Mihri
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Nisan 17, 2023
-
- Mesajlar
- 6,164
-
- Tepkime puanı
- 6,523
-
- Puanları
- 234
-
- Yaş
- 38
-
- Konum
- Cat Sosyete
Özlem kavramı, ingiliz lisanında missing olarak geçer. Yani, birinin yahut bir şeyin yokluğunu ve eksikliğini hissetme. Kimisinin eksikliği bir sebepten hep koyar bize. Hayat telaşesinin içinde bir şeylerle müşkül olduğumuz süreçlerde unuttuğumuzu sanıp dururuz. Bir dem soluklanmak ihtiyacı duyarak kendimizle baş başa kalmak istediğimiz, kafa dinlemek için sükûna çekildiğimiz ânlarda ise vaziyetin hiç de öyle olmadığını anlarız. İkide bir çat kapı gelmesinden hiç mi hiç rahatsızlık duymadığımız bir komşu gibi geliverir. Kâh buyur ederiz onu, kâhı ise sanki hep birlikte yaşıyormuşçasına davranarak istifimizi hiç bozmadan devam ederiz. Boşluktan düşerken yahut salıncakta sallanırken içimize işleyen, yüreğimizi daraltan yel gibi geliverir. İçimizden geçer.
Hayatta olmayanın yokluğunda şimdi yaşasaydı şöyle olurduk böyle olurduk deyip geçebiliyoruz. Fakat, yokluğuna iç geçirdiğin hâlâ hayatta ise işte öyle olmuyor. Şöyle olurduk, böyle giderdik denmiyor. Öyle ya da böyle olduramamışsın zira, insan kendini kandıramıyor. Yine de düşük bütçeyle bulunabilir en iyi prodüktör sensin. Kendinsin. Kafandan geçen düşüncelerin uzun metraj filmini çekmeye, düş senaryosunu yazıp yönetmeye karşı duramazsın. Gişede batıp batmamak umrunda dahi olmayacaktır. Zor olan filmi çekmek değildir zaten. Zor olan, oyuncuları bulmaktadır. Hasretini çektiğin her kimse, biricik yıldızın odur. Dolayısıyla öyle herkesi yanına yakıştıramazsın. Her kimi yanına yamarsan yama, başkalarını hangi yan role uygun görürsen gör, onlar figürandan öteye geçemeyecektir. Eksikliğini hissettiğinin yanında rol alan o bir başkası, bir türlü içine sinmeyecektir. Ben olsaydım şöyle yapardım, ben olsaydım böyle davranırdım deyip duran burnu büyük, götü kalkık yönetmenden öteye geçemeyeceksin.
*
Hayatta olmayanın yokluğunda şimdi yaşasaydı şöyle olurduk böyle olurduk deyip geçebiliyoruz. Fakat, yokluğuna iç geçirdiğin hâlâ hayatta ise işte öyle olmuyor. Şöyle olurduk, böyle giderdik denmiyor. Öyle ya da böyle olduramamışsın zira, insan kendini kandıramıyor. Yine de düşük bütçeyle bulunabilir en iyi prodüktör sensin. Kendinsin. Kafandan geçen düşüncelerin uzun metraj filmini çekmeye, düş senaryosunu yazıp yönetmeye karşı duramazsın. Gişede batıp batmamak umrunda dahi olmayacaktır. Zor olan filmi çekmek değildir zaten. Zor olan, oyuncuları bulmaktadır. Hasretini çektiğin her kimse, biricik yıldızın odur. Dolayısıyla öyle herkesi yanına yakıştıramazsın. Her kimi yanına yamarsan yama, başkalarını hangi yan role uygun görürsen gör, onlar figürandan öteye geçemeyecektir. Eksikliğini hissettiğinin yanında rol alan o bir başkası, bir türlü içine sinmeyecektir. Ben olsaydım şöyle yapardım, ben olsaydım böyle davranırdım deyip duran burnu büyük, götü kalkık yönetmenden öteye geçemeyeceksin.
*
Son düzenleme: