En Kötü Ölüm Şekli Sizce Nedir? :

Konu sahibi son olarak 973 gün önce görüldü
En Kötü Ölüm Şekli Sizce Nedir? :

Bence boğularak ölmek
 
Yatağında huzur içinde ölmediğin her şekil kötüdür. Hatta uykunda ölürken geride bıraktıklarının kötü durumda olması da kötü bir ölüm şeklidir.

Ama direkt bi ölüm şekliyse yanmaktır.
 
İmansız ölmek ..

evet, hafizanallah.daha kötü bir ölüm şekli yok.

Dünya hayatını Cenab-ı Hakk'ın razı olduğu bir şekilde yaşayanlar için aklınıza gelebilecek en kötü şekilde ölümüyle, yatakta ölümü arasında bir fark yoktur.Belki bir sinek ısırmasıyla duyduğu acıyı duyar en fazla.Ruhu, suyu testiden aktığı gibi kolay çıkar / kolay alınır bedeninden.

Ruhlar nasıl kabzedilir?

Meleği kendisine kıyas eden insan, kendi sınırlı irâde gücüyle meleğin tasarrufunu anlayamaz. Melekler, ruhâni varlıklar olmaları keyfiyetiyle, zaman ve mekân kaydına girmeyip, aynı anda binlerce yerde temessül edebilirler. Bu, yüzlerce aynası olan odaya giren bir insanın, aynı anda yüzlerce aynada birden temessül etmesi gibidir. Azrail (as)'ın aynı anda birden fazla ruhu kabzetmesi de böyledir.

Kişiyi gerçekte vefat ettiren, bizzat Cenâb-ı Hakk'ın kendisidir. Fakat, ölümün yüzündeki zahirî çirkinlik Allah (cc)'a isnad edilip, Zât-ı Akdes hakkında nahoş düşüncelere sebebiyet vermesin diye, Allah (cc), icraatına Azrail (as)'i perde yapmıştır.

Vefat anında herkes Azrail (as)'le kontak olur. Bir hastalık, musîbet, kaza, kısaca herhangi bir sebep baş gösterince, hemen Azrail (as)'le irtibat kurulmuş olur. Bu yüzden, Azrail (as)'ın onu aramasına lüzum yoktur. Diyelim ki, muhtelif dalga boylarında neşriyat yapan bir cihaz geliştirilse.. ve bu cihaz, bir düğme ile bin frekansta neşriyat yapsa, aynı anda pek çok cihazı durdurur. Aynı frekanstaki belli bir nokta ile hepsi birden kontak olduğundan, yayın kolayca gerçekleşebilir. Allah (cc)'ın icraatında da bu vüs’at ve dolayısıyla da böyle bir sühulet ve kolaylık mevcuttur.. bir emirle binler askerin hareket etmesi ve güneşin aynı anda binlerce cam parçası ve su kabarcığında yedi rengi, ışığı ve hararetiyle temessül etmesi misali böyle bir teveccüh ve temasla aynı ölüm frakansında buluşan herkes, Azrail (as) dokunduğu anda ruhunu teslim eder. Tıpkı, bir elektrik şartelinin düğmesine dokunmakla, aynı anda yüzlerce âvize ve lambanın sönmesi gibi...

***​

Melek, ölüm anında nasıl görünür?

Her insanın kendine ait bir mertebe ve derecesi vardır. Hasenat ve seyyiatına göre kazandığı mertebe ne ise, Azrail(as)'le işte o mertebede karşılaşır. İyi bir insanın vefatı hengâmında bir sürü melek beşaşet gamzeden simalarıyla ve ümit veren keyfiyetleriyle kendisini kuşatır. Sonra, bu meleklerin seyyidi Hz. Azrail (as) belirir, Allah (cc)'ın selâmını tebliğ eder ve kendisine ruhunu kabzedeceğini söyler. İyi ruh, iyi kabzedilir. Sahîhayn'da yer alan rivayetlere göre, Azrail (as), avanesiyle, o kişinin yaşadığı hayata göre hususî bir surette gelir. Meselâ, Kur'ân ehline bir şekilde, cihad yapmış olan ruha ona göre ve daha başkalarına başka surette görünür ve ruhlarını kabzeder.. Kısaca, iyi kimselere Azrail (as) ve avanesi de iyi görünür ve iyi muamele eder.

