En büyük sevâb

Konu sahibi son olarak 2790 gün önce görüldü
Bugün en büyük sevâb,
bir kişiyi daha ateşten kurtarmakdır

İyilik yapmak çok sevâbdır efendim, ama iyiliklerin de dereceleri var. Çok sevâb var, az sevâb var, daha çok sevâb var, en çok sevâb var. Sevâblar da derece derece tabii. İşte bu dünyâda yapılan iyiliklerin, sevâbların en yücesi nedir? Bir insanı, ateşde yanmakdan kurtarmak, hele bu ateş sonsuz olursa…
Düşünün ki, adamın evi yanıyor, içinde kendisi de var ve yanıyor. Kendi imkânıyla kurtulması imkânsız. Çünki hastadır...
, çok yaşlıdır, kaçacak gücü yokdur. O anda biri geliyor ve alevlerin arasından o adamı kucaklayıp dışarı çıkarıyor. Bu iyilik unutulur mu? Bu iyiliğin şükrü yapılabilir mi? Kaldı ki bu, dünyâ ateşi. Bir de Cehennem ateşinden kurtarmak var. Dünyâ ateşinden bin kat daha şiddetli.
İşte biz, bunun için uğraşıyoruz kardeşim. Cenhennemde yanacak olan insanları, yanmakdan kurtarmak için çalışıyoruz. Birine mübarek ecdadımızın Ehl-i sünnet alimlerinin din kitaplarından mesela, bir “Namaz Kitâbı” vermek demek, “Al şu kitâbı, oku da Cehennem ateşinden kurtul” demekdir. Bunun ecri ölçülebilir mi? Bu iyiliğin teşekkürü yapılabilir mi? Bu işe verilecek sevâb, bir yere sığar mı? İşte tüccâr buna derler ki, az bir imkânla çok sevâb kazanıyor, sizler gibi.
(Hüseyin Hilmi Işık rahmetullahi aleyh)

NOT;
Osmanlı zamanında din kitapları ilaç gibi ruhsata tabi idi. şer'-i şerife mugayir kitap olamazdı. Osmanlıdan sonra kontrol da yok, kontrol edebilecek makamda yok. Meydan sinsi din düşmanı, mason kuklası zındıklara, mezhepsizlere ve din cahillerine kaldı. Böylelerinin kitaplarının da hak üzere olmayacağı açıktır.
 
Ateşteyim ateşte ateşte
aklım gitti bir kıza işte,

Ne şarkıydı be.
 
Geri