Soğuk Kahve
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Mayıs 12, 2014
-
- Mesajlar
- 6,821
-
- Tepkime puanı
- 22
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 121
Emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i anil münker ''iyiliği emretmek, kötüleri men etmek'' anlamına gelir. Neye ve kime göre iyi/kötü ? Günümüz koşullarında sorgulayan, cevap bulma telaşından ziyade sadece 'acaba' adı altında tereddütlere kapılan milyonlarca insan var. Anlamak ve inanmak için, kalıplaşmış fikirlerden, dilden düşüncesiz çıkan zikirlerden ve objektifsizlikten arınmalı insan. Peki ya bunu nasıl yapacağız? Sonuca ulaşmanın en kestirme yolu basit düşünmekten geçer. Basit düşünüp, parçaları mantık ve kalp bileşkesi ile tamamlayacağız. Başlayalım o halde..
İslam itaat etmekle dogrudan anlam ilişkisi kuran bir kelimedir. Biz yalnızca Allah'a itaat eder, yalnızca ona kulluk ederiz. Bunun hakkını verebilmemiz için, yaradan tarafından emredilenleri olduğunca yerine getirmekle hükümlüyüz. İyilik gibi hata ve yanlışlar da Adem ve Havvadan doğup günümüze gelmiştir. İlk insan gibi son insan da ne hatasız olacaktır ne de günahsız. Hepimiz insanız bu da hata yapma olasılığımızın var olduğunun kanıtıdır. Ben, bize sunulan bu kainatı boş bir tarla olarak nitelendiriyorum. Bu tarlayı ne kadar ekersem o kadar biçerim. Ne kadar davette bulunursam bir o kadar uzanan ellere sahip olurum. Tarlam yeşerdikçe, tohumlarım çoğaldıkça güzellik kavramıyla tanışırım. Bir de bunun aksi durumu var elbet. Tembelliğe ne kadar meyil edersem o kadar kurak arazide yaşam mücadelesi veririm. Bu noktada değinebiliriz iyilik derken nelerin kastedildiğine. İslama göre iyiliklerdir bunlar, itaat ettiğimiz Allah'ın emrettiği güzelliklerle sınırlıdır sadece. Kötülükler de aynı şekilde, bizlerin muhtemel değil kesinlikle zararına olacak, islama göre kötülüklerdir.
Kainat bize sadece bir sima olarak yaradılıp verilmiştir. Bu simayi iyiliklerle gülümsetmek, yaşanabilir bir hale getirmek biz insanoğlunun görevidir ve tabiki bir bütün haline getirmek de.. Kainatın elleri, kolları olmalıyız biz. İyilikleri tutmalı, teşviğe uzanmalıyız. Kainatın ayakları olmalıyız biz. Hayır yolunda attığımız adımlarla, iyiliklere sürüklemeliyiz çevremizdekileri. Kainatın kalbi olmalıyız biz. Her atışında huzura ulaştırmalıyız. Koskoca kainati ele geçirmek kimin aklına gelirdi ki? Allah yolunda, onun emirleri altında kavuşamayacağımız hiç bir şey yoktur. İyilikten güzellik doğar, huzur doğar, bereket ve birlik doğar. Bu birliğin nirvanasına ulaştığımızda yapmamız gereken tek eylem, kurumuş çorak arazilere yapacağımız istiladır. El ele vermiş iyilikler hiçbir güce yenilmez. Bize sunulan bu hayatı yeşertmek, yaradanın yolundan huzurla gitmek, iyiliğin yolundan geçer. İnsan olarak her iyiliğin peşinden gidip her kötülükten kaçmamız söz konusu olamaz elbette. Hepimiz insanız ve yalnız değiliz. Bazen en büyük zararların bize iyi gelecegi kanısına vararak çıkıyoruz yola. Kötülük yolunu süsleyip püsleyen ve davetkar bir hissiyatla her zerremizi ele geçirip kanımıza giren şeytanımız, Allahın verdiği akıl ve mantığı kendimiz yaratmışçasına kullanarak kendi doğrularımıza inanışımız ve modernizmi yanlış benimseyip, hapsoluş tutkularımız bırakmaz yakamızı bu yolda. Hepsiyle mücadele etme kudreti vardır insan mekanizmasında. Bu yolda ne kadar kalabalık olursak o zaman 'iyi bir itaatkar' mertebesine erişmiş oluruz. Zaten bunun için yaşamıyor muyuz?
