Edgar Allan Poe Şiirleri

F
  • Kullanıcı Fenerbahçe
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Şiirler
...'E

aldırmıyorum, bu dünyada payımın
-DÜNYADAN AZ BİR HİSSEYLE-
aşk yılları olmasına unutulan
bir dakikanın nefretinde.
ağlamıyorum terkedilmişler güzelim

BENDEN mutludur diye
ama sen üzülüyorsun diye...
kaderime bir yolcu olan benim!.

Edgar Allan Poe
 
A Dream Within A Dream

Take this kiss upon the brow
Parting from you now
Thus much let me avow

Edgar Allan Poe
 
Akşam Yıldızı

Yaz ortasındaydı
Ve geceyarısı
ve yıldızlar yörüngelerinde
Ölgün ölgün pırıldarken
Daha parlak ışığında
Kendisi göklerde
Köle gezegenlerin arasında
Işığı dalgalarda olan soğuk ayın
Soğuk tebessümüne dikmiştim gözlerimi
Fazlasıyla-fazlasıyla soğuktu benim için
Derken kaçak bir bulut
Geçti örtü niyetine
Ve ben sana döndüm
Yükseklerdeki iştihamına
Mağrur akşam yıldızı
Senin ışığın daha değerlidir benim için
Çünkü yüreğime mutluluk verir
Göklerdeki gururun geceleri
Ve daha çok beğenirim
O alçaktaki daha soğuk ışıktan
Senin uzaklardaki ateşini.2802

Edgar Allan Poe
 
Annabel Lee

Senelerce senelerce evveldi
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz
İsmi; Annabel Lee
Hiç birşey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni
O çocuk ben çocuk, memleketimiz
O deniz ülkesiydi
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee
Göklerde uçan melekler
Kıskanırlardı bizi
Bir gün işte bu yüzden göze geldi
O deniz ülkesinde
Üşüdü bir rüzgarından bulutun
Güzelim Annabel Lee
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni
Mezarı oradadır şimdi
O deniz ülkesinde
Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskanırdı bizi
Evet! Bu yüzden 'Şahidimdir herkes ve deniz ülkesi'
Bir gece rüzgarından bulutun
Üşüdü gitti Annabel Lee
Sevdadan yana kim olursa olsun
Yaşca başca ileri
Geçemezlerdi bizi
Ne yedi kat göklerdeki melekler
Ne deniz dibi cinleri
Hiç biri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee
Ay gelir ışır, hayalin erişir
Güzelim Annabel Lee
Orda gecelerim uzanır beklerim
Sevgilim sevgilim hayatım gelinim
O azgın sahildeki
Yattığın yerde seni...

Çev. Melih Cevdet Anday

Edgar Allan Poe
 
Annabel Lee (İsmail H.Aksoy'un Çevirisiyle)

Evvel zaman içinde
Bir deniz ülkesinde,
Adı Annabel Lee idi,
Bilirsiniz belki,
Yaşardı bir körpecik,
Sevilmek ve beni sevmek
Kızcağızın tek fikri.
Çocuktuk ikimiz de
O deniz ülkesinde,
Fakat sevgiden daha bir sevgiyle
Sevdik birbirimizi
Ben ve Annabel Lee.
Cennetin kanatlı ferişteleri
İmrenirlerdi bize ve sevgimize.

Ve bundandır ki hayli zaman önce
Bu deniz ülkesinde bir gece
Bir bulutun rüzgârı esti
Üşüttü Annabel Lee’mi.
Sonra soylu yakınları geldi
Ve alıp götürdüler onu benden,
Bu deniz ülkesinde
Kapatmak için bir gömüte.

Cennetteki melekler bilmezlerdi
Mutluluğumuzun yarısını bile.
Kıskanıp durdular bizi:
Evet! Buydu nedeni
(Herkes bilir bunu o deniz ülkesinde)
Bir bulutun rüzgârı geldi
Üşütüp öldürdü Annabel Lee’mi.

