Düş/erken Düş/lerime

Konu sahibi son olarak 3079 gün önce görüldü




Aşk eski bir palavra!
artık burdan geçmeyecek...
inanmak bir yol,
kimse yürümeyecek...

hayır,istemem bir başkasını!
yalnız da ayağa kalkabilirim...
hayır,dokunma!
bir başkasına tutunmadan da ayağa kalka bilirim.
 
Bir deniz kıyısında gördü onu gözlerim
Bir sabah kuytusunda, değdi ona ellerim
Saçları rüzgar gibi savurur geçer beni
Taze bir bahar gibi sardı beni sevgilim
Şimdi çok uzaklardan geçmişe bakıyorum
...
Gökyüzünde yıldızlar, hep onu arıyorum
Kalbin bir yaprak gibi avcumun içindeki
O sanki sonbahar gibi sardı beni sevgilim
 
Büyüdükçe masumiyetini yitiren herkes gibi;
Sen de, ben de yitireceğiz..


Bu şehir ismimizi bildiğinde; ben gitmiş olacağım.
Al elimi koy kalbine, seni son kez duyacağım.
...
Tanrı bizi sorduğunda; ben sessiz kalacağım..
 
563675_616094085074702_1425013993_n.jpg
 
Yok olup gitmek, kaçıp kurtulmaksa hayattan ve üzüntüden, yok olup gitmek istiyorum....
Ruhum bedenimi taşıyacak kadar dirençli değil artık....
Göz yaşlarımbugünlerde daha çok yakıyor canımı, her damlası düştükçe yaralıyor bedenimi.......
Kanrevan içindeyim ne bir umut ne bir sevinç yok yüzümde ...
Yıldızlar bile bana yaklaşamıyacak kadaruzak ama onlardan bile korkar oldum....
Yok olup gidersem kurtulurmuyum !
Bundan kurtulacaksam yok olup gitmek istiyorum buralardan !!!
 
Gittin...
Ben, arkandan sadece baktım.

Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
"Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
Gidersen sönecek içimdeki ateş
ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi
O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana.
Konuşamadım..Gittin...
Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu
bacağımı bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
Ağlayamadım...


Gittin...
Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,
tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı.
Anlatamadım...
 
love.gif
love.gif



Bir Gün Anlarsin


Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.

Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
Duyarsın, ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
Niçin yaratıldığını, bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
Boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
Dolar gözlerin, için burkulur.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
Uzanır, gökyüzüne ellerin, ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin.
Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın hayal kurmayı; beklemeyi, ümit etmeyi.
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
Lanet edersin yaşadığına... Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.
 
AŞK DA DEPREM GİBİDİR

Ne zaman kimi vuracağını asla bilemezsiniz.
Geceyarisi aniden,
dipten yukselen coskulu bir dalga
gibi kabarır içinizde.
Toprak ayağınızın altından kayıyor gibi olur
ve en hazırlıksız oldugunuz anda bütün siddetiyle vurur. Sarsılır,
neye uğradıgınızı şasırırsınız.
Heyecan, korku, kararsızlık, cesaret, acı,
öfke, huzun, merhamet, şiddet
kaplar bir anda dünyanızı.
Eş dost yardıma koşsa da kolay toparlanamazsın.
Bittiğinde agır bir enkaz bırakır geride.
Daha kötüsü,
'tamamen bitti' sandıgınız sarsıntı,
hafif bir siddette artıcı şoklar halinde yıllarca sürebilir.
Kalbinizdeki kırık hat ara sıra yoklar
yeniden..
 
Bir Bana’mı Yoktun Sevgili ?

Bütün dallarım aşk içinde kırılırken, tutmadın!
Can kayıplarımda, gözlerime dolan yağmurlarda ıslanmadın.
Hatırlıyacak kadar bile sevmedin.
Görmedin! avuçlarımdaki nasırlaşmış vedanı.
Seni her güne ayrı sığdırıp sevişlerimdeki sesi
Duymadın işte.. Kapattın yüreğinin kulaklarını..
Bir bana’mı yoktun sevgili?

Canın yandığında,
Kafan bozulduğunda öfkeni kusarken!
Koca bir sensizlik daha kusardın kulaklarıma.
Yokluğuna inandırmak ister gibi GİT’ benden ey bensiz yabancı dediğin günler!
Yok yok ne günüydü.
Daha dün gibiydi kulaklarımdaki acı’sı.
İçerime kadar çöreklenmiş bir sarıydı hüzün.
Sonbahar’dı ilkbaharı aradığım gözlerin.

