Emîr Timur’un Hindistan seferi için düzenlediği istişâre

Konu sahibi son olarak 4379 gün önce görüldü
Hindistan’a gidip gitmeme hususunda ilkin emirlerim ve oğullarımla istişâre yaptım. Bundan maksadım, onların gönüllerini bilip bu konu hakkında fikirlerini almaktı. O zaman oğlum Emirzâde Pir Muhammed Cihangir: "Eğer Hindistan’ı fethedersek, onun altınıyla tüm dünyayı a|ırız." dedi. O zaman Emirzâde Muhammed Sultan: "Hindistan fethedilebilir; lâkin ona giriş önünde, pek çok engeller vardır." dedi. "Birincisi nehirler, ikincisi cengel ve ormanlar, üçüncüsü mükemmel silahlanmış sipahiler, dördüncüsü canavar harp filleri çoktur." dedi. O zaman Sultan Hüseyin, "Eğer Hindistan’ı ele geçirebilirsek, arzın yedi ikliminden dört iklimine hükümran o|uruz." dedi. Bundan sonra Emirzâde Şahruh kalkarak dedi ki: "Ben Türk kanunnamesinde okudum ki, dünyada beş büyük padişah vardır. Bunlar, hürmet yüzünden adlarıyla değil, lakaplarıyla zikredilir. Hint padişahlarına Ray, Rum padişahına Kayser, Hıtay ve Çin-i Maçin hânına Fağfur, Türkistan padişahlarına Hakan, İran-Turan padişahına Şahanşah derler. Evvelden beri Şahanşahın hükmü Hindistan’a geçerliydi. İran-Turan iklimleriyse bizim elimizdedir. Böyle olunca Hindistan’ı da ele geçirip, kendimize tâbi kılmamız gerektir."

O zaman askerbaşı emîrler; "Eğer biz Hindistan’ı alınca orada durup kalırsak neslimiz yok olur. Sonradan olan çocuklarımız aslından ayrılıp, dilleri Hintçe olup gider." diyerek, gitmemekten yana oldular. Ben ise öz gönlümde Hindistan’ı ele geçirmeye kesin karar vermiştim. (Bunlara bakarak) öz niyetimden geri dönmeyi istemedim. Ve onlara şöyle cevap verdim: "Tanrı Teâlâ’ya yönelelim. Cenk kılmak veya kılmamak hakkında Kur-ân’dan tefe’ül açalım ki, Tanrı Teâlâ neyi emretse O’na uyalım." Hepsi teklifimi makul gördü. Kur’ân-ı Mecid’den tefe’ül açtığımda iş bu ayet-i kerim çıktı: "Ey Peygamber! İnkârcılarla ve ikiyüzlülerle savaş." Ulemâ bu ayetin anlamını emîrlere açıklayınca, başlarını eğip susup kaldılar. Onların neşesizliğinden gönlüm rencide oldu.

Kendimle muhâsebe edip şu Hindistan seferine razı olmayanemîrleri mevkilerinden azlederek yerlerine koldaşlarını tayin edecek idim. Lâkin onlar kendimce filizlendirilen fidanlardı. Yolup atmayı istemeyerek yine de onlara yumuşak davrandım. Bu hususta onlar her ne kadar canımı sıkmış olsalar da sonunda bu işe ittifak yaparak gönlümü rahatlattılar. Şimdi o kırgınlıktan gönlümde hiçbir şey kalmadı.

Sonra asker emîrleriyle tekrar istişâri karara Varınca ikbâl elini Hindistan’a kaldırarak "Fetih" duasını kıldım.


Kaynak: Kutlukhan Şakirov - Adnan Aslan, Timur’un Günlüğü (Tüzükât-ı Timur), Sahibkıran Emîr Timur Muhammed Tarağay Bahadıroğlu, Sayfa: 59-60-61 (Hindistan’ı tâbi edişte yirmi beşinci kengeş)
 
Geri