Enel Hak ateşi

Konu sahibi son olarak 2788 gün önce görüldü
Enel Hak ateşi

Sual: Vehhâbî zihniyetliler, Muhyiddin-i Arabî, Mevlana Celaleddin-i Rumî ve Hallac-ı Mansur gibi evliya zatlara neden kâfir diyorlar?
CEVAP
(Kişi, bilmediğinin düşmanıdır)
derler. Tasavvufu, evliyalığı bilmedikleri ve onların hâllerine sahip olmadıkları için, hemen o büyük zatlara kâfir damgasını basıyorlar. Ehl-i sünnet itikadındaki Müslümanların, Vehhâbîliğe uymayan inanışlarına da şirk damgası vuruyorlar. Mesela, (“Allah göktedir” demeyen kâfirdir) diyorlar. Hâlbuki böyle diyenin kâfir olduğu Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında yazılıdır.

Tarih boyunca gayrimüslimlerden evliya çıkmadığı gibi, Vehhâbîlerden, mezhepsizlerden ve İbni Sebecilerden de evliya çıkmamıştır ve çıkması da mümkün değildir. Çünkü Ehl-i sünnet olmayan evliya olamaz.

Özellikle vahdet-i vücud sahibi evliya zatlar, Allah aşkıyla kendilerinden geçince, yadırganacak sözler söylemişlerdir. Bunların, o an aklı başlarında olmadığı için, mazur olduklarını Ehl-i sünnet âlimleri bildirmektedir. İmam-ı Rabbânî hazretleri buyurdu ki:
Tasavvuf ehlindeki hâller ve marifetler, muhabbetin fazla olmasından hâsıl oluyor. Allahü teâlânın sevgisi, bu büyükleri o kadar kaplıyor ki, başka şeylerin ismi ve cismi hatırlarına gelmiyor. Başka bir şey görmüyorlar. İster istemez, sevgi sarhoşluğuyla, üzerlerini bu hâlin kaplamasıyla, Allah’tan başka şeyleri yok biliyorlar. [Hallac-ı Mansur’un “Enel-hak” demesi gibi] Allahü teâlâdan başka bir şey görmüyorlar. (2/42)

Aşk sarhoşluğu içinde söylenen sözlerin en meşhurlarından biri, Hallac-ı Mansur’un (Enel Hak) sözüdür. (Enel Hak) ne demektir?

İmam-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
Enel Hak, (Ben yokum, Hak teâlâ vardır) demektir.
(2/44)

Hallac-ı Mansur (Enel-Hak) sözünü, tasavvuf yolcusu iken söylemiştir. Vefatından sonra yükseldi. (3/75)

Hallac-ı Mansur’un (Enel-Hak) sözü, (Var olan Hak’tır, ben değilim) demektir. (3/120)

Hallac-ı Mansur’un kelâmı, hâllerin galebe çalmasından dolayı olduğu için, mazurdur. (3/121)

Hallac-ı Mansur, (Enel-Hak) demekle kendisinin bâtıl değil, hak olduğunu bildiriyor. (Ben ilahım, ben Allah’ım) demiyor.

Ali Râmitenî hazretleri buyurdu ki: Hallac-ı Mansur zamanında Hâce Abdulhâlık-ı Goncdüvani’nin talebelerinden biri bulunsaydı, onu teveccühleriyle, içinde bulunduğu makamdan geçirirler ve idam edilmezdi. [Yani idam olmaya sebep olan, yanlış anlaşılan o sözleri söylemezdi.] (S. Ebediyye)

Şair diyor ki:
Bak Mansur’un işine, neler geldi başına,
Düşen nasıl kurtulur “Enel Hak” ateşine?
 
Sapkın düşünceleri savunmanın bir anlamı yok. Bu sözün tevhide aykırı olduğunu sen de çok iyi biliyorsun.

Kimseyi bir şeyle damgalamayız. Ancak bu söz insanı küfre götürebilecek bir sözdür. :)
Karesi ayrıca sen bu sitede İslam dinini değil Sunnilik dinini tebliğ ediyorsun..

Bunu söyleyenlere,
Hayır sen hak değilsin, sen ilah değilsin. Sen sadece aklını kaybetmiş bir cahilsin.
Psikolojisi bozulmuş bir deli, doğruluktan sapmış ve aklı bulanıklaşmış bir hastasın.
demek gerekir. Bu sözü savunmaya çalışmak, cidden çirkin bir durum.

Bakara 257. ayeti çok önemsiyorum.

Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin evliyaları ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.

İbn-i Sebe ise şii ve sunniler tarafından uydurulmuş bir hikayedir. Cemal Savaşı'nın arka planı çok daha derin ve farklıdır. Bu arada İmam Rabbani denilen şahsın bir mektubunda ifadeler aynen şöyledir.
Siz de bunlardan öğrenirseniz sizin gideceğiniz yerde pek farklı olmaz. ;)

"Kıymetli emirlerinize uyarak bu mektubu yüzümün karasıyla yazıyorum. dağınık, bozuk olan hallerimi titreyerek arzediyorum. bu yolda ilerlerken, allahu teala'nın ismi zahirleri o kadar çok tecelli etti ki, her şeyde ayrı ayrı göründü. hatta nisa (kadınlar) şeklinde, onların organları haline ayrı ayrı zahir oldu"

Adamın aklı fikri nerde :D
Çeviriye güvenmiyorsan aşağıda kimin çevirdiği yazıyor.

