Efsaneleşmiş Kitap Cümleleri

Konu sahibi son olarak 988 gün önce görüldü
Parlak minik yıldız
Nasılda yükselmişsin tepelere
Tıpkı gökyüzünde parıldayan
Bir elmas gibisin...

Ursula Poznanski - 5 adlı romanından
 
O andan başlayarak seni sevdim. Biliyorum, kadınlar bu kelimeyi sana, senin gibi hep şımartılan bir erkeğe çok sık söylemişlerdir. Fakat inan bana, seni kimse o kız kadar, yani benim kadar, olduğum ve senin için hep öyle kalan ben kadar köle gibi ve bir köpeğin sadakatiyle kendini adayarak sevmedi, çünkü yeryüzünde hiçbir şey kuytuluklardaki bir çocuğun fark edilmeyen sevgisiyle karşılaştırılamaz; çünkü bu sevgi, yetişkin bir kadının tutkulu ve bilinçaltında hep talep eden aşkının hiçbir zaman olamayacağı kadar umarsız, kendini karşısındakine hizmet etmeye adayan, boyun eğen, hep pusuda yatan ve tutkuyla yoğrulmuş bir sevgidir.

Stefan Zweig - Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu​
 
Sonra sustu.

Hava kararmaya başladığında, belki dayanamadığından, ağzından şu sözler dökülmüştü:

"Her musikî, sesin değil de, aslında sessizliğin bir taklidi."

Derken şunu da söyledi:

"Musikî sessizliğe ne kadar yakınsa, o kadar da mükemmel olur."

Nihâyet şu sözleri mırıldandı:

"Kulakları hassas olduğu hâlde hiç bir şey işitmeyen kişi, O'nu dinliyordur."

Şunu da dedi:

"Sessizlik de bir perdedir. Sessizliği işitebilirsin. Es bile bu perdeye kıyasla, ses'tir.

Yüzünde bir hüzün belirdi ve dedi:

"İnsanlara neyi söylediğimi ve onları neye dâvet ettiğimi hemen hemen kimse anlamadı. Oysa onlara neyi ve ondan üflenen nefesini anlatmış, hepsini neye dâvet etmiştim. Kulağı olan işitti."

İhsan Oktay Anar, Suskunlar
 
Şimdiki gençler galiba gizli kalması gerekeni açık ettikleri (ne ayıp!..) ve sevgililerinin adlarını dillendirmekte kalmayıp aradaki macerayı da başkalarıyla paylaştıkları için aşkın gülümseyişlerini ve zenginliğini ıskalıyorlar... Çünkü sırlara hükmetmek ayrıcalık ve olgunluktur.

İskender Pala - Kitâb-ı Aşk
 
Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek - Leo Buscaglia

Bir toplama kampından sağ kurtulmuş bir insanım. Gözlerim, hiçbir insanın görmemesi gereken şeyler gördü. Bilgili mühendisler tarafından yapılan gaz odaları... İyi öğrenim görmüş doktorlar tarafından zehirlenen çocuklar... Eğitilmiş hemşireler tarafından öldürülen bebekler... Bu nedenle öğrenim olgusuna kuşkuyla bakıyorum. Sizden tek dileğim şu: Öğrencilerinize insan olmayı öğretin. Çabalarınız; bilgili canavarlar, yetenekli ruh hastaları ya da eğitilmiş Eichmannlar yaratmamalı. Okuma-yazma, yazım, tarih ve matematik ancak öğrencilerimizin insan olmasını sağlarlarsa önem kazanırlar.

Bugüne dek, bir insanın bir başka insana herhangi bir şey öğretmiş olduğuna inanmıyorum. Öğretme uğraşının yararından kuşkuluyum. Bildiğim tek şey, öğrenme isteği duyan kişinin öğreneceğidir. Öğretmen de, belki bir yardımcı, öğrenici kişinin önüne bütün yemekleri koyup, ne güzel çoşku verici olduklarını anlattıktan sonra, öğrencinin bunları yemesini dileyen bir yardımcı kişi olabilir. (s.14)
Yaşam bir ziyafet sofrasıdır, ama kimi kahrolası yemekler insanı açlıktan öldürür. (s.14)

Eğitimin özü, belki de, beyinlere bilgi yığmak değil, bireyin kendi benzersizliğini anlamasına yardımcı olup bunu nasıl geliştireceğini öğretmek ve sonra başkalarıyla nasıl paylaşacağını göstermektir. (s.19)

Yuva, kapısına gittiğinizde sizi içeri almaları gereken bir yerdir. (s.66)

Sahip olduğunuz tek araç bir çekiç ise, her şeyi bir çivi olarak görmeye başlarsınız. (s. 107)

Melek olarak uyanıyor, ama sonra, günboyu güvenlik arayışı içinde koşuşturduğumuz için, şeytan olarak uykuya dalıyoruz. (Budist atasözü) (s.120)

Meşe ve selvi ağaçları birbirlerinin gölgesinde büyümezler. Hiçbir zaman bir başkasının gölgesinde büyümeyin.