Yan ve Öl der gibiydi bakışların.
Duvarlara çarpa çarpa intihar eder gibiydi yüzsüz sevmelerim.
Severdim yine!
Çığlık ata ata yüzerdim boğulacağımı bildiğim gözlerinde.
Teninin teninden bir yarayı kavlatıp atar gibi!
Yokluğunu gecelerden atardım.
Yinede varmışsın gibi severdim..

Seviyordum işte.
Gerçek olandan yansıtıp simetrik bir hayal gibi.
Yağmur gibi!
Kar’dan adamlara özenip yokluğunu üşütüp!
Bir sensizlik halini bürünüp,
Bir deli gibi,
İki dalga gibi, İki dalganın aynı kıyıda saçlarına dokunuşu gibi Seviyordum seni.
Hala aynı’yım.
İçimden çıkaramayacağımı bile bile!
Gidişlerini izleye izleye!
Aynı tutkuyla, aynı dar ağacında defalarca salınarak,
Ateşler içinde yokluğuna kan ter içinde uyanarak Seviyordum seni.

Geçmiş zamanlı değil..
Hala!
Seviyorum İşte Yokluğunu, bile bile..

Kendime aynada defalarca durulup!
Gözlerime öylece suskun suskun bakarak,
Bütün harflerin görkeminden kendime kin kusarak!
Az’mı sevdim, Ne verdim!
Acı’mı kusmaktan başka derdim ve sus pus çıt kırılırdım her defasında.

Biliyormusun Şehir Gözlü!
Seni varken, yokken, uyanırken , ikide bir saate bakıp geleceğine ihtimal verirken,
İlk defa karşılaşıp gözlerini öpecek gibi,
En sevdiğim yerden bakıp,
Avuçlarındaki mavi kanatlı kelebekler gibi,
Göz kapaklarına oturmuş çoçuk gibi Seni beklerdim işte..

Hüznüm şarabı nedir bilirmisin yağmur bakışlı hüzün!
Kaç kez içebilirsin bir ayrılığı,
Kaç kez kendine geri getirebilirsin gidişlerine ölmüş benliği!
Kaç defa ve kaç defa !
Yeniden sevebilirsin aynı yüzü,
Aynı gözü! aynı dudağı, aynı Yüreği!

Ve sen her defasında gitmeye hazır bavullarınla karşılardın el açışlarımı!
Söylesene Şehir Gözlü!
Yokluğunun üzerine yazabilirmisin beni harf harf, rengarenk..

Yaşadıkca,

Benim yazacaklarım ağır gelebilirdi yüreğine!
Bir başka dilde susardın!
Başka gözlerde çizerdin gidişleri,
Bir vapurun ardından el sallardı saçların, alabora olmuş yüreğin,
Martılara yoldaş olmuş ömrün..
Son anına denk gelirdi.
Ve Gidecekmiş gibi dururdu adımların.
Yine ben Kendime kanardım ,kalırdım..
Özenle dinlerdim ağır ağır..
Ağır ağır kapatırdım gözlerimi ve,
Adımlarının çığlığı dipilenirdi kulaklarımda.
Ya geri dönersen umudu ile başımı göğe kaldırıp,
Gök parçalı gri efkarımdan dilenirdim git-me..
Kal deyişlerimi!, Ardı arkası kesilmezdi..
Ama yine sen giderdin..
Ve ben yine ardından adımlardım gelecekmişsin umudunu..

Kaldırımları sorguya çekiyordum!
Geçtimi burdan O !
 
KırıLdım..
O kadar kırıldım ki, tükendi kelimelerim
Şimdi susma zamanlarım
Beşinci mevsimi yaşıyor yüreğim
Yağmur damlalarınla birleşti kirpiklerim
Benden geriye kalan, sadece aynalardaki izlerim
Aklandı yürek, gizlendi ilk sevmelerim
Şimdi susma zamanlarım
Kelimeleri bitirmeliyim
Kırıldım…
O kadar kırıldım ki, tükendi gülmelerim
Şimdi gözyaşı zamanlarım
Beşinci mevsimi yaşamaya alışmalıyım
Yalanı tanıyışım.. ilk aldanışım
Aşktan geriye kalan, sadece gerçeği arayışım
Bu kadar kolaymıydı, ilk harcanışım
Savurup , parçalanışım
Kırıldım…
O kadar kırıldım ki, tükendi tüm zamanlarım
Aylarım.. günlerim.. haftalarım
Kış bitti.. bahar bitti.. hazan bitti.. yaz bitti
Şimdi beşinci mevsimi yaşamaya başladım
Ne yağmur var ne soğuk nede sıcak
Sadece koyu bir yalnızlık, birde kırılmış bahar dalları
Açmıyor bu mevsim bahçelerde aksam sefaları
Sarmayacak sarmaşık gülleri, sevdalı gönülleri
Dönüşü olmayacak yolcululuklar başladı
Okunmayan şiirler yazıldı
Söylenmeyecek aşk şarkıları
Dedim ya bu beşinci mevsim
yani,
Veda zamanları…

