BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,600
-
- Tepkime puanı
- 3,180
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
düşünce ve ifade özgürlüğü hakkında - düşünce ve ifade özgürlüğü nasıl olur - düşünce ve ifade özgürlüğü hakkında
Düşünce özgürlüğü, insaninin sahip olduğu düşüncelerini açıklama özgürlüğüdür. Düşüncenin özgür olması gerektiği, insanlığın yaşadığı deneyimler sonucunda elde ettiği en önemli kazanımlardan biridir.
Düşünceleri baskı altında tutmanın, bir düşünceyi karşıdakinin görüsünü dikkate almaksızın baskı yoluyla kabul ettirmeye çalışmanın sonuçta hiçbir şey kazandırmadığı açıkça görülmüştür. İkinci dünya savaşı öncesinde ortaya çıkan, düşünceleri baskı altında tutan yöntemler kötü sonuçlar verince, bundan vazgeçilmiş düşünceler özgür bırakılmıştır.
Düşünceleri baskı altına almak, yalnızca iki yüzlü insanların sayılarının artmasına neden olmaktadır. İnsanlar görüşlerini özgürce söyleyemedikleri için düşünce, gün geçtikçe zayıflamakta, canlılığını kaybetmektedir.
İslam dininin “dinde zorlama yoktur” ve “işlerinde onlara danış” ilkeleriyle Peygamberimizin vahiy inmeyen konularda ashabına danışmasından, düşüncelerin serbestçe ifade edilmesi taraftarı olduğunu çıkarabiliriz.
Müslümanların insanlığın genel deneyimlerinden en üst düzeyde yararlanmaları, tarihsel olaylardan sağlıklı çıkarımlarda bulunmaları ve bu doğrultuda düşünce özgürlüğü konusunda daha esnek davranmaları doğaldır.
Düşüncelerini açıklama özgürlüğü, bir kişiye veya kuruma hakaret etme, kişilik haklarına saldırma, insanları ona karşı kışkırtma hakki anlamına gelmez. Çünkü bu, düşünce özgürlüğü değil, başka birinin hakkini ihlal etme demektir.
Düşünce özgürlüğü ilk planda çok önemli değilmiş gibi görünse de, aslında insanı ansan yapan en önemli özelliklerdendir. İnsan düşünerek pek çok şeyi başarmıştır. Felsefe, kültür, bilim ve sanat hep düşünce sayesinde gelişmiştir. Düşünce özgürlüğü, insanın kişisel ve toplumsal yaşama ilişkin sorulara çözümler üretmesi, kendisinde bir kanaat oluşturması, buldu?u çözüm ve kanaatleri başkalarına iletebilmesi özgürlüğüdür. Düşünce özgürlüğü sayesinde insan, dilediği konuda serbestçe d ü ş ü n e b i l m e l i d i r. Düşünce oluşturabilmek için gerekli kaynak ve bilgileri edinebilmelidir. Düşünce ve kanaatlerini tek başına ya da toplu olarak açıklayabilmelidir. Düşünce ve kanaatlerini savunabilmeli, başkalarına iletebilmeli ve yaşayabilmelidir. Ayrıca düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanmaması ve cezalandırılmaması gerekir.
Hukuk, düşünce özgürlüğüne nasıl bakar?
Anayasamızın 26. maddesine göre: “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” Maddenin devamı, milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenli?i, Cumhuriyetin temel niteliklerinin korunması gibi durumlarda getirilen sınırlamaları ortaya koyar. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19. maddesine göre ise: “Herkesin görüş ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, görüş edinme ve herhangi bir yoldan ve hangi ülkede olursa olsun bilgi ve düşünceleri arama, alma ve yayma özgürlüğünü içerir.”
Düşünce özgürlüğü, insaninin sahip olduğu düşüncelerini açıklama özgürlüğüdür. Düşüncenin özgür olması gerektiği, insanlığın yaşadığı deneyimler sonucunda elde ettiği en önemli kazanımlardan biridir.
Düşünceleri baskı altında tutmanın, bir düşünceyi karşıdakinin görüsünü dikkate almaksızın baskı yoluyla kabul ettirmeye çalışmanın sonuçta hiçbir şey kazandırmadığı açıkça görülmüştür. İkinci dünya savaşı öncesinde ortaya çıkan, düşünceleri baskı altında tutan yöntemler kötü sonuçlar verince, bundan vazgeçilmiş düşünceler özgür bırakılmıştır.
Düşünceleri baskı altına almak, yalnızca iki yüzlü insanların sayılarının artmasına neden olmaktadır. İnsanlar görüşlerini özgürce söyleyemedikleri için düşünce, gün geçtikçe zayıflamakta, canlılığını kaybetmektedir.
İslam dininin “dinde zorlama yoktur” ve “işlerinde onlara danış” ilkeleriyle Peygamberimizin vahiy inmeyen konularda ashabına danışmasından, düşüncelerin serbestçe ifade edilmesi taraftarı olduğunu çıkarabiliriz.
Müslümanların insanlığın genel deneyimlerinden en üst düzeyde yararlanmaları, tarihsel olaylardan sağlıklı çıkarımlarda bulunmaları ve bu doğrultuda düşünce özgürlüğü konusunda daha esnek davranmaları doğaldır.
Düşüncelerini açıklama özgürlüğü, bir kişiye veya kuruma hakaret etme, kişilik haklarına saldırma, insanları ona karşı kışkırtma hakki anlamına gelmez. Çünkü bu, düşünce özgürlüğü değil, başka birinin hakkini ihlal etme demektir.
Düşünce özgürlüğü ilk planda çok önemli değilmiş gibi görünse de, aslında insanı ansan yapan en önemli özelliklerdendir. İnsan düşünerek pek çok şeyi başarmıştır. Felsefe, kültür, bilim ve sanat hep düşünce sayesinde gelişmiştir. Düşünce özgürlüğü, insanın kişisel ve toplumsal yaşama ilişkin sorulara çözümler üretmesi, kendisinde bir kanaat oluşturması, buldu?u çözüm ve kanaatleri başkalarına iletebilmesi özgürlüğüdür. Düşünce özgürlüğü sayesinde insan, dilediği konuda serbestçe d ü ş ü n e b i l m e l i d i r. Düşünce oluşturabilmek için gerekli kaynak ve bilgileri edinebilmelidir. Düşünce ve kanaatlerini tek başına ya da toplu olarak açıklayabilmelidir. Düşünce ve kanaatlerini savunabilmeli, başkalarına iletebilmeli ve yaşayabilmelidir. Ayrıca düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanmaması ve cezalandırılmaması gerekir.
Hukuk, düşünce özgürlüğüne nasıl bakar?
Anayasamızın 26. maddesine göre: “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” Maddenin devamı, milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenli?i, Cumhuriyetin temel niteliklerinin korunması gibi durumlarda getirilen sınırlamaları ortaya koyar. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19. maddesine göre ise: “Herkesin görüş ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, görüş edinme ve herhangi bir yoldan ve hangi ülkede olursa olsun bilgi ve düşünceleri arama, alma ve yayma özgürlüğünü içerir.”