Erdoğan bu darbeyi neden yaptı!..

Konu sahibi son olarak 2414 gün önce görüldü
Erdoğan bu darbeyi neden yaptı!..

ABD ve AB tarafından dışlanan Erdoğan ülke içinde de kan kaybedince darbe yapmak zorundaydı ve bunu başkasının üstüne atmak zorundaydı.

Esasında kaç gündür yazacağım yazının tek satırla özetini Reşat Petek yapmış. 15 Temmuz Darbe Girişimi Araştırma Komisyonu Başkanı Reşat Petek Haber Türk TV'de Didem Aslan'a verdiği yanıtta "Eğer (FETÖ'cüler) o gece darbe yapmasaydılar 2-3 sene sonra darbeye gerek kalmadan devleti ele geçireceklerdi..." demiş. İşte bütün düğüm bu tümcede gizli, bu tümcedeki bilgiden dolayı Gülen'in darbeye gereksinimi yok. Bu tümce darbeyi Gülen'in yapmadığının kanıtı, aylardır söylediğim de bu zaten. Bu durumdaki bir lider ya da ekip neden darbe yapsın ki? Her şeyi ele geçirmeye ramak kalmış.

Diyeceksiniz ki, Erdoğan bunun farkına vardı ve temizlemeye başladı, o yüzden darbe yaptılar... Erdoğan temizlik yapsaydı, vekil sayısı neredeyse yarı yarıya iner, belediye başkanı kalmazdı etrafında. Sadece o da değil, o kadar bürokratı yok etmek için ciddi kanıt gerekirdi ve daha da beteri yerine koyacak bürokratın yok.

Şimdi gelelim esas konuya. Erdoğan Gezi Direnişiyle kaybetmeye başladı. Arkasından Kürtlerle barış Türkiye'yi başka bir noktaya götürmeye başladı. Erdoğan barış harekatının bütün puanlarının kendisine yani AKP'ye gelmesini bekledi ama istediği olmadı. O yüzden Dolmabahçe mutabakatını bir kalemde sildi ve 7 Haziran seçimlerinde hükümet bile kuramayacak bir hezimet yaşadı.

Önceki yazımda da yazmıştım, hükümet artık Gülen tarafından yönetiliyor ve Erdoğan'ın eli kolu bağlı. Barış harekatı HDP'yi çok ciddi bir noktaya getirmiş ve 80 milletvekili çıkarmış. Bu demektir ki Erdoğan'ın 2 rakibi var ve ikisi de çok ciddi ve siyasetle yenilme şansları yok. Barış harekatı bir başka gerçeği daha ortaya koydu, o da yıllardır beraber mücadele eden Kürtler ve sosyalistler dışında CHP'nin sol kanadından da HDP'ye destek gelmeye başladı. CHP gençliği Erdoğan'ın istediği gibi bir CHP değil ve gerçekten sosyalist gençliğin de imza atabileceği bildiriler yayınlıyorlar ve bunlar bir araya geldiğinde iktidar elden gidiyor.

Ben yaklaşık 2 yıl önce "Darbe valizim hazır" diye bir yazı yazmıştım. Bunun nedeni şuydu, Erdoğan bu yukarıda saydıklarımdan dolayı iktidarı kaybediyordu ve bunu kazanmak için darbe yapması gerekiyordu. Zaten artık ABD ve AB tarafından dışlanan Erdoğan ülke içinde de kan kaybedince darbe yapmak zorundaydı ve bunu başkasının üstüne atmak zorundaydı. Darbenin geleceğini Abdullah Öcalan da söyledi, bizim ne demek istediğimiz ciddiye alınsaydı o gece yaşanmazdı, darbe Erdoğan'ın tek kurtuluşuydu, yazdık, söyledik ama anlatamadık sanırım.

Esasında bu plan aynı 24 Ocak Kararları'nı uygulamak için yapılmak zorunda kalınan 12 Eylül darbesi gibi. HDP eş genel başkanlarını ve vekillerini hapsedip devamlı içerde tutmak için ya sıkıyönetim ilanı ya da OHAL gerekiyordu. Gülen ekibinin çok sarsıcı oyu yoktu ama yönetim onlardaydı.

