Şimdi sen onlara kızıyor olabilirsin, durduk yere öyle davrandıkları için "dengesiz" gibi tanımlamalar yapabilirsin.
Ama bazı şeyler vardır, söylenmez yüzüne karşı. Bilirsin.
Bazı davranışların vardır mesela, iyi yönlerini bile görmelerini engelleyebilir.
——
Örnek mi istiyorsun;
-Elini yıkamadan çıktığını görmüştür mesela lavabodan.
-Tırnaklarını yiyorsundur üstelik. Böyle şeyleri herkes anlayışla karşılamaz. Hele ki bir insanın yanında tırnaklarını koparıp koparıp yere atıyorsan. (Tırnaklarına takıntılı o kadar çok insan gördüm ki)
-Tespih sallıyorsundur, çakmak atıp tutuyorsundur
-birisi sana bir şey anlatırken sürekli telefonunla uğraşıyorsundur.
-Karşındaki insanın derdini sormuyorsundur, dinlemiyorsundur, hatta herhangi bir şeyi dinlemiyorsundur. O anlatırken sen başka şeylerle ilgileniyorsundur. “Ha bu arada” diyerek çat diye bölüyorsundur karşındakinin lafını mesela.
-Fazla şımartılmış olabilirsin ve insanlardan da bunun devam etmesini bekliyorsundur.
-Satın aldığın şeyleri, sahip olduğun meziyetleri veya dış görünüşünü övüp duruyorsundur. Kimse senin kendi reklamını dinlemek istemez.
-Alkol alınca sapıtıyorsundur, ciddi manada sapıtıyorsundur. Sarhoş numarası yapıp, başka zaman söyleyemediğin şeyleri araya kaynatıyorsundur.
-Yalanlarını yeni yalanlarla gizlemeye çalışıyorsundur. Dürüstçe itiraf etmek yerine.
-Yemek yerken ağzını şapırdatıyorsundur aşırı derecede;
-Sürekli yüzündeki bir şeyle oynuyor, onu koparıp inceliyorsundur.
-Bağırarak konuşuyorsundur ve sürekli karşındaki insanı bozmaya çalışıyorsundur örneğin;
-Düzenlediğin organizasyonlara çağırmadığın insanlar, seni çağırmadıklarında alınıyorsundur.
-Veya, her fırsatta karşındaki insandan daha iyi olduğunu ispatlama derdindesindir, komplekslisindir yani. O bir şey aldıysa sen daha iyisini almışsındır, o bir kitabı okumuşsa sen ondan önce okumuşsundur, o bir şarkı dinliyorsa onu daha önce keşfetmişsindir kesin.
-Kendi derdin herkesin derdinden önemlidir sana göre;
-Senin sınavların olduğunda kimseyle konuşmuyorsundur, ama karşındaki insanın sınavı olduğunda susmasına bozuluyorsundur.
-Yaptığın iyilikleri karşı tarafın yüzüne vuruyorsundur. Örneğin onu gezdirdiğinde “ayaklarıma kara su indi” diyerek, ona bir hediye aldığında “bunu bulana kadar canım çıktı” gibi şekillerde, utandırıyorsundur.
-Mesajlaşmaktan hoşlanmayan bir insana ısrarla sürekli mesaj atıp, cevap yazmadığında da kendi kendine alınıyorsundur. Yani kendi değer yargılarını beklentilerini dikte ediyorsundur.
-Sır tutmuyorsundur, sana anlatılanı hemen başkasına anlatıyorsundur;
-Para muhabbeti yapıyorsundur. Örneğin hesabı hep karşındakine ödetmeye çalışıyorsundur, not: bir yemeğe sen çağırıyorsan hesabı sen ödersin.
-Yediğin şeyleri ikram etmiyor, nezaketen bile sormuyorsundur.
-Facebook’tan insan silmek, whats’app’tan engellemek gibi cezalandırma yöntemlerin vardır, yani basitsindir; sığsındır.
-Ani tepkilerin vardır, masalardan kalkıp gitmek, telefonu yüze kapatmak gibi.
-Karşındaki insanı sürekli “tanımlıyor” veya bir kalıba sığdırıyorsundur, kategorilendiriyorsundur. Bir espri yaptığında “espri anlayışın çok kötü”, bir konuda fikir belirttiğinde “tam kapitalistsin”, dinle ilgili bir şaka yaptığında “ateist olduğun için”, bir siyasi yorumuyla “iyice AKP’li olmuşsun” şeklinde. Kimse tek cümlesiyle karşısındakine damga yapıştıranı sevmez.
-Sürekli negatifsindir, mutlu bir gün geçirmeyi beceremiyorsundur. Herkesin de senin gibi negatif ve mutsuz olmasını bekliyorsundur.
-Emir kipiyle konuşuyorsundur, “kapıyı kapat, arabaya gir, git bi saçlarını tara” gibi.
-İltifat duymaya bayılırken, karşındaki insana tek bir iltifat edemiyorsundur.
-Özür dilemeyi bilmiyorsundur.
İşin kötü yanı, bütün bunların hiçbirinin farkında değilsindir ve ısrarla karşındaki insanı soğuk olmakla, kendisini çektiği için dengesiz olmakla suçlarsın.
