En Meşhur Hackerlar

Konu sahibi son olarak 2615 gün önce görüldü
ADAM BEBERG

Adam Beberg 1996 Illinois Institude of Technology Bilgisayar Mühendisliği mezunu.

Mithral Communications & Design Inc.'in kurucusu ve başkanı. Ayrıca Distributed Computing Technologies Inc.'in başkanlığını yapıyor.

Distributed.net karsız 50.000 üyesi ve 80.000 bilgisayardan oluşan bir ağdan oluşuyor.

Organizasyonun amacı hükümetin teknoloji karşıtı sınırlamalarına baş kaldırmak.

Birçok bilgisayar projesi ile ayakta alkışlanan biri. Beberg'in en son projesi; Cosm,

Cosm için yaptığı açıklama ise aşağıda...

"Muhteşem sisteminizi kurdunuz.... gigabitlik harddisk, inanılmaz megaherzlerde hız.... peki bununla ne yapacaksınız?

E-mail mi yazacaksınız, saatlerce oyun mu oynayacaksınız...

Hepsi bu mu?

Aslında bilgisayarınızla milyonlarca iş yapabilirsiniz:

Ne büyük bir kayıp.

*click click click*

Bu esnada ,tüm dünyada,insanlar birçok şey için çaresizlik içindeler. Bir öğrenci trigonometriyi anlamaya çalışıyor. Bir artist kısa metrajlı filmini tamamlamaya çalışıyor. Bir mühendis çizimlerin içinde boğuluyor. Yalnız başlarına yaptıkları iş günlerinİ, aylarını alabilir.

Ama net bir kaç dakika içerisinde isteklerini gerçeleştirebilir."
 
BRUCE SCHNEİER

Bruce Schneier Counterpane Systems'in başkanıdır.

Bu kuruluş kiriptografi ve bilgisayar güvenliği üzerine uzmanlaşmış bir danışmanlık şirketidir.

Schneier Blowfish algoritmasının yaratıcısıdır.

Bu algoritma kriptografide standartlardan biri olmuştur.

İlk dikkatleri elbette Applied Cryptography adlı kitabı yazmakla çekmiştir.

Kitap kriptografinin karmaşıklığını açılayan bir ansiklopedi niteliğindedir.
 
Kevin David Mitnick (Condor olarak da bilinir) (d. 6 Ağustos, 1963), ilk bilgisayar korsanlarından olup en meşhurudur. 15 Şubat 1995'te FBI tarafından yakalanmıştır. Fujitsu, Motorola, Nokia ve Sun Microsystems gibi şirketlerin bilgisayar ağlarına izinsiz girmekten suçlu bulunarak 5 yıl hapis cezası almıştır. Cezası 21 Ocak 2000'de, bilgisayarlara yaklaşma yasağı 21 Ocak 2003'te bitmiştir. Günümüzde, beyaz şapkalı bir bilgisayar korsanı olarak güvenlik danışmanlığı yapmakta ve dünya çapında kongrelere katılmaktadır.


Adrian Lamo, Kevin Mitnick ve Kevin Poulsen (2001)
Mitnick, fotoğrafı FBI'in "En Çok Arananlar" listesinde yer alan ilk hacker olarak kayıtlara geçti ve neredeyse listeden hiç eksik olmadı. "İflah olmaz bir suçlu" olan çocuk ruhlu Mitnick "Sanal Dünya'nın Kayıp Çocuğu" olarak da tanındı.

Lamo-Mitnick-Poulsen.png


tr.wikipedia.org
 
CAROLYN MEİNEL

Carolyn Meinel çok iyi bilinen bir yazar.

The Happy Hacker, onun eseri. Hacker Wargames'in ve The Guides To (mostly) Harmless Hacking'in kurucusu.

Carolyn yeraltı hackerları tarafından sevilmeyen bir kişiliktir ve sürekli saldırıya uğrar.

Uğramış olduğu saldırılar hacker dünyasında herzaman ağır saldırılar olarak bilinir.

