Z
Z3yn3P
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Çocukların ruh hali, yetişkinlere göre çok farklıdır. Onlar, kendilerine anlatılan her şeye itiraz etmeden ve kuşkulanmadan inanırlar. En belirgin özellikleridir, saflık ve inanırlık… Bu çabuk inanma ve bağlanma, çocuğa özgü bir ruh halidir. Yetişkinler olarak bunu çok iyi kullanıp, onlara faydalı ve yararlı tüm bilgileri verebiliriz.
Özellikle 7–9 yaş arası çocukların dini bilgilere karşı ilgileri çok fazladır. İbadet edenleri izlemekten, onlar gibi yapmaktan hoşlanırlar. Bu da bu yaştaki çocukların taklit ve tekrarla dini bilgileri öğreneceğini göstermektedir. Aynı zamanda bu çağdaki çocuklara nasihat verilebilir ve o da bunu rahatça anlar. Tabi hemen bilgi verdikten sonra nasihate başlamak uygun değildir. Uygun olan, çocuğa dini bilgileri empoze etmek yerine, çeşitli yaşantılar ve uygulamalarla kuralların gerekliliği sonucuna, onun kendiliğinden ulaşmasını sağlamaktır. İşte aslı yapılması gereken burada başlamaktadır. Peki, bunu nasıl yapabiliriz?
Doğdu günden itibaren eğitimine dikkat edilen çocuk için, her şey onun anlayacağı şekilde ve peyder pey anlatılmalıdır. 7–9 yaşına kadar çocuğunuza elbette bazı dini bilgiler vermişsinizdir, fakat bu yaşta verecekleriniz ve yöntemleriniz çok önemlidir. Çünkü ilerdeki hayatını etkileyecek, sağlam dini eğitimin verilmesi gereken bir dönemdedir. Bu dönemi kaçırdığınız zaman, ilerde şüphe ve taklitten uzak dönemde bunu başarmanız oldukça zor olacaktır. Çünkü ergenlik dönemine gelen çocuk, şüpheci, her söyleneni dinlemeyen, hemen kabul etmeyen ve taklit etmeyen bir yaklaşım içindedir. Bu durumda sizin vereceğizi hangi eğitim olursa olsun, onu almakta, kabullenmekte zorluk olacaktır. O zaman 7–9 yaş dönemini çok iyi değerlendirmek gerekir.
Çocuğun kendi sonuçlarına ulaşması için yapılacak en güzel yöntem, “hayatı tanıtmak”tır. Bu yaşlardaki çocuklara hayattan konularla yaklaşmak, onun zihinsel ve duygusal gelişimine en uygun yöntemdir. Çünkü bu yaştaki çocuklar, ayrıntıdan çok eşya ve olayların bütününe dikkat eder, genel çizgilerle ilgilenirler. Zihinleri henüz ayrıntıları görecek, çözümleyecek kadar gelişmemiştir. Bu nedenle parça parça değil, bütün olarak sunulan bilgi ve becerileri daha kolay edinirler. Bu özellik dikkate alınmadığında, din bilgisi sanki dünyaya ait değilmiş gibi algılanacaktır. Hâlbuki çocuk, hayatı bütün olarak algılar. Eğer bu bütünlüğü iyi anlatamazsanız, dünya hayatını başka, dini bilgilerin karşılığı olan ahiret hayatını başka olarak algılama hatasına düşmesine sebep olabilirsiniz. Bu yüzden çocuğa dünya hayatının da ahiret hayatının da bir bütünün parçaları olduğunu göstermelisiniz. Çocuk, çevresinde gördükleriyle ilgi kurduğu sürece, zihnini aydınlatır, belirsiz bilgiden kurtulur, dinin kurallarının sadece bilgi yığını olmadığını, hayatta uygulanması gerektiğini anlar. Mesela, karlı havada dışarı çıkacak olan çocuğunuza nasıl kalın giyinmesini öğretiyorsanız, manevi olarak da kötülüklere karşı korunması için din elbisesini giymesi gerektiğini öğretmelisiniz. Kâinatı yoktan var eden Allah’ın emirlerine bağlılığı, yaşayan bütün canlılar için bir denge ve ahenk sağlayan kuşatıcılık olarak göstermelisiniz. Onun kendi varlığını, kâinat üzerinden düşündürmek ve ona soru sormasını, inceleme ve araştırma yaparak sonuçları değerlendirmesini