Eleştiri ne değildir?

Konu sahibi son olarak 781 gün önce görüldü
Bir kaptanın seyir defterinde ilk bir kaç yazıma eleştiri kültürü üzerine değinilerde bulunarak yazmak istedim. Yazılarımı kısa, konu sayısını fazla tutmamın ana nedeni forum kullanıcılarının yüzde doksanının kitap okuru olmamasından kaynaklı olarak uzun yazıları okumamasındandır...

Peki hayata, olay ve olgulara neden eleştirel bir dille yaklaşmalıyız? ;

Çünkü doğruyu bulma çabamız olduğu için...
Çünkü iyiyi hakim kılma derdimiz olduğu için...
Çünkü iyilikte öncü olma ve onu yayma endişemiz olduğu için...
Çünkü yaşadığımız hayatı daha anlamlı ve değerli kılma adına yürüyüşlerimiz olduğu için...
Çünkü eleştirilerimiz ; dünyaya dair, olaylara dair ve insana dair ele alacağımız konularda daha iyi bir dünya için, illeriye taşıyan, geliştirici bir fonksiyon içerdiği için...
Hayata daha farklı pencerelerden bakmayı sağlamak için...
Daha farklı perspektifkerle, paradigmaları yeniden oluşturmak için...
Yaptığımız işlerde en iyiyi bulma çabası için...
Yapılan işi daha anlamlı kılma, onu dahada geliştirme ve yarınlara taşıma derdimiz olduğu için...
Yıkıcı değil yapıcı olmak için..
Uyarılarda bulunmak, sorumluluk bilinci yüklenmek için...
Güne ve gündeme dair söyleyeceklerimiz olduğu için...

Yapılan iş, konuşulan söz, takınılan tavır, edinilegelen hareket, yazılan yazı, edinilen bilgi vede hayatın içindeki her şeye dair söyleyeceklerimizin olması gerektiğini, ama bununda bir yeri, zamanı ve uslubunun olduğunu düşünüyorum...

Eleştiri kültürü üzerine yazılarımıza böylece bir giriş yapmış olalım...

Konuya dair sizlerinde katkısını alarak yola devam edelim.

Sizce eleştirmelimiyiz, neden?

İ.F. / Qasem
 
Son düzenleme:
Eleştirel bakış açısı düşünmeyi de beraberinde getirir. Düşünmek, farklı bakış açısını geliştirir. Farklı bakış açısı ise gelişmeyi tetikler. Esasında ilkokuldan itibaren eğitim hayatına girmeli.
 
BlackHeart kessinlikle katılıyorum.
Maalesef bunun eğitimini görmeyen gençlik, dedikodu ve gıybeti eleştiri zan ederek yetişiyor...
Buda düşünemeyen, akledemeyen, üretemeyen bir gençliğin üremesine neden oluyor...

Oysa bunun bir edebiyatı, bir kültürü, bir felsefesi var...

Immanual Kantı anmadan geçmeyelim bu konuda...
 
Kesinlikle @Quasem , Maalesef eğitim sistemimiz çarpık ve temelsiz. Çok klişe olacak olacak ama klişe olması gerçekliğini değiştirmiyor: eğitim sistemi, eğitmekten ziyade yarışı zamanında tamamlayabilme telaşı üzerine kurulu. İnsanlar, temeli çarpık bir eğitim sisteminde kritik düşünme becerisine sahip olamıyorlar.
Hani her zaman diyoruz ya , üretemiyoruz.. Üretemiyor olmamamızın başlıca nedenlerinden biri de kritik düşünceye sahip olmamamız.
 
Konu başlığı yönünden yoruldumm, şuan da yorgunum. Uzun uzun yazarım sonra.
 
BlackHeart kessinlikle öyle...
Analiz etme yeteneği olmayan bir öğrenci ne verebilir gelecek adına...
Sonuç şuraya geliyor, üniversitede tezini bile alıntılarla yapıyor...