Bu saldırılarda kendisinin yanında hem ISP-lerin hem birçok sitenin zarar gördüğü ve hatta bazı net omurgalarının bile zarar gördüğü bilinmektedir.

Şimdiye kadar bir düzineden fazla ISP den atılmıştır.
 
DENNİS RİTCHİE VE KEN THOMPSON

Dmr & Ken

Bilgisayar bilimlerinin efsanevi kalesi olan Bell Laboratuvarları'nın yaratıcı gücü Ritchie ve Thompson, UNIX'i 1969 yılında yarattı.

Küçük bilgisayarlarda, genel hesaplama, kelime işlemci ve ağ kurma (general computing, word processing and networking) için kullanılan bu program, daha sonra standart bir dil haline geldi.

Thompson'un UNIX'inden yola çıkarak yine Bell Laboratuvarları'ndan Rob Pike, Plan 9 adlı yeni nesil işletim sistemini geliştirdi.

Ritchie, her ne kadar C programlama dili yazarlarından olsa da; kendisinin en sevdiği dil Alef'ti.

Thompson ise bir seferinde MiG-29 ile uçmak için Moskova'ya gitmiş amatör bir pilottu.
 
DMİTRY SKLYAROV

Bir hacker mı yoksa bir cracker mı olduğu konusunda kesin bir yargıya varılamayan Dmitry Sklyarov, her şeye rağmen bilgisayar güvenliği konusunda haklı bir ün kazanan kişilerden bir tanesi olmayı başarmıştır.

17 Haziran 2001 tarihinde Las Vegas'ta gerçekleştirilen Def Con 9 konferansına konuşmacı olarak katılan Rus vatandaşı Dmitry Sklyarov, konferansın bitiminde karşısında FBI görevlilerini buldu.

Konferans sırasında Adobe firmasının elektronik kitap formatı olan PDF şifreleme mantığını açıklayan ve bu şifre korumasının nasıl aşılabileceğini anlatan Dmitry Sklyarov, bu konuşma yüzünden "Digital Millennium Copyright Act" anlaşmasını ihlal etmekten yargılanan ilk kişi oldu.

Adobe firmasının bu davayı açmasının daha önemli bir sebebi de Dmitry Sklyarov'un Rusya'da iken ElcomSoft firmasının çıkardığı "Advanced eBook Processor" programını hazırlayan ekipte olmasıydı.

Bir süre Amerika'da tutulan Dmitry, 2001 yılının Aralık ayında şartlı olarak ülkesine dönebildiyse de ElcomSoft firmasınca açılan dava uzun süre devam etti.

Bu olayla ilgili en ilginç gelişmelerden bir tanesiyse Dmitry'nin daha sonra Adobe firmasına şifreleme konusunda danışmanlık yapmasıdır.
 
JOHAN HELSİNGİUS

Takma adı "Julf" olan Johan Helsingius, Panet.fi adında dünyanın en çok tutulan anonim remailer programını (gönderenin e-mail adresinin belli olmadığı bir sistem) yazan kişiydi.

200 megabyte hard disk'li bir bilgisayarda, dünyanın en çok kullanılan ve en hızlı remailer programını çalıştırdı.

486 işlemcili bir bilgisayar üzerinde çalışan bu anonim remailer, kendi kategorisinde dünyanın en çok kullanılan servisi olmayı başardı.

1995 yılında Finlandiya'da Scientology Tarikatı'nın bu programı satın alan bir üyesinin, tarikatın sırlarını internet üzerinden yayınladığı tespit edildi.

Finlandiya polisi bu olaydan dolayı ilgili kişinin kimliği açıklaması için Johan'la irtibata geçti; ama istediği cevaba ulaşamadı.

Bunun ertesinde, Finlandiya mahkemesinden Johan'ın bu remailer programını kullanan kişilerin gerçek e-posta adreslerini açıklaması ile ilgili bir karar çıktı.

