundu:
“1981 yılında mezun oldum. Diploması var mı yok mu diye tartışma başlattılar. Arşivden çıkart şunları, yayınlayacak mısın ne yapacaksanız yapın. Benim söylediklerime inanmıyorlar, belki rektör söylerse inanırlar.”
Selahattin Demirtaş “Diploması olsaydı büyütür ve bütün Türkiye'ye asarlardı” diyor.

* * *

Benim bildiğim ve tanıdığım Recep Tayyip bu palavra iddiaların altında kalmaz, muhalefetin yalanları karşısında böylesine suskunluğa bürünmez ve diplomasını aslanlar gibi ortaya çıkarırdı.
Ama yapmadı, yapamadı!
Oysa her gün, ama istisnasız her gün kürsülere çıkıp her konuda nutuk atıyor, muhalefete bindirip veryansın ediyor, onların söylediği yalanlara yanıt veriyor ama o kağıt parçasını eline alıp “İşte size kapı gibi üniversite diplomam, şimdi konuşun bakalım” diyemiyor.

* * *

Aslında bu olayı ortaya çıkarmanın kesin bir yöntemi var. Recep Tayyip halk tarafından yüzde 51 oyla başkan seçilmeden önce, üniversite diplomasını anayasanın öngördüğü biçimde Yüksek Seçim Kurulu'na vermiş olmalı.
Bu durumda ortada iki seçenek var.
İlki, Yüksek Seçim Kurulu devreye girip diplomanın aslını hiçbir tartışmaya yol açmayacak bir biçimde kamuoyuna açıklar.
İkincisi, dünya liderimiz Yüksek Seçim Kurulu'na bir dilekçe verip “Diplomamın aslı sizdedir. Süregelen iftiraların son bulması için bunu kamuoyuna açıklamanızı ve göstermenizi rica ederim” diyebilir.
Birkaç dakikalık bir iştir, sorun böylece çözülmüş olur!
Bu konudaki suskunluğu inşallah yakın gelecekte başına iş açmasın.

**
Emin Çölaşan: Şimdi Merkel düşünsün!

EMİN ÇÖLAŞAN
7 Haziran 2016
 
Geçenlerde yaptı bir konuşma evet "çıkarın arşivlerden şu diplomayı herkes görsün" dedi belli ki elinde bir diploması yok olsaydı kürsüden sallardı alın size diploma diye
 

Diploma bilmecesi… Var mı yok mu!

Sayın Recep Tayyip'in son günlerde başını ağrıtan çok ciddi bir durum var…
Diploma sorunu.
Anayasa madde 101:
“Cumhurbaşkanı kırk yaşını doldurmuş ve YÜKSEK ÖĞRENİM YAPMIŞ Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından, halk tarafından seçilir.”

* * *

Bazı tipler bir süredir ortaya çıktı ve yaygara koparıyor:
“Onun üniversite diploması yok!.. Varsa göstersin…”
Ve o diploma bir türlü ortaya çıkmıyor!
Kamuoyu Recep Tayyip'in doğumundan bu yana yaşadığı neredeyse her olayı biliyor. Bu konuda kitaplar ve yazılar yazıldı, fotoğraflar yayınlandı…
Küçükken babasından yediği dayaklar, Eminanım'la görücü usulü evlenmeleri, ticaret hayatı, sucuk satışından elde ettiği gelir, Ülker bayiliği…
Kasımpaşa'daki yaşamı, fakirlik yılları…
Futbol oynadığı dönemler…
Siyasete atılması, belediye başkanlığı, partiyi kurması, yolsuzluk iddialarıyla yargılanması vesaire vesaire…
Hayatının neredeyse her saniyesi biliniyor.
Bir dönem hariç:
Üniversite yaşamı!

* * *

İşte orada, kapatılması bugüne kadar mümkün olmayan önemli bir boşluk var.
Onu üniversitede okurken gördüğünü söyleyen bir tek Allah kulu yok.
Futbolculuk arkadaşları, mahalle ve hatta ortaokul arkadaşları biliniyor da, üniversiteden kimse yok!
Elde örneğin futbolculuk yaşamında çekilmiş bol kepçe resimleri var.
Ancak bırakın sıra arkadaşlığını falan da bir yana, üniversiteye ilişkin ne bir tanık, ne belge, ne arkadaş, ne fotoğraf, hiçbir şey yok.
Eğer varsa, bir tek diploması olmalı…
O da bir türlü ortaya çıkmıyor!

* * *

Bugüne kadar bir sürü insan çeşitli zamanlarda ortaya çıkıp dünya liderimizle siyaset dönemi öncesindeki dostluğunu, arkadaşlığını ballandıra ballandıra anlattı:
“Tayyip çok iyi çocuktu… Mahallede oynardık… Beraber maç yapardık, çok yetenekliydi… Onu Fenerbahçe istedi ama kabul etmedi… Ortaokulda dersleri fena değildi. Partiyi kurarken bize dedi ki…”
Bir kişi bile çıkıp “Biz üniversitede beraber okuduk. Aynı sıralarda dirsek çürüttük, şu anılarımız var. İşte fotoğraflarımız. Sonunda mezun olup diplomasını almayı başardı” demedi, diyemedi.
Evet, üniversiteden bir tek arkadaşı yok.
İşin daha da ilginç yanı, o diploma bugüne kadar ortaya çıkmadı, çıkarılamadı!
Ne mezun olduğu iddia edilen Marmara Üniversitesi, ne de kendisi, diplomanın aslını ortaya çıkaramıyor.
Üç gün önce Marmara Üniversitesi rektörüne çağrıda bulundu:
“1981 yılında mezun oldum. Diploması var mı yok mu diye tartışma başlattılar. Arşivden çıkart şunları, yayınlayacak mısın ne yapacaksanız yapın. Benim söylediklerime inanmıyorlar, belki rektör söylerse inanırlar.”
Selahattin Demirtaş “Diploması olsaydı büyütür ve bütün Türkiye'ye asarlardı” diyor.

* * *

Benim bildiğim ve tanıdığım Recep Tayyip bu palavra iddiaların altında kalmaz, muhalefetin yalanları karşısında böylesine suskunluğa bürünmez ve diplomasını aslanlar gibi ortaya çıkarırdı.
Ama yapmadı, yapamadı!
Oysa her gün, ama istisnasız her gün kürsülere çıkıp her konuda nutuk atıyor, muhalefete bindirip veryansın ediyor, onların söylediği yalanlara yanıt veriyor ama o kağıt parçasını eline alıp “İşte size kapı gibi üniversite diplomam, şimdi konuşun bakalım” diyemiyor.

* * *

Aslında bu olayı ortaya çıkarmanın kesin bir yöntemi var. Recep Tayyip halk tarafından yüzde 51 oyla başkan seçilmeden önce, üniversite diplomasını anayasanın öngördüğü biçimde Yüksek Seçim Kurulu'na vermiş olmalı.
Bu durumda ortada iki seçenek var.
İlki, Yüksek Seçim Kurulu devreye girip diplomanın aslını hiçbir tartışmaya yol açmayacak bir biçimde kamuoyuna açıklar.
İkincisi, dünya liderimiz Yüksek Seçim Kurulu'na bir dilekçe verip “Diplomamın aslı sizdedir. Süregelen iftiraların son bulması için bunu kamuoyuna açıklamanızı ve göstermenizi rica ederim” diyebilir.
Birkaç dakikalık bir iştir, sorun böylece çözülmüş olur!
Bu konudaki suskunluğu inşallah yakın gelecekte başına iş açmasın.

**
Emin Çölaşan: Şimdi Merkel düşünsün!

EMİN ÇÖLAŞAN
7 Haziran 2016

burada yazılan yorumları görmüyor musunuz biraz bakın haberlere kaç gündür bu konuda cevap verildiği haberleri de ortada hala neyin çabasındasınız çok merak ediyorum aklınızca algı propagandası he iyi valla :D
 
Benim anlamadığım nokta şu ;
Eğer bu tayyip'in hakiki bir diploması olsa hemen her yerde o diplomayı elinde sallar bir de üstüne " eyy bre gafiller " diye başlayan ağız dolusu cümleler kurardı ..
Yandaş medyada diplomanın aslını tam sayfa gazetelerinde basar, kanallarda gün boyu diplomayı yüzlerce kere ekrana verirlerdi ..
Bunun yerin sadece tayyip'in sözleri var başka bir şey yok .. Bu da işi ilginç kılıyor doğrusu ..
 
İlk okul arkadaşı sanırım konuştu ama üniversiteden bir arkadaşı bile aynı sınıfta okuduk, dersten çıkışta yemeğe gittik şurada oturduk çay içtik diye söylemedi. Koskoca üniversitede insanın bir tane arkadaşı olmaz mı.