Habîs, denî ve kötü kişilerin ölümü esnasında ise melekler sevimsiz, ürkütücü ve dehşet verici tarzda gelirler. O kişinin, onları görünce ödü kopar. Ardından Azrail (as), dehşet saçan bir vaziyette gelir baş ucuna oturur ve ona, onun iç dünyasına göre muamelede bulunur.

***​

Ruh, cesetten nasıl çekilip alınır?

Herkes, ölürken başka bir şey hisseder.. ve hiç kimse, hissettiği şeyi ifâde etme fırsatı bulamadığı için, kimin ne hissettiğini şimdiye kadar öğrenmek de mümkün olmamıştır. Ne var ki, yine de umumî bazı şeyler söyleyebiliriz:

Güzel yaşamış olanlar, güzel şeyler hissederler; kötü yaşamış olanlar da, kötü şeyler. Güzel yaşayan, tebessüm ederek ve tatlı şeyler müşâhede ederek gider. Perispirisi kendisinden ayrılıp giderken, geride bıraktığı ceset tebessüm eder. Ağzına lokum verilen sünnet çocuğunun, sünnet olurken farkına varmaması misâli, Nebi ve şehîd ruhları kabzolurken Cennet pencereleri açılır ve -Efendimiz (sav)'in ifâdesiyle- onların ruhları testiden suyun rahatça akması gibi çıkar.. ve ruhları çıkarken, bedenleri de gidecekleri yerin müşahedesiyle beşaşet içindedir. İyi insan için ölüm, hiç de korkulduğu gibi değil, aksine çok tatlı ve lezzetlidir.. verası da öyle...

Uhud'da şehid olan Abdullah İbn Amr (ra) için, oğlu Câbir (ra)'e Efendimiz (sav) şöyle buyurur: “Bilir misin, Allah babanı nasıl karşıladı? Bunu ne göz görmüş, ne kulak duymuş, ne de bir beşer tahattur edebilmiştir. Öyle karşıladı ki târif edilmez. Baban dedi ki: “Ya Rabbi, beni dünyâya iâde buyur da, şu tatlı ölümün neşvesini arkada kalanlara da anlatayım.” Allah, “Artık geriye dönme yok; o bir kereydi ve artık bitti. Fakat Ben, sizin durumunuzu onlara haber veririm” buyurdu. Sonra da, şu âyet nâzil oldu:

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma, hayır (onlar) diridirler, Rableri katında rızıklanmaktadırlar. ” (Âl-i İmran, 3/169). Bu, Allah yolunda şehid olan herkes için mutlaka bir beşarettir.

Efendimiz (sav), vefatı hengâmında her kendine gelişinde “Namaz, namaz!...” diyordu; Hz. Ömer (ra) de, aynen Efendisi gibi “Namaz, namaz! ...” diyerek vefat etmişti. Hz. Halid b. Velid (ra) de, vefat anında “Atım, kılıcım, getirin onları, son bir kere daha göreyim” diye inliyordu. Hanzala (ra)'nın, Saad b.Muaz (ra)'ın vefatlarına gökler ağlayıp harekete geçiyor, melekler gasl ve definlerine iştirak ediyorlardı. Osman Efendimiz (ra), Kur'ân okurken, Ali Efendimiz (ra), camiye giderken şehid ediliyordu. Bunlara karşılık, çokları da içki masasında, kumar başında, fuhuş yuvasında son nefesini veriyordu. Evet, nasıl yaşamışlarsa öyle ölüyorlardı...

Firavunlaşmış ruhlar, dikenlere takılmış ipek gibi çekilir. Dubleleri kendilerini bırakıp giderken, geride işmizaz ve ekşi yüzler bırakır. Melekler, böylelerinin canlarını çok çetin alırlar. Onların canları, dikenlere takılmış pamuğun ayıklanması gibi çok zor çıkar.
 
Tabiki yanarak ölmek en kötüsü.
 
ölümü bekleyerek olanı
 
Yanarak ve suda boğularak ölmek.
 
Geri