Düşünceyi mi dikkate almalıyız yoksa düşünceyi ifade edeni mi?

Konu sahibi son olarak 792 gün önce görüldü
Evet arkadaşalar...
Kanımca insanların en büyük hatası Kişilerin ne söylediğine, kendilerine ne sunduğuna projelerinin ne olduğuna bakmaz, onların kendilerine sunduğu fikirleri ile ilgilenmezler,... Sözün sahibine odaklanırlar...

Kanımca bu tür insanlar akıllarını belli şahıslara esir etmiş kişilerdir. Onları onaylayanlar doğru söylüyorlardır, onlara muhalefet edenler ve eleştiri getirenler ise bilgisiz ve Cahildirler...


Kanımca;
Bu durum aşılmalı, sözün sahibine itibar ederek değil, söz hakikat ve hak olduğu için itibar edilmelidir. Şayet kişilere bakarak düşünceleri seçmek ve değersizleştirmeye kalkmak dünyadaki hiçbir düşünceden yararlanamaz bir hale sokar bizi...

Peki Bu konuda Siz ne düşünüyorsunuz Sevgili Forumsal üyeleri...


C6603 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
Katilmamak elde degil.
En buyuk ornekleri su forumda mevcut; eger sevdigi saygi duydugu insansa bir sekil gecit buyuruyor karsi tarafta. Oysaki sevmedigi bir insan dusuncesini acik dille ifade etse bile bir tur alay alma dalga gecmeler bol bol mevcut.
Dogru soyleyen dusmanin bile olsa dogrudur diyebilmeli insan
Yanlisi soyleyen en yakin dostunsa bile yanlissin da diyebilmeli...
 
Bu konu biraz ayrım yapılması zor bir durum. Şüphesiz herkes "düşünce dikkate alınmalı" diyecektir, makul görünen budur. Ama eğer bir zat düşünceleri ışığında gözümüzde belli bir itibara sahip olmuşsa iyi yada kötü sonrasında sarf ettiği düşüncelerin gerçeklik derecesi de artık objektif değil subjektif yorumlanacaktır gözlemci kişi tarafından.

Unutmamamız gereken şey söz, söyleyeninden bağımsız değildir. Önceliğimiz düşünce olmalı ama sahibine de bir bakmalıyız şeklinde düşünüyorum. Çünkü eğer elimizde referans bilgiler, okumalar, gözlemler varsa söyleyenin o düşünceyi ne açıdan ve hangi gerekçeyle öne sürdüğünü daha gerçekçi ve daha net bir şekilde görebilmemizi yada kendi öznel yargılarımızı daha tarafsız (en azından olabildiğince, çünkü tarafsızım diyen insan yalancıdır) bir şekilde oluşturabiliriz.
 
Bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye
 
Elbette önemli olan, söylenen söylemleri ve fikirleri değerlendirmeye almak, bunun üzerinden tartışmaya zemin hazırlamak.
Ancak söyleyen kişinin de vasıfları bakmak gerekir.

Fikirleri-düşünceleri ifade etmek soyut-teorik bir olgudur.
Fikirleri- düşünceleri eyleme dökmek somut-pratik bir olgudur.
Bu ikisi arasındaki bağın, yani teori ve pratik arasındaki ilişki tutarlı olması gerekir.

Örnek olsun; insanlık yapmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu çok süslü cümlelerle vaaz edeceksin ama yemediğin halt kalmayacak...

Haliyle böyle bir durumda kişinin düşünceleri, çeliştiği davranışları nedeniyle geri planda kalır, üzeri örtülür.
 
Bir insanda bir kimseye yada düşünce sahibi kişiye durduk yerede tavır almaz. İncelemiştir yada yaptığı bazı davranışlardan dolayı tavır almıştır. Ve bu tavrı alırkende düşünmüştür. Ve bir sonuca varmıştır.

Ki kimin düşüncesini kaale alırken bile düşünerek karar verir sonuçta. Örnek verirsem gelip bir papa, yada rahip sana gelip müslümanlıkla yada ibadetle ilgili tavsiye verse ne kadar dikkate alırsın? Dikkate alacağını hiç sanmıyorum söyleyeceği şeyler doğru olsa bile dikkate alacağını sanmam. Yada beşiktaş spor kulübünün yapacağı transferler için gidip bir fenerliden fikir almak ne kadar doğru olacaktır?

