Tedavi edilen 1000 hasta başına intihar davranışı gösteren olgu sayısında ilaç-plasebo farklılıkları
Plaseboya göre artış
<18 yaş
14 ek olgu
18-24
5 ek olgu
Plaseboya göre azalma
25-64
1 daha az olgu
>65
6 daha az olgu
Pediyatrik çalışmaların hiçbiris(TÖ: Gözün renkli kısmı / İNG:iris)inde intihar ortaya çıkmamıştır. Yetişkin çalışmalarında intihar vardır ancak sayı intihar üzerinde ilacın etkisine ilişkin sonuca varılacak düzeyde olmamıştır. Uzun dönemli, yani birkaç aydan daha uzun süre kullanım ile intihar davranışının artıp artmadığı bilinmemektedir. Ancak, depresyon(TÖ: ruhsal çöküntü (depresyon) / İNG:depression)lu yetişkinlerde yapılan plasebo kontrollü idame(TÖ: İdame, devam ettirme / İNG:maintaince) çalışmalarında antidepresan(TÖ: Depresyona/ruhsal çöküntüye karşı etkili / İNG:antidepressant) kullanımının depresyon(TÖ: ruhsal çöküntü (depresyon) / İNG:depression) nüksünü ertelediğine ilişkin çok fazla kanıt elde edilmiştir.
Herhangi bir endikasyon(TÖ: İlacın kullanıldığı durum / İNG:indication) nedeniyle antidepresan(TÖ: Depresyona/ruhsal çöküntüye karşı etkili / İNG:antidepressant)larla tedavi edilen tüm pediyatrik(TÖ: çocuklar için / İNG:pediatric, junior) hastalar klinik kötüleşme, intihar eğilimi ve davranışlardaki alışılmamış değişiklikler açısından özellikle de bir ilaç tedavisi uygulamasının ilk birkaç ayı boyunca veya doz değişiklikleri sırasında, ister artırma, ister azaltma olsun, yakından gözlenmelidir.
Majör depresif bozukluk ve yanı sıra diğer psikiyatrik ve psikiyatrik-olmayan endikasyon(TÖ: İlacın kullanıldığı durum / İNG:indication)lar nedeni ile antidepresan(TÖ: Depresyona/ruhsal çöküntüye karşı etkili / İNG:antidepressant)lar ile tedavi edilmekte olan yetişkin ve pediyatrik(TÖ: çocuklar için / İNG:pediatric, junior) hastalarda anksiyete(TÖ: kaygı, endişe / İNG:anxiety), ajitasyon(TÖ: huzursuzluk / İNG:agitation), panik atak(TÖ: kriz. Ör. iskemik kriz (atak) / İNG:attack), uykusuzluk, iritabilite(TÖ: uyaranlara karşı aşırı duyarlı olma durumu, tepki gösterme yeteneği / İNG:irritability), saldırganlık, agresif(TÖ: saldırgan / İNG:aggressive)lik, impulsivité, akatizi(TÖ: yerinde duramama hali / İNG:acathisia) (psikomotor huzursuzluk), hipomani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani)(TÖ: dikkat artışı, hareketlilik, yorulmazlık ve tepkilerin artması ile belirgin ruh hastalığı / İNG:hypomani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani)a) ve mani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani) semptom(TÖ: belirti / İNG:symptom)ları bildirilmiştir. Her ne kadar bu semptom(TÖ: belirti / İNG:symptom)ların ortaya çıkışı ve depresyon(TÖ: ruhsal çöküntü (depresyon) / İNG:depression)un kötüleşmesi ve/veya intihara yönelik dürtülerin ortaya çıkışı arasında nedensel bir ilişki kurulmamışsa da, bu tür semptom(TÖ: belirti / İNG:symptom)ların oluşmakta olan intihar eğiliminin öncü işaretlerini temsil edebileceği yolunda kaygılar mevcuttur.
Depresyonları sürekli olarak kötüye giden veya intihar eğiliminin veya depresyon(TÖ: ruhsal çöküntü (depresyon) / İNG:depression)un kötülemesi veya özellikle de şiddetli, ani ortaya çıkışlı veya hastanın mevcut semptom(TÖ: belirti / İNG:symptom)larının bir parçası olmayan intihar eğilimi habercisi olabilecek semptom(TÖ: belirti / İNG:symptom)ların ortaya çıktığı gözlenen hastalarda ilacın kesilmesi de dahil olmak üzere, tedavi rejiminin değiştirilmesi gerektiği göz önüne alınmalıdır.
Tedaviyi kesme kararı alınmışsa ilaç uygulaması, aniden kesmenin belli semptom(TÖ: belirti / İNG:symptom)lara neden olabileceği unutulmadan, mümkün olduğunca hızla tedricen azaltılarak sonlandırılmalıdır (bkz. bölüm 4.2 “Pozoloji ve uygulama şekli”).
