En Büyük Zorluk Okura Ulaşabilmek

  • Kullanıcı Özlem
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kültür ve Sanat (Arşiv)
🕒 Konu sahibi 2 saat önce aktifti
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
1587898082860.png

Selahattin Nehir ile Altın Kitaplar'dan çıkan yeni kitabı 'Meddah ve Cellat' üzerine söyleşi gerçekleştirdik.
Selahattin Bey merhaba, öncelikle kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Merhaba, üniversitede iktisat eğitim alan ama edebiyatı tutkuyla sevip onun bir parçası olmak isteyen bir İstanbulluyum. Aile köklerim, Haziran Senfonisi'nde dört kuşak hikâyesini yazdığım o kalabalık aile gibi Malatya'ya dayanıyor. 2015 yılında İstanbul Yalnızları, 2016'da Kalemkâr, 2018'de Haziran Senfonisi ve 2020 yılında da Meddah ve Cellat adlı romanlarım yayımlandı.

‘Meddah ve Cellat’ın sağlam bir kurgusu var ve duygu aktarımı oldukça başarılı. Yazım sürecinde zorlandığınız oldu mu?


Teşekkür ederim. Benim romancılık anlayışımda bir yapıtın hikâyesinin özgünlüğü, karakterlerinin gücü, biçim, dil, üslup, metnin her sayfasına sinecek o duygu, romanın merkezi, çok sesliliği, içeriğin zenginliği, merak hissi, bunların hepsi çok önemlidir. Eserde tüm bu saydıklarımın uyumuna çok dikkat ederim. Çekici bir öyküsü olmayan ama dili etkileyici olan ya da karakterleri başarıyla yaratamamış ama duygu ve biçim açısından özgün olabilmiş ya da güçlü bir öyküsü olan ama tatsız tuzsuz sıradan bir dille yazılmış o kadar çok metin var ki. Hepsinin uyumunu sağlamak zor bir iştir, biri eksik kalsa iyi okurlar bunu mutlaka hisseder. Meddah ve Cellat'ı yazarken tüm romanlarımı yaratma sürecinde hissettiğim bu aynı zorlukları yine hissettim evet.
1587898029013.png
Sayfa Sayısı : 168 / Baskı Yılı : 2020 / Yayınevi : Altın Kitaplar

Hem hayatın içinden hem de özgün bir hikaye. Bu dengeyi kurmak kolay olmasa gerek?

Evet, haklısınız kolay değil. Yaratıcılık işte sizin de gördüğünüz bu gibi durumlarda devreye girer. Bir edebi eser yaratma çabası ile bir kitap yazma uğraşı kesinlikle birbirinden çok farklıdır. Bunu fark edebilen okurların sayısı az maalesef. Günümüz okuru bir yandan tarihin süzgecinden geçmiş ve dünyanın dört bir köşesinden yazarların dilimize çevrilmiş romanlarını okurken bir yandan da çağdaş Türk yazarların metinlerini okuyor. Bunun bilincinde olarak yazmalı ve klişelerden uzak durup özgünlüğüyle, diliyle kurgusuyla, karakterleri ve sorunsallarıyla kıymetli metinler üretebilmeliyiz. En büyük zorluk da tüm bu kitap bolluğunda- bakın sanat eseri bolluğu diyemiyorum sadece, kitap bolluğu konu- okura ulaşabilmek ve kendi sanatçı sesimizi duyurabilip sevdirebilmek. Kişisel olarak benim amacım, edebiyat sanatını çok roman, öykü, şiir okuyarak tanımış, belli bir donanımı olan, sanatsal çabayı ve özgünlüğü fark edebilen iyi okurlara ulaşabilmek oldu her zaman, çok satmak değil. Bu nedenle asla ‘Pazar'a ve ‘talep edilene' bakmadım hiç, kendime verdiğim sözden dönmedim. Eğer ‘dengesiz' liğiyle özgün olabilecek bir metin kurgulasam bile bir gün, o metnin bile romanın yapısında kendine has bir denge içereceğini biliyorum.

Son olarak, evde kaldığımız bu zaman zarfında okurlarınıza tavsiyeleriniz neler?

Dünyada hiç bu kadar çok sayıda tavsiye eden, akıl veren, yol gösteren, eğiten vs olmamıştır herhalde. Bu sorunuz anında, biraz da gülümseterek, bunu düşündürdü bana. Bu kadar çok akıl veren, nasihat eden insanın olmasını rahatsız edici ve neredeyse çılgınca buluyor musunuz siz de, merak ediyorum. Sadece virüs ve karantina altında olma durumundan bahsetmiyorum, her anlamda söylüyorum bunu. Kendilerini hayat, aşk, ilişkiler, sağlık, ruh, beden, zihin vs. üzerinde alim ilan eden ve kötü metinlerle ünlü olan akıl vericilerle dolu. Benim tek tavsiyem, sanatsal tadı, yaratıcılığı ve edebi kıymeti olan iyi kitaplar, şiirler okumaları olabilir.​
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri