Kitap kadar iyi bir arkadaş yoktur. Sizin için son dönemin en çok okunan 10 kitabını seçtik, özetlerini ve fiyat listelerini oluşturduk. Şu sıralar yeni bir kitap almak istiyorsanız, bu listeye bakmadan geçmeyin deriz.
En çok satan 10 kitabı görmek için sonraki butonuna tıklayarak sayfaları gezmeye devam edin.
Ustam ve Ben / Elif Şafak
Öğrenme aşkıyla geçti ömrümüz, aşkı öğrenemesek de…
Tarihimizin en önemli ve çalkantılı dönemlerinden biri olan 16. yüzyılda İstanbul… Hindistan'dan gelen beyaz bir fil ve onun sırlarla dolu bakıcısı: Çota ile Cihan. Filbaz aynı zamanda bir üstadın çırağı. Ustası ise Sinan. Bu toprakların yetiştirdiği en büyük mimar.
Elif Şafak'ın muazzam hayal gücü ve zengin diliyle Osmanlı tarihinin derinliklerine doğru şaşırtıcı bir yolculuğa çıkıyoruz. Karşılıksız bir aşk, iktidar kavgaları, yobazlığın ortasında yeşeren sanat ve beklenmedik bir ihanet…
"İstanbul dediğin unutkanlıklar şehri. Orada her şey suya yazılmış. Ustamın eserleri hariç, onunkiler taşa kazınmış. O taşlardan birine bir sır sakladık. Çok zaman geçti üzerinden, nice alametler birikti ama hâlâ orada olmalı, bıraktığımız noktada. Bilmem bulan çıkar mı? Bulsa bile anlar mı? Ustamdan geriye kalan yüzlerce eserden ve binlerce, binlerce taştan bir tanesi var ki, altında gizli Arzın Merkezi."
Beyoğlu'nun En Güzel Abisi / Ahmet Ümit
Karanlık... Soğuk havayla iyice ağırlaşan bir karanlık. Uzaklardan şarkılar geliyor kulağına, neşeli kadın çığlıkları, ayarını yitirmiş sarhoş naraları, biri küfrediyor belki ana avrat, belki ağlıyor biri hıçkıra hıçkıra, belki biri sessizce ölüyor bu gürültünün, bu hengâmenin ortasında. Umurunda değil. Hepsinden sıyrılmış, sadece öfke...
Nereye gittiğini bilmeden yürüyor, nefret tarafından kuşatılmış olarak. Kıskançlık denen o canavar, çelikten pençesine almış yüreğini, habire sıkıyor. "Kadınlar," diyor bir ses zihninin derinliklerinden... "Kadınlar, onlarla oynayamazsın... Oynadığını zannedersin ama bir de bakmışsın, asıl oyuncak sen olmuşsun." Hayatına giren kadınların yüzleri beliriyor sokağın zemininde. Birer birer düşüyor görüntüleri ayaklarının dibine. Hepsinin boynu bükük, hepsinin gözlerinde keder. Hepsi üzgün... Aldırmıyor, bir su birikintisiymiş gibi basıp geçiyor üzerlerinden ama yeniden düşüyor görüntüler zemine. "Kadınlar," diyor o ses yine, "Kadınlardan asla kurtulamazsın, hayaletleri hayatın boyunca seni takip eder."
Suçlamalara Karşı Gerçekler / İlker Başbuğ
Türkiye Cumhuriyeti 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 13. Ağır Ceza Mahkemesinde savunma yapmayı reddetmiştir.
Çünkü Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Genelkurmay Başkanı görevi başında iken terör örgütü yönetmekle suçlanmıştır.
Bu tarihi süreçte yargı, aldığı kararlarla sınıfta kaldı.
Siyaset, sadece konuşarak ve seyrederek sınıfta kaldı.
Medya, gerçeklere dokunmaktan çekinerek sınıfta kaldı.
Türk silahlı kuvvetleri, muvazzafı ve emeklisiyle silah arkadaşlığına vefasızlık göstererek sınıfta kaldı.
Cezaevlerinde bulunanlar ise aileleri ve sevenleriyle hep dimdik ayakta kaldılar.
Ne eğildiler ne de büküldüler.
İlker Başbuğ, bu kitapta iki yıldır şahsına ve Türk silahlı kuvvetlerine yöneltilen suçlamalara yanıt vererek savunmasını Türk milletinin takdirine sunuyor.
Mihmandar: Bir ‘Eyüp Sultan’ Romanı / İskender Pala
Çölde gönüllere düşen ateş tutku oldu, dünyaya yayıldı.