Ama kim varsa ki
Yaşça başça ileri
Sevgimizin gücünü geçemezdi.
Ne gökteki cennet melekleri
Ne de deniz altı cinleri
Canımı ayıramaz bile
Canından güzel Annabel Lee’min

Cananımın hayali olmadan
Işıldamaz ay asla.
Ve gördüğüm yıldızlar değil asla
Parlak gözleridir güzel Annabel Lee’min.
Ve gece boyu uzanıp dururum yanına
Sevgilimin, cananımın, hayatımın ve gelinimin,
Deniz kıyısındaki gömütünde,
Deniz kenarındaki kabrinde.



Edgar Allan Poe
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
 
Bir Bilmece

'Nadiren buluruz' der Solomon Don Dunce,
'En derin sonede yarım bir fikri.
Bütün o gevşek dokulu nesneler arasından, birden görürüz
Kolayca, bir Napoli bonesinin ardından gördüğümüz gibi-
Döküntünün döküntüsü-Bir Lady onu nasıl giyebilir ki?
Yine de çok ağırdır senin Petrark'çı kumaşından-
Baykuş tüylü bir saçmalık ki en hafif üfleyiş
Kağıda çevirir onu sen yuttururken.'
Ve, gerçekte yeterince haklıdır Güneş.
Sıradan kumaşlar kötü yutturmacalardır
-kısa ömürlü ve geçirgen öylesine-
Ama bu, şimdi-ona güvenebilirsiniz-
Sabit, koyu, ölümsüz, -değeri adların
Yardımıyla gizlenen içindeki.

Edgar Allan Poe
 
Bir Düş

Görüntüleri arasında karanlık gecenin
Yitirilmiş sevincin düşünü kurdum.
Ama kalbimi kırarak beni uyandırdı
Görüntüsü yaşamın ve ışığın.

Ah! Düş olmayan bir şey var mıdır gündüzleyin
Gözlerinde geçmişten gelen bir ışıkla
Çevresine bakan kişi için?

O kutlu düş-o kutlu düş,
Bütün dünya kınarken
Tarlı bir ışık gibi neşelendirdi beni
Yalnız bir ruha yol gösteren.

Ne olmuş geceleyin ve fırtınada
Titriyorsa yükseklerdeki ışık?
Daha berrak bir sey var mıdır
Gündüz parlayan yıldızından, gerçeğin!

Edgar Allan Poe
 
Bir Düşün İçinde Düş

Alnına konsun bu öpüş
Ve,şimdi senden ayrılırken,
İtiraf edeyim ki
Günlerimi bir düş
Sayarken yanılmıyorsun;
Ama,Umut gitmişse uzaklara
Bir gece ya da bir gün
Bir görüntüde ya da bir şeyde olmaksızın
Fark eder mi bu yüzden?
Bütün gördüğümüz ve göründüğümüz
Yalnızca bir düşün içinde bir düş.
Kırılan dalgaların dövdüğü bir kıyının
Haykırışları içinde duruyorum:
Ve altın kum taneleri tutuyorum avucumda
Ne kadar az! Ama nasıl da
Süzülüyorlar parmaklarımın arasından derinlere
Ben ağlarken- ben ağlarken!
Ah Tanrım! Daha sıkı
Tutamaz mıyım onları?
Ah Tanrım! Tekini bile kurtaramaz mıyım acımasız dalgadan?
Bir düşün içinde bir düş mü
Bütün gördüğümüz ve göründüğümüz?

Edgar Allan Poe
 
Cennetteki Kişiye

Herşeydin, aşkım, benim için
Ruhumun istediği-
Yeşil bir adacık, aşkım, denizde
Bir sunak ve bir çeşme,
Baştanbaşa masal meyveleri ve çiçekleriyle örülmüş,
Ve, bu çiçeklerin hepsi benimdi.
Ah, fazla parlak bir düş uzun sürmek için
Ah, yalnızca kararmak için yükselen
Yıldızlı umut.
Gelecekten bir ses haykırır
'Devam. Devam-' diye
Ama geçmişin (karanlık körfez.) üstünde yatar
Korkuyla dolu ruhum, sessiz ve, devinimsiz.