Majör dcpresif bozukluk ve yanı sıra psikiyatrik ve psikiyatrik-olmayan diğer endikasyon(TÖ: İlacın kullanıldığı durum / İNG:indication)lar nedeni ile antidepresan(TÖ: Depresyona/ruhsal çöküntüye karşı etkili / İNG:antidepressant)lar ile tedavi edilmekte olan pediyatrik(TÖ: çocuklar için / İNG:pediatric, junior) hastaların aile ve bakıcıları hastaların ajitasyon(TÖ: huzursuzluk / İNG:agitation), iritabilite(TÖ: uyaranlara karşı aşırı duyarlı olma durumu, tepki gösterme yeteneği / İNG:irritability), davranışlarda alışılmadık değişiklikler ve yukarıda tanımlanan diğer semptom(TÖ: belirti / İNG:symptom)ların ortaya çıkması ve yanı sıra intihar eğilimlerinin ortaya çıkmasının izlenmesi ve bu tür semptom(TÖ: belirti / İNG:symptom)ları derhal sağlık görevlilerine bildirme gerekliliği konusunda uyarılmalıdırlar. Bu tür bir izlemenin aile ve bakıcılar tarafından günlük gözlemi içermesi gerekir. îyi hasta bakımı ile tutarlı olarak, DUXET reçeteleri aşırı doz riskini azaltmak için en düşük kapsül miktarında yazılmalıdır. Depresyon tedavisi gören yetişkinlerin aile ve bakıcıları da aynı şekilde uyarılmalıdır.
Hastaların bipolar bozukluk(TÖ: Bipolar bozukluk, (Ruhsal durumdaki zıt yönlü değişiklikler) / İNG:bipolar disorder) açısından taranması: Bir majör depresif epizod bipolar bozukluğun ilk ortaya çıkış şekli olabilir. Genel olarak (her ne kadar kontrollü çalışmalarla gösterilmemişse de) böyle bir epizodun yalnızca antidepresan(TÖ: Depresyona/ruhsal çöküntüye karşı etkili / İNG:antidepressant) ile tedavi edilmesinin bipolar bozukluk(TÖ: Bipolar bozukluk, (Ruhsal durumdaki zıt yönlü değişiklikler) / İNG:bipolar disorder) riski altındaki hastalarda bir karışık/mani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani)k epizodun ortaya çıkması olasılığını artırabileceğine inanılmaktadır. Yukarıda tanımlanan semptom(TÖ: belirti / İNG:symptom)lardan herhangi birinin böyle bir dönüşümü temsil edip, etmediği bilinmemektedir. Bununla beraber, bir antidepresan(TÖ: Depresyona/ruhsal çöküntüye karşı etkili / İNG:antidepressant) ile tedaviye başlamadan önce, depresif semptom(TÖ: belirti / İNG:symptom)ları bulunan hastalar bipolar bozukluk(TÖ: Bipolar bozukluk, (Ruhsal durumdaki zıt yönlü değişiklikler) / İNG:bipolar disorder) riski altında olup olmadıklarını belirlemek için yeterli şekilde taranmalıdır; böyle bir tarama intihar, bipolar bozukluk(TÖ: Bipolar bozukluk, (Ruhsal durumdaki zıt yönlü değişiklikler) / İNG:bipolar disorder) ve depresyon(TÖ: ruhsal çöküntü (depresyon) / İNG:depression) aile öyküsünü de içeren detaylı psikiyatrik öyküyü kapsamalıdır.
DUXET’in bipolar depresyon(TÖ: ruhsal çöküntü (depresyon) / İNG:depression) tedavisinde kullanmak için onaylanmamış olduğu dikkate alınmalıdır.