Bu durumda Johan'ın yapabileceği tek şey kalmıştı: O da 1996'da programı kullanım dışı bıraktı.

Şu anda sahip olduğu tecrübeyi dünya üzerindeki değişik iletişim firmalarıyla paylaşan Johan Helsingius ile ilgili en ilginç not, kendisinin bu anonim remailer servisini bir kez bile kullanmamasıdır.
 
KEVİN DAVİD MİTNİCK

Dünya üzerinde şimdiye dek görülen en büyük bilgisayar dahilerinden biri. Bir Hacker... Mitnick o zamanlar çok güvenli sayılabilecek hemen hemen her türlü sisteme girmeyi başarmıştır. Bunlar arasında finans firmaları, yazılım şirketleri, askeri siteler ve teknoloji siteleri yer almaktadır. Mitnick özellikle "ip spoofing" gibi çok karmaşık teknikleri kullanmıştır.

Bir bilgisayar almak için yeterli parası olmayan Mitnick, daha yeni yetme iken bir elektronik araç satan mağazalara takılır, orada sergilenen bilgisayar ve modemleri diğer bilgisayarlara bağlanmak için kullanırdı.

Mitnick ilk defa 'The Condor' rumuzuyla ortaya çıktı.. Mitnick, bilgisayar sistemlerine sızma denemelerinde çıtayı iyice yükselterek başta Nokia, Fujitsu, Motorola ve Sun Microsystems firmaları olmak üzere önüne gelen her yere girmeye ve bilgileri kopyalamaya başlar. Sonrası malum, başını da belaya sokar.

Mitnick'in bu hobisine başlaması 1970'ler Los Angeles'ına dayanır. Annesi ve babası ayrı olan Kevin, diğer çocuklar gibi evden okula, okuldan eve gelir gider. Fakat babasının ayrı olması, annesinin de çalışıyor olması evde yalnız başına kalmasına neden olur. Evde yalnız kalan bir çocuk ne yapacak, ya televizyona sarılacak, ya da oturup bilgisayarı ile uğraşacaktır. Kevin de normal olarak kendini bilgisayara verdi. 13 yaşına geldiğinde radyoların ve telefonların sistemlerini çökertmeyi başarmıştı. Bu ilgisini lise yıllarında bilgisayara verince, insanlar hacker nasıl olurmuş gördüler. O günlerde John Draper'in keşfettiği Phreak yöntemi Mitnick'in çok hoşuna gitmişti. Evdeki boş zamanlarında telefonlarının içini açıp, kurcalayan David, Draper'ın ürünü olan Blue Box satışlarına da karıştı. Zaten o zamanlarda, Hackerlık korkulan ve suç ifade eden bir sıfat değildi. Bu da onu teşvik etti ve okulda gösterdiği zekasını hackerlığa verdi.

Mitnick'in adı bu olaylardan sonra bir çok elektronik olaylara daha karıştı. Aslında ismi değil rumuzu karışmıştı.

The Lost Boy of Cyberspace (Siber uzayın kayıp çocuğu)

Mitnick bu takma ad ile firmaların sistemlerine giriyor ve buralarda evde gezer gibi büyük bir rahatlıkla geziyordu. Aslında bu bağlamda Mitnick'in yararlı olduğu bile söylenebilir. Çünkü büyük firmalar onun sayesinde güvenlik sistemlerinin ne kadar zavallı olduğunu anladılar ve daha iyisi için çalıştılar.

Mitnick'in ilk büyük olayı 1982'de Pacific Bell şirketinin sistemlerine girmesi oldu. Bir telefon şirketi olan Pacific Bell, gerçekten de Hackerlıktan payını almış bir şirket; Daha önce de başı John Draper ile belaya girmişti. Mitnick daha sonra bu olayı şöyle anlatıyor: "Gerçekten bu sisteme girmek benim için çok kolay olmuştu. Girdikten sonra bir çok bilgisayar verileri ve manuelleri ile geri çıktım."