Çünkü, yazık. Yazık ki söndü
Benim için yaşam ışığı
Artık-artık-artık-
(Böyle bir lisan tutar ancak ağırbaşlı
Denizi kıyıdaki kumlara karşı)
Çiçek açmayacak gökgürültüsünün sarstığı ağaç,
Ne de vurulmuş kartal süzülecek göklerde.

Ve günlerimin tümü esrimeyle geçer,
Ve geceleyin rüyalarım
Senin gri gözlerinin ışıdığı,
Ölümsüz ırmakların kıyısında
Göksel danslar eden adımlarının
Parladığı yerlere ilişkindir.

Edgar Allan Poe
 
Çanlar

Zamanı say,tempo tut,
Runik bir tempo olsun,
Tintintin sesleri müzik gibi yükselsin
Çanlardan,çanlardan,çanlardan,
Çan...çan...çan...
Çanların çınlayan sesini dinle...
O cesur çanlar!
Titreşimleri ne müşiş bir korku masalı anlatıyor!
Ah, çanlar,çanlar!
Korkuları nasıl bir masal anlatıyor...

Edgar Allan Poe
 
Denizdeki Kent/ The City İn The Sea

Bak! ölüm kendine bir taht kurdu
Loş batının aşağılarına doğru
Yapayalnız uzanan tuhaf bir şehirde,
İyinin, kötünün, en kötünün ve en iyinin bir de
Ebedi ve ezeli uykularına vardıkları yerde.
Bize ait hiç bir şeye benzemezler
Oradaki mabetler, saraylar ve kuleler.
(Zamanın kemirdiği kuleler ki titremezler)
Etraflarında, kasvetli sular,
Yükseltici rüzgarlarca unutulmuş, boyun
Eğmiş uzanırlar altında göğün.

Kutsal göklerden, uzun süren
Gecesine ışık dökülmez o şehrin;
Fakat korkunç denizden gelen nur
Sessizce kulelere vurur -
Aydınlatır bina doruklarını uzak ve özgür,
Kubbeleri, kule külahlarını, krali koridorları
Mabetçikleri, babilvari duvarları
Yontma sarmaşıkların ve taştan çiçeklerin
Çoktan unutulmuş belirsiz çardaklarını
Viyola, menekşe ve asmaları bir birine dolanmış
Frizlerle çelenklenmiş
Bir çok harikulade tapınakları.
Kasvetli sular eğip boyun
Uzanırlar altında göğün.
Kuleler ve gölgeler öyle karışmışlar ki orada
Hepsi asılı gibi görünürler havada,
Mağrur bir kulesinden şehrin
Ölüm aşağı bakarken devcileyin.
Orada açık mabetler ve aralanmış mezarlar
Işıldayan dalgaların seviyesince doluyorlar;
Fakat ne elmas gözlerinde yatan
Zenginlikler oradaki her bir putun -
Ne o göz alıcı mücevherleriyle ölü
Kandırıp yataklarından çeviriyor suyu;
Bu camdan ıssızlık boyunca, yazık!
Yok çünkü bükülen tek dalgacık -
Tek kabartı yok rüzgarların çok uzak daha şen
Bir deniz üzerinde olabileceğini söyleyen -
Yok korkunçluğu daha az dingin denizlerde
Rüzgarlar olduğunu ima eden tek yükselme.
Fakat bak, havada bir kıpırtı!
Bir dalga var orada, bir çalkantı!
Bellibelirsiz gömülerek duygusuz gel-gite,
Kuleler bir yana atılıyorlar adeta-
Uçlarına saydam tabakalı gökler içinde
Sanki hafifçe bir boşluk verilmişcesine.
Dalgalar şimdi daha kızıl bir kor gibi parlıyorlar -
Saatler donuk ve zayıf soluyorlar -
Dünyevi acılar arasında değil de, vakti geldiğinde,
Aşağıya, bu şehir aşağıya çökeldiğinde,
Cehennem, bin tane tahttan ayağa kalkarak,
Saygı ile onu selamlayacak.