Erdoğan bunları önlemek için ülkeyi darbeye zorlamaya başladı. Şanghay 5'lisine üye olmak tekrar gündeme geldi. Askeriyedeki NATO'cu subaylar gerçekten rahatsız olmaya başladılar. Zaten Ergenekoncularla (Ki çoğu Şanghay'cı subaylardır) araları çok iyi değildi ve ülkenin yavaş yavaş şeriate gittiğine inanmaya başladılar, AYRICA NATO'ya da sıkı sıkı bağlıydılar.

Erdoğan da benim kadar emindi bu ülkenin şeriatle yönetilmeyeceğine ama bunun izlenimini vermek zorundaydı. Vermek zorundaydı, çünkü darbe girişimi olmalıydı ve o kendi darbesini yaparak, kanun hükmünde kararnamelerle istediği herkesi nedensiz hapsedebilmeliydi. Ülkeyi Gülen yönetiyor, HDP şahlanmış, CHP ilk kez AKP'yle uğraşmadan seçim propagandası yapıyor ve başarılı, aydınlar ayakta, akademisyenler bildiri imzalıyor, AKP içinden ciddi çatlak sesler geliyor. Ahmet Davutoğlu, Erdoğan'ın istediği anlamda emir eri gibi çalışmıyor ve kendisini kabul ettirmeye başlamış, anlayacağınız Erdoğan gidici ve hem Türkiye'de hem de Avrupa'da yargılanma şansı çoğalıyor. Reza Zarraf bunların üstüne tuz-biber ekmiş, okuma maksadıyla İtalya'ya giden oğlu Bilal neredeyse palas pandıras ülkeden çıkmak zorunda kalmış, hakkında kara para aklamaktan suç duyurusu var, Almanya'da 200 sayfalık dosyayla savaş suçlusu talebi yapılmış, mahkemeye verilmiş ve bilhassa Almanya'ya gönderdiği MİT'e bağlı ölüm ve ispiyon timleri var, biri açığa çıkıp tutuklanmış ve imamlar bile casus konumunda. Kabadayılık yapıp Rus uçağını düşürmüşsün, sevenin yok, ağlayanın yok yani darbeden başka kurtuluşun yok ama bunu yapacak gücün de yok, çünkü tek güvenmek zorunda olduğun yıllarca hapsettiğin ve bir kısmının ölümüne neden olduğun Ergenekon grubu... En beteri de IŞİD'e silah gönderdiğin artık tescilli!

İşte yine empati yapmaya çalışın, bu anlattıklarımdan sonra Erdoğan'ın karşısında çatallı 2 yol var, ya Türkiye ve dünya adaletine teslim olmak ya da darbe yapılmasını zorlayarak, karşı darbe yapıp geçici durumu kurtarmak. Erdoğan'ın bugünkü durumu son 10 dakikada maçı kurtarmak için devamlı rakip kaleye anlamsız paslar gönderen takım gibi.

Tekrar yazıyorum, Gülen ekibinin askeriye'deki gücü en fazla tuğgeneral rütbesine kadardır, belki bikaç tümgeneral de vardır ama darbe yapacak gücü yoktur. Bu darbe daha çok NATO'cu subayların yaptığı bir darbe girişimidir ve bu arada Gülen askerleri kullanılmıştır. Darbeden hemen sonra ABD'den bir generalin "Arkadaşlarımız hapiste..." dediği ekip NATO'cu ekiptir. Gülen askerleri kullanılmıştır derken masum oldukları anlamında söylemiyorum, onlar da bunu fırsat bilmişler ve koşarak işe koyulmuşlar ama darbeyi başlatan onlar değil.

Erdoğan Türkiye'nin şeriate gitmeyeceğini bildiği kadar NATO'dan çıkıp Şanghay 5'lisine giremeyeceğini de biliyordu. Ama bunu ısrarla söylemek zorundaydı ki NATO'cu subaylar kızmaya başlasın ve zaten sevmedikleri Ergenekon ekibini (Yani Şanghay) temizlesin.

