Düşünmek istemem şimdi,büyü bozulsun istemem.

Konu sahibi son olarak 2998 gün önce görüldü
[YOUTUBE]nT2rtVXhcpw[/YOUTUBE]
En sevdiğim şarkı ile Sayfam ve başlığı buluşan istedim ;


Bazen sevmediğiniz birileri güzel bir şeyler yapınca o an ona ne tepki vereceğimizi kestiremeyiz. Ama sevmediğimizi dusundugumuz şeyleri belki de sevebiliriz. Hatta belki de çok seviyoruz.
Tek sorunumuz bu sanırım farkında ol(a)mamak.
 
Rakı içilmeyecekse, kavunla peynir niye var? Sigara içilmeyecekse, yağmurla çay.. madem aşık olunmayacak, kadınlar ve adamlar niye.. madem büyük yanlışlar ve acayip maceralar olmayacak, niye hayat?
 
Zerre çaba harcamadan elde edilebilecek ve elde etmek için zerre çaba harcamamaktan başka hiçbir şey gerekmeyen şeyler için kafa yormayı ve çaba harcamayı kesin.
 
Bir kitapta okumuştum ne hoşuma gitmişti .

zevk sahibi olmak, nelerin hoşumuza gittiğiyle alakalı değildir. zevklerimizi araştırarak edinin, tarzımızı düşünerek oluştururuz.
 
Bir kitapta okumuştum ne hoşuma gitmişti .

zevk sahibi olmak, nelerin hoşumuza gittiğiyle alakalı değildir. zevklerimizi araştırarak edinin, tarzımızı düşünerek oluştururuz.

Özür dileyerek alıntı yapıyorum kusuruma bakma...

Yani aslında Emek harcamadan edindiğimiz hiç bir şeyin sahibi biz değiliz...
 
Dünyada bir cennet inşa edersen, ölümle cennete yatay geçiş yaparsın. asıl hayat cennettedir. demek ki dünyada mümkün olduğunca yaşatmaya bakmak gerek. fidan dik, kuş besle, evlat büyüt, umut ve sevinç aşıla... insanlar senin yanındayken kendilerini cennetteki gibi kınanmayan, yadırganmayan, dışlanmayan aksine ödüllendirilen, yüceltilen, hoşnut edilen, ikramda bulunulan konumunda, özgür hissederlerse sen, bulunduğun yeri cennete benzetmişsin demektir. cennetin inşaatında bir mühendis, mimar, usta, kalfa ya da işçi olarak çalışıyorsun demektir. yok, eğer öldürürsen, yaşatmazsan, beslemezsen, yaşama azmi aşılamazsan; insanlar senin yanında kendilerini cehennemin dumanında boğulur gibi sıkıntılı, üzgün, baskılanmış, boyunduruk altında, kısıtlanmış, suçlu, mahcup, rahatsız, cezalandırılmış, mahrum... hissederlerse, sen cehennem kurmuşsun demektir. zebanileşmişsin. burada kendi ellerinle bina ettiğin cehennemden, öldüğün anda yatay geçişle ahret.
 
[YOUTUBE]uTSYnM-UxD0[/YOUTUBE]


İnsan yaş aldıkca dünyada ki varlığını sorgulamaya daha çok başlıyor sanırım. En azından bu bende böyle oldu.
29.5 yaşındayım diyeceğim şimdi gulesim geliyor.
Basbaya 30 yaşındayım. Şu güzelim şarkıyı 30 yaşımda ki halime yolluyorum.
Hayatımın son 15 yılı türlü maceralar,üzüntü ve mutlulukla dolu dolu geçerken nasıl gectigini anlamamis olmanın üzüntüsünü yaşıyorum.

Kendime vereceğim öğütlerimi düşündüm (evet o kadar bosum)

Bolca seyehat et
Aşık ol
Dans Et
Korkma
Oku
Keşfet (özellikle kendini bunu daha erken bile yap sonra çok zor oluyor )
Her durumda önceliğin ailen ve kendine saygın önceliğin olsun.
Ve rica ediyorum başkalarıni umursamamaya devam et.
Duygularını; sana kendini açan güvenini kazanan kişiler için harca bilhassa vefa duygunu.
Bir kaç insan tut her şeyini bilen seni olduğun gibi seven.
Ve bir an evvel bir ay çiçeği tarlası bul.: )
 
Ben çalışıyorum, hayatı duyarak yaşıyorum, her an hareketteyim, siz ise yerinizden kımıldamıyor, yaşamıyorsunuz. sonra, bir de kuralım vardır benim: ileriye bakmamak.. ne yaşlılığı, ne de ölümü getiririm aklıma..her şey olacağına varır.
 
"Cahilsin; okur, öğrenirsin.
Gerisin; ilerlersin. Adam yok; yetiştirirsin, günün birinde meydana çıkıverir.
Paran yok; kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur.
 
Bu da en sevdiğim filmden en sevdiğim replik olarak bir kenarda dursun.

