günlerdir oluşan kaos ortamı, haksızlıklar, hukuksuzluklar içinde toplanan kalabalıkların verdiği en güzel cevap bu sandıktı. bu sandığın değerini anlayamayanlara bunun ''gönüllü'' bir sandık olduğunu hatırlatmak lazım. insanlar ellerinden alınmış seçme hakları, yarın bir gün kendilerinin de çok kolay şekilde yaşayacağı hukuksuzluklar, birileri keyif içinde yaşarken, her türlü ayrıcalık onlara tanınırken evine bir ekmek mi iki ekmek mi alsam diye düşündükleri, okumaktan vazgeçtikleri, mesleklerinden uzaklaştırıldıkları kısaca yaşayamadıkları bir hayat için bu sandığa gitti. bakın gönüllü gitti diyorum ya, çıkıp sokakları gördünüz mü dün bilmiyorum ama yaşanan bütün bu kötülüklere rağmen o birlik hissi beni çok ama çok iyi hissettirdi. bunu bir partiye indirgeyerek yine ''cehape zihniyeti rerörö''cüler de olmadı mı oldu ama maalesef olay parti ve kişileri aşalı da çok oldu. elinde bastonla, yürümek için tutunduğu yürüteçlerle oy kullanmaya giden 80-90 yaşında insanları bile sokağa döken şey sadece chp ve sadece ekrem imamoğlu değil ama ekrem imamoğlu bu haksızlığın önemli bir figürü mü? evet. güçlü bir figürü hukuksuz şekilde bizden alan zihniyet, aynı şeyleri bize de yapar mı? yapar. yapmadı mı? yaptı. senin kararına saygı duymayan bir zihniyetten bahsediyoruz, bunun evelenecek gevelenecek hiçbir tarafı yok. gönüllü gidilen bir seçimde bile 20 milyona yaklaşan bir oy almış, cumhurbaşkanı adayı olan bir insana bunu yapabiliyorlarsa sizin hayat mücadelenizin içine nasıl edebilirler aklınız bile almaz, ki almamış olacak ki buna sessiz kalabilen inanılmaz bir güruh da var. sessiz kalanlar umurumuzda mı peki artık? bence olmamalı çünkü sonuç gösteriyor ki biz hepsinden daha çoğuz, daha kararlıyız ve çok ama çok haklıyız. o yüzden bu sandıktan çıkan sonucun verdiği güvenle chp, yerel seçimde birinci parti olduğunu hatırlayarak artık bütün sorumluluğu almalı, ayrışmış grupları tek çatıda toplamalı ve gençlerin verdiği o bulaşıcı cesaret sayesinde daha yüksek sesle konuşan özgür özel, bu duruşundan bir adım bile geri atmamalıdır. bunun için de sokaklarda kalabalık olmak, çoğalmak, ses çıkarmak tamamen örgütlü bir hale gelmelidir. her akşam saraçhane'de milyonlar toplanıp her şey bittikten sonra geride o hırpalanan gençler kalmamalı. bugün konuşulacak en önemli konunun bu olması gerektiğini düşünüyorum. adım adım bütün istekleri yüksek sesle dillendiren özgür özel, bugün buna daha net bir cevap vermeli. örgütlü olmayan her topluluk dağılır ve yine başa sararız. nasıl ki kafamıza göre boykotçuluk oynamayıp, dün özgür özel'in boykot çağrısını daha derli toplu yapmasını, o yapana kadar da bahsettiği şirket gruplarını araştırıp gereken özveriyi göstereceksek, sokaklar için de bunu yapmalıyız. sokağa inmeliyiz, sokakta olmaktan vazgeçmemeliyiz evet ama bunu hep birlikte, güven içinde yapmalıyız. gençlerin ateşini, öfkesini ve birçoğunun gezi'yi yeniden yaşamak, daha fazlasını yapmak istediklerinin farkındayım ama gezi'nin bize öğrettiği en acı şey, başta toplanan kalabalıkların yavaşça ayrışması ve birlik olmanın azalmasıyla mücadelenin zayıflamasıydı. o dersi bizim kuşak aldı, şimdi sokakta bizden daha şanssız olan nesillere de bu dersi anlatmak bize düşecekse ben varım. bütün beklentim bu birliği kalabalıklaştırmak, çok haklı olduğumuz bir davayı çok haklı kalarak kazanmak ve günün sonunda bütün hakları kazandığımızda herhangi bir gencin ismini duyduğumuzda ''burada'' diye bağırmamak.
dün bu sandığa giden, gidemese de gönlü bir şekilde orada olan, her şeye rağmen, herkese kızsa da ülkesinin refahından vazgeçmeden sorumluluk alan herkesle gurur duyuyorum. bakın biz haklıyız, haklının acelesi yok derler ya, george orwell ya da atatürk demedi yalnız bunu ona göre, biz hakkımızı her türlü alırız. metnimi gezi parkı dönemindeki önemli bir açıklamayla bitiriyorum: ''geceden gündüze değil de bugünden yarına değil de çok acil olarak değil ama çabuk çabuk yapılması gerekiyor...''
yaşı tutmayanlar anlamaz belki dicem ama ekim devrimi'ni görmüş bir forum için yanlış bi söylem olur... (ay pardon ben yine uzun yazdım, ne var kardeşim ülke beni tetikliyor içimi döküyorum)