Dr. Osman TUĞLU

Edgar Allan Poe
 
Eldorado

Kuşanmış keyifle,
Yiğit bir şövalye,
Gün ışığında ve gölgede,
Bir şarkı söyleyerek,
Yol almıştı epeyce,
Arayarak Eldorado'yu.

Ama yaşlandı-
Bu korkusuz şövalye
Ve bir gölge düştü yüreğine
Bulamayınca hiçbir yer
Anımsatan Eldorado'yu.

Ve en sonunda
Gücü tükendiğinde,
Rastladı bir gezgin gölgeye-
'Gölge' dedi,
'Nerede olabilir-
Bu Eldorado denilen ülke? '

'Sür atını aydaki
Dağların üzerinden.
Aşağıya gölgeler vadisine,
Korkmadan sür'
Diye yanıtladı gölge, -
'Arıyorsan eğer Eldorado'yu'

Edgar Allan Poe
 
Eldorado By Poe

Şen şakrak donanan,
Bir şövalye kahraman,
Gölgesinde, güneşinde,
Dudağında bir şarkı
Yollarda dolaşmıştı,
Eldorado'nun peşinde.

Şövalye çok kahramandı-
Fakat o yaşlandı-
Ve bir gölge düştü onun
Yüreğinin üzerine,
Rastlamayınca bir izine
Dünya'da Eldorado'nun.

Ve, onu nihayeti
Terkedince kuvveti
Rast geldi gezgin bir gölgeye-
Ve ''Gölge,'' dedi o,
''Nereden gidilir, Eldorado
Denilen ülkeye? ''

''Ay'ın dağları
Üzerinden ileri,
Gölgeler Vadisi'ne doğru,
Sür, cesaretle sür atı,''
Diye gölge cevapladı,
''Ararsan Eldorado'yu.''

Edgar Allan Poe
 
En Mutlu Gün

En mutlu gün en mutlu saat
Kurumuş körelmiş yüreğimin bildiği,
en büyük umutları gücün ve gururun
Hissettiğim, geçip gitti.

Güç mü dedim? Evet öyle düşünmüştüm
Ama yazık! Çoktan yitip gitti hepsi
Gençliğimin hayalleri-
Ama boşver şimdi.

Ya gurur, ne yapacağım senle şimdi
sakin ol ruhum!
Belki bir diğer baş devralır
Üzerime döktüğün zehri.

En mutlu gün-en mutlu saat
gözlerimin gördüğü göreceği,
En parlak ışıltısı gücün ve gururun
Hissettiğim:
Ama o zaman çektiğim acıyla
Gücün ve gururun umudunu verselerdi,
Yaşamazdım o parlak saati tekrar

Çünkü onun kanatlarındaydı kara alaşım
Ve çırptıkça-bir öz dökülüyordu
Öldürmeye yeterli
Onu bilen bir ruhu.

Edgar Allan Poe
 
Eulalie-Bir Şarkı

Kendi başıma yerleşmişim
Bir keder dünyasına,
Ve durgun sular gibiydi ruhum,
Ta ki güzel ve zarif Eulalie benim
Utangaç gelinim olanaca-
Ta ki sarı saçlı körpe Eulalie benim
Güler yüzlü gelinim olanaca.

Ah, az-daha az parlak
Yıldızları gecenin
O pırıl pırıl gözlerinden
Ve ne buharın bulutsu ışıltısı
İnci rengiyle ve morla Ay-yansımalı,
Yarışabilir mütevazi Eulalie'nin en sıradan saç buklesiyle-
Yarışabilir parlak gözlü Eulalie'nin en özensiz ve
Önemsiz buklesiyle.

Ne Kuşku-ne Acı
Gelir bundan böyle,
Çünkü ruhu verir bana ağlama isteğini,
Ve bütün gün
Işıldar, güçlü ve parlak
Astarte uzayda,
Sevgili Eulalie'sine bakarken anaç gözleri-
Körpe Eulalie'sine bakarken menekşe gözleri.

Edgar Allan Poe
 
F....s. O....d'e

Sevilmek mi? -öyleyse bırakma yüreğini
Şimdiki yolundan ayrılmaya.
Olduğun herşeyken şimdi,
Olmadığın şey olma.
Böylece kibarlığın, lütfun,
Aşkın güzelliğin, sonsuz bir
Övgü konusu olacak yeryüzünde,
ve aşk-basit bir görev.