Diğer ve onu ele veren olay ise; 1989 yılında Digital Equipment'in sistemini çökertmesi oldu. İşte bu olaydan sonra, Mitnick'in adı duyulmaya başladı. Çünkü dünya üzerinde ilk kez bir Hacker FBI tarafından 'Most-Wanted' listesine (En çok arananlar listesi) dahil edilmişti.

Adaletin uzun kollarından kimse kaçamaz! Kevin Mitnick'de FBI tarafından yakalandı ve bir yıl hapis yattı. Ama o sırada adaşı Kevin Poulsen'in yakalanmasını fırsat bilerek adaletten 17 ay daha saklandı. Ayrıca bu yakalanışında "Bilgisayar bağımlılığı" nedeniyle bir yıl tedavi görmesine karar verilmişti.

1992'deki olayları ile sınırları iyice aşmıştı. Motor Vehicle'nin bilgisayar ağına girerek, buradan da çeşitli veriler ve bilgiler çaldı. Ayrıca aynı yıllarda Sun Microsystems, Novell ve Motorola gibi birçok firmanın sistemine girerek gizli kalması gereken dosyalara ulaştı.

1995 Şubatında ise, FBI tarafından bulunan ve evi göz altına alınan Mitnick sonunda yakalandı. FBI'ın suçlamaları büyüktü; Hacker, birçok bilgisayar sistemine girmek ve 20 bin kadar kredi kartı numarası çalmakla suçlanıyordu. Bu durumun adaletsiz oldğunu düşünen yüzbinlerde kişi "Free Kevin" yazılı çıkarmaları dünyanın her yerinde en görünür yerlere yapıştırdılar. Ayağında zincirlerle dolaşması, hack dünyasında geniş yankı uyandırdı ve tarihe geçti. Ayrıca aynı yıllarda FBI'ın sitesini çökertmiş ve çalıntı mallar kullanmakla suçlanmıştı. Mitnick'in yakalanmasında en büyük rolü Kevin'ın eski düşmanı olan Tsutomu Shimomura oynamıştı. Kendisi de bir sistem uzmanı olan Tsutomu, daha önce Mitnick tarafından hacklenmişti (!).

Kuzey Carolina'da 23 değişik suçtan, California'da ise 25 değişik suçtan aranıyordu. 16 Mart 1999 tarihinde bu suçların 5'inden ve California Kuzey Bölgesi'nin 2 ek suçlamasından hüküm giydi.

Kuşkusuz Mitnick'in en büyük hack performanslarından biri de büyük yazılım şirketlerine girerek patentli olan yazılımları bilgisayarına bedavaya indirmesiydi. Full versiyonlarını... Ayrıca Mitnick'in bütün bunları nasıl yaptığı hakkındaki söylentilerden en ilginci de; Mitnick'in eylemlerini, kendisine internet üzerinde olmayan bir IP numarası vermesiyle gerçekleştirmesi yönündekidir.

Mitnick yakalandıktan sonra dört buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2000 yılının başında cezası bitti ve şartlı salıvermeyle serbest bırakıldı. Bu şartlar şunlardı; 20 Ocak 2003'e kadar bilgisayar, cep telefonu ve elektronik olan tüm aletleri kullanması yasak. Ayrıca ülke dışına çıkması da yasaktı. Öyle ki, Hacker bu durumu şöyle anlatıyor:

"Bunlar ABD hükümetinin daha önce hiç bir vatandaşına uygulamadığı kısıtlamalar. Hapisten daha kötü bir durumdayım. Bilgisayara, yazılım programlarına, modemlere yaklaşamıyorum. Hatta cep telefonları, elektronik ajanda, dizüstü bilgisayar, interaktif televizyon da listeye dahil. İnternete bağlanabilecek her şey yasak."

FBI'ın bunu nasıl sağladığını soracak olursanız da:

"Gözlem altındayım ve elektronik her şeyden uzak duruyorum. Mesela birkaç gün önce bir mülakat için New York'taydım. Metroda benim için bilet alacak birini bulmam gerekti, çünkü bilet makinesi bir bilgisayara bağlıydı."