Monoamin oksidaz inhibitörleri (MAOVlerj: Bir monoamin oksidaz inhibitörüyle birlikte bir serotonin geri alım inhibitörü kullanan hastalarda hipertermi(TÖ: vücut ısısının 40°C ‘nin üstüne çıkması / İNG:hyperthermia), rijidite(TÖ: kasların sertleşmesi / İNG:rigidity), miyoklonus(TÖ: bir kas ya da kas grubunun ani ve kısa süreli kasılmalar / İNG:myoclonus), otonomik instabilite(TÖ: dayanıklılık / İNG:stability)(TÖ: dayanıksızlık, kararsızlık / İNG:instability)yle birlikte vital bulgularda hızlı iniş çıkışlar, aşırı ajitasyon(TÖ: huzursuzluk / İNG:agitation)dan başlayıp delirium ve komaya kadar uzanabilen mental(TÖ: zihinsel / İNG:mental) durum değişiklikleri dahil olmak üzere ciddi ve kimi zaman ölümle sonuçlanan reaksiyon(TÖ: Tepki , yanıt / İNG:reaction)lar bildirilmiştir. Kısa süre önce serotonin geri alım inhibitörüyle gerçekleştirilen tedaviyi kesip bir MAOİ’ye başlayan hastalarda da bu tür reaksiyon(TÖ: Tepki , yanıt / İNG:reaction)larla karşılaşılmıştır. Bazı vakalarda nöroleptik malign sendrom(TÖ: Sendrom (bulgu ve belirtiler) / İNG:syndrome)una benzeyen bir klinik tablo görülmüştür. İnsanlarda ya da hayvanlarda, duloksetin ile MAOİ’lerin birlikte kullanımının etkileri araştırılmamıştır. Bu nedenle, duloksetinin hem serotonin hem de norepinefrin geri alimini inhibe eden bir ilaç olduğu dikkate alınarak, bir MAOİ ile birlikte kullanılması ya da MAOİ tedavisinin kesilmesini izleyen ilk 14 gün içerisinde kullanılması önerilmemektedir. Duloksetinin yarı ömrü göz önüne alındığında, MAOİ tedavisine geçmek için duloksetin tedavisinin bitiminden sonra en az 5 gün beklenmelidir.
Serotonin sendrom(TÖ: Sendrom (bulgu ve belirtiler) / İNG:syndrome)u: DUXET tedavisi dahil SSRI ve SNRl’lar ile tedavi sırasında özellikle serotonerjik (triptanlar dahil) ilaçlar ve serotonin metabolizmasını bozan ilaçlar (MAOİ’ler dahil) ile eş zamanlı kullanım durumunda, potansiyel olarak yaşamı tehdit edici olan serotonin sendrom(TÖ: Sendrom (bulgu ve belirtiler) / İNG:syndrome)u ortaya çıkabilir. Serotonin sendrom(TÖ: Sendrom (bulgu ve belirtiler) / İNG:syndrome)unda mental(TÖ: zihinsel / İNG:mental) durum değişiklikleri (örn.
ajitasyon(TÖ: huzursuzluk / İNG:agitation), halüsinasyon(TÖ: Varsanı, Hayal görme / İNG:hallucination), koma), otonom instabilité (örn. taşikardi(TÖ: kalp atımının hızlanması / İNG:tachycardia). değişken kan basıncı, hipertermi(TÖ: vücut ısısının 40°C ‘nin üstüne çıkması / İNG:hyperthermia)), nöromusküler sapmalar (örn. hiperrefleksi, inkoordinasyon(TÖ: Uyum, eşgüdüm / İNG:coordination)(TÖ: eş güdüm(koordinasyon(TÖ: Uyum, eşgüdüm / İNG:coordination)) bozulması / İNG:incoordination)) ve/veya gastrointestinal belirtiler (örn. bulantı, kusma, ishal) ortaya çıkabilir. DUXET’in MAOÎ’ler ile depresyon(TÖ: ruhsal çöküntü (depresyon) / İNG:depression)u tedavi amacıyla eş zamanlı kullanılması kontrendikedir (bkz. bölüm 4.3 “Kontrendikasyon(TÖ: İlacın kullanıldığı durum / İNG:indication)lar). DUXET’in bir 5-hidroksitriptamin reseptörü agonisti (triptan) ile eş zamanlı tedavide uygulanma klinik endikasyon(TÖ: İlacın kullanıldığı durum / İNG:indication)u varsa, özellikle tedavi başlangıcında ve doz artışları sırasında hastaların dikkatlice gözlenmesi önerilir.
DUXET’in serotonin prekürsör(TÖ: öncül / İNG:precursor)leri (örn. triptofan) ile eş zamanlı kullanılması önerilmemektedir.
DUXET yardımcı madde olarak kristal şeker içermektedir. Nadir kalıtımsal fruktoz intolerans(TÖ: ilacın etkisine dayanıksızlık, tahammülsüzlük / İNG:intolerance) problemi (örneğin glukoz-galaktoz malabsorsiyonu) olan hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir.
Önlemler:
Genel
Hepatotoksisite(TÖ: zehirli (toksik) olma durumu / İNG:toxicity): DUXET serum transaminaz düzeylerinin yükselme riskini artırır. Karaciğer transaminaz yükselmeleri duloksetin ile tedavi edilen hastaların %0.4’ünün (31/8454) tedaviyi bırakmasına neden olmuştur. Bu hastalarda, transaminaz yükselmelerinin tespitine dek geçen medyan süre yaklaşık iki ay olmuştur. MDB’da yapılan kontrollü çalışmalarda, alanin transaminazda (ALT) normalin üst sınırının >3 katına dek yükselmeler duloksetin ile tedavi edilen hastaların %0.9’unda (8/930) ve plasebo ile tedavi edilen hastaların %0.3’ünde (2/652) ortaya çıkmıştır. Tüm endikasyon(TÖ: İlacın kullanıldığı durum / İNG:indication)lardaki plasebo-kontrollü çalışmalardaki tüm hasta grubunda, ALT’de normalin üst sınırının >3 katma dek yükselmeler duloksetin ile tedavi edilen hastaların %1’inde (39/3732) görülürken, plasebo ile tedavi edilen hastaların %0.2’sinde (6/2568) görülmüştür.