Kendinde kusur olabileceğini asla hesaba katmazsın.
Carpe Mortem.
Ama bazı şeyler vardır, söylenmez yüzüne karşı. Bilirsin.
Bazı davranışların vardır mesela, iyi yönlerini bile görmelerini engelleyebilir.
——
Örnek mi istiyorsun;
-Elini yıkamadan çıktığını görmüştür mesela lavabodan.
-Tırnaklarını yiyorsundur üstelik. Böyle şeyleri herkes anlayışla karşılamaz. Hele ki bir insanın yanında tırnaklarını koparıp koparıp yere atıyorsan. (Tırnaklarına takıntılı o kadar çok insan gördüm ki)
-Tespih sallıyorsundur, çakmak atıp tutuyorsundur
-birisi sana bir şey anlatırken sürekli telefonunla uğraşıyorsundur.
-Karşındaki insanın derdini sormuyorsundur, dinlemiyorsundur, hatta herhangi bir şeyi dinlemiyorsundur. O anlatırken sen başka şeylerle ilgileniyorsundur. “Ha bu arada” diyerek çat diye bölüyorsundur karşındakinin lafını mesela.
-Fazla şımartılmış olabilirsin ve insanlardan da bunun devam etmesini bekliyorsundur.
-Satın aldığın şeyleri, sahip olduğun meziyetleri veya dış görünüşünü övüp duruyorsundur. Kimse senin kendi reklamını dinlemek istemez.
-Alkol alınca sapıtıyorsundur, ciddi manada sapıtıyorsundur. Sarhoş numarası yapıp, başka zaman söyleyemediğin şeyleri araya kaynatıyorsundur.
-Yalanlarını yeni yalanlarla gizlemeye çalışıyorsundur. Dürüstçe itiraf etmek yerine.
-Yemek yerken ağzını şapırdatıyorsundur aşırı derecede;
-Sürekli yüzündeki bir şeyle oynuyor, onu koparıp inceliyorsundur.
-Bağırarak konuşuyorsundur ve sürekli karşındaki insanı bozmaya çalışıyorsundur örneğin;
-Düzenlediğin organizasyonlara çağırmadığın insanlar, seni çağırmadıklarında alınıyorsundur.
-Veya, her fırsatta karşındaki insandan daha iyi olduğunu ispatlama derdindesindir, komplekslisindir yani. O bir şey aldıysa sen daha iyisini almışsındır, o bir kitabı okumuşsa sen ondan önce okumuşsundur, o bir şarkı dinliyorsa onu daha önce keşfetmişsindir kesin.
-Kendi derdin herkesin derdinden önemlidir sana göre;
-Senin sınavların olduğunda kimseyle konuşmuyorsundur, ama karşındaki insanın sınavı olduğunda susmasına bozuluyorsundur.
-Yaptığın iyilikleri karşı tarafın yüzüne vuruyorsundur. Örneğin onu gezdirdiğinde “ayaklarıma kara su indi” diyerek, ona bir hediye aldığında “bunu bulana kadar canım çıktı” gibi şekillerde, utandırıyorsundur.
-Mesajlaşmaktan hoşlanmayan bir insana ısrarla sürekli mesaj atıp, cevap yazmadığında da kendi kendine alınıyorsundur. Yani kendi değer yargılarını beklentilerini dikte ediyorsundur.
-Sır tutmuyorsundur, sana anlatılanı hemen başkasına anlatıyorsundur;
-Para muhabbeti yapıyorsundur. Örneğin hesabı hep karşındakine ödetmeye çalışıyorsundur, not: bir yemeğe sen çağırıyorsan hesabı sen ödersin.
-Yediğin şeyleri ikram etmiyor, nezaketen bile sormuyorsundur.
-Facebook’tan insan silmek, whats’app’tan engellemek gibi cezalandırma yöntemlerin vardır, yani basitsindir; sığsındır.
-Ani tepkilerin vardır, masalardan kalkıp gitmek, telefonu yüze kapatmak gibi.
-Karşındaki insanı sürekli “tanımlıyor” veya bir kalıba sığdırıyorsundur, kategorilendiriyorsundur. Bir espri yaptığında “espri anlayışın çok kötü”, bir konuda fikir belirttiğinde “tam kapitalistsin”, dinle ilgili bir şaka yaptığında “ateist olduğun için”, bir siyasi yorumuyla “iyice AKP’li olmuşsun” şeklinde. Kimse tek cümlesiyle karşısındakine damga yapıştıranı sevmez.
-Sürekli negatifsindir, mutlu bir gün geçirmeyi beceremiyorsundur. Herkesin de senin gibi negatif ve mutsuz olmasını bekliyorsundur.
-Emir kipiyle konuşuyorsundur, “kapıyı kapat, arabaya gir, git bi saçlarını tara” gibi.
-İltifat duymaya bayılırken, karşındaki insana tek bir iltifat edemiyorsundur.
-Özür dilemeyi bilmiyorsundur.
İşin kötü yanı, bütün bunların hiçbirinin farkında değilsindir ve ısrarla karşındaki insanı soğuk olmakla, kendisini çektiği için dengesiz olmakla suçlarsın.
Kendinde kusur olabileceğini asla hesaba katmazsın.
Carpe Mortem.