 
Bismihu…

susacaklarım b/aşkaydı…

içimin kalabalığında hüküm giymişken ve s/aklamak isterken sancımı
ve susamışken bir düş/e…


düş/tüm…
en kanayan y/anıma sığınırken..
düş/tüm..
matem havasına bürünmüş susuşlarımı sunacakken yar(sız)lığıma…

ellerimi saracak hüznümü s/aklayacak
y/ansız bir düşe muhtacım şimdi………!

satır aralarına gizliyorum birikmiş pişmanlığımı…
en içli ağıtlara yaslanıyorum
bakışlarım nem kokuyor rutubetli…
siyaha boyanmış…
Araf simsiyah…!
günceme siyah düşler bulanıyor
karanlık hırpalıyor ruhumu…

sözlerim d/üşüyor…
Meryem iffetle susuyor
gözlerim susuyor…

Ey yar..!
‘susacaklarım var sana’
duy/ma beni….!


senkularbover.jpg



Alışmak için,
uzaklara gidip bir daha geri dönmeyecek bütün kuşları besliyorum…

||||

Gündüz gözüyle söylenmeyecek masallar söylemişiz.
Sabaha çıkmayacak sözler vermişiz meğer.
Bir hayal kuşunun kanatlarında adını rüzgara yazmışız meğer.
Şimdi arıyorum
Bulamıyorum
.
İçimde sakladığım o masalları kimseye anlatamıyorum…


||||||
||||
|||
||

Ne kötüdür insanın aklı ile yüreği arasında çaresiz kalma….
Ne kötüdür an kadar yakın bi asır kadar uzak olması..
Ve bilir misin ne acıdır insanın bildiğini anlatamama
BEN deyip Susma
SEN deyip ağLamakLı kaLmasıı..!!
 

Ve SEn


ey dostum biliyormusun?
özleminden ölecek gibiyim …
emanetin şuramda, vefamda …
ilk gün gibi sevdan, vefamda …
söyleme kıyamadığım …
ismin, en güzel kelamında …
ve sen ;
biliyormusun …!

hangi yanımsın …?
ve sen; şimdi hangi yanımsın? hissedebildiğim …
hangi hatıramız unutulmamış ki zihninde?
hangi duygu sonbahar gibi dolu ki sende ?
ve hangi uzak, senin kadar uzaktır ki ?

ve sen; şimdi hangi renksin? seçemediğim
hangi ışığın huzmesinden süzülensin,
hangi gözler bakıp ta görür ki seni?
ve varlığın kimi titretir ki kalbim kadar?
varlığın kimi titretir ki ?

hangi vuslatsın?
ve sen şimdi hangi vuslatsın ki, kavaşamadığım?
hangi gecemde rüya oldun ki bana, sarıldığım?
hangi zaman duydun ki sinemdeki en anlamlı sesi?
ve hangi sözün bana dairdir ki duyabildigim?"

ve ben; bir sonbaharın renklerini sevdim, birde …
şimdi hangi ayrılıksın ki karşı koyamadığım?
hangi özlemsin ki, yutkundukça biriken …
ve hangi vakit yok ki gittikçe yüreğimde derinleşen …
hangi özlemsin?

