James Bond
Üye
-
- Katılım
- Ekim 15, 2012
-
- Mesajlar
- 1,485
-
- Tepkime puanı
- 2
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 103
“Düsler hazimsizliktan ileri gelir” diye bir halk deyisi vardir ve bu bize, düslerin uyaranlari ve kaynaklarindan ne kastedildigini kavramada yardimci olur.
Bu kavramlarin ardinda bir kuram yatmaktadir ve bu kurama göre düsler, bir uyku bozuklugunun sonucudurlar: uyku sirasinda rahatsiz edici bir sey olmazsa düs görmezdik; düs de iste bu rahatsizliga bir tepkidir.
Düslerin heyecan verici nedenleri üzerine tartismalar, konuya iliskin literatürde çok genis bir yer kaplar. Sorunun ancak düsler bir biyolojik arastirma konusu olduktan sonra ortaya çiktigi açiktir.
Düslerin tanrilarin esini olduguna inanan eskilerin düslerin uyaranlarini arastirmak için hiçbir gereksinimleri olmamistir: düsler ilahi ya da seytani güçlerin arzusundan dogmustu ve içeriklerini de bu güçlerin bilgileri ya da amaçlari belirlemekteydi.
Bilim hemen düs görmeye yol açan uyaranlarin her zaman ayni olup olmadigi ya da degisik türden böyle uyaranlar bulunup bulunmadigi sorusuyla karsi karsiya gelmis; bu da düslerin nedenlerini açiklamanin ruhbilimin mi yoksa fizyolojinin mi alanina girdigi tartismasini getirmistir.
Çogu otoriteler uykuyu bozan nedenlerin (yani düs görmenin kaynaklarinin) degisik türden olabilecegi ve bedensel uyarilarin ve zihinsel uyarilmalarin ayni biçimde düs kiskirticisi olarak rol oynayabileceginde düsünce birligi içinde gibi görünmektedirler.
Ancak, düslerin su ya da bu kaynagina öncelik verilmesinde ve de düslerin üretilmesindeki etmenler olarak onlara verdikleri önemin siralanmasinda görüsler büyük ölçüde farklilasmaktadir.
Bu kavramlarin ardinda bir kuram yatmaktadir ve bu kurama göre düsler, bir uyku bozuklugunun sonucudurlar: uyku sirasinda rahatsiz edici bir sey olmazsa düs görmezdik; düs de iste bu rahatsizliga bir tepkidir.
Düslerin heyecan verici nedenleri üzerine tartismalar, konuya iliskin literatürde çok genis bir yer kaplar. Sorunun ancak düsler bir biyolojik arastirma konusu olduktan sonra ortaya çiktigi açiktir.
Düslerin tanrilarin esini olduguna inanan eskilerin düslerin uyaranlarini arastirmak için hiçbir gereksinimleri olmamistir: düsler ilahi ya da seytani güçlerin arzusundan dogmustu ve içeriklerini de bu güçlerin bilgileri ya da amaçlari belirlemekteydi.
Bilim hemen düs görmeye yol açan uyaranlarin her zaman ayni olup olmadigi ya da degisik türden böyle uyaranlar bulunup bulunmadigi sorusuyla karsi karsiya gelmis; bu da düslerin nedenlerini açiklamanin ruhbilimin mi yoksa fizyolojinin mi alanina girdigi tartismasini getirmistir.
Çogu otoriteler uykuyu bozan nedenlerin (yani düs görmenin kaynaklarinin) degisik türden olabilecegi ve bedensel uyarilarin ve zihinsel uyarilmalarin ayni biçimde düs kiskirticisi olarak rol oynayabileceginde düsünce birligi içinde gibi görünmektedirler.
Ancak, düslerin su ya da bu kaynagina öncelik verilmesinde ve de düslerin üretilmesindeki etmenler olarak onlara verdikleri önemin siralanmasinda görüsler büyük ölçüde farklilasmaktadir.