Düşünce suçlusu nedir?

🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti
"Düşünce Suçluları" kimlerdir ve insanlar düşünceleri sebebi ile tehlike arz edebilirler mi?
 
Düşünmek hiç bir zaman suç olmadı. Sacede bunu söyleyemez veya yazamazsınız.
 

İktidar medyasinda dusunce sucunun “ var “ oldugunu anlatan haberler bile 2009 model. :)

Gunumuz Turkiyesinda fikir uretenler terorist muamelesi goruyor, maalesef. Isin trajikomik yani bu tarz yaklasimlar sayesinde mağduriyet yasayarak iktirada gelen adamin bizzat bu baskiyi kurmasi.

Ulkeye verecek pozitif hicbirsey elinizde kalmadiginda siginacaginiz liman, otokrasi. Hos bu is otokrasiyi filan gectide neyse.
 
Bu suçtan hatta ve hatta dilekçe yazdığı için şuan yargılanan ve tutuklu olan insanlardan ötürü Türkiye'de düşünce özgürlüğü hakkının son derece sınırlandırıldığını ve düşüncelerini açıklayanların ceza tehdidi altında tutulduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz..kişinin düşüncelerini açıklamak suretiyle suç işlediği iddiası ile yargılanması hafife alınacak bir olay mıdır?
düşünce suçu = terör suçu olarak nitelendirilen bir ülkede yaşıyoruz.
Tabiki tasvip etmiyoruz.
 
insana, insan olabilmeye özgü bir suçtur. aslında suç değildir sadece diktatörler tarafından suç addedilir.

düşünüyorum, öyleyse suçluyum
 
"İfade özgürlüğü var ama ifade ettikten sonra olacakları garanti edemem."
 
İlerki zaman da bunu alenen görüp okuyacaklar. Yani düşündüğünü dijital yollardan görecekler. Çalışması vardı bunun. Köle robotlar olarak devam edeceğiz sanırım. Düşünmek özgür bir eylem birey açısından ama düşüncelerin suçlayıcı ve hakaretvari ise ceza almaman için bir sebep yok değil mi ? Düşünceler ile kimseyi manipüle etme hakkın yok doğru kelimeleri bulmak zorundasın.
 
Bir kişiye, bir gruba, bir topluluğa karşı olumsuz düşünceleriniz ya da tam tersi sempati duymanız ve bunu dile getirmeniz, o kişiler tarafından benimsenmiyorsa düşünce suçu işlemiş sayılıyorsunuz.
Eleştiri ile aynı anlamı taşır.
Eleştiriye kapalı bir toplumda buna Düşünce suçu diyoruz biz.
 
Konuyu unutturmayın sabah düşüncelerimi şedicem kafam güzel uyuyacağım şimdi
 
NATO Bloğu ve Sovyet Konfederasyonu şeklinde iki kutba ayrılan dünya siyasi düzeninde, karşı kutbun sempatizanı olma ya da güzellemesini yapma noktasında uygulanan hükümlerde sıkça rastlanan kavram.

Hüküm süren ya da baskın hâle getirilmeye, oturtulmaya çalışılan belirli bir ideolojinin, özellikle kendine tehdit olarak gördüğü bir başka ideolojiyi barındırması, ona referans vermesi noktasında uyguladığı cezalandırma politikasıdır. İktidar güçleri, bu tür politikaları ekseriyetle çeşitli grupları elemine etmek ve kitle üzerinde baskı kurmak, güç gösterisi yapmak için kullanır.
 
İşte aradığım konulardan,var ol Lefty.

Ben çoğu zaman düşüncelerin silahtan daha güçlü olduğuna,daha tehlikeli olduğuna inanırım.Düşünce katilliğinin yapabileceği etkiler,domino taşı gibi insandan insana sekebilir.Başka kişiler tarafından benimsenen fikirler;dünyada oluşan fikir çığlaşmasını besler çünkü.
Bunun en büyük kanıtı;bilmeden veyahut sorgulamadan konuşanlardır.Ne de olsa karşısındaki bireye yanlış,belirsiz bir fikir enjekte etmiş olurlar.Bu da gelecek nesillerin bakış açısını,teknik düşüncelerini ve karakterlerini hayli etkileyebilir.
O yüzden;bir şey demeden önce birkaç kez düşünülmelidir.
 
@HosgeldinHarunAbi

Ceza hukukçusu olarak, vaktin olduğunda bu konuda görüşünü alabilir miyiz? Böyle bir suç var mıdır, varsa kriterleri nedir?
 