Sabit dozla yapılan plasebo-kontrollü çalışmalarda. ALT ve AST’nin sırasıyla normalin üst sınırının >3 katı ve normalin üst sınırının >5 katma yükselmesinde bir doz-yanıt ilişkisi bulgusu saptanmıştır. Pazarlama sonrası raporlarında birlikte sarılık bulunan ya da bulunmayan karın ağrısı, hepatomegali ve transaminazların normalin üst sınırının 20 katından daha fazlasına çıkması ile karakterize hepatit(TÖ: Karaciğer iltihabı / İNG:hepatitis) olguları tanımlanmıştır ve bu durum, mikst veya hepatoselüler karaciğer hasarı paternini yansıtmaktadır. Transaminaz düzeylerinde minimal artış olan kolestatik sarılık(TÖ: safra kanallarından atılım bozukluğuna bağlı sarılık / İNG:cholestatic icterus) olguları da bildirilmiştir. Tıkanma bulgusu olmaksızın; serum transaminaz düzeylerinin birlikte yükselmesi genel olarak ağır karaciğer hasarının önemli bir belirleyicisi olarak kabul edilmektedir. Üç duloksetin hastasında transaminazlar ve bilirubin yükselmesi, ancak beraberinde obstrüktif bir süreç düşündüren alkalen fosfataz yükselmesi de göstermiştir; bu hastalarda ağır alkol kullanımı bulguları mevcut olup, bu durum bu anormalliklerin görülmesine katkıda bulunmuş olabilir.
Plasebo ile tedavi edilen iki hastada da yüksek bilirubin ile birlikte transaminazda artış görülmüştür.
Pazarlama sonrası raporlarında kronik(TÖ: Süregelen, uzun süren / İNG:chronic) karaciğer hastalığı veya siroz bulunan hastalarda transaminaz. bilirubin veya alkalen fosfataz artışı bildirilmiştir. Duloksetine ve alkolün karaciğer hasarı yapmak üzere etkileşimde bulunabileceği veya duloksetinin önceden var olan karaciğer hastalığını ağırlaştırabileceği bilindiği için, normalde oldukça fazla alkol kullanan veya kronik(TÖ: Süregelen, uzun süren / İNG:chronic) karaciğer hastalığı lehine kanıt bulunan hastalara DUXET reçete edilmemelidir.
Ortostatik hipotansiyon(TÖ: Tansiyon, kan basıncı / İNG:tension)(TÖ: düşük tansiyon(TÖ: Tansiyon, kan basıncı / İNG:tension) / İNG:hypotension) ve senkop(TÖ: bayılma / İNG:Syncope): Terapötik duloksetin dozlarında ortostatik hipotansiyon(TÖ: Tansiyon, kan basıncı / İNG:tension)(TÖ: düşük tansiyon(TÖ: Tansiyon, kan basıncı / İNG:tension) / İNG:hypotension) ve senkop(TÖ: bayılma / İNG:Syncope) bildirilmiştir. Senkop ve ortostatik hipotansiyon(TÖ: Tansiyon, kan basıncı / İNG:tension)(TÖ: düşük tansiyon(TÖ: Tansiyon, kan basıncı / İNG:tension) / İNG:hypotension) tedavinin ilk haftasında ortaya çıkma eğilimindedir fakat yine de özellikle doz artışlarından sonra her zaman ortaya çıkabilir. Kan basıncı düşüş riski ortostatik hipotansiyon(TÖ: Tansiyon, kan basıncı / İNG:tension)(TÖ: düşük tansiyon(TÖ: Tansiyon, kan basıncı / İNG:tension) / İNG:hypotension)u indükleyecek (antihipertansif(TÖ: Tansiyonu, kan basıncını düşüren / İNG:antihypertensive) ilaçlar gibi) eş zamanlı ilaçlar veya güçlü CYP1A2 inhibitörleri alan hastalarda ve günde 60 mg üzerinde duloksetin alanlarda daha fazladır. Duloksetin tedavisi sırasında semptom(TÖ: belirti / İNG:symptom)atik hipotansiyon(TÖ: Tansiyon, kan basıncı / İNG:tension)(TÖ: düşük tansiyon(TÖ: Tansiyon, kan basıncı / İNG:tension) / İNG:hypotension) ve/veya senkop(TÖ: bayılma / İNG:Syncope) yaşayan hastalarda ilacın kesilmesi düşünülmelidir.