Mahkemelerde ifadeler ortaya çıktıkça bir gerçek daha ortaya çıkıyor esasında; Erdoğan darbeye ekip olarak, darbe girişimcilerinden daha çok hazırlanmış. Öyle bir gardını almış ki, kum dolu kamyona kadar düşünülmüş. Bu darbe tüm demokrat güçlere karşı yapılmıştır esasında, HDP yok edilmeye çalışılmış ama NEWROZ kutlaması ve halk oylaması öyle olamayacağını göstermiştir

Bu yazı dizisi burada bitmeyecek, daha önce de yazmıştım, her gün yeni veriler geliyor. Bir sonraki yazımın başlığı da "DARBE ERDOĞAN'DAN GELDİĞİ İÇİN MİT GENEL KURMAYI UYARDI!.."


[email protected]

https://www.artigercek.com/yazarlar/ahmetnesin/erdogan-bu-darbeyi-neden-yapti
 
Hakan Fidan, Hulusi Akar'a 'Erdoğan darbe yapıyor' dedi.

Ahmet Nesin, 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde Genelkkurmay Başkanı Hulusi Akar ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan arasında gerçekleşen görüşme hakkında çarpıcı soruları köşesine taşıdı.

Fehmi Koru'dan kritik Hulusi Akar sorusu
Özkök: Darbe girişimi kontrollü şekilde 6 saat öne mi alındı?
Ahmet Nesin'in Fidan'ın Akar'a "Komutanım, Recep Tayyip Erdoğan darbe yapıyor, bişeyler yapıp önlemeye çalışın..." demiş olabileceğini iddia etti.

Darbeyi asker yapıyorsa ve MİT müsteşarı da asker emeklisiyse, mesai arkadaşlarını ihbar etmek adına sivil başbakana darbeyi haber vermez.

12 Mart 1971 darbesi oldu, başbakan Süleyman Demirel'di ve "MİT darbeyi bana haber vermedi..." dedi...

12 Eylül 1980 darbesi oldu, başbakan Süleyman Demirel'di ve "MİT darbeyi bana haber vermedi..." dedi...

15 Temmuz 2016 darbesi oldu, başbakan Binali Yıldırım'dı ve "MİT darbeyi bana haber vermedi..." dedi...

15 Temmuz 2016 darbesi oldu, cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dı ve "MİT darbeyi bana haber vermedi..." dedi...

12 Mart 1971 yılında MİT müsteşarı korgeneral Fuat Doğu'ydu...

12 Eylül 1980 yılında MİT müsteşarı korgeneral Bülent Türker'di...

15 Temmuz 2016 yılında MİT müsteşarı astsubay Hakan Fidan'dı...

Bu giriş size ilginç geldi mi bilmiyorum ama bana çok ilginç geldi... Darbeyi asker yapıyorsa ve MİT müsteşarı da asker emeklisiyse, mesai arkadaşlarını ihbar etmek adına sivil başbakana darbeyi haber vermez. Demokrasi adına doğru olmadığını söyleyebilirsiniz ama zaten MİT müsteşarının asker olması demokratik olmadığından gelişmenin demokratik olup olmadığını tartışmak bence boşuna.

İşi kağıt üstünde düşünürseniz başka sonuç çıkıyor aslında. MİT başbakanlığa bağlı bir kurum olduğundan ilk haberi başbakanın alması gerekiyor. Ama korgeneral Fuat Doğu ve Bülent Türker tercihlerini silah arkadaşlarından yana kullanmışlar zamanında. İşin ilginç bir yanı daha var yada bana hep öyle gelmiştir, hem 12 Mart, hem de 12 Eylül darbelerinde hava kuvvetleri komutanları Amerika'dadır.

Oysa 15 Temmuz darbesine baktığımızda iş biraz değişik, Aziz Nesin öyküsü ya da Kemal Sunal filmi gibi biraz. Aziz Nesin'e bir darbe komedisi senaryosu yaz deselerdi 15 Temmuz'u yazardı ve Kemal Sunal'ın da oynamasını isterdi. MİT müsteşarı da bir asker ama omuzu kalabalıklardan değil, pırpırlılardan, yani astsubay. Astsubaylar pek ciddiye alınmadıklarından dolayı (Oysa askeriyede bence çok önemliler) halkın büyük bir kısmı Hakan Fidan'ı sivil sanıyor.

