Dünya İntiharı Önleme Günü

Konu sahibi son olarak 2389 gün önce görüldü
İki gün gecikmeli açılmış bir başlık olmakla birlikte, önemli bir konu.

10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü: İntiharı düşünen biriyle nasıl konuşmalısınız?

10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü. İstatistiklere göre her 40 saniyede biri, hayatına son veriyor.

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre her yıl 800 bin kişi intihar ederek hayatını kaybediyor; aynı zamanda intihar 15-29 yaş arası gençlerde yol kazalarından sonra en çok görülen ikinci ölüm sebebi.

Geçen yıl ABD'de yayımlanan bir araştırmaya göre intihar eden tek bir kişi, 135 kişi üzerinde sarsıcı bir etki yaratıyor.

Ancak bu istatistiklere rağmen intihar gerektiği kadar ele alınan ve dikkat çekilen bir konu değil.

Kentucky Üniversitesi'nden Dr. Julie Cerel, intihar eden kişiye kendini yakın hissedenler üzerinde bu olayın yarattığı psikiyatrik etkinin çok daha ağır olduğunu söylüyor.

BBC, Dünya İntiharı Önleme Günü'nde intiharla ilgili düşünceleri olan biriyle nasıl konuşulması gerektiğini derledi.

Bir şekilde konuşmaya başlayın

Akıl sağlığı ile meseleler üzerine çalışan bir sosyal yardım kuruluşu olan Rethink sözcüsü Emma Carrington, intiharla ilgili konuşmanın doğru ya da yanlış bir yolu olmadığını, önemli olanın bu konuyla ilgili konuşmak olduğunu vurguluyor.

Carrington, "Öncelikli olarak bunun zor bir konuşma olduğunun farkına varmalıyız. Bunlar her gün yaptığımız konuşmalar değil. Bu yüzden tabii ki gergin olacaksınızdır ve bunda bir sorun yok. Durumu daha kötü yapamazsınız çünkü zaten kötü bir durum bu. Önemli olan yargılamadan dinlemek" diyor.

İngiltere'de intiharla mücadele eden yardım kuruluşu Samaritans, intihar etmeye meyilli biriyle konuşurken şunlara dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor:

-Karşınızdaki kişinin rahat edeceği sessiz bir yer seçin.
-İkinizin de konuşmak için yeteri kadar vakti olduğundan emin olun.
-Yanlış bir şey söylerseniz paniklemeyin, kendinize fazla yüklenmeyin.
-Karşınızdaki kişiye odaklanın, göz kontağı kurun, telefonunuzu kenara bırakın ve bütün dikkatinizi verin.
-Sabırlı olun. Bir kişinin açılması zaman alabilir.
-Evet ya da hayır gerektiren sorulardan ziyade daha uzun cevap gerektiren sorular sorun. Anladığınızı kontrol edin.
-Bölmeyin ya da bir çözüm önermeyin. Diğer kişinin nasıl hissettiğine dair kendi düşüncelerinizi ileri sürmeyin.
-Profesyonel bir yardım aldıklarından emin olun.

Kriz anlarında daha çok görülüyor

Dünya Sağlık Örgütü'nün 2016 verilerine göre erkeklerde intihar oranı daha yüksek.

Her 100 bin erkekten 13,5'i, her 100 bin kadından 7,7'si dünya çapında intihar ediyor.

Türkiye'de de aynı veri tabanına göre erkeklerde intihar oranı her 100 bin kişide 11,3 iken kadınlarda 3,2.

İntihar ile depresyon ve alkol kullanımı gibi akıl sağlığı ile ilişkili sorunlar arasında bir ilişki gözlemlense de çok sayıda intiharın stres, mali sıkıntı, ayrılık, kronik bir acı ya da hastalık gibi kriz anlarında meydana geldiği belirtiliyor.

Kırsal alanlarda intihar oranı yüksekken toplumun genelde ayrımcılığa uğrayan kesimleri -mülteci, göçmen, LGBTİ ve mahkumlar gibi- daha meyilli olabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre çatışma alanlarında yaşayan, felaketlere, şiddete, tacize, kayba maruz kalan kişiler de riskli gruplar arasında sayılıyor.

Rethink'ten Carrington, bir insanın çevresinde insanlar olsa da yalnız hissedebileceğini belirterek bu kişilerin destek göremedikleri zaman dayanamayacak gibi hissedebileceklerini belirtiyor.

Toplum ne yapabilir?