Kan basıncı üzerindeki etki: Klinik çalışmalarda tüm endikasyon(TÖ: İlacın kullanıldığı durum / İNG:indication)larda, plaseboya nazaran duloksetin tedavisi sistolik kan basıncında 2.1 mmHg ve diyastolik kan basıncında 2.3 mmHg’ye kadar ortalama artışlar ile ilişkili bulunmuştur. Sürekli (3 ardışık vizit) kan basıncı artışı sıklığı bakımından anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Duloksetinin supraterapötik(TÖ: tedavi edici / İNG:therapeutic) dozlarda hızlı doz titrasyonu sonucunda kan basıncı üzerindeki etkileri dahil çeşitli parametreler üzerindeki etkilerinin araştırıldığı bir klinik farmakoloji çalışmasında günde iki kez 200 mg doza kadar sırt üstü durumda ölçülen kan basıncında artış gözlenmiştir. En yüksek 200 mg dozda, doz verildikten 12 saat sonrasına kadar, ortalama nabız hızında 5.0 -6.8 bpm (atım/dakika) ve ortalama kan basıncında 4.7 – 6.8 mmHg (sistolik) ve 4.5 – 7 mmHg (diyastolik) artış gözlenmiştir.
Kan basıncı tedavi başlatılmadan önce ve tedavi boyunca da periyodik olarak ölçülmelidir (bkz. bölüm 4.3 “Kontrendikasyon(TÖ: İlacın kullanıldığı durum / İNG:indication)lar” ve bölüm 4.8 “İstenmeyen etkiler”, Vital bulgu değişiklikleri)
Mani/lı’ıpomani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani) aktivasyon(TÖ: etkinleştirme, etkinleşme / İNG:activation)u: Majör depresif bozukluğu bulunan hastalarla gerçekleştirilen plasebo kontrollü çalışmalarda, mani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani) ya da hipomani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani)(TÖ: dikkat artışı, hareketlilik, yorulmazlık ve tepkilerin artması ile belirgin ruh hastalığı / İNG:hypomani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani)a) aktivasyon(TÖ: etkinleştirme, etkinleşme / İNG:activation)u bildirilen hastaların oranı duloksetin gruplarında %0.1 (2/2327) ve plasebo gruplarında %0.1 (1/1460) olarak belirlenmiştir. DPNA ve GAB plasebo kontrollü çalışmalarda mani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani) veya hipomani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani)(TÖ: dikkat artışı, hareketlilik, yorulmazlık ve tepkilerin artması ile belirgin ruh hastalığı / İNG:hypomani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani)a) aktivasyon(TÖ: etkinleştirme, etkinleşme / İNG:activation)u bildirilmemiştir. Majör depresif bozuklukta etkili olan diğer ilaçlarla tedavi edilen hastaların küçük bir bölümünde mani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani)/hipomani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani)(TÖ: dikkat artışı, hareketlilik, yorulmazlık ve tepkilerin artması ile belirgin ruh hastalığı / İNG:hypomani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani)a) aktivasyon(TÖ: etkinleştirme, etkinleşme / İNG:activation)u bildirilmiştir. Bu ilaçlarda olduğu gibi, mani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani) öyküsü bulunan hastalarda duloksetin dikkatlice kullanılmalıdır.
Epileptik nöbetler. Epilepsisi olan hastalarda duloksetin sistemik(TÖ: genel, yaygın, tüm vücudu etkileyen / İNG:systemic) olarak değerlendirilmemiş ve bu gibi hastalar klinik çalışmalardan çıkartılmıştır. Plasebo kontrollü klinik çalışmalarda, nöbet/konvülziyon gelişen hasta sıklığı duloksetin grubunda %0.04 (3/8504) ve plasebo grubunda %0.02 (1/6123) olarak bulunmuştur. DUXET nöbet bozukluğu öyküsü bulunan hastalarda dikkatle reçete edilmelidir.
Hiponatremi: Hiponatremi (bazıları serum sodyum düzeyinin 110 mmol/l’nin altına düşen) olguları bildirilmiş ve DUXET kesildikten sonra geriye döndüğü görülmüştür. Bazı olgular muhtemelen uygunsuz antidiüretik(TÖ: idrar söktürücü / İNG:diüretic) hormon salgılanması sendrom(TÖ: Sendrom (bulgu ve belirtiler) / İNG:syndrome)una (SIADH) bağlıdır. Bu olayların çoğunluğu yaşlı veya diüretik(TÖ: idrar söktürücü / İNG:diüretic) alan veya başka türlü hacim azalması yaşamış hastalarda görülmektedir.