Söyledi de ben duymadım sanırım :)
 
Yazdıktan sonra Çölaşan'ı okudum biraz pişti olmuş düşüncelerimiz ama tek böyle düşünen ben değilmişim Çölaşan'da duymamış cumhurbaşkanımızın üniversiteden arkadaşının olduğunu.
 
Üniversitedeki arkadaşlıklar hep çıkar ilişkisi olduğundan arkadaşlık kurmamıştır belkiiiğğ.s uff szne bee!.D
 


burada yazılan yorumları görmüyor musunuz biraz bakın haberlere kaç gündür bu konuda cevap verildiği haberleri de ortada hala neyin çabasındasınız çok merak ediyorum aklınızca algı propagandası he iyi valla :D


Anayasaya göre Cumhurbaşkanı seçilmek için 4 yıllık üniversite diplomasının aslının Yüksek Seçim Kuruluna verilmesi gerekir,bu konuda Yüksek Seçim Kurulunun "Diplomanın aslı bizdedir diye bir açıklaması yok,Üniversiteden bir açıklama var,onda da lafı döndürüp dolaştırıp isanların kafasını karıştırmayı amaçlayan uzun bir açıklama var,açıklamanın hiç bir yerinde 4 yıllık üniversite diplomasının aslının olduğu açıklaması yok,bu açıklamayı dikkatlice okursanız, (eğer geri zekalı değilseniz) böyle bir diplomanın olmadığını anlarsınız.

**

“Hiçbir şey bilmeyen cahildir, ama bilip de susan ahlâksızdır.” ( Bertolt Brecht )
 
Bu rektörün 12. açıklamasıymış. Muhalefetin kasti olarak anlamamazlıktan geldiğini düşünüp, uzun uzun anlatmış.

Prof.Dr. Mehmet Emin ARAT Rektör' Alıntı:
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın öğrenimi, mezuniyeti ve diploması hakkında görsel ve yazılı basın ile sosyal medyada yer alan bilgi kirliliği çerçevesinde üniversitemize yöneltilen haksız ithamların giderilmesi amacıyla kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ihtiyacı hâsıl olmuştur.

Marmara Üniversitesi, 1883 yılına uzanan 133 yıllık “köklü geçmiş”e ve ülkemizin yarınlarını inşa edecek “güçlü gelecek” hedefine yönelmiş, Türkiye’nin en eski, en büyük ve en saygın yükseköğretim kurumlarından biridir.
Üniversitemizin tarihî gelişim sürecinin, resmî internet sitemizdeki https://www.marmara.edu.tr/universite/genel/tarihce/” web adresli sayfada anlatılması dolayısıyla, kısa ve ciddi bir araştırmayla söz konusu süreç hakkında kolayca bilgi edinilebilmektedir.

Dolayısıyla, kamuoyunun gündemine getirilmeye çalışılan ve tarihî belgelerle sabit gerçeklerle hiç bir ilgisi bulunmayan mesnetsiz iddiaların, web sayfamızdaki resmî bilgilere aykırılığı da kolayca görülebilmektedir.
Üniversitemizin resmî internet sitesindeki “http://diploma.marmara.edu.tr/” web adresli sayfada, üniversitemizden mezun olan herkesin diploma kaydı hakkında, “öğrenci bilgileri” ya da “T.C. kimlik numarası ve diploma bilgileri” girilmek suretiyle sorgulama yapılabilmektedir.

Bütünüyle resmî bilgilere ve tarihî belgelere dayanan bu şeffaf ve alenî duruma rağmen, amacı ne olursa olsun gerçekle bağdaşmayan iddialar ortaya atılmakta, hem kurumumuz hem de mezunumuz olmasından her zaman gurur duyduğumuz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN, haksız ve mesnetsiz ithamlara maruz bırakılmaya çalışılmaktadır.

Bu nedenle ve öncelikle Marmara Üniversitesi’nin tarihî gelişimini, zaman içinde aldığı adları, bağlı olduğu üst kurumları, bünyesine dâhil edilen eğitim birimlerini ve eğitim sürelerini tarihî belgelere dayalı olarak bir kere daha paylaşmakta, söz konusu iddiaların haksızlığını ve bilimsel açıdan geçersizliğini ortaya koyma bakımından fayda görmekteyiz.