Ayrıca Mitnick'e göre Hackerlık zararlı bir şey değil; şu anda yaşamını söyleşiler, konferanslar diziler ve radyo programları ile kazanan hackera, tam özgürlüğe kavuşana kadar danışmanlık yapmak da yasak. Fakat Mitnick şimdiden birçok iş teklifi aldığını söylüyor. Ünlü Hackerın, maceralarını konu alan ve New York Times (internet sitesi birkaç Mitnick taraftarı tarafından hacklendi) muhabiri John Markoff tarafından kaleme alınmış olan Take-Down: The Pursuit and Capture of Kevin Mitnick, America's Most Wanted Computer Outlaw adlı kitapta Mitnick hackerlığı şöyle tanımlamış:

"O, bir şekilde güvenlik sistemlerini aşmanın yolunu bulan bir kişidir. Sistemlere bağlı bir teknolojiyi kullanarak, donanım hatalarından yararlanarak, içeriye girebilen kişileri hacker olarak tanımlayabiliriz. Bunun için çok yetenekli bir programcı olmaya gerek yok. Pek çok iyi programcı iyi bir hacker değildir."

Mitnick bu işi neden yaptığına dair soruları ise şöyle yanıtlıyor:

"Para kazanmak ya da servet sahibi olmak için değil. Hacker'lık tamamen tutkularımla ilgili. Bilgiye ulaşma iştahı diyebiliriz."

Ayrıca Hackerlığın zor bir iş olduğunu da ekleyen Mitnick, bir siteyi çökertmeden önce o siteyi araştırıp, açıklar bulamaya çalıştığını söyledi. Yani titiz bir iş...

Mitnick'in yaptığı söyleşilerden birkaç soru-cevabı daha sizle paylaşayım:

Bir siteyi çökerttiğinizde hisleriniz ne oluyor?

Muazzam bir eğlence benim için. Yaratıcılığımın doruklara çıktığını hissediyorum. Adrenalinim artırıyor. Güvenli olduğu söylenen bir duvarı yıkmak enerjime enerji katıyor.

Çökerteceğiniz sitelere nasıl karar veriyorsunuz?

İlgilendiğim alana göre değişiyor, mesela bir aralar sadece telefon şirketleriyle ilgileniyordum.

Şartlı Tahliyenin getirdiği kısıtlamalardan (telefon, bilgisayar kullanmama vb.) dolayı yaşamınızın zorlaştığı oluyor mu?

Beni böyle engellemeyi düşünüyorlar. Adalet buna olanak tanıyor. Ama kontrol altında ara sıra bilgisayar kullanabiliyorum, ayrıca telefonu da sadece ailemi aramak için kullandırıyorlar. Cezamın bitmesine nasıl olsa az kaldı...

Cezanız bitince ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Sanırım danışmanlık işlerine girerim. Ayrıca birçok şirket cezam bitince sistem güvenliği hakkında iş teklif etti.

Ayrıca Mitnick kendisine yöneltilen suçlamalara şöyle cevap veriyor:

Birbiri ardına en güçlü şirketlerin ağlarındaki engelleri geçtim. İnanılmaz bir duyguydu. Tüm varlığımla söylüyorum, hiçbir enformatik sistemi yok etmedim, hiç virüs yazmadım, bilgi silmedim. Benim korsanlık anlayışım, son zamanlarda ortaya çıkanlardan farklı.

Hayatını anlatan "Takedown" isimli bir filme konu olan Mitnick, daha sonra da yine kendi hayatını anlatan "Freedom Downtime" isimli bir filmde kendisini canlandırdı.

Son olarak; "The Fugitive Game: Wipe" adlı bir kitabın 51. sayfasından bir sahneyi aktarayım...

Kapının tokmağı hareket eder...

O sırada uyumakta olan Mitnick düşünür "Neden her zaman sabahın köründe gelmek zorundalar?"