Eyüp Sultan, o ateşin hem mihmandârı hem de kahramanıydı.
O kahraman, Mekke, Medine ve Şam’dan geçti ve İstanbul önlerinde durdu.
İstanbul’un fetih müjdesini nesillerin ve zamanın ruhuna işledi.
İskender Pala, bu gönül kuşatmasını dile döktü.
Rum ateşi ile aşk ateşini karşı karşıya getirdi.
Kostantiniyye’yi İstanbul’a dönüştüren müjdenin haritalarını çizdi.
İnanç ve tarih, bir aşk ve iman insanının öyküsünde bugünün ışığı oldu.
Mihmandar!
Kurt Seyt & Shura / Nermin Bezmen
Edebiyat dünyasına 'Uyandıran Aşk' isimli şiir kitabı ile adım atmış olan Nermin Bezmen, bu kez Çarlık Rusyasının debdebeli yaşantısından Bolşevik ihtilali ile İstanbul'a sürüklenen hayatları anlatıyor.
1892'nin Yalta'sından St. Petersburg'un saltanat günlerine Karpatlar cephesinden ihtilalin cehennemine ve nihayet işgal altındaki İstanbul'a, 1920'lerin Pera'sına, macera dolu bir yolculuk yapacaksınız.
Büyük bir aşkın, harbin, ihtilalin, hasret ve hüzünlerin hikayesi ile okuyucuyu baştan sona kendine has bir tat, merak ve heyecanla sürükleyen, uzun süren araştırmaların gerçekçilikte aktarıldığı bir roman, 'Kurt Seyt ve Shura.'
Allah De Ötesini Bırak / Uğur Koşar
Allah her şeyden haberdardır, sanmayın ki size yapılan haksızlığa kayıtsız kalıyor. O, size bir annenin evladına yaklaştığı merhametten daha fazla merhamet duyandır. Duanın karşılığını takip etmeden “Allah de ötesini bırak”. Kul Rabb’ini imtihan etmez. O’na tevekkülle yaklaştığında rahmetini tüm hücrelerinde hissedeceksin.
Karşında o kadar çok maskeli insan var ki onları tanımak için yoruluyorsun. Şayet dikkat edersen güzel olan bir şey var; o senin hakkını aldıkça, sen onun sevaplarından kazanıyorsun. O halde kaybettim diye üzülme, biraz daha derin bakarsan, aslında kazandığını fark edeceksin!
Haz / Seda Diker
Cinsel hayatı sönük, orgazm olmayı tam olarak keşfedememiş, sıradan ama toplumun gözünde “harika” bir evlilik yapmış İpek…
Adeta erkeklerin **** kölesi haline gelmiş, ama onlardan aradığı sevgiyi ve yakınlığı asla bulamamış, yetenekli, güzel, ama yapayalnız bir kadın, Arzu…
Kızlık zararını her ne pahasına olursa olsun korumak isteyen, ailesinden ağır baskılar görerek büyütülmüş, ama modern çağın serbest düzeninde, sevdiği adamla yakınlaşma dürtüleri, içinde kıvranan, aşkı bulamamış Nihan…
3 ayrı kadının cinselliğe bakış açılarının, hayatlarını nasıl etkilediğinin incelendiği bu kitapta, karakterlerin sadece yatak odası öykülerini bulacaksınız. Buna şaşırmayın, çünkü cinsellik, her ilişkinin ve aşkın temel taşıdır. Bir ilişkinin iyi gidip gitmediğini yatak odanızda yaşananlara bakarak değerlendirebilirsiniz.
Cinsel hayatımıza farklı bir bakış açısı getirerek, heyecanı, arzuyu, aşkı yeniden alevlendirmek, ilişkilerimizi istediğimiz kıvama getirebilmek mümkün.
Bu kitapta anlatılan tüm karakterler, gerçektir. Sadece onları korumak amaçlı, isimleri, meslekleri değiştirilmiştir.
Ama her 3 hayat da aradığı mutlu sona ulaştı. Bu sıra dışı öğretiye hazır mısınız?
Geyikli Park / Sunay Akın
Falih Rıfkı Atay’ın “Ateş ve Güneş” adlı kitabında, bir subayın kendisine yönelttiği şu eleştiriyle, Çanakkale direnişine hak ettiği değeri vermeyişimizin çok eskilere dayandığını görebiliriz:
“Siz gençler ne tembelsiniz? Hiçbir şey yazmıyorsunuz. Çanakkale’ye bir torpido şair ve ressam gitti. Daha bir kitap bile görmedik.”