Diyeceğim o ki Allah'ın rahmet yolundan sapmayalım, saptırmayalım. Savaşacaksak birbirimizle değil, nefsimizle, kötülüklerle savaşalım. Kusursuz günahsız değil, iyiliği kendine yol bellemiş insanlar olalım. Biz yolumuzu bulup, koyulduktan sonra tüm kötülükler ardımızda kalmaya mahkum olacaktır.
İslam itaat etmekle dogrudan anlam ilişkisi kuran bir kelimedir. Biz yalnızca Allah'a itaat eder, yalnızca ona kulluk ederiz. Bunun hakkını verebilmemiz için, yaradan tarafından emredilenleri olduğunca yerine getirmekle hükümlüyüz. İyilik gibi hata ve yanlışlar da Adem ve Havvadan doğup günümüze gelmiştir. İlk insan gibi son insan da ne hatasız olacaktır ne de günahsız. Hepimiz insanız bu da hata yapma olasılığımızın var olduğunun kanıtıdır. Ben, bize sunulan bu kainatı boş bir tarla olarak nitelendiriyorum. Bu tarlayı ne kadar ekersem o kadar biçerim. Ne kadar davette bulunursam bir o kadar uzanan ellere sahip olurum. Tarlam yeşerdikçe, tohumlarım çoğaldıkça güzellik kavramıyla tanışırım. Bir de bunun aksi durumu var elbet. Tembelliğe ne kadar meyil edersem o kadar kurak arazide yaşam mücadelesi veririm. Bu noktada değinebiliriz iyilik derken nelerin kastedildiğine. İslama göre iyiliklerdir bunlar, itaat ettiğimiz Allah'ın emrettiği güzelliklerle sınırlıdır sadece. Kötülükler de aynı şekilde, bizlerin muhtemel değil kesinlikle zararına olacak, islama göre kötülüklerdir.
Kainat bize sadece bir sima olarak yaradılıp verilmiştir. Bu simayi iyiliklerle gülümsetmek, yaşanabilir bir hale getirmek biz insanoğlunun görevidir ve tabiki bir bütün haline getirmek de.. Kainatın elleri, kolları olmalıyız biz. İyilikleri tutmalı, teşviğe uzanmalıyız. Kainatın ayakları olmalıyız biz. Hayır yolunda attığımız adımlarla, iyiliklere sürüklemeliyiz çevremizdekileri. Kainatın kalbi olmalıyız biz. Her atışında huzura ulaştırmalıyız. Koskoca kainati ele geçirmek kimin aklına gelirdi ki? Allah yolunda, onun emirleri altında kavuşamayacağımız hiç bir şey yoktur. İyilikten güzellik doğar, huzur doğar, bereket ve birlik doğar. Bu birliğin nirvanasına ulaştığımızda yapmamız gereken tek eylem, kurumuş çorak arazilere yapacağımız istiladır. El ele vermiş iyilikler hiçbir güce yenilmez. Bize sunulan bu hayatı yeşertmek, yaradanın yolundan huzurla gitmek, iyiliğin yolundan geçer. İnsan olarak her iyiliğin peşinden gidip her kötülükten kaçmamız söz konusu olamaz elbette. Hepimiz insanız ve yalnız değiliz. Bazen en büyük zararların bize iyi gelecegi kanısına vararak çıkıyoruz yola. Kötülük yolunu süsleyip püsleyen ve davetkar bir hissiyatla her zerremizi ele geçirip kanımıza giren şeytanımız, Allahın verdiği akıl ve mantığı kendimiz yaratmışçasına kullanarak kendi doğrularımıza inanışımız ve modernizmi yanlış benimseyip, hapsoluş tutkularımız bırakmaz yakamızı bu yolda. Hepsiyle mücadele etme kudreti vardır insan mekanizmasında. Bu yolda ne kadar kalabalık olursak o zaman 'iyi bir itaatkar' mertebesine erişmiş oluruz. Zaten bunun için yaşamıyor muyuz?
Diyeceğim o ki Allah'ın rahmet yolundan sapmayalım, saptırmayalım. Savaşacaksak birbirimizle değil, nefsimizle, kötülüklerle savaşalım. Kusursuz günahsız değil, iyiliği kendine yol bellemiş insanlar olalım. Biz yolumuzu bulup, koyulduktan sonra tüm kötülükler ardımızda kalmaya mahkum olacaktır.