Yattığı yerden sorar "Pardon, ama kimsiniz?"

"Open up! It's the FBI."
 
KEVİN POULSEN

Adını her dönem güvenlik uzmanlarına hatırlatacak Kevin Poulsen adlı korsanın sıralamaya girecek boyuttaki ilk icraatı daha öğrenciyken ABD'nin bütün güvenlik ve savunma ağının bağlı olduğu (ve internetin doğumunda model olarak rol oynayan) bilgisayar ağına sızar. Bir güvenlik açığını keşfederek başardığı bu sızma sonunda geçici de olsa ülkenin bütün savunma sisteminin kontrolünü elinde tutmayı başarır.

Ailesinin kendisi için aldığı TRS-80, onun ilk bilgisayarıydı. Poulsen'in telefon şirketinin treyler'ine girmek için bir takım çilingir seti vardı. Bir arkadaşı Poulsen'in telefon treyler'inin kapısındaki kilitleri açarken çekilmiş resmini, bir başka arkadaşına gösterince Poulsen yakalandı. Teşkilatın yürüttüğü gizli operasyonların adını öğrenmek için, FBI'nın sistemine girme iddiasıyla hakkında dava açıldı.

Kevin Poulsen, eskiden "Dark Dante" takma adını kullanan önemli bir hackerdı. 1990 yılında Pacific Bell telefon şrketinin Los Angeles bölgesindeki tüm hatlarını kontrol altına alan Poulsen, KIIS-FM adındaki radyo istasyonunun düzenlediği yarışmada 102. arayan olmayı başarmıştı. Zira bu radyo, kendilerini arayan 102. kişiye muhteşem bir Porsche 955 S2 hediye ediyordu.

Kevin Poulsen ve iki arkadaşı, radyodaki yarışmadan araba kazanmak için ilginç bir yola başvurdu. İki Porche ve 20 bin dolara göz koyan üç kafadar radyonun telefon sistemiyle oynayarak kendilerinin dışındaki aramaları blokladı ve radyoyu arayarak iki Porsche ile 20 bin dolarlık bir tatil kazanmayı başardı.

Poulsen, bir telefon şirketinin sistemine girmekten aranıyordu, yakalanınca da 5 yıl hapse mahkum oldu. 1996'da hapisten çıkınca bilgisini gerçek hayatta uygulamaya koymak yerine insanlarla paylaşmaya karar verdi.

Poulsen yıllardır bilgi güvenliği alanında gazetecilik yapmakta, hatta zaman zaman bu olaydaki gibi otoritelere yardımcı olmakta.

Eski Security Focus yazarı Kevin Paulsen, yazdığı bir Perl scriptle U.S. National Sex Offender Registry kayıtları ile MySpace kullanıcılarını karşılaştırıp, bir cinsel suç zanlısının tespitine yardımcı olmuş.
 
MAFİABOY

Genç yaşından dolayı adı açıklanmayan "Mafiaboy" takma adlı hacker, 2000 yılındada gerçekleştirilen birçok hack olaylarından sorumlu tutulmaktadır.

Aslında 2000 yılı, hiçbir firmanın sitesine yapılan saldırıları kabul etmediği bir yıl olarak bilinir.

Buna rağmen Amazon,CNN, eBay, E*TRADE, Excite, Yahoo! ve ZDNet gibi pek çok popüler sitenin web sitesi yapılan saldırılar sonucunda uzun süre kapalı kalmıştır.

O zamanlar, bu saldırılarla ilgili olarak 16 yaşındaki "Mafiaboy" takma adını kullanan Kanadalı genç bir hacker suçlanmıştır.
 
MARK ABENE

Masters of Deception adlı hacker grubunun kurucu üyelerinden olan Mark Abene, "Phiber Optik" takma ismini kullanarak Amerka'daki binlerce genci telefon sistemlerinin çalışma prensiplerini araştırmaya özendirdi. Amerikan Federal Mahkemesi, ibret olsun diye Mark Abene'yi, bir yıl hapse mahkum etti.

