potterhead
Üye
-
- Katılım
- Ağustos 30, 2013
-
- Mesajlar
- 150
-
- Tepkime puanı
- 0
-
- Puanları
- 266
-
- Yaş
- 30
Öncelikle, merhabalar efendim. İsmim eda, 17 yaşımdayım ve Adana'lıyım. Bulunduğum şehirde forum sitelerinde takılan, yabancı diziler izleyen, rp yapan birilerini bulmak zor. Yok demiyorum tabi ki var ama Erkek Lisesi gibi bir yerde öyle birilerini bulamadım. Neyse, Şebnem Ferah dinlemek şimdiye kadar yaptığım en yerinde şey sanırım. Onun sesini, müziğini, sözlerini öyle seviyorum ki sanırım tanımadan en çok sevdiğim insandır kendisi. Yalnız, sadece şarkıcı falan değil kadın bildiğin sanatçı. Onun dışında, Avenged Sevenfold'u çok severim özellikle Dear God şarkısını ki bu şarkı kesinlikle tavsiyemdir. İngilizcem çok iyi değildir ama hiç yokta değil tabii. Eğer sizinde ingilizceniz yoksa, google'dan çevirisine bakabilirsiniz. Neyse, bunun olacağını sanmıyorum o yüzden devam ediyorum. Pentagram'ı çok severim, eskidir falan ama ' Bir ' ve ' Şeytan Bunun Neresinde? ' şarkısı favorimdir. Bunların dışında, maNga'da dinlerim. Cevapsız Sorular, Alışırım Gözlerimi Kapamaya falan. Mabel Matiz'i de unutmamak gerek bu arada. Sanırım insanı hüzünlendiren bir şeyler var sesinde. Tabii bunları mutlu olduğumuzda dinleyemiyoruz, genelde bunları dinlerim ama o gün çok güzel bir gün geçirmişsem hareketli bir şeyler dinleyebilirim. Sanırım genel de pop dinlemiyorum, ve arabesk. Evet, pek dinlemem. Arada sırada rap saatim gelir, belirli kişileri dinlerim. Mesela, canfeza. Bence adam Şair.
Biraz da okuldan bahsedelim. Erkek lisesi demiştim başlarda evet, Adana Erkek Lisesi'ne gidiyorum. -çoğunluk kız- Lise son sınıf olduk artık. Sözel bölüm okuyorum ve hedefim haddimi aşarcasına Hukuk. Gerçekten. Eğer olmazsa, puana göre seçeceğiz sonuçta. 2 yıllık bir Adalet okuyup ordan dikey geçiş sınavıyla Hukuğun 4 yıllığına geçmeyi planlıyorum. Planlar planlar planlar işte... (Olaylar, olaylar, olaylar -İsmail Abi) Neyse, sınıfımdaki insanların biri dışında hiçbiriyle pek ortak noktam yok. Kimse Şebnem Ferah dinlemiyor, neden ki? O biri dışında dediğim de korumaya aldığım kişi de ilkokuldan beri arkadaşım. Şükür ki, onunla hem aynı müziği dinliyor hem aynı dizileri izliyoruz. Kıskanıyorum onu, ingilizcesi benimkinden çok daha iyi ve tiyatro yeteneği var. Ne yazık ki, farkında değil. Neyse, hadi ama burada konu benim. (: Okulumuz 4 binadan oluşuyor, neredeyse tüm binalarda okudum 4 sene boyunca. Garip. Okumadığım tek bina olan 'kırmızı bina'mızda da Kütüphane vardı ve sık sık uğradım. Orada da bir şeyler okudum sonuçta. Okul konusunda anlatabileceğim pek bir şey kalmadı, sistemi hepimiz biliyoruz zaten. Ama okumak ve araştırmak konusunda bir iki satır bir şey kaldı sanırım. Araştırma yapmayı seven birisiyimdir. Övünerek söylemiyorum, aslında o kadar da matah bir şey değil. İnanın değil. Kabalalar, masoncuklar, vs. bir sürü şey var kitaplığımda. Hem hakkında yazılmış şeyler, hemde benim yazdığım derme toplama saçmalıklar. Bir insan nasıl olurda sıkılınca kalın kitaplar okumak ister ki? Kitaplar demişken, ne kadar küçümsesem de aslında dünya kadar dolu her biri. Kitaplarımı seviyorum. Tabi sadece örgütlerin ya da kimliklerin tarihi değil, felsefe ile ilgili de çok fazla kitabım var. Sofistleri neden sevdiğimi bilmiyorum.