Erdoğan'ın geçmiş konuşmalarına baktığımızda esasında Hakan Fidan kendisinin sır küpü. Sır küpü derken, öyle sevgi, aşk konusu filan diye almayın, Türkiye, Kürdistan ve Suriye girişimleri dahil, bütün cinayetlerden haberdar ya da beraber planlanmış olaylar. Ancak Hakan Fidan dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu'yla anlaşıp istifa ediyor ve milletvekilliği için aday adayı oluyor. Davutoğlu'yla Erdoğan arasındaki ilk kriz böylece su yüzüne çıkıyor ve Erdoğan vekilliğe karşı çıkıyor. Sonuçta Fidan vekillikten vazgeçip tekrar müsteşar oluyor ama artık o bir suskun müsteşardır. Erdoğan'ın Dolmabahçe mutabakatını yok saymasıyla hem Davutoğlu, hem de Fidan bir anlamda açığa düşmüş oluyor.

Gelelim darbe girişiminin gündüz saatlerine. İlk haber MİT müsteşarı Hakan Fidan'a geliyor, darbeden çok kendisinin yok edileceği üzerine. Bu ihbardan dolayı darbe çıkartılır ya da çıkartılmaz, bu ayrı bir tartışma ama Hakan Fidan'la empati kurduğunuzda aklınıza gelenleri sıralayın ve ne yapacağınıza karar verin. Sizi gözden çıkaran ve astığı astık, kestiği kestik bir cumhurbaşkanı var ve siz de bütün sırlarını biliyorsunuz ama gözden düşmüşsünüz.

Bütün MİT müsteşarları gibi Hakan Fidan'ın da bu konuda ilk uyarması gereken kişi başbakan Binali Yıldırım'dır. Diyelim ki bulamadı, ulaşamadı, cumhurbaşkanı Erdoğan'dır. Oysa Hakan Fidan genel kurmay başkanlığına gidiyor. İşin içinden çıkılmaz komedi burada başlıyor.

"Sayın genel kurmay başkanım, bana bir ihbar geldi, beni öldürecekmişsiniz ve darbe yapacakmışsınız..."

Daha açayım, bir asker MİT müsteşarına gidiyor ve askerler sizi öldürecek diyor, o da asker başına gidip bu ihbarı söylüyor, ne için, korunmak için, öldürülmemek için. Peki Fidan, genel kurmay başkanı Hulusi Akar'ın bu emri vermediğinden nasıl emin ya da niye emin? İşte burasını bilmiyoruz ya da biliyoruz ama onlar bunu açıklamıyorlar.

Evet, MİT müsteşarı kendi canını kurtarmak için Hulusi Akar'a gidiyor, çünkü o kendisinin onun tarafından öldürülmeyeceğinden emin. Peki o zaman ne söylemiştir sizce Hulusi Akar'a... Burada bikaç olasılık var.

Komutanım, bir binbaşı askerler tarafından öldürüleceğimi söyledi, bundan haberiniz var mı? Bu bir darbe başlangıcı olabilir...

Komutanım, Fethullah Gülen darbe girişiminde, bu işin içinde başka kimler var bilmiyorum, önlemeliyiz...
Komutanım, NATO'cu subaylar darbe yapacaklar. Aralarında Gülen ekibinin de bulunduğu bir grup asker beni öldürecekmiş. Bişeyler yapın...
Komutanım,Kemalist subaylar darbe yapacakmış. Sanırım siz hariç bikaç grup asker var işin içinde, Erdoğan buna karşı darbeyle cevap verebilir...
Komutanım, Recep Tayyip Erdoğan darbe yapıyor, bişeyler yapıp önlemeye çalışın...
Bana en yakın gelen bölüm var, o da "Komutanım, Recep Tayyip Erdoğan darbe yapıyor, bişeyler yapıp önlemeye çalışın..." MİT müsteşarı Hakan Fidan'ın başbakana ve cumhurbaşkanına ulaştığı saatlere baktığımızda bunu çok net bir şekilde görüyoruz.

Ne zaman ki Hakan Fidan yaşamını garantiye alıyor, o zaman hem Yıldırım'ı, hem de Erdoğan'ı arıyor. Siz diğer seçenekleri seçebilirsiniz, hatta başka olasılık da ekleyebilirsiniz.