Gülmek; "SAF" denme riskini göze almaktır.
Ağlamak ise; "DUYGUSAL" görünme riskini...
Birine yakınlaşmak; "KENDİNİ KAPTIRMA" riskini,
Duygularını açmak; "KENDİNİ ORTAYA KOYMA" riskini,
Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise;
"ONLARI BAŞKASINA KAPTIRMA" riskini göze almaktır.
Sevmek; "KARŞILIK GÖREMEME" riskini...
Yaşamak ise; "ÖLME" riskini göze almaktır.
Umutlanmak; "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA" riskini
Çabalamak ise; "BAŞARISIZ OLMA" riskini göze almaktır...

Ama riskler yaşanmalıdır, çünkü; hayatımızın en büyük riski; hiç risk almamaktır. Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez. Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken, bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder. Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.

Leo Buscaglia
 
Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek - Leo Buscaglia

Bir toplama kampından sağ kurtulmuş bir insanım. Gözlerim, hiçbir insanın görmemesi gereken şeyler gördü. Bilgili mühendisler tarafından yapılan gaz odaları... İyi öğrenim görmüş doktorlar tarafından zehirlenen çocuklar... Eğitilmiş hemşireler tarafından öldürülen bebekler... Bu nedenle öğrenim olgusuna kuşkuyla bakıyorum. Sizden tek dileğim şu: Öğrencilerinize insan olmayı öğretin. Çabalarınız; bilgili canavarlar, yetenekli ruh hastaları ya da eğitilmiş Eichmannlar yaratmamalı. Okuma-yazma, yazım, tarih ve matematik ancak öğrencilerimizin insan olmasını sağlarlarsa önem kazanırlar.

Bugüne dek, bir insanın bir başka insana herhangi bir şey öğretmiş olduğuna inanmıyorum. Öğretme uğraşının yararından kuşkuluyum. Bildiğim tek şey, öğrenme isteği duyan kişinin öğreneceğidir. Öğretmen de, belki bir yardımcı, öğrenici kişinin önüne bütün yemekleri koyup, ne güzel çoşku verici olduklarını anlattıktan sonra, öğrencinin bunları yemesini dileyen bir yardımcı kişi olabilir. (s.14)
Yaşam bir ziyafet sofrasıdır, ama kimi kahrolası yemekler insanı açlıktan öldürür. (s.14)

Eğitimin özü, belki de, beyinlere bilgi yığmak değil, bireyin kendi benzersizliğini anlamasına yardımcı olup bunu nasıl geliştireceğini öğretmek ve sonra başkalarıyla nasıl paylaşacağını göstermektir. (s.19)

Yuva, kapısına gittiğinizde sizi içeri almaları gereken bir yerdir. (s.66)

Sahip olduğunuz tek araç bir çekiç ise, her şeyi bir çivi olarak görmeye başlarsınız. (s. 107)

Melek olarak uyanıyor, ama sonra, günboyu güvenlik arayışı içinde koşuşturduğumuz için, şeytan olarak uykuya dalıyoruz. (Budist atasözü) (s.120)

Meşe ve selvi ağaçları birbirlerinin gölgesinde büyümezler. Hiçbir zaman bir başkasının gölgesinde büyümeyin.

Gülmek; "SAF" denme riskini göze almaktır.
Ağlamak ise; "DUYGUSAL" görünme riskini...
Birine yakınlaşmak; "KENDİNİ KAPTIRMA" riskini,
Duygularını açmak; "KENDİNİ ORTAYA KOYMA" riskini,
Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise;
"ONLARI BAŞKASINA KAPTIRMA" riskini göze almaktır.
Sevmek; "KARŞILIK GÖREMEME" riskini...
Yaşamak ise; "ÖLME" riskini göze almaktır.
Umutlanmak; "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA" riskini
Çabalamak ise; "BAŞARISIZ OLMA" riskini göze almaktır...