Edgar Allan Poe
 
Gelin Baladı

Yüzük parmağımda,
Ve alnımda gelin çelengi;
Muhteşem mücevherler ve satenşer
Hepsi emrinde,
Ve ben mutluyum şimdi.

Ve Lordum ki beni çok sever;
Ama andını ilk kez içtiğinde,
Hissetim göğsümün kabardığını-
Çünkü bir ölüm çanı gibi öttü sözler
Ve ses onunkiymiş gibi geldi.
Savaşta düşmüştü o kuytu ağaçlıkta
Ve mutludur şimdi.

Ama konuşup bana güvence verdi,
Ve solgun alnımı öptü,
Derken bir hayal hali geldi üzerime,
Ve kilise avlusuna taşıdı beni,
Ve ona dedim ki iç çekerek
(merhum D'Elormie sanıp onu)
'Oh, mutluyum şimdi'.

Ve böylece söylendi bu sözler,
Ve bu evlilik andı;
Ve, inancım yıkılsa da,
Ve, kırılsa da kalbim,
Delil olarak burada yüzük
Ki mutluyum şimdi,
Bak, mutluluğumu kanıtlayan
Şu altından simgeye.

Tanrım, uyanabilseydim keşke.
Çünkü bilmeden düş görüyorum nasıl olduğunu,
Ve fena sarsılıyor ruhum
Atılmasın diye yanlış bir adım, -
O unutulan ölü
Mutlu olmayabilir belki diye

Edgar Allan Poe
 
Göl:...'ye

Bu yaban dünyada bir köşe vardı.
Gençliğimizin baharında gittiğim,
Kara kayalarla sarılmış ve
Yüksek çamların kuleleriyle çevrilmiş-
Öylesine güzeldi ki yalnızlığı
Vahşi bir gölün, onu daha az sevemzdim.

Ama kara kefenini serdiğin gece üzerine
Herşeye serdiğin gibi,
Ve gizemli rüzgar
Ahenkle mırıldanarak gittiğinde,
O zaman- aho zaman- uyanırdım.
Issız göl dehşetine.

Ama korku değildi
İnsanı titreten bir zevkti bu dehşet-
Öyle bir duygu ki ne madenler, mücevherler
Ne de- hatta senin aşkın
Kandırabilirdi anlatmaya beni
O zehirli dalgadaydı ölüm
Bir mezarlık çukurumda-
Yalnız imgelemi böyle teselli bulan,
Kimsesiz ruhu bu karnlık gölden
Bir Adeb yaratan, O'nun için

Edgar Allan Poe
 
Helen'e

Helen, senin adın
Eskinin Nicean yelkenlileri gibidir, benim için
Usulca, kokulu denizin üzerinden
O yol yorgunu gezgini taşır
Kıyısına kendi memleketinin

Gezmeyi özler yapayalnız denizlerin üstünde
Yunanlı yüzün, sümbül saçların
Senin havaların getirmişti beni eve
Yunanistanın görkemine ve
Roma yüceliğine.

İşte, oradaki pırıltılı pencere nişinde
Nasıl da bir heykel gibi, görürüm dineldiği
Ah, Pysche, kutlu topraklar olan bölgelerden
Akik lamba elinde.

Edgar Allan Poe
 
İlahi

Sabahleyin-öğlenleyin-akşam karanlığında-
Benim ilahimi duyarsın, Maria.
Kederde ve sevinçte, iyide ve kötüde,
Tanrının anası benimle ol.
Saatler pırıltıyla uçtuğunda,
Ve tek bir bulur karartmadığında göğü,
Aylak olmasın diye ruhum,
Lütfun götürürdü onu sana ve seninkine;
Şimdi, fırtınaları kaderin
Geçmişimi ve günümü karartınca,
Bırak ışısın geleceğim
Senin ve senin olanın tatlı ümidiyle

Edgar Allan Poe
 
Geri