Kontrollü dar açılı glokom(TÖ: göz içi basıncının artması / İNG:glaucoma): Klinik çalışmalarda, duloksetinin midriyazis(TÖ: göz bebeği genişlemesi / İNG:mydriasis) riskini artırdığı bulunmuştur; bu nedenle kontrollü dar açılı glokom(TÖ: göz içi basıncının artması / İNG:glaucoma) vakalarında dikkatle kullanılmalıdır (bkz. bölüm 4.3 “Kontrendikasyon(TÖ: İlacın kullanıldığı durum / İNG:indication)lar”).
DUXET ile tedavinin kesilmesi: Duloksetin alan hastalarda tedavinin kesilmesine bağlı belirtiler sistematik olarak değerlendirilmiştir. Plasebo kontrollü klinik çalışmalarında tedavinin ani ya da aşamalı kesilmesini takiben % 1 veya daha yüksek oranda veya plaseboya göre anlamlı derecede daha yüksek ortaya çıkan semptom(TÖ: belirti / İNG:symptom)lar: Sersemlik, bulantı, baş ağrısı, parestezi(TÖ: Uyuşma, / İNG:paresthesia), yorgunluk, kusma, iritabilite(TÖ: uyaranlara karşı aşırı duyarlı olma durumu, tepki gösterme yeteneği / İNG:irritability), kabus, uykusuzluk, ishal, anksiyete(TÖ: kaygı, endişe / İNG:anxiety), hiperhidroz ve baş dönmesidir.
Diğer SSRTlar ve SNRFların (serotonin ve norepinefrin geri alım inhibitörleri) kullanıma girmesiyle birlikte, bu ilaçların kesilmesi, özellikle de aniden kesilmesi sonrasında, aşağıdakileri içeren spontan advers olay bildirimleri olmuştur: disforik mizaç, iritabilite(TÖ: uyaranlara karşı aşırı duyarlı olma durumu, tepki gösterme yeteneği / İNG:irritability), ajitasyon(TÖ: huzursuzluk / İNG:agitation), sersemlik(TÖ: Sersemlik, / İNG:dizziness), duyusal bozukluklar (örn. elektrik çarpması hissi gibi parestezi(TÖ: Uyuşma, / İNG:paresthesia)ler), anksiyete(TÖ: kaygı, endişe / İNG:anxiety), konflizyon, baş ağrısı, letarji(TÖ: halsizlik / İNG:lethargy), emosyonel labilite(TÖ: duyguların değişkenliği, dalgalanması / İNG:emotional lability), uykusuzluk, hipomani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani)(TÖ: dikkat artışı, hareketlilik, yorulmazlık ve tepkilerin artması ile belirgin ruh hastalığı / İNG:hypomani(TÖ: taşkınlık nöbeti / İNG:mani)a), kulak çınlaması ve nöbetler. Her ne kadar bu olaylar genel olarak kendiliğinden geçse de, bazılarının şiddetli olduğu bildirilmiştir.
DUXET tedavisi kesilirken, hastalar bu semptom(TÖ: belirti / İNG:symptom)lar açısından izlenmelidir. Mümkün olan durumlarda aniden kesmek yerine, dozun tedricen azaltılması önerilmektedir. Dozun azaltılması veya tedavinin kesilmesi sonrasında tolere edilemeyecek semptom(TÖ: belirti / İNG:symptom)lar ortaya çıkacak olursa, daha önce önerilen doza geri dönülmesi düşünülebilir. Bunun ardından hekim dozu daha yavaş bir hızda düşürmeye devam edebilir (bkz. bölüm 4.2 “Pozoloji ve uygulama şekli”).
Eşlik eden hastalığı bulunan kişiler. Eşlik eden sistemik(TÖ: genel, yaygın, tüm vücudu etkileyen / İNG:systemic) hastalığı bulunan kişilerde duloksetin ile klinik deneyim sınırlıdır. Gastrik motilite değişikliklerinin, duloksetinin enterik kaplamasının stabilite(TÖ: dayanıklılık / İNG:stability)si üzerindeki etkileri bilinmemektedir. Duloksetin asidik ortamda hızla naftole hidrolize olduğu için, midenin boşalmasını yavaşlatan hastalıklarda (örn. bazı diyabet(TÖ: şeker hastalığı (diyabet) / İNG:diabetes, diabetes mellitus)lilerde) duloksetin kullanımı sırasında dikkatli olunması önerilir.
Yakın geçmişte miyokard enfarktüsü ya da stabil olmayan kalp hastalığı öyküsü bulunan kişilerde duloksetin kullanımına ilişkin sistematik değerlendirme yapılmamıştır. Bu hastalıkları bulunan kişiler ürünün pazarlama öncesinde geçirildiği testlerde, klinik çalışmalardan genellikle çıkarılmıştır.