Mesela hangi okulumuzda yada üniversitemizde kitap kritik, yada yazar kritik yada proje kritik dersi var ayada özelde yapılıyor? Benim bildiğim yüzlerce okulda maalesef sıfır...

@Kalara öyle görünüyor ama keşke öyle olsaydı... :(
 
Qasem , söylediklerine katılmakla beraber , eklemek isterim: bir ülkede özel üniversiteler ve özel hastaneler çok fazla ise, o ülke de , ülke insanı da geri kalmıştır.
Umarım bir gün bunları konuşmak zorunda kalmayacağımız zamanı yaşarız.
 
BlackHeart ve maalesef bizim özel üniversite ve özel hastanelerimiz sağlık ve eğitim alanındaki açığı kapatmak yada daha kaliteli ve özgün hizmetler ve üreten insanlar yetiştirmek için değil, o alanlardaki döngüden nemalanmak için kurulmuşlardır...

Bir gün muhakkak, kazanmak için değil, ülke yada dünya kazansın diye, insanlık kazansın diye çabalayan emek harcayanlar işin başına geçeceklerdir...


Umarım ustad umarım...
 
Qasem, kimin soyledigini su an hatirlamiyorum ama egitim sistemi ne kadar iyi olursa (iyiden kastim, ayrintili olup yoruma acik olmayacak sekilde verildiginde sanirim) o ulkedeki uretkenlik ve bilim daha az gelisiyormus. Ben daha once hic bu acidan bakmamistim, uzerine dusunulebilecek bir sey olabilir.
 
Eleştiri konusunda ben de bir uçtan tutayım o zaman, madem böylesi güzel bir konu açılmış ;

Yazının sonundaki "Sizce eleştirmeli miyiz?" soruna büyükçe bir evet cevabı vermek lazım. Büyükçe vurgusunu neden yaptığıma gelince ;

Eleştiri sadece muhalif olduğumuz "kavram-kişi-düşünce-yapılanma ve sair" değerlere karşı yöneltilen fikir açıklamaları olmamalı, bilakis en çok en yakınımızda, kendimize en yakın hissettiğimiz "kavram-kişi-düşünce-yapılanma ve sair" değerleri eleştirmemiz lazım. Lazım ki doğru bulduğumuz değerler içerisindeki aksaklıklar törpülensin, birikerek daha da dallansın, budaklansın ve dinamizmini sürdürsün.

Malesef bizim toplumumuzda "eleştiri" dendiği zaman sadece muhalif, kendinden olmayana yönelen fikir açıklamaları "eleştiri" kavramının içini dolduruyor. Bu yüzdendir ki "eleştiri" dediğimiz kavram laf kalabalığından öteye ilerleyemiyor hatta çoğu zaman manipülatif, sahte, söylenmek için söylenen değersiz, beyhude bir çaba halini alıyor.
 
Shinigami Gannuşi / İslam devletinde kamusal özgürlükler adlı eserinde, Cabiri / Kuranı anlamaya giriş adlı eserlerinde bahsettiğin anlamda bir eğitim düzlemine dsğinirler... Üzerine düşünülecek bir şey zaten ve biz ilerde eğitim çalışmaları adlı yazımızda bunu kaleme alıcaz zaten. Ama eğitimin kaliteli olması ile kaliteli bireylwrin yetişmesi öok ayrı şeyler.

Bir hazır su fabrikasını örnek alalım. En kaliteli üretimi yapmak adına en kaliteli şişirme, dolum, etiket ve shiringin kullanılması kaliteli bir üretim için yeterli olamaz. O mekaniği en iyi şekilde işleyecek, kalifiye elemanların yetişmesi ve makina ayarlarınında en üst düzey kalitede ayarlanması, yine kalite kontrolün bilinçli kalifiye eleöanlarla yapılması şartı vardır.

Yoksa kediye uçmayı, kargayada ağaca tırmanmayı öğretmekle geçer ömür...