Oysa Çanakkale’yi ziyaret ederek, izlenimlerini aktarmaları istenen sanatçı heyeti, 11 Temmuz 1915’te Sirkeci’den trenle yola koyulur. Davete, aralarında İbrahim Çallı, Enis Behiç, Hamdullah Suphi, Ömer Seyfettin, İbrahim Alaattin, Nazmi Ziya ve Mehmet Emin’in de olduğu on yedi kişi katılır. “Heyet-i Edebiyat” olarak anılan grup, bir İngiliz zırhlısı tarafından tahrip edilen Namık Kemal’in Bolayır’daki mezarını da ziyaret etmeyi unutmaz.
Davete katılamayanlar arasında öyle güçlü bir kalem vardır ki, eğer heyette o olsaydı Çanakkale Savaşı hakkında elimizde harika bir eser olabilirdi. Ancak gidemez, çok önemli bir mazereti vardır, ölüm döşeğindedir. Tevfik Fikret, başucunda duran Çanakkale’deki savaş alanlarına ziyareti içeren davetiyeye bakarak verir son nefesini…
Ve Sunay Akın, Çanakkale’den bindiği gemisiyle, dünyanın gizli kalmış pek çok kıyısına uğrayarak sürdürür yolculuğunu. Hiç anlatılmamış öyküler fısıldar kulağımıza, “Geyikli Park” subaya geç kalmış bir özürdür adeta.
Neden Dersen… / Müjdat Gezen
Müjdat Gezen’den sarsıcı bir kitap.
Neden dersen?
Sanatçı bugüne ve yarına dair endişelerini ve kızgınlıklarını anlatırken; “Nasıl bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz?”, “Hangi değerlerle varolmak istiyoruz?” sorularının cevabını arıyor…
Ve Mustafa Kemal Atatürk’ten Aziz Nesin’e, Savaş Dinçel’den Münir Özkul’a, Bülent Ecevit’e kahramanlarını bir hikâye tadında anlatırken sizleri de ***ifli bir yolculuğa çıkartıyor.
Kemerlerinizi bağlayın.
Sabah Uykum / Ahmet Batman
Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir.
Ben anlam veremiyorum yani neden bittiğine değil madem bitecekti neden bu kadar hevesli başladık? Ben ikimizdeki bu hevese anlam veremiyorum. Ne oldu bize bilmiyorum ama iyi şeyler olmadığını çok iyi biliyorum. Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil, aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte ondan öte gidemedik.
En çok satan 10 kitabı görmek için sonraki butonuna tıklayarak sayfaları gezmeye devam edin.
Ustam ve Ben / Elif Şafak
Öğrenme aşkıyla geçti ömrümüz, aşkı öğrenemesek de…
Tarihimizin en önemli ve çalkantılı dönemlerinden biri olan 16. yüzyılda İstanbul… Hindistan'dan gelen beyaz bir fil ve onun sırlarla dolu bakıcısı: Çota ile Cihan. Filbaz aynı zamanda bir üstadın çırağı. Ustası ise Sinan. Bu toprakların yetiştirdiği en büyük mimar.
Elif Şafak'ın muazzam hayal gücü ve zengin diliyle Osmanlı tarihinin derinliklerine doğru şaşırtıcı bir yolculuğa çıkıyoruz. Karşılıksız bir aşk, iktidar kavgaları, yobazlığın ortasında yeşeren sanat ve beklenmedik bir ihanet…
"İstanbul dediğin unutkanlıklar şehri. Orada her şey suya yazılmış. Ustamın eserleri hariç, onunkiler taşa kazınmış. O taşlardan birine bir sır sakladık. Çok zaman geçti üzerinden, nice alametler birikti ama hâlâ orada olmalı, bıraktığımız noktada. Bilmem bulan çıkar mı? Bulsa bile anlar mı? Ustamdan geriye kalan yüzlerce eserden ve binlerce, binlerce taştan bir tanesi var ki, altında gizli Arzın Merkezi."
Beyoğlu'nun En Güzel Abisi / Ahmet Ümit
Karanlık... Soğuk havayla iyice ağırlaşan bir karanlık. Uzaklardan şarkılar geliyor kulağına, neşeli kadın çığlıkları, ayarını yitirmiş sarhoş naraları, biri küfrediyor belki ana avrat, belki ağlıyor biri hıçkıra hıçkıra, belki biri sessizce ölüyor bu gürültünün, bu hengâmenin ortasında. Umurunda değil. Hepsinden sıyrılmış, sadece öfke...