DPNA çalışmalarında gözlendiği üzere, duloksetin tedavisi diyabet(TÖ: şeker hastalığı (diyabet) / İNG:diabetes, diabetes mellitus)ik bazı hastalarda glisemik kontrolü kötüleştirmektedir. Diyabetik perifer(TÖ: Merkezden uzak / İNG:periphery)ik nöropati(TÖ: sinirlerde herhangi bir nedenle görülen bozukluklar- duyu kaybı / İNG:Neuropathy) ile ilişkili nöropati(TÖ: sinirlerde herhangi bir nedenle görülen bozukluklar- duyu kaybı / İNG:Neuropathy)k ağrıyı tedavi için duloksetin tedavisinin araştırıldığı üç klinik çalışmada, diyabet(TÖ: şeker hastalığı (diyabet) / İNG:diabetes, diabetes mellitus)in ortalama süresi 12 yıl, ortalama çalışma başlangıcı açlık kan glukozu 176 mg/dl ve ortalama çalışma başlangıcı hemoglobin Alc (HbAlc) düzeyi %7.8 olmuştur. Bu çalışmalardaki 12 haftalık akut tedavi fazlarında, duloksetin plaseboya nazaran ortalama açlık kan glukoz düzeyinde küçük bir artış ile ilişkili bulunmuştur. 52 haftaya kadar uzayan bu çalışmaların uzatma fazlarında, ortalama glukoz duloksetin grubunda 12 mg/dl artmışken rutin bakım grubunda 1.5 mg/dl azalmıştır. Duloksetin grubunda HbAlc %0.5 ve rutin bakım grubunda %0.2 artmıştır.
Duloksetinin ve özellikle de metabolitlerinin plazma konsantrasyonlarındaki yükselme son-dönem böbrek hastalığı (diyaliz gerektiren) bulunan hastalarda ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, DUXET son-dönem böbrek hastalığı bulunan veya ağır böbrek yetmezliği bulunan (kreatinin(TÖ: Böbrek fonksiyonlarını izlemek için kullanılan bir madde / İNG:creatinine (Cr)) klerensi <30 mL/dakika) hastalar için önerilmemektedir (bkz. bölüm 5 “Farmakolojik Özellikler” ve bölüm 4.2 “Pozoloji ve uygulama şekli”).
Karaciğer yetmezliği bulunan hastalarda belirgin şekilde artmış duloksetine maruz kalma görülmekte olup, DUXET bu hastalara uygulanmamalıdır (bkz. bölüm 5 “Farmakolojik Özellikler” ve bölüm 4.2 “Pozoloji ve uygulama şekli”).
Her ne kadar duloksetin alkolün neden olduğu mental(TÖ: zihinsel / İNG:mental) ve motor beceri bozukluklarını artırmamaktaysa da. aşırı alkol alımı ile eş zamanlı olarak duloksetin kullanımı ağır karaciğer hasarı ile birliktelik gösterebilir. Bu nedenle, DUXET aşırı alkol kullanımı olan hastalara reçete edilmemelidir.
MDB’li hastalar DUXET tedavisi ile 1 ila 4 hafta içinde iyileşmeler hissedebilecek olsalar da. tedaviyi önerilen şekilde sürdürmeleri konusunda uyarılmalıdırlar.
Laboratuvar testleri
Önerilen özel bir laboratuvar testi bulunmamaktadır.
Çocuklarda kullanım
Pediyatrik hastalardaki etkinlik ve güvenilirlik belirlenmemiştir, kullanılmamalıdır (bkz. bölüm 4.4 ‘’Özel kullanım uyarıları ve önlemleri”, Uyarılar). Çocuk ve ergenlerde DUXET kullanımı düşünülüyorsa potansiyel risklerin klinik ihtiyaç ile dengelenmesi düşünülmelidir.
Yaşlı hastalarda kullanım
Pazarlama öncesi duloksetinin MDB için gerçekleştirilen klinik çalışmalara katılan 2418 hastanın %5.9’u (143) 65 yaş ya da üzerinde olan hastalardır. DPNA pazarlama öncesi çalışmalara katılan 1074 hastanın %33’ü (357) 65 yaş ve üzerindedir. GAB’nin pazarlama öncesi klinik çalışmalarında genç hastalardan farklı yanıt verip vermediklerinin tespiti için yeterli sayıda 65 yaş ve üzerinde yaşlı hastalar dahil edilmemiştir. MDB ve DPNA çalışmalarında yaşlı hastalar ile daha genç olanlar arasında genel etkinlik ya da güvenilirlik düzeyi açısından belirgin bir fark saptanamamış ve klinik deneyime göre, yaşlı ve genç hastalardaki yanıt oranları arasında farklılık belirlenememiştir. Ancak yine de bazı yaşlı kimselerin ilaca karşı daha duyarlı olabilecekleri unutulmamalıdır. Diğer antidepresan(TÖ: Depresyona/ruhsal çöküntüye karşı etkili / İNG:antidepressant)larda da görüldüğü gibi, duloksetin klinik olarak anlamlı hiponatremi(TÖ: kanda sodyum düzeyinin normalin altına düşmesi / İNG:hyponatremia) vakalarıyla ilişkili bulunmuştur.