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre intiharların önlenmesi için hükümete de düşen görevler var:

-Tabuları yıkıp konu ile ilgili konuşmak.
-Gençlerin hayatın getirdiği stres kaynaklarıyla mücadele edebilmesi için özellikle okullarda eğitim vermek.
-Sağlık görevlilerinin intihara meyilli davranışları tespit etmesi ve harekete geçmesi için eğitim vermek.
-Riskli olan kişileri belirleyerek uzun bir süre boyunca onlarla iletişim halinde olmak.
-Ölümcül araçlara erişimi kısıtlamak.

_108644965_suicide_rate_ws_640-nc.png


Konuşarak önyargıları kırın

Akıl sağlığı organizasyonları, intihar hakkında konuşmanın bu olguyu insanların kafasına yerleştirdiği önyargısını kırmak için çaba harcıyor.

Avustralya eski başbakanı Julia Gillard'ın başında olduğu Beyond Blue adındaki organizasyon, intihar hakkında konuşmanın intiharla ilgili düşünceleri olan kişilere umut aşılayabileceğini öne sürüyor.

Organizasyonun 3 bin Avustralyalı ile yaptığı araştırmaya göre kişilerin yüzde 30'u biriyle intihar hakkında konuşursa bu konuda yanlış fikirler verebileceğini düşünüyor.

Aynı zamanda katılımcıların yarısından fazlası intiharla ilgili düşünceleri olanlara sadece profesyonellerin yardım edebileceğine inanıyor.

Eski siyasetçi Gillard ise "Tehlikede olan birine destek vermek için sağlık uzmanı olmanız gerekmiyor. Sadece bu konuşmayı yapmaya hazır olmanız gerekiyor" diyor.

Carrington da profesyonel yardımın ilaç ve terapiye erişim sağlaması için gerekli olduğunu belirtirken intihar hakkında açık açık konuşmanın önyargılı olmadığınızı göstereceğini ifade ediyor.

Bunun da kısa dönemde karşınızdakilerin güvende olmasını sağlayacağını aktarıyor: "Belki, 'Yo, benim aklımda böyle bir şey yoktu' diyip kestirip atabilirler. Ancak birçok kişi için çok kötü hissediyorlarsa bu kafalarının arkasındaki bir düşünce olabilir."

Bugün hakkında konuşun

Carrington, hakkında kaygılandığınız kişiye, "bugün nasıl hissettiğini" sormanın yararlı olduğunu aktarıyor; bugün kelimesindeki vurgu sayesinde büyük bir soruyla karşılaşmış olmayacaklardır.

Carrington, intiharı düşünen bir kişinin bu konuyu ifade etmesinin birkaç kez konuşmayı gerektireceğini, önemli olanın güven tesis ederek yargılanmayacakları hissinin verilmesi olduğunu vurguluyor.


Kaynak: BBC
 
ölemezsin ee
sürüneceksin
onu bunu bilmem
ötenazi hakkı olmalı
 
Sebeplerini önleseniz de olmasa, o dereceye gelmese insanlar.
 
İntihar eşiğine gelmiş bir kişiye normal kişilerden daha hassas bir yaklaşımla onu anlamak isteyerek, gerekirse kendi karakterinizden ödünç vererek hayata bağlayacak şekilde cümleler kurarak onu rahatlatıp, her şeyin daha güzel olacağını söyleyerek bir hayatın kurtulmasına ilk adımı atmanız gerekmektedir. Gerekirse çok kısa şekilde kişisel deneyimlerinizi aktararak hayatın içerisinde olan ters durumları anlatarak daha sonra da, her şeyin ne kadar güzel olduğundan bahsedebilirsiniz. Bu psikolojide olan insanların olmamış şeylerin olmuş gibi kendi iç dünyalarında yaşamaları ve geleceğin kötü olacağına inanmaları bu durumu tetikliyor maalesef. Bu belirtmiş olduğum telkinler o durum içerisinde değişir elbette duruma göre aksiyon alınmalıdır. Fakat; kendisinden emin olmayan birisinin, başka birisini kabullendirmesini ve inandırmasını beklemek saçmalık olur. İyiliğe hizmet eden ve sonuç vermeyen girişimlerden uzak kalmak gerekiyor. Yoksa bir hayatın gözünüzün önünden gidişine bir ömür boyu vicdan azabı çekersiniz. Dikkatli olunmalı, hassas olunmalı. Başıma geldi bu durum çalışmış olduğum yerde gözlerim dolu dolu adamı ikna ettim.
 