"Hayatımı mahfetmek istiyorlar! Beynime iğneler yapıp beni sıkıştırıyorlar ama kaçtım O kadar aptal değilim.
Bana zorla ilaç veriyorlar,hap yutturuyorlar; haplar.. Ruhumu zaptedip dans eden bir ayıya çeviriyorlar. Kanatlarımı koparmak istiyorlar, kanatları olmayan bir ruh nedir ki ? Benim ruhum özgür. Bir kuş gibi özgür. Yükseklere çıkıp sonra aşağıya iner. Bazen göz yaşı döker, bazen de şarkılar söyleyip kahkahalar atar.. “
 
Coğu insan olmak istedikleri yere ulaşmak için, bulundukları yeri terk etmeleri gerektiğini sanır, bu seyahatin tüm amacını ortadan kaldırır. insanlar cennete gitmek için cenneti terk ediyorlar ve cehennem hayatından geçiyorlar. Aydınlanma, gidilecek bir yerin olmadığını, yapman gereken, olman gereken olmadığını (şu anda olduğun gibi olman dışında) anlamaktır.
 
Coğu insan olmak istedikleri yere ulaşmak için, bulundukları yeri terk etmeleri gerektiğini sanır, bu seyahatin tüm amacını ortadan kaldırır. insanlar cennete gitmek için cenneti terk ediyorlar ve cehennem hayatından geçiyorlar. Aydınlanma, gidilecek bir yerin olmadığını, yapman gereken, olman gereken olmadığını (şu anda olduğun gibi olman dışında) anlamaktır.


Cennete gidebilmek uğruna cenneti terk etmek... Çok doğru...
 
WYNjz2.jpg


Hayatımda izlediğim en hüzünlü filmlerden biridir kendisi.
Kaplumbağalar'da uçar.
Savaşa bakış açımızı daha da derinlestiren ve çocukların yaşadıklarını hiç savaş görmemiş benim gibi insanlarin hayatı tekrar sorgulaması sebep olabilecek bir film. Film sonunda ve hatta filmi izlerken ara ara ağlamayan/ aglamamis kişilerin ciddi anlamda taş kalpli olduklarına inancım sonsuz.

Filmin icin bakın ne diyor ;

Filmimi diktatör ve faşistlerin politikalarına kurban edilen tüm masum dünya çocuklarına ithaf etmek istiyorum.”

-Bahman Gobadi, “Kaplumbağalar Da Uçar” filmi için…

Bunu buraya bırakıyorum ve daha fazla spoiler vermeden kaçıyorum lakin bir de replik eklemek istiyorum .

- Artık yabanci mısınız?

- Bizi ayırdılar…
 
çoktan gözden çıkardığın ama atmaya kıyamadığın, tekrar giyme umudu ile sakladığın, sırası gelmeyen kıyafetler olur ya dolapta. ilişkiler de zamanla buna dönüşür.
 
[YOUTUBE]Vz6r0TP4FBI[/YOUTUBE]

Ne me quitte pas

(Beni terk etme) demek fransızcada: )
Adamım Jacques Brel yaşlarını Tutamıyor şarkıyı söylerken sevdigi kadın için..
Bizim Tanju Okan in fransız versiyonu değil mi?
 
Murat Menteş ruhi mucerret kitabında aşk ile ilgili düşüncelerime uyan öyle güzel bi paragraf yazmıştı ki altını cizmistim okuyunca hemen.

iki kişinin birbirini aynı yoğunlukta sevmesi imkansız. dolayısıyla aşkta acılar ve sevinçler hakkaniyetli paylaşılmaz. aşk adil değildi. demokratiklik ve özgürlükçülüğün kıyısından bile geçmiyordu. dahası istikrar ve kalıcılıktan da nasipsizdi. sana en şiddetli tokadı patlatacak eli okşamaktan ibaretti!'l
 
Bir süre sonra,
bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasındaki
ince farkı öğrenirsin,

Ve aşkın yaşlanmak,birlikte olmanın da güvende olmak anlamına gelmediğini öğrenirsin,

Ve öpücüklerin sözleşme
ve hediyelerin de vaat olmadığını öğrenmeye
başlarsın,

Ve yenilgileri
başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın,
bir çocuğun üzüntüsü ile değil, bir yetişkinin
zerafeti ile,

Ve her şeyi bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin
çünkü yarın ile ilgili her şey belirsizdir.

Bir süre sonra güneş ışığının yakıcı olduğunu öğrenirsin
eğer fazla maruz kalırsan.

Bu yüzden,
başka birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden
kendi bahçeni yarat
ve kendi ruhunu kendin süsle.

Ve göreceksin ki dayanıklısın..
Ve kuvvetlisin,
Ve değerlisin…
 
"Bir aptalın sizi öpmesine izin verin ama bir öpücüğün sizi aptal etmesine asla."

Shakespeare
 
Geri