ben, bir sonbaharın renklerini,
bir de uzaktan …
seni sevdim
 
GÖLGEYE VARMISIN
Gölgelerin içinde huzur buluyorum…
Gizledikleri için gözüme batıp beynimi kurcalayanları
Çirkin detaylar onlarda kaybolduğu
Ve baştan sona tüm gölgeler kendi ekseninde estetik olduklarıi
için…
Gölgeler sadedir ve bir o kadar mütevazı.
Onlar siz üstlerine düştükçe kaçırırlar kendilerini.
Daha çok iyilikle doludurlar. Işıksız olamamalarından anlaşılır bu.
Evet, onlar renklerine inat aydınlığa müştaktırlar.
Belki ben de bu yüzden bir gölgeyim.
İnsanlığın insanca yönlerini içinde barındıran,
Gölgeliğiyle, çirkinliklerini törpüleyen biri olabilmek için…
Yaşadıkça gölgelerin içindE
AsLında hepimiz, birer gölge olacağız…
 
Düş/erken Düş/lerime



Korku düşleri geliyor yamacıma.
Acımasız kesiliyor nefeslerim; yırtıyor kelimelerimi boğaz düğümümde.
Her nefes yeni bir kanayış oluyor müstear sevdalarımda.
Her sevda bir “çıldırış”…
Damlıyor “sonbahar” yüreğime…
Eksiliyor harflerim, yaprak yaprak tümcemden…


Muhalif yanlarım haykırıyor “aşk”a;
ben’i benden vazgeçirmesi, içinde bir “ben” olan bir “aşk”a paydos ettirmesi için.
Gözüm uzaklara takılıyor…
Karşılığı “zulmet” olan bir his yokluyor kelimelerimi.
Onun içindir ki anlamsız bir anlam’a sürükleniyor yüreğim; korkulu nefeslerime “sancı” ekleyerek…


Yüreğimin miracına çıkamıyor “ses”lerim…
Sessizliğimle örtülü bir meydan kalıyor ortada.
Aynalarda yüz yüze geldiğim “müstear” sevdaları sarıyorum da kendime;
muaf tutuyorum yüreğimi “sahte”liklerden…
Ben’liğimin ahir’ine yaklaşırken, rüzgar türküsünü tutturuyor matemler arasında.
Boğuluyorum efkarların sinsi var’lığından.
Yitiriyorum seni yar!
Matemlerin peşine katıp; ardı sıra efkarların yüreğime kazınmasından sonra…
Düş/meden düş/lere; sarıyorum hırpalanmış sükutlarımı.
Koş! Korkulu düşler geliyor yine; ben’i sen’de düşürmek için!
Düş/üyorum; tut ben’i sana!
Tahrik edercesine susuyor var’lığın…
Dağıtıyor rencide edilmiş cümlelerimi.
Kelime kelime alıyor seni benden, hece hece koparıyor…
Harf harf ölüyorum
Yar! Bilmiyorsun…
İmha ediliyor kanayışlarım, müstear sevdalardan.
Rehin bırakılıyor benliğim, yokluğuna inat…
Çırılçıplak bir “aşk” sunuluyor önüme, her zerresi lal olmuş…
Her an’ından an’ım koparılan…
Yamacımda şimdi “korku düşleri”…
Takatim misin Sevdiğim?!
Deneme artık yüreğimi!!!
Tut düş/lerimi, düş/meden aşk’ına!…
 
Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Ter Kokusunu

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unutulurdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
ayrılık gizlendiğine
belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
dereceden failidir"
denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
tutmak isterse…

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
etmiş olmasalardı eğer!!
 
Sana dair birseyler yazmak istedim bugünüme özel..Sana özel..
belki diyorum mesafelere inat yinede sevgilisini en cok yaninda hisseden/hissedebilen benim!
Bikere böyle sevmeyi ögrenmisim...yanimda olsan nasil olurdu ?
Uzakken bile varligin vazgecilmezim olmusken yakinim olsan ölümsüzlügüm olurdun!
"Ask" i buldugum "Ask" i sundugum(sun)..
Seviyorum seni ;-bi insanin bi insani sevebileceginden cok..Bütün sinirlari
zorluyorum iste seninle!Sen benim ölümden uzakyasamdan öte sevdigimsin.
Herkesten cok bildigim tek gercegim..
Gözlerimi her acisimda sen olmasanda yanimdabirgün sen'li günlere uyanabilmek icin
kapiyorum o gözleri bunu unutma ...
Ve dedigim gibi eger ölene kadar biri olucaksa yanimda..Bu sen ol diye dua ediyorum Allah'a.
Baskasi ol(a)masin..kimsenin sevgisi yansimaz uzaklardan böylesine bana..
Sevdanin en güzel rengisin ..Benim'se tümüm!
Yarim birakma hic birseyi ömrümde..ne renkleri ne beni!..Ben sen oldunmu ben'im..
Sen oldunmu kendim'im..
Tarif edil(e)mesende kelimelerin en özelini secip biraz yansitabilmek istedim seni bembeyazlara..
Öyle güzel duruyorsunki...hersey sana öyle yakisiyorki !
Icimde öyle güzelsinki..seni cok seviyorum en kiymetlim..
Nefesin nefesimden uzak olsada kalbim kalbinde..
Ben dokunmadan seviyorum yüregimle...
Nasip olursa ellerin ellerime..tutarsan/birakma!..Tek tutundugumsun sen..
sali verme elini..düsürme bizi....
Seni seviyorum..
Uzaklarda'n.
 
