Efsaneleşmiş Kitap Cümleleri

Konu sahibi son olarak 981 gün önce görüldü
"dinleyin şu cümleyi: gerçekte çekilen acılardan gurur duymak gerekir, her acı bize yüksek bir aşamada bulunduğumuzu anımsatır."
bozkırkurdu.

zamanında beni bozkırkurdu'nun başkarakterine benzettiğini söyleyen juliette hanım, bu benzetmeden sonra okumuştum bu kitabı. her nerdeyseniz selamlar size<3
 
Yanılsam, yanlış yolda bulunsam, birkaç kere söylediğin gibi aptal olsam da içtenim ya. Yanılmak, onursuzluk demek değildir. Yüce düşünceleri seviyorum. Varsın yanlış olsunlar ama özleri kutsaldır.
Dostoyevski / Ezilenler
 
Namuslu adam kalmamış bu dünyada iki gözüm.

Sırça Köşk, Sebahattin Ali.
 
Bu yaşam bana mutluluk veriyor. Şaşılacak karmaşıklığı, belirtilerin çok çeşitliliği ve bağlandığım fikirlerin zemin kazanması beni sarhoş ediyor. Belki duygularımızı açıklamakta çok cimri davranıyoruz, yaşantımızda kafaya fazla yer veriyoruz, duygulanacağımız yerde akıl yürütüyoruz çoğu kez.
Maksim Gorki / Ana
 
Oysa ben bütün vaktimi, bütün vaktimden daha çoğunu, yeryüzünün bütün vakitlerini sana ayırmak istiyorum..

Franz Kafka
 
Hayat tuhaf ve ışık hızında çakıp giden ayrıntılarda sakladığımız hasret ve kırgınlıklarımızla yüklü bir bohça, bir sırt çantasıdır. (Toprak/Buket Uzuner)
 
“Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım."

Oğuz Atay - Tutunamayanlar
 
En sevdiğim söz şeyhma waterbaşı..F68C5B26-936F-4C58-AF73-B729FC09D458.jpeg
 
İnsan anladığı ve anlaşıldığı insanda çiçek açar.
 
"İki kent arasındayım. Biri bilmiyor beni, öteki tanımıyor. Ait olamamak da tam burada başlıyor."

Jean Paul Sartre - Bulantı
 
Ebu'l Âlâ el-Maarrî

artık tabiattan çalmıyorum

kavrayışta ve dinen muallelsin (nakıs, noksan, eksik)
bana gel ki hakikatin sesinden havadisler duyabilesin
sudan ayrılan balıkları yeme haksızca
ve yemek diye katledilen hayvanların etini arzulama
yahut annelerin katıksız içimini
asilzade hanımlara değil de yavrularına adadığı ak sütünü
ve yumurtalarını alıp da masum kuşları kedere boğma
değil mi ki adaletsizlik kabahatlerin en kemidir/fenasıdır
ve arıların mis rayihalı nebatatın
üzerindeki gayretiyle elde ettiği
başkalarının olsun diye istiflemedikleri
bağış ya da bergüzar olsun diye toplamadıkları o bala kıyma
elimi bunların tekmilinden çektim
keşke yolumu şakaklarım ağarmadan evvel fark etseydim!"
 
efsanelesmedi ama benim için estetik anlamda efsane bir paragraf.


Ara ara omuzlarının üstünden geriye fırlattıkları bir bakışları var. Birbirlerine değil, onları vaktiyle birbirine lehimleyen ihtimale bakıyorlar. Çoktan tedavülden kalkmış bir cümlenin enkazına bakıyorlar. Aynı adam oluyorlar o zaman: Dışarıdan bakınca, içine haciz gelmiş bir adam. İçeride, geçmişin enkazını şimdiye fırlattıkça dirilen bir hayalet, bitmeyen bir yastan çatılmış bir şölen, bolca toz, toprak ve çekirdek.

Birgül oğuz - hah
 
bir yeni nesil geldi üst üste binenlrden. üste çıkaym derken yere inenlrden
 
bugünlerde iyi bir dinleyici bulmak o kadar güçleşti ki hayalimdeki kadınlardan bile bu kadarını beklemediğimi itiraf etmeliyim siz kurduğum hayallerden de güzelsiniz bütün hayallerim soluklaştı sizin yanınızda sizi düşünürken aklım duruyor heyecanımdan yemeğe verdim kendimi çocukken okuduğum dedektif romanlarından da heyecanlısınız siz onları da okurken heyecanımdan durmadan yerdim seni düşünürken ve seninle yaşarken durmadan yemek içmek istiyorum bu romanın sonu neye varacak

#tutunamayanlar
 
Bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamak ne büyük bir mutluluktur.

Franz Kafka - Aforizmalar
 
bu da mehmet rauftan.

Fakat bütün vaktimi şiire, edebiyata adadım. Demek ki hassas ve derin bir ruh benim gibi uzun seneler böyle edebiyat sayesinde şiir ve hülyayla beslenir de sonra bu kadar adi bir muhite düşerse tabii ve zoraki bir şekilde uyuşmazlık ortaya çıkıyor . Ve bu uyuşmazlik kadar ruhu harap eden başka bir şey olamaz. Dünyada muhitine yabancı olmak kadar katlanılmaz bir felaket yoktur sanırım.
 
Bugün anne öldü, belki de dün, bilmiyorum.Bakımevinden bir telgraf aldım:Anneniz vefat etti, cenazesi yarın.Saygılar.
Bundan bir şey anlaşılmıyor, belki de dün ölmüştür.

Albert Camus/Yabancı
 
Az gelişmiş aşklar ülkesi olarak dünya milletleri arasında ön sıraları işgal ediyoruz. Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre ancak Nijerya ve Gana bizden daha az gelişmiş. Aşık olma oranı yüzbinde kırkiki. Beş yıllık plan yüzde yüz gerçekleştiği takdirde bu oran bindokuyüzseksende yüzbinde seksenaltı olacak. Gene yeterli değil. Planlama örgütünde herkes evli olduğu için, meselenin üzerinde çok durmuyorlar. Beş yıllık planın uygulamasına geçileli bizim sınıftan yalnız Güner aşık oldu: o da bir bar artistine. Cinsi aşk olduğu için sayılmadı. Aşkta geriyiz de başka şeylerde ileri miyiz sanki?

#tutunamayanlar
 
Geri