Resim çiziliyor diye resimle anlaşılıyor manası çıkmaz. Resim halâ var. Ki ayrıca resim ilk insanlar tarafından değil, insanlığın alet edevat açısından ilkel olduğu dönemlerde çizilirdi. Tarihte hiç kimse arazide gördüğü ineği anlatabilmek için sert cisimle saatlerce özenerek çizim yapmaz. O dönemlerden kalan her bir eser, dönemin sanatta hangi düzeyde olduğunu gösterir. İşaret diiyle anlaşmak yerine, gördüğümüz resimlerden ötürü resimle anlaşıyorlardı demek yanlış olur. Ki mağara duvarına resim çizilerek anlaşıyor olsalardı, bulunan kalıntıların milyon katı daha fazlasına sahip olurduk. Resim her zaman sanattır.
Bu sorunun cevabı İslam kaynaklarında mevcuttur. Tahminle veya istekle cevap etiketlenemez. Bütün diller Hz. Adem ile Hz. Havva'nın çocuklarından, göç ettikleri yerlerde türemiştir ve kendilerinin ses-dil karakterlerinden gelişmiştir.
Hz. Adem cennette bugünkü Arapçayı konuşur. Bu dilin adı yeryüzünde Arapçadır. Dil, Allah'ın dilidir. İnsanlar ise dili Arapların zatından zan etmiştir. Tıpkı Azerbaycan Türklerine Azeri deme gafletinde bulunmak gibi. Hz. Adem ile Hz. Havva cennette konuştukları dili konuşurlar. Hz. Allah, Hz. Muhammed için tertemiz ve nikahtan gelen bir soy nakli yapmıştır ve bu soyu Yesrib'e kadar götürmüştür. Aynen Furkan'ı indirmek için, Hz. Adem'den başlayarak asırlar boyu nakiller yaparak Arapların yaşadığı, efendimizin doğduğu coğrafyaya iletip lisan haline getirmiştir. Dil, Hz. Muhammed ve Furkan bu coğrafyada doğduğu için, dile Arapça, Peygambere Arap, Furkan'a Arap dili denmiştir. Oysa gerçekte dil Allah'ın dili, Peygamber Arap uyruklu (soyu Arap değil, uyruğu Arap), Furkan ise kendine öz Kuran dilidir.
Hz. Allah, bu dili geliştirmek için Arapça ve Farsi dillerine 2000 yıl boyunca şiir ve edebiyat savaşları yaptırmış, nihayet Arapların kullandığı dil beşeriyette en olgun safhaya gelmiş ve Furkan'ın indirilmesine hazır olmuştur.
Arşta konuşulan dil odur. Orada hepimiz o dili konuşacağız.