İngiltere'de İntiharı Önleme Bakanlığı kuruldu çünkü bu konuda ciddi önlemler alınması gerektiğine karar verdiler. İntiharı çoğu insan blöf sanıp o aşamaya gelen insanı yanlış yönlendirebiliyor ve bu sebeple bu konunun çok ciddiye alınması gerekiyor. İntihar önleme konusunda uzmanlaşmış ekipler kurulması şarttır. Olay sadece psikolojik değil, beyinde çok ciddi değişim meydana geliyor ve intihara yönelen kişiyi tedavi edecek ekibin konusunda uzman olması şart...
 
Son düzenleme:
Hollanda da durum ayni, Konya kadar ulkede her gun en az 5 kisi intihar ediyor. Ilginc olan ise rakamlarda erkeklerin 2 kat daha fazla olusu. Ve yine rakamlara gore intihar egilimi yapanlarin cogunlugu bosanmis insanlar.
 
Geçen sene dünyada 79'uncu idik. Hedefimiz 2023'te ilk 30.​
 
Tam böyle bir günde intihar etmek çok anarşik bir hareket olurdu...
 
Sebeplerini önleseniz de olmasa, o dereceye gelmese insanlar.

Ne kadar da haklısınız Nef’. Adem’in paylaştığı yorumda çok ince bir detay var. Gerçeklikle, kendi uydurduğumuz hikayeyi ayırt edemiyoruz bu durumlarda. Aslına bakarsanız çoğu durumda bu ayrımı yapamıyoruz. İnsanlar olarak, fıtratımız gereği, harika senaristler ve oyuncularız. Gerçeklikle hikayeyi ayırmanın bazı yolları var. Belki küçük yaşlardan bu teknikler, okullarda (en çok burada zaman geçirildiği için) öğretilse, çok fonksiyonel yetişkinler ortaya çıkabilir. Pahalı çerçevelere koyduğumuz, pahalı kağıt parçalarımızdan çok daha değerli bir eğitim olur diye düşünüyorum.
Peki sizce sebepler nasıl önlenebilir?

Hollanda da durum ayni, Konya kadar ulkede her gun en az 5 kisi intihar ediyor. Ilginc olan ise rakamlarda erkeklerin 2 kat daha fazla olusu. Ve yine rakamlara gore intihar egilimi yapanlarin cogunlugu bosanmis insanlar.

Sevgili W, sizin aracılığınızla şu görseli de paylaşmak istiyorum. Yine WHO tarafından yayınlanmış. Bizim ülkemizde erkek:kadın oranı 2 ila 2.9 olarak gösterilmiş. 2013 verilerine göre, kadınların erkeklerden daha fazla intihar ettiği tek yaş grubu, 5-14. Bu yaşlarda Nasıl travmalar yaşanıyor da böyle istatiksel veriler ortaya çıkıyor diye düşünmeden duramıyor insan.

attachment.php


İngiltere'de İntiharı Önleme Bakanlığı kuruldu çünkü bu konuda ciddi önlemler alınması gerektiğine karar verdiler. İntiharı çoğu insan blöf sanıp o aşamaya gelen insanı yanlış yönlendirebiliyor ve bu sebeple bu konunun çok ciddiye alınması gerekiyor. İntihar önleme konusunda uzmanlaşmış ekipler kurulması şarttır. Olay sadece psikolojik değil, beyinde çok ciddi değişim meydana geliyor ve intihara yönelen kişiyi tedavi edecek ekibin konusunda uzman olması şart...

Sevgili Lefty... Bizim ülkemizde bir zamanlar 182 - Umut ışığı hattı ve daha sonra bilinen adıyla intihar hattı varmış, haberdarsındır. 7/24 hizmet veren, sağlık bakanlığına bağlı bir kurummuş lakin, masrafı fazla olduğu için kapatıldığını okudum.
Bir çok ülkede böyle hizmetler veren kurumlar özelleşmiş durumda ve bazı iş verenler “Çalışan Destek Programı” adı altında yine özel sigorta şirketleri aracılığıyla bu hizmeti olabildiğince sunmaya çalışıyor.
Belki de kar amacı gütmeyen kurumlar aracılığıyla yola çıksak bizde de bir şeyler yapılabilir. Olabilir mi dersin?
 
Yaşamında hemen hemen her insanın aklından intihar etmek geçiyor. Nedense herkes uzman gibi yazmış. Herkesin hayatı bu kadar güzel mi yahu bu forumda.
 
