Tabi ki Ekmeleddin İhsanoğlu…
Tayyip’ten ve AKP’den ancak böyle akılcı adayla kurtulunur.
Kimisi Atatürkçü olsun diye bekler, kimisi solcu olsun diye, bu aşamada mümkün olmayacak hayallerle Tayyip’e çalıştıklarını algılayamadan…
Belirlenecek en uygun aday her kesimden oy alabilecek isimdi ki doğru seçim yapılmıştır.
10 Mayıs’ta Bilimsel Felsefe sayfamızda şu paylaşımı yapmış ve görüşümüzü açıklamıştık:
Bu işi üçgen değil, dörtgen çözer.
“RTE’den cumhurbaşkanı olmaz, olmamalı” diyen kişi, kendi partisine yakın nitelikte birini düşünmemeli. Her partiden oy alabilecek konumda birine razı olabilmeli, tahammül edebilmeli. Bu nitelikte olmayan bir adayda birleşmek, RTE’ye cumhurbaşkanlığını ikram etmek demektir.
diye yazmıştık. Neticede bizim öngördüğümüz çerçevede bir aday çıktı. İhsanoğlu ismi aklımızda yoktu, Sami Selçuk türü her yönden oy alabilecek isimler vardı ama İhsanoğlu’nun seçilme şansı onlardan daha yüksek. Tabi ismi açıklanır açıklanmaz beklenen tepkiler de geldi. Ekmeleddin isminden olumsuz etkilenen, ismini beğenmeyenlerden tutun da “Babası sürülen 150′liklerdendi, kendisi dinci, Osmanlıcı” yalanlarına varana kadar bir karalama kampanyası başlatıldı. Bu tepkilerin çoğu geçer…
Cumhurbaşkanlığı seçimi 2 tur. İlk turda %50′yi bulan olmazsa, en yüksek oyu almış olan 2 aday 2. turda yarışacak. 2. turda seçmenler “Tayyip mi Ekmel mi?” ikilemine göre oy kullanacaklar. Seçmenin bir kesimi, bilhassa BDP’lilerin bir kısmı boykot edip sandığa gitmeyecek. Belki İP, TKP de öyle yapabilir. Ancak büyük çoğunluk seçime katılacak. CHP ve MHP’liler Tayyip’e karşı beğenmeseler de İhsanoğlu’na oy vereceklerdir ki iki partinin toplam oy oranı %44′dür. İhsanoğlu’na Saadet Partililer, BBP’liler, DSP ve LDP gibi partiler de oy verecektir. Cemaatin de desteğini alacağı kesindir. BDP açıkça “Tayyip Erdoğan’ı destekliyoruz” demedikçe BDP’lilerden de oy sağlanacak, Erdoğan BDP oylarının yarısını bile alamayacaktır. Bu durumda İhsanoğlu Erdoğan’ı 3-5 puan geçebilir.
“Neden daha iyi bir aday seçilmedi?” diyenlere sesleniyorum:
Muhtemelen Emine Ülker Tarhan, İlker Başbuğ vb. bir isim belirlenseydi coşkuyla destekleyecek, karşı çıkmayacaktın. Ama maalesef bu tür bir isim asla kazanamayacak ve Tayyip cumhurbaşkanı ve ardından zorba bir başkan olacaktı. O birlik içinde dediğin kitlenin gücünü her seçimde görmekteyiz ve her seçimde hayal kırıklığı yaşamaktayız. “Tayyip olacağına Gül kalsa” diyecek kadar berbat bir duruma düşmüşken, gönlümüze göre bir aday bekleme iyimserliğinden vazgeçip akılcı düşünmeliyiz. Ha dersen ki; “Ya bu adamı yarın Tayyip kafaya alırsa ne olacak?” Az da olsa ihtimal dahilindedir ama neticede en kötüsü Gül gibi noter olur. Her şart altında Tayyip’ten iyidir.
Ekmeleddin İhsanoğlu kimdir?
İslam Kalkınma Konferansı Örgütü’nün ilk Türk Genel Sekreteri olan Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Devlet Üstün Madalyası sahibi. Bu göreve Bülent Ecevit ve İsmail Cem tarafından önerilmiş. Devlet Üstün Madalyasını Ecevit zamanında almıştır.
Ekmeleddin İhsanoğlu’nun babası Müderris İhsan Efendi, Kahire’deki Ezher Üniversitesi’nde ilim tahsili alıp, bu ülkeye yerleşti. 1961 yılında Kahire’de hayatını kaybetti. 1943 yılında doğan Ekmeleddin İhsanoğlu, Mısır Ayn Şems Üniversitesi Fen Fakültesi’nden mezun olduktan sonra El-Ezher Üniversitesi’nde akademik hayata başladı. Türk kültürünü küçük yaşta aile çevresinde tanıyan İhsanoğlu, Kahire Milli Kütüphanesi’nde ve Ayn Şems Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Osmanlı kültürü ve edebiyatı ile ilgili araştırma ve eğitim çalışmaları yaptı. 1974′te Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nde doktorasını tamamladıktan sonra, İngiltere’de Exeter Üniversitesi’nde doktora sonrası çalışmalar yaptı. İslâm ve Batı kültürüyle yakından teması olan İhsanoğlu, 1984′te profesör oldu.
Ekmeleddin İhsanoğlu, 24 yıl boyunca İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi’nin genel direktörlüğünün yürüttü. Bu görevinin yanı sıra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü ile Türk Bilim Tarihi Kurumu’nun başkanlığını ve İstanbul Üniversitesi Bilim Tarihi Müze ve Dokümantasyon Merkezi müdürlüğü görevlerinde bulundu.