Marmara Üniversitesi’nin tarihî geçmişi, Osmanlı Devleti dönemindeki “Ticaret, Ziraat ve Orman Nezareti”ne (Ticaret, Tarım ve Orman Bakanlığı’na) bağlı olarak 16 Ocak 1883 tarihinde kurulan ve eğitim süresi Sadaret (Başbakanlık) makamının kararı ile dört yıl olması istenen Hamidiye Ticaret Mekteb-i Âlisi’ne (Hamidiye Yüksek Ticaret Okulu’na) dayanmaktadır. Bu okul, 1889 yılında Maarif Nezaret’ine (Eğitim Bakanlığı’na) bağlanmış ve eğitim süresi üç yıl olarak belirlenmiştir.


Hamidiye Ticaret Mekteb-i Âlisi yeniden yapılandırılmak amacıyla 1893 yılında geçici olarak kapatılmış ve 1897 yılında Maarif Nezaret’ine (Eğitim Bakanlığı’na) bağlı olarak tekrar açılmıştır.

Okul, 1915 yılında yapılan bir düzenleme ile “Birinci Kısım” ve “İkinci Kısım” olarak iki kademeli hale getirilmiş ve adı “Ticaret Mekteb-i Âlisi” (Yüksek Ticaret Okulu) olarak değiştirilmiştir.

1925-1926 eğitim-öğretim döneminde ise iki yıllık eğitim veren “Orta Ticaret Mektebi” ve “Yüksek Ticaret Mektebi” ile üç yıllık eğitim veren “İstanbul Ulûm-u Âliye-i Ticariyye Mektebi” (İstanbul Yüksek Ticaret Bilimleri Okulu) isimleri ile üç kademeli hale getirilmiş ve İktisat Vekâleti’ne (Ekonomi Bakanlığı’na) bağlanmıştır.

“İstanbul Ulûm-u Âliye-i Ticariyye Mektebi”nin adı 1934 yılında “Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi”ne (Yüksek İktisat ve Ticaret Okulu’na) dönüştürülmüş ve 1938 yılında Maarif Vekâleti’ne (Eğitim Bakanlığı’na) bağlanmıştır.


Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi, 7334 sayılı “İktisadî ve Ticarî İlimler Akademileri Kanunu”nun 08 Haziran 1959 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte, Maarif Vekâleti’ne (Eğitim Bakanlığı’na) bağlı, ilmî muhtariyeti haiz (bilimsel özerkliğe sahip), yüksek eğitim, öğretim ve araştırma yapan (md. 1) bir akademiye (yükseköğretim kurumuna) dönüştürülerek “İstanbul İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisi” adını almış, ihtisas dalları “Maliye- Muhasebe”, “İktisadî İşletmecilik”, “Dış Ticaret ve Turizm” olarak belirlenmiş ve eğitim süresi dört yıla çıkarılmıştır.

30 Nisan 1969 yılında yürürlüğe giren 1169 sayılı kanunla İktisadî ve Ticarî İlimler Akademileri’ne “tüzel kişilik” kazandırılmış ve bütçe yapısı “katma bütçe”ye dönüştürülmüştür (md. 1).

24 Şubat 1970 yılında yürürlüğe giren 1235 sayılı İktisadî ve Ticarî İlimler Akademileri Kadro Kanunu, 08 Ağustos 1977 yılında aynı adla yürürlüğe giren 2095 sayılı kanunla yürürlükten kaldırılarak, akademilerin kadro yapısı yeniden düzenlenmiştir.

İstanbul İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisi bünyesinde 1977 yılında “Ekonomi”, “İşletme” ve “Siyasal Bilimler” fakülteleri oluşturulmuş; ayrıca “Galatasaray İktisat ve İşletmecilik Yüksek Okulu” Akademi’nin İşletme Fakültesi’ne katılmış; dört yıllık eğitim veren “Aksaray Yüksek Ticaret Okulu” (1974 yılındaki adı ile Aksaray İktisadî ve Ticarî İlimler Yüksekokulu) ve “Beyazıt Maliye Muhasebe Yüksek Okulu” birleştirilmek suretiyle yine dört yıllık eğitim veren “Ticarî Bilimler Fakültesi”ne dönüştürülmüş ve böylece Akademi bünyesindeki fakülte sayısı dörde çıkarılmıştır.