O yüzden düşünceyi söyleyen kişide söylediği düşünce kadar önemlidir. Bana göre.
 
Düşünceler insanlardan çıkmıyor mu ki :nee:
Kötü düşünen hep mi kötü düşünür :nee:
Dinsiz olan hep mi dinsiz olur :nee:

Ben konuyu okurken bu bunu demiştir, şu şunu demiştir dediklerim hep aynı oluyor. Acaba insanları mı tanıyorum yoksa düşünecekleri durumları mı çok iyi biliyorum :benmi:

Kafam karıştı Arpes yardım :nee:
 
düşünceyi. diğer türlüsü objektifliğin önüne geçer
 
Bu durumda analitik felsefe devreye girer işte.
Analitik felsefede retoriksiz var olamaz.

Bir düşüncenin 'a priori' sonucuna varabilmesi veya uzaklaşabilmesi için semantik kaidelerine göre denkleştirebilmesi gerekir.Bu durumda düşünceleri dışa yansıtan bir gereç olarak kullanılan kelimeler bir sihir olup kitleyi büyüleyebilir.
Lâkin kendi düşüncesi olmayan bir kitleyi.Bu ambivalent durum asla bir denge sağlayamayacaktır.

Kant'ın dediği gibi 'Önce düşün sonra konuş.'
 
Bu durumda analitik felsefe devreye girer işte.
Analitik felsefede retoriksiz var olamaz.

Bir düşüncenin 'a priori' sonucuna varabilmesi veya uzaklaşabilmesi için semantik kaidelerine göre denkleştirebilmesi gerekir.Bu durumda düşünceleri dışa yansıtan bir gereç olarak kullanılan kelimeler bir sihir olup kitleyi büyüleyebilir.
Lâkin kendi düşüncesi olmayan bir kitleyi.Bu ambivalent durum asla bir denge sağlayamayacaktır.

Kant'ın dediği gibi 'Önce düşün sonra konuş.'

Süri, ne kadar entellektüel konuşuyorsun iki gözümün çiçeği :dyg:
Hem troliçe, hem mıkteşem bir detaysın :öp:
 
Geçen ekşi'de bi başlıkta şöyle bi yorum okumuştum: Kabuğu çürük/yıpranmış olan karpuzun içini kimse merak etmez. Sahiden de öyle. Çırpınmayın o yüzden. Maddi nitelikler hep önemlidir.

İstanbul'da tanıştığım basit bir terbiyesizlikten bahsedeyim mesela. Trafik kilitlendiği zaman motorluların çokça yaptığı bir şey, yoldan çıkıp, kaldırımdan gitmek. Böylece özgür ruhlu kardeşlerimiz tabakhaneye istediklerini yetiştirebiliyorlar. Birkaç defa yaka paça sıkmaya varan şekilde tartıştığım motorlular oldu. Beş altı tanesinin plakasını alıp, trafiğe bizzat şikayet ettim. Ama sayıları o kadar fazla ve yaptıklarının doğruluğundan o kadar eminler ki altlarındaki araç senin düşüncenin, genel yasanın/kuralların ötesine geçmiş durumda. Bir yaya olarak senin düşüncen/hakkın olamaz, çünkü sosyo-ekonomik olarak bir alt grubun parçasısın. Araç gördün mü, kaldırım sadece sana ait de olsa kenara çekilmek zorundasın.

Her gün aynı şey, hangi biriyle tartışacaksın, bu da ayrı bir konu. Basit önlemler alarak, hayatı onlara zorlaştırmak dışında elinden bir şey gelmez. Bu bahsettiğim basit önlemler de dükkanların önündeki ayaklı tabelaları, motorluların geçtiği şeritlerin yanlarına yerleştirmek, kaldırımı ortalayıp, yavaşça yürümek vs. Daha şeytani planlarım da var tabi. Gözüme kestirdiğim motorluların sıkça hak ihlali yaptığı yerlere sıvı yağ benzeri şeyler dökmek. Sonra izle şenliği.
 
Düşünce her şekilde dikkate alınmalıdır. Sadece fikir alışverişi veya tartışma konularında düşünceyi ifade edene göre hareket edildiği de gerçektir, olması gerekendir.
 
İkisini birden harmanlayıp, sindirdikten sonra dikkate almamız gereken kısımları ayıklar, ona göre dikkate alırız. Nasıl ama? Harikayım ya.
 
işine hangisi geliyorsa onu al
 
Geri