Duygusal zekanızı güçlendirin

Konu sahibi son olarak 1409 gün önce görüldü
kvetMh.jpg


1. Karamsar tutumdan uzaklaşın
Diyelim ki iyi durumda olmadığınızı bilen bir arkadaşınız var, ama sizin halinizi hatırınızı hiç sormuyor. Onun size sandığınızdan daha az önem verdiğine hükmedebilir veya mantığınızı kullanarak ihtimalleri değerlendirmeyi seçebilirsiniz. Belki arkadaşınız da çok yoğun bir dönemden geçiyordur. Gelecek günlerdeki davranışı, onun sizi aramaması hakkında size daha net bir fikir verecektir. Birkaç gün beklerken içinizi ferah tutabilir ve bu duruma tarafsızca bakma becerisi geliştirebilirsiniz. Böylece yanlış anlaşılmalara ve dile getirilmeyen kırgınlıklara mahal verme riski oldukça azalır. Her hâlükârda şunu aklınızdan çıkarmamalısınız: Pozitif duyguları beslemek, her ne kadar iyimser karakterimizi öne çıkarsa da bizi savunmasız bırakabilir. Bu yüzden, ölçülü iyimser olmakta fayda var.

2. Tepkisel değil, tedbirli olun
Diyelim ki sinirli, narsisist veya pasif agresif tutum sergileyen çok zor bir insanla karşı karşıyasınız. Bu durumda zırhınız delinmez olmalı. Onun sergilediği baskın hareketlerle alanınıza girmesine, sizi yönlendirmesine müsaade etmemelisiniz. Karşınızdaki kişi
kararlarınıza müdahale edememeli. Bu gibi durumlarda derin nefes alıp vermek ve 10’a kadar saymak beynimize olumlu mesajlar gönderir (“Sakinim”), böylece stres azalır. Bu yeterli olmazsa diyaloğu kesmek
veya ertelemek için bir yol bulmalısınız. Bir diğer yöntem ise kendi “çıkarınız” için empati yapmaktır. Kendinizi karşı tarafın yerine koyun ve onun bakış açısından olumsuz duygularının yoğunluğunun
zayıf noktalarını görmeyi deneyin. Tabii karşı tarafı anlamaya çalışmak, onun yanlış davranışlarına hak vermek demek değildir.
Keza onu anlamak hareketlerini affetmek anlamına da gelmez. Karşı taraftan bizimle konuşurken daha anlaşılır anlatmasını istemek, onu ters ters konuşmaktan uzaklaştıracak ve daha kibar konuşmaya yönlendirecektir. Agresiflikten uzaklaşıldığı takdirde gerçek bir diyalog mümkün olabilir.

3. Üstünüzdeki baskıya rağmen
sakin kalın

Tartışma sırasında veya zor bir durum içinde yaşadığınız baskıyı azaltmak için birkaç dakika yeterli olacaktır. İlk olarak, ellerinizi ve yüzünüzü soğuk suyla yıkayın veya açık havaya çıkın. Serin hava kaygıyı azaltmaya yardımcı olur. Korku veya üzüntü hissetmeniz durumunda, hızlı ve yoğun birkaç aerobik hareketi yapabilirsiniz. Açık ofiste çalışanlar, kendilerini rahat hissetmiyorlarsa bu hareketleri tuvalette yapabilirler. Bunlar yaşam enerjinizi güçlendirir ve hızlıca özgüveninizi artırır. Bir diğer tavsiye ise, kendinizi kafası karışmış veya tıkanmış hissettiğinizde, olabildiğince uzağa bakmayı denemek. Panoramik görüş beynimize, olaylara geniş açıdan bakmayı hatırlatır. Mavi ve yeşil renklerin de beynimiz üzerinde benzer etkileri vardır. Ofise tıkılıp kaldıysanız bile bilgisayar ekranınıza okyanus veya orman fotoğrafı
koymak sizi rahatlatır.

4. Hakkınızı koruyun
Kendinizi ifade etmek, ihtiyaçlarınızı dile getirmek, başkalarının hakkını yemeden kendi hakkınızı korumak ve saygı beklemek: Kararlılık olarak tanımlanabilecek bu kavramı Amerikalı psikolog Andrew Salter’a borçluyuz.
Duygusal zekânın bakış açısına göre bu tutum, başkasının hakkını yemeden kendini ifade edebilmek ve özsaygıyı korumaktır. Preston Ni de bu prensibi temel alarak XYZ metodunu uygulamanızı ve sizi rahatsız eden bir davranış olduğunda bunu dile getirmenizi öneriyor.
Burada karşı tarafı suçlamadan davranışları somut olarak işaret etmeye özen gösterin. “Sen Z durumunda Y şeklinde davrandığında, kendimi X hissediyorum.” Yani; “Sen herkesin önünde beni eleştirdiğinde, kendimi incinmiş hissediyorum.”
Böylece özsaygı güçlenir ve içinde şiddet olmayan ilişkiler ve durumlar yaratılmasına yardımcı olur.

5. Kalp sesinizle konuşun
Bir insanın veya durumun üzerimizde olumlu veya olumsuz bir etki bıraktığını dile getirmek, kalbimizden geçtiği gibi konuşmayı bilmek, yüreğimizden gelenleri söze dökmek, duygusal zekanın emaresidir. Bu demek değil ki her diyaloğa girdiğiniz kişiyle, iş ilişkileri dahil, devamlı “çok samimi” olacaksınız. Ancak böyle davranarak, insani yönünüzü ve hissiyatınızı kullanmış olursunuz. Her “teknik” diyaloğunuza bile bir tutam duygu katmak, yorum getirmek, bir anıyı anekdot olarak eklemek, o diyaloğa bir ruh kazandırır. Preston Ni tam da bu noktada her ilişkiye ve konuşmaya dikkat kesilmenin, karşıdakine kulak vermenin, konuyu ve konuştuğumuz kişiyi önemsemenin kıymetini vurguluyor; ve buna “sevgi vitamini” adını veriyor.
Kaliteli ilişkiler kurmak için bu vitaminlerin elzem olduğunu unutmayın.

ALINTI
 
Son düzenleme:
Geri