Dönemin İslam Kalkınma Konferansı Örgütü Genel Sekreteri olan Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Bozok Üniversitesi Senatosu tarafından kendisine verilen fahri doktora unvanını almak üzere 2011 yılında memleketi Yozgat’a gelmişti. İhsanoğlu burada yaptığı konuşmada, Ortadoğu ülkelerindeki olaylar ve El Kaide lideri Usame bin Ladin’in öldürülmesiyle ilgili de açıklamalarda bulunmuştu. Prof.Dr. İhsanoğlu o konuşmasında, “Usame bin Ladin ve kendisine bağlı olan grup bir çok masum insanın ölmesine sebep olmuştur. Biz teşkilat olarak ve ben genel sekreter olarak terör aktivitelerini telin ettik, kınadık. İslamiyet hiçbir zaman bu gibi cinayetlere cevaz vermediği gibi, bunları reddeden bir değerlerin olduğunu söylüyoruz. Buna bağlı olarak şunu belirttik. Terörizmle mücadele, teröristi öldürmekle bitmez. Terörizmle mücadele terörizmin sebeplerini, terörizme sebebiyet veren faktörlerin ortadan kaldırılması, bunlar arasında da siyasi haksızlıkların giderilmesidir” diye konuşmuştu.
Evli ve üç çocuk babası olan İhsanoğlu, iyi derecede İngilizce ve Arapça dillerinin yanı sıra orta düzeyde Fransızca ve Farsça bilmektedir.
2011′de AKP ile arası açıldı
Sözde Arap Baharı’nın ardından Hüsnü Mübarek’in devrilip, yapılan genel seçimlerle göreve gelen Muhammed Mursi’nin de, kendisinin göreve getirdiği Genelkurmay Başkanı Org. Abdülfettah El Sisi’nin gerçekleştirdiği askeri darbeyle devrilmesinin ardından, AKP hükümeti İhsanoğlu’nu “sessiz kalmak”la suçlamış ve istifasını istemişti. Başbakanın ardından Bekir Bozdağ’ın ve Hüseyin Çelik’in suçlamalar yönelttiği İhsanoğlu, bunlara yanıt vermiş, hiçbir İslam devletinin Mısır’daki olaylar hakkında bir başvuruda bulunmadığını belirtmişti. Bu olayla birlikte AKP ile ipler kopmuştu.
Bakalım bu sürpriz aday karşısında şoka uğrayan ve nasıl eleştireceğini bilemeyen AKP Tayyip Erdoğan’ın adaylığını açıklayabilecek mi? Yoksa Çankaya’yı kaptırmamak için yeniden Gül’ü mü aday gösterecek, göreceğiz…
Bugünkü grup toplantısında Tayyip Erdoğan, “çatı adaya” ilişkin şöyle konuştu:
“Bu konuda konuşmama gerek yok. Daha henüz adaylar belli olmadı. Meydanlarda her şeyi görürüz ondan sonra konuşuruz. En güzel değerlendirmeyi bu konuda millet yapar. Millete bırakalım, değerlendirmeyi millet yapsın. AK Parti’nin cumhurbaşkanı adayının Haziran ayının sonuna doğru açıklanır. Önce muhalefetin de adaylarını açıkladığını görelim. Kimmiş adayları görelim. İstişareler devam ediyor” dedi.
Hala aday açıklanmasını bekliyor. Sanki BDP’nin adayıyla yarışacak. Tayyip şaşkın! Vazgeçmesi tuhaf olmaz, çünkü korkuyor…
Bakıyorum da sosyal medyada basit ve asılsız karalamalar yapanlar var. Böyle zamanlarda belli olur kimin ne nitelikte olduğu, objektifliği, analiz ve tespitlerinin sağlıklılığı, ufku, özgür beyne sahip olup olmadığı, saplantıları, geleceğe yönelik öngörülerinin tutarlılığı, olayları ve insanları değerlendirmelerindeki derinliği, görüş ve düşüncelerindeki samimiyeti, egosu, kompleksleri vs…
- Adamın adı tuhafmış, telaffuzu zormuş,
- Türk değil, Mısırlıymış, Mısır’da doğup büyümüş,
- Profesörlüğü şaibeliymiş,
- Babası 150′liklerdenmiş, mezar taşı şöyle-böyleymiş,
- Şeriatçiymiş, Osmanlıcıymış, halifeciymiş,
- Cemaatçiymiş, paralelciymiş,
- Atatürk ve cumhuriyet düşmanıymış,
- Anti-laikmiş,
- Madımak katliamı için “Allah insanları ateşle sınar” demişmiş,
- Kemal Derviş önermişmiş, (tutmayınca) Gül önermişmiş,
- ABD-CİA ajanıymış,
- Ha Tayyip ha Ekmel’miş,
- Mehmet Akif’in Kur’an mealini yakmış,
- Mursi’den farkı yokmuş – Sisi’den farkı yokmuş
- Mısır’daki darbeye darbe dememiş,
- İslam ordusu kurulmasını istemişmiş,
- Masonmuş,
- Başörtüsü özgürlüğüne karşıymış,
Daha neler neler…
Sevsinler sizin ilericiliğinizi, devrimciliğinizi, vatanseverliğinizi.
Hadi saplantılı Kemalistleri, Kürtçüleri, sapkın sosyalistleri anlarız da; size ne oluyor ey aklı başında yurtsever demokratlar?! Komplo teoricilerini tanıyamadınız mı, anlayamadınız mı hala?! Tutturmuşlar gönüllerini okşayacak başka bir aday diye. Sanki o adayın bu aşamadan sonra kazanabilme şansı olacakmış gibi. Böyle bir girişimin tamamen Tayyip Erdoğan’a yarayacağını dahi akıl edemeyenlerden ne beklenir…
Serdar Kaangil