Engizisyonun Şefkatini Hangi Güç Sağladı?
Söylencelere göre, sonraki aylarda o garip delikanlı, Agatha´yı defalarca ziyaret etti, aklında hep onun gizemli tebessümü, uyuşturucu gözleri vardı, böylece kalbinde ilk kez aşk ateşi tutuştu, bir kadın olduğunu hissediyordu.
Garip hayaller görüyordu, yıllar sonra yakınlarına şimşeklerin çaktığı bulutların içinde uçtuğundan, kasırgalardan, pencerelerinin güneş gibi parladığı dev bir şatodan, sayısız hizmetçinin koşuşturduğu dev ziyafet sofralarından söz etti.
Karanlıklar Prensi onun hiç yaşlanmayacağını söyledi ama dünyadaki insanlar bunu farkedemeyeceklerdi, gerçekten de kaynaklarda gözlerinin her zaman garip bir şekilde parladığı, yüzünün solgunluğu ve yaşının hiç anlaşılamadığı yazıyor.
Onu sevenler dahi Agatha´nın Şeytan´ın sevgilisi olduğundan emindiler.
Zaman içersinde yakın çevresindekiler ondan korkmaya başladılar, nasıl yaşadığını anlayamıyorlardı, gerçekten de bir daha açlık, yoksulluk çekmedi, her zaman karnı doyuyor, ateşi yanıyordu.
Soygun amacıyla gelen birkaç kişi, dehşet içinde bir daha dönmemek üzere kaçtılar, dipsiz karanlık bir çukura düştüklerini söylüyorlardı.
Genç büyücünün ünü gittikçe yayılıyordu ve sonunda yetkililerin dikkatini çekti, hemen iki görevli Agatha´yı tutuklamak için yollandı, engizisyon tarafından sorguya çekilen ve tıbbi kontroldan geçirilen Agatha´nın hamile olduğu anlaşıldı.
Agatha korkusuzdu, çocuğunun babasının ölümsüz ve sınırsız olduğunu, insanlığı elinde tuttuğunu ve kendisine ve çocuğuna kötülük etmek isteyenlerin kalplerine korku üfleyeceğini söyledi.
Yargıçlar onu cahil, akılsız, duygusal yönden dengesiz ve kolay baştan çıkarılabilecek bir kız olarak düşünüyorlardı ve inanılmaz birşey oldu; mahkeme olayı bir isteri krizi olarak değerlendirerek Agatha´yı serbest bıraktı, bu bir şefkat gösterisiydi.
İnsanların en küçük bir kuşkuda, çok kolay yakıldıkları ve acımasızca işkence edildikleri bir dönemde böylesine bir şefkat hiç görülmemişti.