@HosgeldinHarunAbi

Ceza hukukçusu olarak, vaktin olduğunda bu konuda görüşünü alabilir miyiz? Böyle bir suç var mıdır, varsa kriterleri nedir?

Demokratik bir hukuk devletlerinde cezalandırılan şey düşüncenin kendisi olmamalı. Her düşünce ifade edilmeye değerdir. Yeter ki şiddete teşvik, nefret, tehdit veya benzeri hukuka aykırı fiiller içermiyor olsun. İstisnasız her fikir ifadeye açık olmalı.

Ancak otoriter veya demokratik kurumları zayıf toplumlarda/devletlerde iktidar, kendileriyle aynı çizgide olmayan düşünceleri de suç kategorisine sokup, kişileri cezalandırıyor. Hatta bazen ifade hürriyeti olabilecek hususları bile kendi ceza kanununda suç olarak tanımlıyor.(bkz vicdani red meselesi)

Hukukta da bu böyle AİHM’in bu konudaki tanımını olduğu gibi buraya alıyorum ; “
İfade özgürlüğü yalnızca toplumun benimsediği veya zararsız gördüğü düşünceler için değil; devleti veya toplumun bir kesimini rahatsız eden, sarsan, inciten, hatta şoke eden fikirler için de geçerlidir. “
AİHM de çok net bu konuda. Şoke eden fikirler için de geçerlidir ifade hürriyeti en çok da bu fikirler korunmalıdır diyor.
Ve evet malesef bizim ülkemizde de çok fazla aslında ifade hürriyeti olarak tanımlanması gereken “düşünce” suçluları var cezaevlerinde.



AYM raportörü Yunus Heper’in ifade hürriyetine dair çok güzel bir anlatısı var burada fırsat bulursan dinleyebilirsin.
 
Demokratik bir hukuk devletlerinde cezalandırılan şey düşüncenin kendisi olmamalı. Her düşünce ifade edilmeye değerdir. Yeter ki şiddete teşvik, nefret, tehdit veya benzeri hukuka aykırı fiiller içermiyor olsun. İstisnasız her fikir ifadeye açık olmalı.
Videoyu ilk fırsatta izleyeceğim ve yukarıdaki ayrıntı çok önemli, teşekkür ederim.
 
çok uzağa gitmeye gerek yok ülkemiz bu hususta birincil örneklerden biri. bilakis ifade özgürlüğü uzun yıllar önce yasaklanmıştı zaten, hapishanedeki tutsaklar bunun kanıtıdır, bir konuda eğer muhalif bir fikre sahipseniz "acaba benim de başıma birşey gelir mi" diye sormanız bunun kanıtıdır. hatta sansür oto-sansürle birlikte yürürlüktektedir. ama hükümetin esas çabası düşünce özgürlüğünü men etmektir, yani düşünemez hale getirmek, hem de en basit düşünce, kendi kendine düşünme, muhasebe etme, mantığa oturtma yetisini yok etme çabasıdır, medyayla, kışla, okul gibi kurumlarla, istikrarla sürdürdüğü baskıyla, milli, dini gurur denilen içi boya abur cuburla.

ülke bu yüzden neyi niçin yaptığını bile bilmeyen, yaşadığı ekonomik krizin, toplumsal çürümenin ve çirkefliğin neden-sonuç bağını çözümleyemeyen, biat kültürüyle yaşayan, güce köle ruhuyla hayran aptallarla dolu. hükümetin en büyük başarısı da istikrarının en büyük nedeni de budur.
 
“Düşünce suçlusu”, bir şey yaptığı için değil, düşündüğü için suçlu ilan edilen kişidir. Asıl tehlikeli olan ise bunun yasalarla değil, bazen toplumun görünmez baskısıyla gerçekleşmesidir. Çünkü bazı dönemlerde yanlış bir söz affedilebilirken, yanlış bir düşünce bile affedilmez. Düşünce suçlusu; gerçeği bildiği halde susmayan, çoğunluğun inandığı şeyi sorgulayan ve zihnini başkalarının onayına teslim etmeyen kişidir. Tarih çoğu zaman düşünce suçlularını yargılamış, yıllar sonra ise onları haklı çıkarmıştır.

Tabii ki buradan "Her düşünce haklıdır" diye bir fikir çıkartmak yanlıştır. Çok ince ama keskin sınırlar mevcuttur.
 
Geri