20 Temmuz 1982 tarihinde yürürlüğe giren 41 sayılı “Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” (md. 14/d) ve 28 Mart 1983 tarihinde yürürlüğe giren 2809 sayılı “Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun” ile Marmara Üniversitesi kurulmuş; İstanbul İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisi bünyesindeki “Ekonomi”, “İşletme”, “Siyasal Bilimler” ve “Ticarî Bilimler” fakülteleri birleştirilerek Marmara Üniversitesi’ne bağlı “İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi”ne dönüştürülmüştür (md. 14/d). 23 Mart 2012 tarihli ve 28242 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi kapatılmış ve yerine

“İşletme Fakültesi”, “İktisat Fakültesi” ve “Siyasal Bilgiler Fakültesi” adlarıyla üç fakülte kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan tarihî süreç kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımızın öğrenim hayatı, lisans öğrenimi süresi, mezuniyeti, kendilerine Üniversitemiz tarafından resmî olarak verilmiş olan diploma ve bu kapsamdaki diğer bilgiler incelendiğinde;


Sayın Cumhurbaşkanımız, 1974 yılında yapılan Üniversitelerarası Seçme Sınavı’nda verilen resmî sınav sonuç belgesi (ÜSSSB) itibariyle, “İstanbul İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisi”ne bağlı ve dört yıllık eğitim veren “Aksaray İktisadî ve Ticarî İlimler Yüksekokulu”na kaydolma hakkı kazanmış ve aynı yıl 2443 öğrenci numarası ile resmen kayıt yaptırmıştır.

Öğrenimini, sorumlu olduğu kırk bir dersten başarılı olarak, 1980-1981 eğitim-öğretim yılı içinde 1981 yılının Şubat ayında resmî olarak tamamlamıştır.

Kayıtlı olduğu “Aksaray İktisadî ve Ticarî İlimler Yüksekokulu”nun, yukarıda da açıklandığı üzere “Beyazıt Maliye Muhasebe Yüksek Okulu” ile birleştirilerek “Ticarî Bilimler Fakültesi”ne dönüştürülmüş olması dolayısıyla, mezuniyeti “Ticarî Bilimler Fakültesi”ne kayıtlı olarak gerçekleşmiştir.

Mezuniyetleri nedeniyle, 03.04.1981 tarihinde düzenlenen ve dönemin dekanı Doç. Dr. Sinan ARTAN tarafından imzalanan 440-678 nolu “geçici mezuniyet belgesi” kendilerine verilmiştir.

“Ticarî Bilimler Fakültesi”, 1982 yılında Marmara Üniversitesi’nin kurulmasıyla birlikte, diğer üç fakülte ile birleştirilerek “İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi”ne dönüştürülmüştür.

Diploması, talepleri üzerine, “Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Lisans Diploma Defteri”nin 4694 kütük numarası kaydına bağlı 8345 diploma numarası ile “İşletme Bölümü mezunu” olarak düzenlenmiş, zamanın dekanı ve rektörü tarafından imzalanarak, 01.11.1991 tarihinde, geçici mezuniyet belgesi teslim alınmak suretiyle kendilerine verilmiştir.

“İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi”nin yaklaşık otuz yıl faaliyette bulunduktan sonra 23 Mart 2012 tarihinde “İktisat Fakültesi”, “İşletme Fakültesi” ve “Siyasal Bilgiler Fakültesi”ne bölünmesi dolayısıyla, mezkur “Ticarî Bilimler Fakültesi”nin bütün bölümleri ve mezunlarına dair arşiv, akademik bağ ve gereklilikler dolayısıyla yeni kurulan “İşletme Fakültesi” kapsamına dâhil edilmiştir.

31.03.2011 tarihinde “duplikata” talebinde bulunulması üzerine, kendilerine daha önce verilmiş olan diplomanın duplikatası, 01.04.2011 tarihinde düzenlenerek teslim edilmiştir.

Duplikata; diploma olarak kullanılmak üzere hak sahibinin çalınma, kayıp vb. nedenlerle talep ve beyanı üzerine ikinci ve son kez düzenlenen ve diploma yerine geçen resmî bir belgedir. Duplikatanın ön yüzünde, diplomanın ilk suretinde imzası bulunan dönemin dekanının ve rektörünün imzası bulunmaz. Bunun yerine yalnızca adları, soyadları ve unvanları yer alır. Yine duplikatanın ön yüzünün üst kısımda sol ve sağ tarafta kırmızı renklerle “Duplikata” kaşesi basılı olur. Ayrıca duplikatanın arka kısmına, hazırlanma nedeninin şerh düşüldüğü diploma örneği tanzim edilir.