Nereye gittiğini bilmeden yürüyor, nefret tarafından kuşatılmış olarak. Kıskançlık denen o canavar, çelikten pençesine almış yüreğini, habire sıkıyor. "Kadınlar," diyor bir ses zihninin derinliklerinden... "Kadınlar, onlarla oynayamazsın... Oynadığını zannedersin ama bir de bakmışsın, asıl oyuncak sen olmuşsun." Hayatına giren kadınların yüzleri beliriyor sokağın zemininde. Birer birer düşüyor görüntüleri ayaklarının dibine. Hepsinin boynu bükük, hepsinin gözlerinde keder. Hepsi üzgün... Aldırmıyor, bir su birikintisiymiş gibi basıp geçiyor üzerlerinden ama yeniden düşüyor görüntüler zemine. "Kadınlar," diyor o ses yine, "Kadınlardan asla kurtulamazsın, hayaletleri hayatın boyunca seni takip eder."
Suçlamalara Karşı Gerçekler / İlker Başbuğ
Türkiye Cumhuriyeti 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 13. Ağır Ceza Mahkemesinde savunma yapmayı reddetmiştir.
Çünkü Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Genelkurmay Başkanı görevi başında iken terör örgütü yönetmekle suçlanmıştır.
Bu tarihi süreçte yargı, aldığı kararlarla sınıfta kaldı.
Siyaset, sadece konuşarak ve seyrederek sınıfta kaldı.
Medya, gerçeklere dokunmaktan çekinerek sınıfta kaldı.
Türk silahlı kuvvetleri, muvazzafı ve emeklisiyle silah arkadaşlığına vefasızlık göstererek sınıfta kaldı.
Cezaevlerinde bulunanlar ise aileleri ve sevenleriyle hep dimdik ayakta kaldılar.
Ne eğildiler ne de büküldüler.
İlker Başbuğ, bu kitapta iki yıldır şahsına ve Türk silahlı kuvvetlerine yöneltilen suçlamalara yanıt vererek savunmasını Türk milletinin takdirine sunuyor.
Mihmandar: Bir ‘Eyüp Sultan’ Romanı / İskender Pala
Çölde gönüllere düşen ateş tutku oldu, dünyaya yayıldı.
Eyüp Sultan, o ateşin hem mihmandârı hem de kahramanıydı.
O kahraman, Mekke, Medine ve Şam’dan geçti ve İstanbul önlerinde durdu.
İstanbul’un fetih müjdesini nesillerin ve zamanın ruhuna işledi.
İskender Pala, bu gönül kuşatmasını dile döktü.
Rum ateşi ile aşk ateşini karşı karşıya getirdi.
Kostantiniyye’yi İstanbul’a dönüştüren müjdenin haritalarını çizdi.
İnanç ve tarih, bir aşk ve iman insanının öyküsünde bugünün ışığı oldu.
Mihmandar!
Kurt Seyt & Shura / Nermin Bezmen
Edebiyat dünyasına 'Uyandıran Aşk' isimli şiir kitabı ile adım atmış olan Nermin Bezmen, bu kez Çarlık Rusyasının debdebeli yaşantısından Bolşevik ihtilali ile İstanbul'a sürüklenen hayatları anlatıyor.
1892'nin Yalta'sından St. Petersburg'un saltanat günlerine Karpatlar cephesinden ihtilalin cehennemine ve nihayet işgal altındaki İstanbul'a, 1920'lerin Pera'sına, macera dolu bir yolculuk yapacaksınız.
Büyük bir aşkın, harbin, ihtilalin, hasret ve hüzünlerin hikayesi ile okuyucuyu baştan sona kendine has bir tat, merak ve heyecanla sürükleyen, uzun süren araştırmaların gerçekçilikte aktarıldığı bir roman, 'Kurt Seyt ve Shura.'
Allah De Ötesini Bırak / Uğur Koşar
Allah her şeyden haberdardır, sanmayın ki size yapılan haksızlığa kayıtsız kalıyor. O, size bir annenin evladına yaklaştığı merhametten daha fazla merhamet duyandır. Duanın karşılığını takip etmeden “Allah de ötesini bırak”. Kul Rabb’ini imtihan etmez. O’na tevekkülle yaklaştığında rahmetini tüm hücrelerinde hissedeceksin.
Karşında o kadar çok maskeli insan var ki onları tanımak için yoruluyorsun. Şayet dikkat edersen güzel olan bir şey var; o senin hakkını aldıkça, sen onun sevaplarından kazanıyorsun. O halde kaybettim diye üzülme, biraz daha derin bakarsan, aslında kazandığını fark edeceksin!