4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri
Diğer ilaçların duloksetini etkileme potansiyeli
Hem CYP1A2 hem de CYP2D6 duloksetin metabolizmasından sorumludur.
CYP1A2 inhibitörleri: Duloksetin güçlü bir CYP1A2 inhibitörü olan fluvoksamin ile birlikte kullanıldığında, erkek hastalarda (n=14) EAA yaklaşık olarak 6, Cmaks yaklaşık olarak 2.5 katma yükselmiş ve duloksetin yarılanma ömrü yaklaşık olarak 3 katına çıkmıştır. CYP1A2 metabolizmasını inhibe eden diğer ilaçlar arasında simetidin ve kinolon ile siprofloksasin ve enoksasin gibi antimikrobiyal maddeler bulunmaktadır.
CYP2D6 inhibitörleri-. CYP2D6 duloksetinin metabolizmasından sorumlu enzimlerden biridir; duloksetinin CYP2D6 üzerinde güçlü inhibisyona yol açan ilaçlarla birlikte kullanılması beklendiği üzere konsantrasyonlarını artırır (bkz. bölüm 4.4 “Özel kullanım uyarıları ve önlemleri”).
CYP1A2 ve CYP2D6 ikili inhibisyonu: Kötü CYP2D6 metabolize edici olan olgulara (n=14) günde iki kez 40 mg duloksetin ile güçlü bir CYP1A2 inhibitörünün eşzamanlı olarak uygulanması duloksetinin EAA ve CmakS değerinde 6 kat artışa neden olmuştur.
Benzodiazepin grubu ilaçlar ile çalışma
Lorazepam: Kararlı durum koşullarında duloksetinin (12 saatte bir 60 mg) ve lorazepamın (12 saatte bir 2 mg) birlikte uygulanması duloksetinin farmakokinetiği üzerinde herhangi bir etkide bulunmamıştır.
Temazepam: Kararlı durum koşullarında duloksetinin (20 mg) ve temazepamın (30 mg) birlikte uygulanması duloksetinin farmakokinetiği üzerinde herhangi bir etkide bulunmamıştır.
Duloksetinin diğer ilaçları etkileme potansiyeli
CYP1A2 tarafından metabolize edilen ilaçlar, in vitro(TÖ: Laboratuar ortamında / İNG:in vitro) ilaç etkileşim çalışmalarında, duloksetinin CYP1A2 aktivite(TÖ: etkinlik / İNG:activity)sini indüklemediği görülmüştür. Bu nedenle, enzim indüksiyonunu değerlendiren klinik çalışma gerçekleştirilmiş olmasa da, indüksiyon nedeniyle CYP1A2 substratlarının (örn. teofilin, kafein) metabolizmalarında bir artış beklenmez. In vitro çalışmalarda duloksetinin CYP1A2 izoform(TÖ: biçim, şekil / İNG:form)u inhibitörü olduğu anlaşılmıştır ve iki klinik çalışmada duloksetin (günde iki kez 60 mg) ile eş zamanlı uygulandığında teofılindeki ortalama (%90 güven aralığı) artışın %7 (%l-%5) ve %29 (%13-%27) olduğu saptanmıştır.
CYP2D6 tarafından metabolize edilen ilaçlar: Duloksetin CYP2D6 üzerinde orta düzeyde inhibisyona yol açar ve CYP2D6 tarafından metabolize edilen ilaçların EAA ve Cmaks değerlerini yükseltir. Bu nedenle duloksetinin aynı izoenzim tarafından yoğun ölçüde metabolize edilen ve dar bir terapötik(TÖ: tedavi edici / İNG:therapeutic) aralığa sahip olan ilaçlarla birlikte kullanımında çok dikkatli olunmalıdır (bkz. bölüm 4.4 “Özel kullanım uyarıları ve önlemleri”).
CYP2C9 tarafından metabolize edilen ilaçlar. Duloksetin CYP2C9′un in vitro(TÖ: Laboratuar ortamında / İNG:in vitro) enzim aktivite(TÖ: etkinlik / İNG:activity)sini inhibe etmez. Bu nedenle, her ne kadar konuyla ilgili klinik çalışma yapılmamış olsa da duloksetinin CYP2C9 substratlarının metabolizmasını inhibe etmesi beklenmez.