Hapishanede kutlamalarla karşılanan Abene, daha sonra ise New York Magazine tarafından "New York şehrinin en zeki 100 kişisinden biri" olarak ilan edildi.

Mark Abene (takma adı :Phiber Optik) isimli genç gözdelerden biri, eski LOD(Legion fo Doom) üyesi Erik Bloodaxe ile takışıp bu gruptan atıldı. Phiber Optik ve arkadaşları sonrasında "Masters of Deception"(MOD) adında başka bir hacker gurubu kurdu ve LOD ile MOD sürekli birbirlerine kendilerini ispatlamak açısından bilgisyarlara zarar vermeye başladı.

New York'ta annesinin çalıştığı şirketin elektronik deposunda takılırken ilk defa Apple II, Tmex Sinclair ve Commodore 64 ile tanıştı. Kendisine ait ilk bilgisayarı ise Radio Shack TRS-80 idi.

Telefon alıcısı üzerine deneyler yapan Abene, alıcı üzerinde o kadar çok çalışma yaptı ki, aletin tellerinin bir arada durması için elektrik bandı ile sarılıp takviye edilmesi gerekti.
 
RİCHARD STALLMAN

İlk bilgisayarına 1969 yılında henüz 16 yaşındayken kavuşan Stallman, kısa bir süre içerisinde bilgisayar konusundaki bilgisini inanılmaz seviyelere taşıdı ve 1971 yılında kendisine MIT içerisindeki yapay zeka laboratuarlarında bir iş buldu.

Bu sırada henüz bir Harvard öğrencisi olan Stallman, kendi hazırladığı bir yazılım sayesinde diğer bilgisayarlara kişisel saldırılarda bulunmaya başladı.

Stallman, 1980'lerin başında MIT ile kadrolu olarak çalışmayı bıraktı; fakat oradaki bir ofiste çalışmalarını sürdürmeye devam etti

Şimdilerde adını sıkça duyduğumuz GNU kavramının geliştirici olan Stallman, daha sonraları Free Software Foundation'u (Bedava Yazılım Vakfı) kurdu.

Richard Stallman'ın en ilginç özelliklerinden bir tanesini ise yaptığı olayların hiçbirisinde takma isim kullanmamasıdır.
 
TİMOTHY LLOYF

Omega mühendislik firması çalışanı Timothy Lloyd, intikam almak amacıyla hacking olaylarına giren nadir hacker'lardan bir tanesidir.

Donanma ve NASA ile ortak en büyük şirketlerden birisi olan Omega'dan kovulan Lloyd, intikam için 6 satır kod ile üretim operasyon sistemini çökertmiştir.

Bu olay sayesinde eski şirketini yaklaşık 10 milyon dolar zarara uğratan Lloyd, daha sonra yakanarak yargıç tarafından üç yıl beş ay hapse mahkum edildi.

Suçlamamaları reddeden Llooyd, şirketin ve devletin komplosuyla karşı karşıya olduğunu iddia etti.

Gizli servis elemanları Lloyd'un garajında yaptıkları aramada, içinde 6 satırlık programa ait kodların bulunduğu bir sabit disk bulmuşlardır ve bu sabit disk ilgili davada kanıt olarak kullanılmıştır.
 
VLADİMİR LEVİN

St. Petersburg mezunu başarılı matematikçi Vladimir Levin, Citibank'ın bilgisayarlarına girerek müşterilerin hesaplarından yaklaşık 10 milyon doları kendi hesaplarına aktarmıştır.

St. Petersburg'da çalıştığı AO Saturn adlı şirketteki ofis bilgisayarı ile Citibank'ın sistemine girmekle suçlandı.

Evinde arama yapan Rus polisi, Levin'in bilgisayarının, bilgisayar oyunlarının ve disketlerinin yanı sıra; video kamerasına, müzik hoparlörlerine ve televizyon setine de el koydu.

