R
Rüya Perisi
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Bizim sokağın köşesindeki bakkal Osman amcadan alırdım günlük abur-cuburlarımı (:
Duvarın dibine oturur afiyetle yerdim.
Uyanır uyanmaz atardım kendimi sokaklara.
Kahvaltı dahi etmezdim.
Eğer gecede birşeyler yemeyip çok aç uyanmış isem,
Anneanneme ekmek arası bişeyler yaptırır, dışarı çıkardım.
Ki benim annem yoktu.
Çalışıyordu, zorundaydı.
Bana anneannem bakıyordu.
Dört duvar ruhumu sıkardı hep.
Sabah saatlerinde kimse olmazdı sokaklarda.
Sokakta çıkmaz sokaktı..
Pek gelen geçende olmadığı için, karıncaları izlerdim ben.
Birde bulutları.
Sonra yerdeki büyük taşlara basarak, hemen anneannemlerin komşusunun büyük bahçe duvarına tırmanırdım.
Böylece karşıdaki büyük köprüyü, siteleri görürdü gözlerim.
Sanki annem karşılardan biyerlerden bana el sallıyormuş gibi olurdu.
Bende el sallardım fütursuzca.
Sonra “biri görecek kızım, napıyosun” derdim..
Akşam üstü, güneş batmaya yakın çıkardı mahallenin çocukları sokağa.
Yalnızlığımı unutur dalardım oyuna.
Tabii aralarına alırsalar.
Çoğu zaman almazlardı çünkü …
Neyse hava iyice karardığı zaman annelerinin sesleri yankılanırdı sokakta..
-Yasemiiiiiiiin hadi eve kızım geç oldu..
-Ebru, baban çağırıyor gel artık..
-Gülşen, doymadın mı oyuna kızım?
-Mehmeeeeeeet eve gel oğlum.
Hepsi oflar puflardı…annelerine kızarlardı içten içe.
Bende kafamı yukarı kaldırır, anneannemlerin balkona bakardım.
Beni çağıracak bir anne sesi bile yoktu
Yatırırdım kafamı sağ omuzuma…
Bir anne şevkatiyle…
Dalardım sürrealist dünyama…
Yüreğimin salardım ipini uçsuz bucaksız yarınlara..
Alıntı
Duvarın dibine oturur afiyetle yerdim.
Uyanır uyanmaz atardım kendimi sokaklara.
Kahvaltı dahi etmezdim.
Eğer gecede birşeyler yemeyip çok aç uyanmış isem,
Anneanneme ekmek arası bişeyler yaptırır, dışarı çıkardım.
Ki benim annem yoktu.
Çalışıyordu, zorundaydı.
Bana anneannem bakıyordu.
Dört duvar ruhumu sıkardı hep.
Sabah saatlerinde kimse olmazdı sokaklarda.
Sokakta çıkmaz sokaktı..
Pek gelen geçende olmadığı için, karıncaları izlerdim ben.
Birde bulutları.
Sonra yerdeki büyük taşlara basarak, hemen anneannemlerin komşusunun büyük bahçe duvarına tırmanırdım.
Böylece karşıdaki büyük köprüyü, siteleri görürdü gözlerim.
Sanki annem karşılardan biyerlerden bana el sallıyormuş gibi olurdu.
Bende el sallardım fütursuzca.
Sonra “biri görecek kızım, napıyosun” derdim..
Akşam üstü, güneş batmaya yakın çıkardı mahallenin çocukları sokağa.
Yalnızlığımı unutur dalardım oyuna.
Tabii aralarına alırsalar.
Çoğu zaman almazlardı çünkü …
Neyse hava iyice karardığı zaman annelerinin sesleri yankılanırdı sokakta..
-Yasemiiiiiiiin hadi eve kızım geç oldu..
-Ebru, baban çağırıyor gel artık..
-Gülşen, doymadın mı oyuna kızım?
-Mehmeeeeeeet eve gel oğlum.
Hepsi oflar puflardı…annelerine kızarlardı içten içe.
Bende kafamı yukarı kaldırır, anneannemlerin balkona bakardım.
Beni çağıracak bir anne sesi bile yoktu
Yatırırdım kafamı sağ omuzuma…
Bir anne şevkatiyle…
Dalardım sürrealist dünyama…
Yüreğimin salardım ipini uçsuz bucaksız yarınlara..
Alıntı