Eğitimin kalitesinden kastımızın ne olduğu çok önemli, tornadan çıkacak malzeme eğer statükal ise kalite dahada geriye götürür, ama yok ihtiyaca cevap veriyorsa, düşünebilen, üretebilen ileri adımlara taşıyabiliyorsa bu kalitedir...

Bunun içinde üzerine çokça konuşup tartışmak özeleştiride nulunmak gerek. Biz kendimizce bunu burada beraber yapıcaz inşallah...
 
HosgeldinHarunAbi özeleştiri yapılmadan, kendinden başlamadan yola çıkmak, freni patlamış bir kamyon misali sağı solu yıkmak gibidir.

Muhalif olmak eleştirel bir yaklaşım ile olaylara ama öncelikle kendinden inşaaya başlayarak olunur. Krndinden bailamayan eleştiri sadece karşı mahalleyi tarumar etme çabasından (bakınız T. C siyasi tarihi) öteye taşınamaz. Oysa eleştirmek inşaa etmek daha iyiyi ortaya çıkarmak ve alternatifler sunmakla olur.

Bu yazı dizisine katkını bekliyorum. Daha kapsamlı ele alacağım için bukadar söylemekle yetineyim.

Özellikke kimliksel eleştiri üzerine katkılarını bekleyeceğim...

Selam ve saygılarla...
Arpes i de etiketleyelim :)
 
insanları samimi bulmam
söylediklerini ciddiye almam
eleştirmem saçmalarım
nasıl güzel mi
tutar mı
 
Elestirmekle, hakaret etmeyi ayirt edemeyen bir milletiz ve bunu ogrenmemiz dahi bir asirdan fazla surecek gibi duruyor.
Beynimizi kullanmayi ogrenene kadar elestirmekten uzak durmamiz gerekiyor.
 
Rüzgar düşünsene bizden sonraki neslinde bizim gibi düşündüğünü...
Bu yüzden neye mal olursa olsun öğrenmemiz gerek ve bir yerden bailamak lazım...
 
Acikcasi yeni nesil icin pek bir umut beslemiyorum. Soyle ki: yeni nesil tamamen sosyal ag endeksli bir hayat yasiyor ve bu hayat onlar icin fazlasiyla luks cunku karisan yok, soz soyleyen veya elestirinin 'e'sini dahi anân yok, boylesi gayet guzel onlar icin. Egitim tarafi ayri bir kaos, orada da egitimci diye gecinip aksine hicbir sey yapmayan insanlar yiginla dolusmus vaziyetteler. Elbette uzerimize duseni yapmamiz gerekiyor, arka planda kalmamaliyiz ama nereye kadar goturebiliriz veya surekliligi icin neleri feda edebiliriz bunlarin uzerinde durmaliyiz, eger bizler yorulur isek, gelecek biter.
 
Buraya uzun uzun yazanlarin kitap okudugundam süpheliyim.
Ama bana ne?
 
Rüzgar bizler elbetteki dünyayı değiştiremeyiz, buna talibde değiliz. Lakin etrafımızda bulunan insanlara, elimizin ulaştığı mekanlara uyarılarda bulunmak, onlarla yol yürümek ve bunuda itidalli süreklilik halinde yapmak durumundayız. Fedakarlık yapmadan, bir şeylerden vaz geçmeden yani bir şeyler inşaa etmek neredeyse imkansız..
Bugün gençliğin yada neslin bu galde olmasında herkesin biraz suçu var, çünkü neredeyse herkes taşın altına elini koymaktan sorumluluk almaktan beri durdu ve sonuç ortada...
Süreyya bizde tam bunu konuşuyorduk... Eleştirinin yalan, iftira, karalama, dezenfarmasyon, manipülasyon, dedikodu, gıybet ve zan ile uzaktan yakından alakasının olmadığını konuşuyorduk...

Saygılarımla...
 
Geri