Ama riskler yaşanmalıdır, çünkü; hayatımızın en büyük riski; hiç risk almamaktır. Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez. Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken, bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder. Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.

Leo Buscaglia
Gerçekten çok güzel bir paylaşım kardeşim.Teşekkür ederim.Faydalı ve rehper sözler.
 
"Gerçekte ne istiyorum biliyor musunuz ? Hepiniz cehennemin dibine gidin, işte onu ! Huzur istiyorum.Bütün dünyayı şu saniye, tek kuruşa satarım, sırf rahatsız edilmemek için.Dünya cehennemin dibine batacak mı, yoksa çayımı içemeyecek miyim ? Batarsa batsın derim, ben çayımı içeyim de."

Yeraltından Notlar - Dostoyevski
 
''Hakikat için uykuya daldım sadece''
Tam mağaranın eşiğinde rüyaya uyandı...Kadın üzerine ayetler yağdı.

Hakikat ışığına ulaşabilmek adına kendi hikayelerimizin kahramanlarıyız.

Mor Rüya Yedi Uyurlar/Eda Bildek
 
Hepimiz "bir varmış,bir yokmuş" cümlesine hapsolmuş acizleriz.

Recep Yılmaz / Hüzün divânı
 
Bak, dinle beni, dedi Furi. Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. Hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim. Ve hiçbir zaman huzur ya da mutluluk da vadetmedim. Sana ancak bütün bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim. Sana sunduğum tek gerçeklik savaşım. Ve sağlıklı olmak, gücünün yettiği kadarıyla, bu savaşımı kabul edip etmemekte özgür olmak demektir. Ben yalan şeyler vadetmem hiç. Kusursuz, güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır… Üstelik böyle bir dünya çok can sıkıcı bir yer olur!

-Joanne Greenberg-Sana gül bahçesi vadetmedim
 
…zaten dünya büyük bir şey değildir Hasanım Ali, kimi zaman sevdiğimiz insanın yüzü, kimi zaman hayal edilen bir dokunuşun büyüsü, kimi zaman da kapıldığımız bir hevesin genişliği kadardır.

-hasan ali toptaş
 
Hastaneler hastalık, mektepler cehalet, mahkemeler zulüm, piyasalar yoksulluk üretiyor.

İsmet Özel / Tahrir Vazifeleri.
 
Mektepten sadece diploma bekleyen, çocuklarının mide ve giyiminden başka mesûliyet bilmeyen bir cemiyette büyük ruhlar yetişmez.

Nurettin Topçu, Türkiye'nin Maarif Davası.
 
Bir çocuk gördüm, ağlıyordu. Çünkü evlerinin kapıcısının oğlu ölmüştü. Ana-babası önce bıraktılar ağlasın, sonra sıkıldılar bundan. Niye ağlıyorsun dediler. Senin kardeşin değildi ki o. Çocuk gözyaşlarını sildi. Korkunç bir şey öğrenmişti: Demek ki, yabancı bir çocuk için ağlamak gereksizdi!

Simone de Beauvoir, Denemeler
 
“Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bir ruh ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden meydana çıkıyordu.."

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna.
 
"Cahilsin; okur, öğrenirsin. Gerisin; ilerlersin. Adam yok; yetiştirirsin, günün birinde meydana çıkıverir. Paran yok; kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur."

Ahmet Hamdi Tanpınar, Mahur Beste.
 
‘’Bazen insan, her şeyin sonuna geldiğinde,
başından beri öyle olacağını bildiğini anlar.‘’

Günhan Kuşkanat, Hiçkimse'nin Anısı.
 
“Zorla bir yerlerden kesip çıkarılmıştım. Zorla başka bir yere yapıştırılmıştım. Boşluğum beni bekliyordu sanki orada! Her şey , aynı anda eksik bırakmıştı beni zorba bir makasla..

Her şey kırık, her şey defolu, her şey arızalı… Arızalıyım evet, güvenmeyin bana. Üşüyemeden dondum.. Benden, ısıtılıp tekrar insan yapılamaz bir daha.”

Gökhan Özcan, Serçe Parmağı.
 
”Hayatta en büyük acıyı, dile getirilemeyen şeyler verir.“

Şebnem İşigüzel, Venüs.
 
"hissetmektir mühim olan, yaşamak değil !"

Huzursuzluğun Kitabı - Fernando Pessoa
 
Geri