Haz / Seda Diker
Cinsel hayatı sönük, orgazm olmayı tam olarak keşfedememiş, sıradan ama toplumun gözünde “harika” bir evlilik yapmış İpek…
Adeta erkeklerin **** kölesi haline gelmiş, ama onlardan aradığı sevgiyi ve yakınlığı asla bulamamış, yetenekli, güzel, ama yapayalnız bir kadın, Arzu…
Kızlık zararını her ne pahasına olursa olsun korumak isteyen, ailesinden ağır baskılar görerek büyütülmüş, ama modern çağın serbest düzeninde, sevdiği adamla yakınlaşma dürtüleri, içinde kıvranan, aşkı bulamamış Nihan…
3 ayrı kadının cinselliğe bakış açılarının, hayatlarını nasıl etkilediğinin incelendiği bu kitapta, karakterlerin sadece yatak odası öykülerini bulacaksınız. Buna şaşırmayın, çünkü cinsellik, her ilişkinin ve aşkın temel taşıdır. Bir ilişkinin iyi gidip gitmediğini yatak odanızda yaşananlara bakarak değerlendirebilirsiniz.
Cinsel hayatımıza farklı bir bakış açısı getirerek, heyecanı, arzuyu, aşkı yeniden alevlendirmek, ilişkilerimizi istediğimiz kıvama getirebilmek mümkün.
Bu kitapta anlatılan tüm karakterler, gerçektir. Sadece onları korumak amaçlı, isimleri, meslekleri değiştirilmiştir.
Ama her 3 hayat da aradığı mutlu sona ulaştı. Bu sıra dışı öğretiye hazır mısınız?
Geyikli Park / Sunay Akın
Falih Rıfkı Atay’ın “Ateş ve Güneş” adlı kitabında, bir subayın kendisine yönelttiği şu eleştiriyle, Çanakkale direnişine hak ettiği değeri vermeyişimizin çok eskilere dayandığını görebiliriz:
“Siz gençler ne tembelsiniz? Hiçbir şey yazmıyorsunuz. Çanakkale’ye bir torpido şair ve ressam gitti. Daha bir kitap bile görmedik.”
Oysa Çanakkale’yi ziyaret ederek, izlenimlerini aktarmaları istenen sanatçı heyeti, 11 Temmuz 1915’te Sirkeci’den trenle yola koyulur. Davete, aralarında İbrahim Çallı, Enis Behiç, Hamdullah Suphi, Ömer Seyfettin, İbrahim Alaattin, Nazmi Ziya ve Mehmet Emin’in de olduğu on yedi kişi katılır. “Heyet-i Edebiyat” olarak anılan grup, bir İngiliz zırhlısı tarafından tahrip edilen Namık Kemal’in Bolayır’daki mezarını da ziyaret etmeyi unutmaz.
Davete katılamayanlar arasında öyle güçlü bir kalem vardır ki, eğer heyette o olsaydı Çanakkale Savaşı hakkında elimizde harika bir eser olabilirdi. Ancak gidemez, çok önemli bir mazereti vardır, ölüm döşeğindedir. Tevfik Fikret, başucunda duran Çanakkale’deki savaş alanlarına ziyareti içeren davetiyeye bakarak verir son nefesini…
Ve Sunay Akın, Çanakkale’den bindiği gemisiyle, dünyanın gizli kalmış pek çok kıyısına uğrayarak sürdürür yolculuğunu. Hiç anlatılmamış öyküler fısıldar kulağımıza, “Geyikli Park” subaya geç kalmış bir özürdür adeta.
Neden Dersen… / Müjdat Gezen
Müjdat Gezen’den sarsıcı bir kitap.
Neden dersen?
Sanatçı bugüne ve yarına dair endişelerini ve kızgınlıklarını anlatırken; “Nasıl bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz?”, “Hangi değerlerle varolmak istiyoruz?” sorularının cevabını arıyor…
Ve Mustafa Kemal Atatürk’ten Aziz Nesin’e, Savaş Dinçel’den Münir Özkul’a, Bülent Ecevit’e kahramanlarını bir hikâye tadında anlatırken sizleri de ***ifli bir yolculuğa çıkartıyor.
Kemerlerinizi bağlayın.
Sabah Uykum / Ahmet Batman
Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir.
Ben anlam veremiyorum yani neden bittiğine değil madem bitecekti neden bu kadar hevesli başladık? Ben ikimizdeki bu hevese anlam veremiyorum. Ne oldu bize bilmiyorum ama iyi şeyler olmadığını çok iyi biliyorum. Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil, aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte ondan öte gidemedik.