A
aXi
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Alanında ilk olan ve önemli bir boşluğu dolduran sempozyum, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlendi.
Şiddetin edebiyata (sanata) yansıması, oradaki izdüşümü, okuyucu-izleyici bağlamında hedef kitlelerdeki etkileşimi ve “Şiddet ve gerilimin edebiyatı sanat olmakla beraber, kendiliğinden şiddet, ne edebiyat ne de sanattır” görüşünün de tartışıldığı sempozyum, iki oturum şeklinde yapıldı.
Oturum başkanlıklarını sırasıyla Zeki Coşkun ve Erol Üyepazarcı’nın yaptığı açık oturumlara; Ahmet Ümit, “Suç ve Edebiyat”, Murat Menteş, “Paralel Evrendeki Suçlular”, Nevval Sevindi, İki kültür, iki yazar: Necip Mahfuz ve Refik Halid Karay”, Erol Çelik, “Gerilim Romanlarında Cinnet Olgusu”, Sevin Okyay, “Seri Katiller”, Hakan Yel, “Türkiye'de Değişen Değerler ve Şiddet'in Önlenemez Yükselişi”, Orkun Uçar, "Korkularımız Gerçekleşmek Üzereyken: Kurgudan Gerçeğe", Alexsandra Ivanof “Müzik ve Gerilim Üzerine” ve Altay Öktem “Edebiyatta Şiddet ve Karşı Şiddet Unsurları” başlıklı tebliğlerle katıldılar.
DÜNDEN BUGÜNE ŞİDDET
Sempozyumda, şiddeti ve gerilimi konu alan romanlar değerlendirilirken, tarz olarak bu konuyu yazan yazarlar, romancılar okuyucularıyla buluştu. Ahmet Ümit, şiddetin Kabil’in Habil’i öldürmesinden itibaren başladığına dikkat çekerek, Hz. Musa’ya verilen on emirden birinin de “öldürmeyeceksin” olduğunu söyledi.
Eserlerinde cinayete yer veren Sophokles’in hikâyesinden özetler sunan Ümit, “Suç insanın bir varoluş biçimidir. Romanda olayı anlatacaksanız suçu, cinayeti anlatmadan var olamazsınız” dedi.
‘İki kültür, iki yazar; Necip Mahfuz ve Refik Halid Karay’ başlıklı sunum yapan Neval Sevindi, mısırlı yazar Necip Mahfuz ve İstanbul’lu Refik Halid Karay’ın eserlerindeki şiddet olgusuna, şiddetin merkezine erkeği koymasındaki nedenlere ve her iki yazarın içinde bulundukları toplumların kadın sorunlarını ele aldı.
MENTEŞ'TEN CANLI CANLI ŞİDDET ŞOV
Konuşmaya kafasına taktığı ilginç bir başlık ve silahlı bir şovla başlayan Murat Menteş, basit bir şakada, tanışmada, vedalarda bile şiddet olduğunu, hayatımız şiddeti tanzim etme sayesinde bir tada kavuştuğunu söyledi. Bu arada bir konuğu masaya çağırıp başına silah dayayan Menteş, “eğer ben burada gerçek bir silahla birkaç kişiyi vursaydım, büyük bir kalabalık toplanırdı. Toplum şiddete karşı ilgi duyar. Yolda kaza yapmış bir aracın tahribatını görmek için uzun kuyruklar oluşur” dedi.
Erol Çelik de, ‘Gerilim Romanlarında Cinnet Olgusu’ başlıklı konuşmasında, birçok edebiyat türünün duyguları anlattığı bilinirken, şiddet edebiyatının tam tersi durumdan yani duyguları dile getirememeden doğduğunu söyledi. Çelik, biriken korkunun öfkeye, öfkenin de cinnete dönüştüğünü aktardı.
Sempozyumun devamında Sevin Okyay, film ve romanlarda ‘seri katil’lerin karakter çözümlemelerinde dikkate alınması gereken detayları anlattı. Okyay’a göre romanlardaki seri katillerin özendirici tipler olmamaları gerekiyor. Konuşmasına bir şarkıyla başlayan Alexandra Ivanof ise ‘müzik ve gerilim üzerine’ yaptığı konuşmasında, dünyanın birçok yerinde müziğin gelişimini ve bu gelişimden doğan gerilim türünü örneklerle anlattı.