Düşgüzâr Kelimeler

Konu sahibi son olarak 930 gün önce görüldü
Dün küçük bir kız gördüm, saçları aynı sen.
Geldim eve şiir yazdım, sözleri aynı sen…​
 
12191498_522191844628607_2475179223677431707_n.jpg
 
Anlık şeyler sevdaya dahil olamıyor belki, ama onu düşünerek uykusuz kaldığınız geceleri unutmak hiçbir zaman mümkün olmuyor.
 
İnançlarımızı sorgulamaya başlamıştık artık, mutsuz olduğumuzda birilerini suçluyor, kendi oyuncağını kırıp sonra ağlayan çocuklar gibi davranıyorduk
Anlamıyordum, her şeyin iyiye gitmesi gerektiğini kim söylemişti ?
İnsanlar neden bu kadar doyumsuz ve küstahtı. Umduğunu değil bulduğunu yemek zorunda olan bir misafir gibiydik aslında, seçim şansımız olmadan geldiğimiz dünyada yaşamaya çalışıyorduk hepsi bu. Üretmeden, düşünmeden, zararsız ve yararsızca ölmeyi bekliyorduk. Buna rağmen yüzlerce uğraş buluyorduk kendimize, erkeklerin kulağındaki küpeye, kadınların belindeki dövmeye takıyorduk. Küçücük çocukları büyütmeyi beceremeden evlendiriyorduk, kocamadan adamları, anaları, babaları bir eve sığdırmıyorduk. Ama insandık sorduklarında ve suçluyorduk kolayca, inançlarımızı sorguluyorduk.
İnsanlığımızı, Adamlığımızı değil.
Canımız cehenneme.​
 
"Evdeki herkes gidip yatağına uzandığında ve bütün sesler kesildiğinde ruhunuzda o garip, berrak ama güçlü müzik duyuluyor sadece. Çok iyi tanıdığınız, varlığına iyice alıştığınız ruhunuzu okşayan bir melodi. Vicdanın pırıltılı, ince, yumuşacık fakat o çok güçlü melodisi..."

Yıllar geçti üzerinden... Genç adam yıllar boyunca yaşadıklarının bir anını bile unutmadı. Genç bir kızın yalnızca kadınlara özgü derin bir yalnızlıkla, sevgiyi ve mutluluğu arayışını, bunun için yaşadığı masumane çırpınışlarını görememişti.


Şimdi ise tüm yaşananlar uzaklarda kalan acı dolu bir hatıra gibi. Geldi, arkasında koskoca bir boşluk bıraktı ve geçip gitti.


Öyle garip, bu boşluk hep içerlerde bir yerlerde duruyor ve hiçbir şey dolduramıyor onu.


İşyerinde çalışırken, evde veya dışarıda dostlarla birlikteyken, çok derinlerdeki bir parça her şeyden ayrı... Sürekli içinizde çalan, sizden başka kimsenin duymadığı bir müzik gibi...


Evdeki herkes gidip yatağına uzandığında ve bütün sesler kesildiğinde ruhunuzda o garip, berrak ama güçlü müzik duyuluyor sadece. Çok iyi tanıdığınız, varlığına iyice alıştığınız ruhunuzu okşayan bir melodi.


Vicdanın pırıltılı, ince, yumuşacık fakat o çok güçlü melodisi...
 
Geri