Sıra Aile'de. Annem, Babam ve Ben çekirdek ailemiz. Üçümüz aynı evde ve şu sıralar klima ve televizyon için aynı oda da kalıyoruz. 2inci katta bulunan bilindik 3 oda 1 salon 1 mutfak 1 banyo 1 lavabolu evimiz var. -ne anlattım öyle ya- Neyse, babamın 'annemden önceki' evliliğinden 2 ablam ve 1 ağabeyim var. İyi anlaşıyoruz. Ama sonuçta büyüdüler evlendiler ve tek çocuk olarakta evin hâkimiyeti şuan tamamen bende. Annemse şuan tamamen ben üniversiteye geçtiğimde ne yapacağını düşünüyor. İkisi de üniversiteye başka yere gidersem evi işi oraya taşımayı düşünüyorlar. Ben Eskişehir, Ankara, Kayseri falan herhangi bir yerde en yakın arkadaşımla yaşamayı umuyordum oysaki. Neyse, kalabalıktan zarar gelmez. Anneannem vardır birde, baba tarafından pek kimse kalmadı ama anne tarafıyla oldukça içli dışlıyız. Mesela, anneannem işte örnek olarak. Her pazar ondayız, beni o büyüttü, onu fazlasıyla seviyorum.
Aile konusunda anlatacak pek bir şey kalmadı. Yani aslında var da şuan yazmak için zamanım kısıtlı ve dahasını okumak isteyeceğinizi sanmıyorum, sonuçta 'bize ne bunlardan' dediğinizi duyar gibiyim. Birazda benim duygularıma izlediğim dizilere falan değinelim. Supernatural, The Vampire Diaries, True Blood, Doctor Who, Elemantary, Teen Wolf, Babam Sınıfta Kaldı-aielecek-, Güneşi Beklerken-ailecek-, Sana Bir Sır Vereceğim-ailecek- izliyoruz. Bu arada öyle bir şeyi unuttum ki, kendimden utanıyorum şuan ama Allahtan nickim 'potterhead' zaten. Evet, HARRY POTTER'dan bahsediyorum. Onunla doğduğumu unutuyordum bir an. JK Rowling, benim için kutsal insan. Öyle güzel bir seriyi yazarak bana ve benim gibilere hem ilham kaynağı, hem resmen bir anne, hem de bir sığınak oldu. Sanırım 2006'dan beri ki o zaman kaç yaşındaydım bir bakalım... 10 evet evet 10 yaşındaydım. Bundan 7 yıl önce değil mi? Ah, matematiğim felakettir. Neyse. İşte 10 yaşımdan beri Harry Potter RPG yapıyorum. O kitaplarla, o filmlerle o müziklerle, muziplikle ve slytherin-gryffindor çatışmalarıyla, nimbus 2001 ile büyüdüm ben. (okumayanlara-izlemeyenlere çok delice ve anlamsız geldi bu yazdığım) Tamam neyse, HP sevgimi kendime saklayacağım. Sadece nasıl bir kişilik ile karşı karşıyasınız bilin istedim. Bunun dışında, dizileri geçersek, ki daha bir çok dizi saymayı unuttum aslında (the carrie diaries, 2 broke girls, gossip girl) geriye benim hislerim kalıyor. O konuda fazla bir şey yazamayacağım çünkü bir şeyler hissetmeyi sevmiyorum eğer güzel değillerse. Kırılganımdır ama belli etmem, beton duvar gibi dururum, hep kıran benmişim gibi dururum ama nedense gerçek hiçte görünene benzemiyor. Günlüğüm de bir söz vardı, beni çok güzel anlatır, beni anlattığı için yazmıştım muhtemelen.
Biraz da okuldan bahsedelim. Erkek lisesi demiştim başlarda evet, Adana Erkek Lisesi'ne gidiyorum. -çoğunluk kız- Lise son sınıf olduk artık. Sözel bölüm okuyorum ve hedefim haddimi aşarcasına Hukuk. Gerçekten. Eğer olmazsa, puana göre seçeceğiz sonuçta. 2 yıllık bir Adalet okuyup ordan dikey geçiş sınavıyla Hukuğun 4 yıllığına geçmeyi planlıyorum. Planlar planlar planlar işte... (Olaylar, olaylar, olaylar -İsmail Abi) Neyse, sınıfımdaki insanların biri dışında hiçbiriyle pek ortak noktam yok. Kimse Şebnem Ferah dinlemiyor, neden ki? O biri dışında dediğim de korumaya aldığım kişi de ilkokuldan beri arkadaşım. Şükür ki, onunla hem aynı müziği dinliyor hem aynı dizileri izliyoruz. Kıskanıyorum onu, ingilizcesi benimkinden çok daha iyi ve tiyatro yeteneği var. Ne yazık ki, farkında değil. Neyse, hadi ama burada konu benim. (: Okulumuz 4 binadan oluşuyor, neredeyse tüm binalarda okudum 4 sene boyunca. Garip. Okumadığım tek bina olan 'kırmızı bina'mızda da Kütüphane vardı ve sık sık uğradım. Orada da bir şeyler okudum sonuçta. Okul konusunda anlatabileceğim pek bir şey kalmadı, sistemi hepimiz biliyoruz zaten. Ama okumak ve araştırmak konusunda bir iki satır bir şey kaldı sanırım. Araştırma yapmayı seven birisiyimdir. Övünerek söylemiyorum, aslında o kadar da matah bir şey değil. İnanın değil. Kabalalar, masoncuklar, vs. bir sürü şey var kitaplığımda. Hem hakkında yazılmış şeyler, hemde benim yazdığım derme toplama saçmalıklar. Bir insan nasıl olurda sıkılınca kalın kitaplar okumak ister ki? Kitaplar demişken, ne kadar küçümsesem de aslında dünya kadar dolu her biri. Kitaplarımı seviyorum. Tabi sadece örgütlerin ya da kimliklerin tarihi değil, felsefe ile ilgili de çok fazla kitabım var. Sofistleri neden sevdiğimi bilmiyorum.
Sıra Aile'de. Annem, Babam ve Ben çekirdek ailemiz. Üçümüz aynı evde ve şu sıralar klima ve televizyon için aynı oda da kalıyoruz. 2inci katta bulunan bilindik 3 oda 1 salon 1 mutfak 1 banyo 1 lavabolu evimiz var. -ne anlattım öyle ya- Neyse, babamın 'annemden önceki' evliliğinden 2 ablam ve 1 ağabeyim var. İyi anlaşıyoruz. Ama sonuçta büyüdüler evlendiler ve tek çocuk olarakta evin hâkimiyeti şuan tamamen bende. Annemse şuan tamamen ben üniversiteye geçtiğimde ne yapacağını düşünüyor. İkisi de üniversiteye başka yere gidersem evi işi oraya taşımayı düşünüyorlar. Ben Eskişehir, Ankara, Kayseri falan herhangi bir yerde en yakın arkadaşımla yaşamayı umuyordum oysaki. Neyse, kalabalıktan zarar gelmez. Anneannem vardır birde, baba tarafından pek kimse kalmadı ama anne tarafıyla oldukça içli dışlıyız. Mesela, anneannem işte örnek olarak. Her pazar ondayız, beni o büyüttü, onu fazlasıyla seviyorum.
Aile konusunda anlatacak pek bir şey kalmadı. Yani aslında var da şuan yazmak için zamanım kısıtlı ve dahasını okumak isteyeceğinizi sanmıyorum, sonuçta 'bize ne bunlardan' dediğinizi duyar gibiyim. Birazda benim duygularıma izlediğim dizilere falan değinelim. Supernatural, The Vampire Diaries, True Blood, Doctor Who, Elemantary, Teen Wolf, Babam Sınıfta Kaldı-aielecek-, Güneşi Beklerken-ailecek-, Sana Bir Sır Vereceğim-ailecek- izliyoruz. Bu arada öyle bir şeyi unuttum ki, kendimden utanıyorum şuan ama Allahtan nickim 'potterhead' zaten. Evet, HARRY POTTER'dan bahsediyorum. Onunla doğduğumu unutuyordum bir an. JK Rowling, benim için kutsal insan. Öyle güzel bir seriyi yazarak bana ve benim gibilere hem ilham kaynağı, hem resmen bir anne, hem de bir sığınak oldu. Sanırım 2006'dan beri ki o zaman kaç yaşındaydım bir bakalım... 10 evet evet 10 yaşındaydım. Bundan 7 yıl önce değil mi? Ah, matematiğim felakettir. Neyse. İşte 10 yaşımdan beri Harry Potter RPG yapıyorum. O kitaplarla, o filmlerle o müziklerle, muziplikle ve slytherin-gryffindor çatışmalarıyla, nimbus 2001 ile büyüdüm ben. (okumayanlara-izlemeyenlere çok delice ve anlamsız geldi bu yazdığım) Tamam neyse, HP sevgimi kendime saklayacağım. Sadece nasıl bir kişilik ile karşı karşıyasınız bilin istedim. Bunun dışında, dizileri geçersek, ki daha bir çok dizi saymayı unuttum aslında (the carrie diaries, 2 broke girls, gossip girl) geriye benim hislerim kalıyor. O konuda fazla bir şey yazamayacağım çünkü bir şeyler hissetmeyi sevmiyorum eğer güzel değillerse. Kırılganımdır ama belli etmem, beton duvar gibi dururum, hep kıran benmişim gibi dururum ama nedense gerçek hiçte görünene benzemiyor. Günlüğüm de bir söz vardı, beni çok güzel anlatır, beni anlattığı için yazmıştım muhtemelen.
Düşünce hızımla yazıyorum ben,
Zor kalemimin yetişmesi hissettiklerime.
Zor kalemimin yetişmesi hissettiklerime.
Öhm neyse.(birde hayatımda önemli insanlar var, yani idol gibi. Ya da ne bileyim işte, özlediklerim gibi. Mesela, ATATÜRK, Şebnem Ferah. Bu kadar, evet.) Boş verelim şimdi bunları. Ben aslında çok eğlenceliyimdir, gevezeyimdir, deliyimdir ve samimiyimdir. Evet, samimi. Önyargılı olduğumu sanmıyorum, sadece az ama öz arkadaşım var o kadar. Mesela damla buralarda 'bitmeyenkahve' oluyor sanırım kendisi. O iyi tanır beni. :kiki:
Okuduysanız, gerçekten teşekkürler. Sanırım fazla uzattım.
:gtr
bu ifadeyi koyarken aklıma gitarım geldi, evet evde teli kopuk bir klasik gitarım var.)
Okuduysanız, gerçekten teşekkürler. Sanırım fazla uzattım.
:gtr