Birden işitilmez olsun ayak seslerim;

Gölgem bir başka sokağa sapıversin;
Unutayım bir anda her şeyi,
Nerde oturduğumu,
Bir tuhaf adem olduğumu Can adında.
Aklım arayadursun başka kapılarda kısmetimi,
Ben, bilmediğim sokaklarda bir başıma;
Gönlüm öylesine geniş, öyle ferah,
İlk defa görmüş gibi dünyayı,
Bir şaşkınlık içinde, yeniden doğmuş gibi;
Hatırlamam artık değil mi, dostlar,
Hatırlamam artık garipliğimi?



Can YÜCEL



 
pdesemyc3.jpg


(..çok zaman sonra belki de sen..)

sesi soluğu kesilmiş bir aşkın ortasından yürüyoruz
acılarımızı saramayacak kadar uzağız artık
kirpiklerimizde beslenen düşler,
yeni doğacak sevgililere miras
düşünüyorum da,
belki biz sevgiyi değil, hep ayrılığı büyüttük seninle
çıplak bedenlerimizden akan özlemler yanılttı bizi
yağmur yağarken anımsadığın ben değil,
yalnızlığındı belki de
ve ben yalnızlığını bile özledim desem,
beni duyamayacak kadar sessizsin artık

nakaratındayım anıların
beni bu gece dehlizlere sürükleyen Timur Selçuk,
babasının şarkılarını söylüyor
öyle hüzünlü, öyle hasret, öyle tutkulu
ben de senin şarkılarını söylüyorum
is gibi, sus gibi, öyle vurgulu
kaçırıp getireyim kendimi yanına bir an için desem,
sana sarılamayacak kadar yorgunum artık

dağınıklığını toparlarken odamın,
elimde kaldı bir kitabın içinden düşen resmin
göz göze geldik bir an,
gözlerinde 'seni seviyorum' bakışın
kara çalılar ardına saklanan sinsi bir isyan kaşıdı yüreğimi
resimlerde kalacak kadar yabancı değildik o zaman
her şeyden önce dostumdun,
ıslak hüznümü bile varlığınla gülümsetebildiğim
şimdi gözlerinde yeniden kulaç atmak istiyorum desem,
mavilerinde yüzemeyecek kadar bitkinim artık

nerede yanlış yaptığımı itiraf etmedi aşk
ilam kağıtları birikmiş bir sevda duluyum
şarkıların sakiliğini tek başıma yapıyorum,
rakı makamına göre kadehe doluyor
bilirsin işte, artık sevmek istemeyen kadınlık halleri
an geliyor,
kalbim kanatlanıp göğüs kafesine girmek istiyor desem,
semalarında süzülemeyecek kadar yaralıyım artık

ağdalı sevdim seni ama yapışkan değil
sevmek çekip gitmekti gerektiğinde, bunu bildim
sadece şiirlerimde konuşabildim, bağıra..çağıra
kızdın ve kırıldın sitemlerimin tavşan dudaklarına belki ama
sevdim seni, ayazda..boranda
ah o sadekâr ellerin bedenime yeniden dokunsa desem,
ellerini bedenimde tutamayacak kadar titriyorum artık

bir kedi gözlerimin içine baktı
ruhumdan bir deniz geçti, dalgaları göğsüme çarptı
antika bir fincanda iç çekişlerim kaldı
gül kurusu perdeler, mutluluğuma kapandı
anılar dudaklarımı öptü, dudaklarım sızladı
çok zaman sonra sen de öp beni desem,
öpüşlerimiz bizi yakacak kadar sıcak değil artık ..

ve sen, her şeye rağmen gelip, 'seni seviyorum' desen,
bu iki kelimeden ölesiye korkuyorum artık..
 
Geri