İş esasında bu saatlerde, yani Fidan'ın kendisini kurtardığı saatlerde daha da karışık.

Ahmet Nesin:


.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/755948/Ahmet_Nesin_den_15_Temmuz_senaryosu__Hakan_Fidan__Hulusi_Akar_a__Erdogan_darbe_yapiyor__dedi.html
 
İftira atmak çok kolay. Saçma değilmi bu? Bide yurtdışında yaşıyormuşsun (konuyu paylaşan kişi). Hiç kendine sordun mu, avrupa neden Erdoğanı sevmiyor? Bunun cevabını bilmen lazım, çünkü yabancılar bunu kendi ağızlarıyla konuşuyorlar heryerde ve hepsinin düşüncesi aynı. Erdoğan gerçekten darbeyi yaptırmış olsaydı inan bana onu Severlerdi.
 
İftira atmak çok kolay. Saçma değilmi bu? Bide yurtdışında yaşıyormuşsun (konuyu paylaşan kişi). Hiç kendine sordun mu, avrupa neden Erdoğanı sevmiyor? Bunun cevabını bilmen lazım, çünkü yabancılar bunu kendi ağızlarıyla konuşuyorlar heryerde ve hepsinin düşüncesi aynı. Erdoğan gerçekten darbeyi yaptırmış olsaydı inan bana onu Severlerdi.


Erdoğan ı yurtdışında sevmiyorlar diye bizim ülkede sevmemiz mi lazım :)

Veya sevselerdi bu adam tehlikeli yurtdışında çok seviyorlar biz sevmeyelim mi demek lazım ?
 
Erdoğan ı yurtdışında sevmiyorlar diye bizim ülkede sevmemiz mi lazım :)

Veya sevselerdi bu adam tehlikeli yurtdışında çok seviyorlar biz sevmeyelim mi demek lazım ?

Benim ne demek istedigimi niye bunu soyledigimi anliyamamişsin. Benim yorumumu bu şekilde yorumlayıp böyle soruyla yanıtlaman komik olmuş. Uzun uzun açiklama yapmicam, çünkü gerçekleri görmek ve anlamak isteyen zaten anlamiştir ne demek istediğimi.

Uzun lafin kisasi; kimse kimseyi sevmek zorunda degil. Gerçekleri gorebilmek içinde illa bazi insanlari sevmek zorunda degiliz. Bazen sevmedigimiz insanlarda dogru olabilir, veya sevdiğimiz insanlar yanlış olabilir.
 
Benim ne demek istedigimi niye bunu soyledigimi anliyamamişsin. Benim yorumumu bu şekilde yorumlayıp böyle soruyla yanıtlaman komik olmuş. Uzun uzun açiklama yapmicam, çünkü gerçekleri görmek ve anlamak isteyen zaten anlamiştir ne demek istediğimi.



Uzun lafin kisasi; kimse kimseyi sevmek zorunda degil. Gerçekleri gorebilmek içinde illa bazi insanlari sevmek zorunda degiliz. Bazen sevmedigimiz insanlarda dogru olabilir, veya sevdiğimiz insanlar yanlış olabilir.
Hımm anladım. :D
 
Darbe gecesinden sonra;Darbe planliydi.
Referandumdan sonra;Darbeye tesebbüs edenlerin:"...Gülenciler, Kemalistler ile AK Parti muhalifleri ve ‘fırsatçılar’dan oluşan bir subaylar grubunun darbenin arkasında olması muhtemeldir." Kaynak:EUITCEN
Yerel secimden sonra:Yukardaki şekil.
 
Televizyon da an be an izleyebildiğiniz için kendinizi şanslı hissetmelisiniz. Biz den önce ki darbeler de basın yayın organı diye bir şey kalmıyor du. En büyük zalimlik belki de, "halk sokağa insin ve demokrasiyi korusun" cumlesiydi sanirim. Bu yuzden masum insanların ölmesi beni üzüyor. Hangi görüşte olduğu mühim değil.
 
İki cumleyi okumaya usendigin icin sana destan gibi gelmis olabilir mi acaba :cici:
 
Geri