Rus mafyası tarafından bu olaya zorunlu bırakıldığını iddia eden Vladimir Levin, Heathrow hava alanında Interpol tarafından yakalanmış ve Citibank paranın büyük bir kısmını geri almıştır.

Üç yıl hapse mahkum edilen Vladimir Levin, kendisini savunması için verilen avukatın da bir FBI ajanı olduğunu iddia etmiş ve bu yüzden karşı dava açmış fakat başarısız olmuştur.
 
iSKORPiTX

Hackingde Dünya Rekoru

Zone-h güvenlik portalinin verdiği habere göre Iskorpitz takma ismini (nick name) kullanan Türk hacker 17 mayıs günü 1 kerede 21,549 site hack ederek rekor kırdı.

Şu anda haberin online versiyonu nette çıkmıyor ama google cache'inden haberi okuyabilirsiniz.

Site son dönemde dünya'da gerçekleşen hack olaylarının % 50'sini Türk hacker'ların gerçekleştirdiğine dikkat çekiyor.

İnternet alanında bir Türk rekor kırdı.

Zone-h portalinin verdiği bilgiye göre Iskorpitz adlı hacker 17 mayıs tarihinde 1 kerede 21,549 + 17,000 siteyi hack ederek bir rekora imza attı.

Iskorpitx'in hack ettiği sitelere üzerinde Atatürk'ün yüzü olan bir Türk bayrağı resmi ve mesaj bıraktığı bildiriliyor. Mesaj şu şekilde;

"H*CKED BY iSKORPiTX

(TURKISH HACKER)

... ARMANIAN - ... FRANCE - ... GREECE - ... PKK TERROR

Iskorpitx'in bu tür web saldırılarına 2003 yılında başladığı bildiriliyor. Sonuç olarak bugüne kadar 117.000 site hack ettiği de raporlanıyor.

Iskorpitx'in hack ettiği siteler arasında bazı Türk kamu siteleri de bulunuyor.

Iskorpitx'in bu siteleri uyarı amaçlı hack ettiği ve Antakya SSK Hastanesi websitesi örneğinde görüldüğü gibi "iskorpitx gow.tr uzantılı siteleri özellikle uyarıyor güvenlik açıklarınızı kapatınız" şeklinde bir sayfa bıraktığı görülüyor.

Iskorpitx'in web sunucu mu yoksa root seviyesinde mi sızma gerçekleştirdiğinin bilinmediği ifade edilirken, hack edilen sitelere mesajın yerleştirildiği bir sayfa bırakıldığı belirtiliyor.

Iskorpitx'in son aylarda pek çok genç Türk cracker tarafından model alındığına da işaret eden haberde Türkiye'nin bu alanda lider haline gelmeye başladığını ve dünya çapında yapılan bu tür hack işlemlerinin % 50'sinin artık Türkler tarafından yapıldığını ve bu alanda bir zamanların lideri durumunda olan Brezilya'nın geride kaldığı bildiriliyor.

Iskorpitx'in kimliği bilinmemekle birlikte 45 yaşlarında olduğu ve zaman zaman Metlak adlı 42 yaşındaki başka bir Türk hackerdan da yardım gördüğü düşünülüyor.

Türk hackerların daha çok "İslam" konulu hack işlemi yaptığını bildiren site, Iskorpitx'in bu anlamda da farklı davrandığını bildiriyor.

Hackerlık bilgisayardan önce de vardı, bilgisayardan sonrada olacak gibi görünüyor.

Bilgisini iyi yönde kullanan hackerlar olduğu gibi, kötü yönde kullanan hackerlar da var ve her zaman olacaktır da.

İnancımız o ki hackerlar bilgilerini kendi ülkelerine hizmet için kullansınlar.

İnsanlığın zararı için değil.

Bu makalenin tüm hakları Hasan Günal adresine aittir, kopyalarken lütfen adresini kaynak olarak gösteriniz.

 
Geri