8. imam rabbani, mektubat tercemesi, 1/6, birinci mektup, terceme, hüseyin hilmi işık, sönmez neşriyat, istanbul, 1968.

Sen kimseye iyi demenle iyi de olmaz, kötü demenle kötü de..
Yukarıdaki İmam Rabbani diye abartılan, putlaştırılan şahsın sözüne ve yapılan çeviriye katılıp katılmadığını söyle :) Bu rezaleti savunmak hangi dindarlığa sığar?

Şura Suresi 11.ayeti de unutmamak lazım. :)

O, gökleri ve yeri yoktan var edendir. Nasıl ki hayvanları çiftler halinde yaratmışsa, size de kendi türünüzden eşler vermiştir; ve sizi bu sayede çoğaltmaktadır. (Ama) hiçbir şey O'na benzemez; ve O her şeyi işiten, her şeyi görendir.

Ehli kitabın haddi kitapları tahrif edildi diyelim. Bizim Kuran'ımız duruyor. Buna rağmen bu tip sözler söylemek için sanırım aklını kaybetmek gerekir.

Ben kimse hakkında hüküm veremem. Ancak tasavvufa ve tarikata günahkar olarak girip müşrik olarak çıkan yüzlerce insan olduğu da bir gerçektir.
 
Sapkın düşünceleri savunmanın bir anlamı yok. Bu sözün tevhide aykırı olduğunu sen de çok iyi biliyorsun.

Kimseyi bir şeyle damgalamayız. Ancak bu söz insanı küfre götürebilecek bir sözdür. :)
Karesi ayrıca sen bu sitede İslam dinini değil Sunnilik dinini tebliğ ediyorsun..

Bunu söyleyenlere,
Hayır sen hak değilsin, sen ilah değilsin. Sen sadece aklını kaybetmiş bir cahilsin.
Psikolojisi bozulmuş bir deli, doğruluktan sapmış ve aklı bulanıklaşmış bir hastasın.
demek gerekir. Bu sözü savunmaya çalışmak, cidden çirkin bir durum.

Bakara 257. ayeti çok önemsiyorum.

Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin evliyaları ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.

İbn-i Sebe ise şii ve sunniler tarafından uydurulmuş bir hikayedir. Cemal Savaşı'nın arka planı çok daha derin ve farklıdır. Bu arada İmam Rabbani denilen şahsın bir mektubunda ifadeler aynen şöyledir.
Siz de bunlardan öğrenirseniz sizin gideceğiniz yerde pek farklı olmaz. ;)

"Kıymetli emirlerinize uyarak bu mektubu yüzümün karasıyla yazıyorum. dağınık, bozuk olan hallerimi titreyerek arzediyorum. bu yolda ilerlerken, allahu teala'nın ismi zahirleri o kadar çok tecelli etti ki, her şeyde ayrı ayrı göründü. hatta nisa (kadınlar) şeklinde, onların organları haline ayrı ayrı zahir oldu"

Adamın aklı fikri nerde :D
Çeviriye güvenmiyorsan aşağıda kimin çevirdiği yazıyor.

8. imam rabbani, mektubat tercemesi, 1/6, birinci mektup, terceme, hüseyin hilmi işık, sönmez neşriyat, istanbul, 1968.

Sen kimseye iyi demenle iyi de olmaz, kötü demenle kötü de..
Yukarıdaki İmam Rabbani diye abartılan, putlaştırılan şahsın sözüne ve yapılan çeviriye katılıp katılmadığını söyle :) Bu rezaleti savunmak hangi dindarlığa sığar?

Şura Suresi 11.ayeti de unutmamak lazım. :)

O, gökleri ve yeri yoktan var edendir. Nasıl ki hayvanları çiftler halinde yaratmışsa, size de kendi türünüzden eşler vermiştir; ve sizi bu sayede çoğaltmaktadır. (Ama) hiçbir şey O'na benzemez; ve O her şeyi işiten, her şeyi görendir.

Ehli kitabın haddi kitapları tahrif edildi diyelim. Bizim Kuran'ımız duruyor. Buna rağmen bu tip sözler söylemek için sanırım aklını kaybetmek gerekir.

Ben kimse hakkında hüküm veremem. Ancak tasavvufa ve tarikata günahkar olarak girip müşrik olarak çıkan yüzlerce insan olduğu da bir gerçektir.

Sen kim onların söylediğini kavramak kim, ilmin yetmez öteki tarafta anlarsın onların Ne kadar keramet sahibi olduğunu ? ( Rabbani için demiyorum Mevlana , Hallacı Mansur için )
 
Geri