öğretmek, düşüncesinin güçlenmesine yardım edici yollar bulmalısınız. Etrafınızda bulunan varlıklardaki renk, güzellik, şekil ve düzenden haberdar olması, bunları fark edebilmesi, Allah’ı tanıma, bilme ve O’na inanma yolunda güçlü bir adımdır. Hayatı tanıtma noktasında izleyeceğiniz yöntem için Kur’an-ı Kerim’den istifade edebilirsiniz. Karıncadan bahseden Neml suresi, arıdan bahseden Nahl suresi, gökyüzü olaylarını anlatan Yasin suresi gibi… Aynı şekilde tabiat olayları; yağmur, kar, gece-gündüz, mevsimlerden istifade edebilirsiniz. Hayvanlardan, bitkilerden ve onların yaşayışlarından ve onların da Allah’ı zikrettiklerinden, yaşına uygun hikâyeler yardımıyla bahsedebilirsiniz. Aynı şekilde hayat içinde yaşanan kutlamalardan faydalanabilirsiniz. Özel günler, kandiller, bayramlar gibi… Bu yaştaki çocuklarda, çevreye karşı çok fazla ilgi ve merak vardır. Bu merak ve ilgiyi dini bilgileri verme ve gösterme noktasında çok iyi kullanabilmelisiniz. Çünkü o büyüdükçe, bu duyarlılığı azalacaktır. O zaman onu hemen karşınıza alın ve içinde yaşadığımız dünyanın Allah’a ait olduğunu, her şeyi O’nun yarattığını, tüm varlıkların O’na ait olduğunu anlatın. Eğer çocuğunuz bunları anladı ve algıladıysa, din eğitimi verme noktasında amacınıza ulaştınız demektir. Hayattı tanıtmakla, çocuğunuzun hem dini bilgilere yaklaşmasını hem de dini anlatımı sadece zihne yüklenen bilgi olmasından kurtulmasını sağlamış olursunuz.
Bilgiler verildi ve çocuk hayatı tanımaya başladı. Şimdi de ona güzel örnek olmalı ve rol modeli görevinizi en şekilde yerine getirmelisiniz. Bilgi, eylemi getirmiyorsa, hiçbir fayda sağlamaz. Mesela, ateşin yakıcılığını öğrettiniz, ama bu bilgi ateşten uzaklaşmasını sağlamıyorsa, hiçbir faydası yoktur. O zaman devreye örnek olma ve bilgiyi birlikte fiile dönüştürme gelmektedir. Mesela, her işe başlarken “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek başlamanız. Abdest alışınız, namaz kılışınız, Kur’an okuyuşunuz, camiye gidişiniz, tüm yaptıklarınız çocuğunuz tarafından gözlenmekte. “Acaba annem babam söylediklerinin ne kadarını yapıyorlar?” şeklinde… Bu dönemde ilgi ve merak hat safhada ya, çocuk bundan dolayı sizi yakın takibe almıştır. Bunun için onunla camiye gitmeniz, önemli günlerde beraber dua etmeniz, Kur’an okumanız, bayramlarda aile büyüklerini ziyaret etmeniz, çok önemlidir. Çocuğunuzun sizinle beraber olması, dini yaşayışı tanıyıp öğrenmesinde ve alışkanlık kazanmasında en sağlam adımdır. Çünkü taklitle başlayan pratikler, zamanla alışkanlık haline gelecek ve irade tarafından harekete geçirilecektir. Çocuğunuz, sizin dini yaşayışınızı model alarak neyin, neden, nasıl yapıldığını daha kolay anlayacaktır.
Bu konuda söylenmesi gereken diğer önemli nokta, çocuğu dini yaşayışa alıştırırken, beden gelişimine ve zihin faaliyetine de dikkat etmek gerekir. Çünkü çocuğa birtakım bilgi ve davranışları kazandırmakla beraber, öğrenme arzusu da uyandırmak gerekir. O zaman her yeni bir şeyi öğrendikten sonra başka bir şey daha öğrenmek isteyecektir. Öğrenme arzusu kamçılanmazsa, sadece öğrettiğiniz o yaşta kalır ve hayatın ileriki safhalarına taşınmaz. Gelişim özellikleri, ilgi ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak bunun için önemlidir. Hayırlı evlatlar yetiştirmemiz duasıyla, emanet edilmesi gereken en “Emin”e emanet olunuz.