Sayın Cumhurbaşkanımıza, Marmara Üniversitesi Senatosu’nun 18.12.2012 tarihli ve 2012/309-4 sayılı kararı ile “Siyaset Bilimi” dalında “Fahri Doktorluk” unvanı da tevcih edilmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın lisans düzeyinde “dört yıl” eğitim veren “Ticarî Bilimler Fakültesi”nden mezun olduğu, bu fakültenin zaman içinde diğer fakültelerle birleştirilerek İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ne dönüştürüldüğü ve günümüzde ise İşletme Fakültesi bünyesinde yer aldığı tarihî belgelerle ve resmî kayıtlarla sabittir.

Ayrıca, diplomasını almamış veya kaybetmiş olan bütün mezunlara, güncel fakülte kaydı üzerinden diploma verilmesi hususunun ilgili mevzuatın bir gereği olduğunun bilinmesine rağmen, “şahsa sıkı surette bağlı hak” kapsamında bulunan resmî diplomaya ilişkin olarak görsel ve yazılı basın ile sosyal medyada ortaya atılan “sahte diploma” iddialarının hiç bir hukukî, resmî ve tarihî dayanağı yoktur.

Sayın Cumhurbaşkanımıza 01.04.2011 tarihinde verilmiş olan “duplikata” hakkında, bir “duplikata” diplomanın resmî-hukukî özellikleri bilinmeden veya bilindiği halde kasıtlı olarak gözardı edilmek suretiyle ortaya atılan iddiaların “hak” ve “hukuk” ilişkisi açısından iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı ortadadır.

Bilgi edinme kapsamında değerlendirilen ve toplumun aydınlatılmasını amaçlayan bu duyurunun yayınlanması sonrasında, hukukî niteliği ve tarihî seyri resmî kayıt ve belgelere dayalı olarak açıklanan konu hakkında yalan ve yanlış bilgilerin paylaşılmaya devam edilmesi halinde, Marmara Üniversitesi olarak kurumsal haklarımızı yargı yolu ile korumak için gerekli girişimlerde bulunacağımızı kamuoyunun bilgisine saygı ile sunarım.
 

“Hiçbir şey bilmeyen cahildir, ama bilip de susan ahlâksızdır.” ( Bertolt Brecht )

Marmara Üniversitesi'nin online sorgulama ekranı olduğunu bilip neden sustunuz?
Diploma Doğrulama Sistemi

AJ7qov.png


0DnkPZ.png
 
İlk okul arkadaşı sanırım konuştu ama üniversiteden bir arkadaşı bile aynı sınıfta okuduk, dersten çıkışta yemeğe gittik şurada oturduk çay içtik diye söylemedi. Koskoca üniversitede insanın bir tane arkadaşı olmaz mı.

Söyledi de ben duymadım sanırım :)

Ben yazacaktım siz yazmışsınız bende çok mrk etmiştim,hiçmi arkadaşı yok biride çıkıp benim arkadaşımdır demezz mi yaa tuaff

Herşey o kadar örtbas ediliyor ki okuduğu doğru bile olsa buda örtbas edildi denir.

Doğru olsada Yalancı çoban misali kimse inanmaz.

Lima ,bende üniversite mezunuyumm herkes mi çıkarcıı bana öyle çıkarcı insanlar denk gelmedii :D
BU SÖYLEDİĞİNİZE CİDDEN İNANIYORMUSUNUZ?

 
Ben yazacaktım siz yazmışsınız bende çok mrk etmiştim,hiçmi arkadaşı yok biride çıkıp benim arkadaşımdır demezz mi yaa tuaff

Herşey o kadar örtbas ediliyor ki okuduğu doğru bile olsa buda örtbas edildi denir.

Doğru olsada Yalancı çoban misali kimse inanmaz.

Lima ,bende üniversite mezunuyumm herkes mi çıkarcıı bana öyle çıkarcı insanlar denk gelmedii :D
BU SÖYLEDİĞİNİZE CİDDEN İNANIYORMUSUNUZ?


Konu hakkındaki diğer postlarıma bakarsanız aslında dalga geçiyor olduğumu anlardınız elbette inanmıyorum.
 
Geri