Ne kadar da haklısınız Nef’. @Adem’in paylaştığı yorumda çok ince bir detay var. Gerçeklikle, kendi uydurduğumuz hikayeyi ayırt edemiyoruz bu durumlarda. Aslına bakarsanız çoğu durumda bu ayrımı yapamıyoruz. İnsanlar olarak, fıtratımız gereği, harika senaristler ve oyuncularız. Gerçeklikle hikayeyi ayırmanın bazı yolları var. Belki küçük yaşlardan bu teknikler, okullarda (en çok burada zaman geçirildiği için) öğretilse, çok fonksiyonel yetişkinler ortaya çıkabilir. Pahalı çerçevelere koyduğumuz, pahalı kağıt parçalarımızdan çok daha değerli bir eğitim olur diye düşünüyorum.
Peki sizce sebepler nasıl önlenebilir?



Sevgili W, sizin aracılığınızla şu görseli de paylaşmak istiyorum. Yine WHO tarafından yayınlanmış. Bizim ülkemizde erkek:kadın oranı 2 ila 2.9 olarak gösterilmiş. 2013 verilerine göre, kadınların erkeklerden daha fazla intihar ettiği tek yaş grubu, 5-14. Bu yaşlarda Nasıl travmalar yaşanıyor da böyle istatiksel veriler ortaya çıkıyor diye düşünmeden duramıyor insan.

attachment.php




Sevgili Lefty... Bizim ülkemizde bir zamanlar 182 - Umut ışığı hattı ve daha sonra bilinen adıyla intihar hattı varmış, haberdarsındır. 7/24 hizmet veren, sağlık bakanlığına bağlı bir kurummuş lakin, masrafı fazla olduğu için kapatıldığını okudum.
Bir çok ülkede böyle hizmetler veren kurumlar özelleşmiş durumda ve bazı iş verenler “Çalışan Destek Programı” adı altında yine özel sigorta şirketleri aracılığıyla bu hizmeti olabildiğince sunmaya çalışıyor.
Belki de kar amacı gütmeyen kurumlar aracılığıyla yola çıksak bizde de bir şeyler yapılabilir. Olabilir mi dersin?




Aslinda o caglarda insan ozguvenini kazanmaya, kisiligi oturmaya basliyor, ve yine o caglarda sen tutup sismanligindan, hastaligindan, farkli goruntusunden oturu alay eder, bunu da tekrarlarsan o yasta bir cocugun bu sebeplerden oturu travma gecirmesi cok normal. ( taciz tecavuzleri eklemedim bile ) Bunun icin ilkokullarda bir proje var, kendini savunma ve ozguven kazanma projesi, filmler filan izletiliyor ama ne denli fayda ediyor ve o kucuk kalplere dokunuyor, bilmiyorum. Cunki cocuk dunyasi cok acimasiz.
 
Britanya adasını siyah yapalım.
Grafiklere büyük puntolarla iştahla yazdığınız ekonomilerinizin birazını şu Afrika'daki koyu yerlere dağıtın bir ara ya da en azından hortumlamayı bırakın.
İyilik beyni iyileştirir.
Sonra yağmur yağınca asıyorsunuz kendinizi,onca bolluğun içinde.
 
Son düzenleme:
Sevgili Hira sormuşsunuz şöyle diyeyim ben ; eğitip öğretemedikleri, bakıp göremedikleri, işitip duyamadıkları çocuklar dünyaya getirmesin kimse.Lütfen.
 
Sevgili Lefty... Bizim ülkemizde bir zamanlar 182 - Umut ışığı hattı ve daha sonra bilinen adıyla intihar hattı varmış, haberdarsındır. 7/24 hizmet veren, sağlık bakanlığına bağlı bir kurummuş lakin, masrafı fazla olduğu için kapatıldığını okudum.
Bir çok ülkede böyle hizmetler veren kurumlar özelleşmiş durumda ve bazı iş verenler “Çalışan Destek Programı” adı altında yine özel sigorta şirketleri aracılığıyla bu hizmeti olabildiğince sunmaya çalışıyor.
Belki de kar amacı gütmeyen kurumlar aracılığıyla yola çıksak bizde de bir şeyler yapılabilir. Olabilir mi dersin?

Elbette kar amacı gütmeyen kurumlar tarafından uzman bir ekip kurulması, tabii ki çok daha fazla sayıda insanın profesyonel yardım almasını sağlar. İnsanlar devlet hastanelerinde yoğunluk sebebi ile tam yardım alamayabiliyorlar ve özel doktorlara da herkesin bütçesi yetmiyor.

İntihar vakalarının %80'i depresyon ağırlıklı olduğuna göre her an herkes böyle bir riskle karşı karşıya demektir. İntiharı düşünen kişi kendindeki değişimi kolay kolay fark edemez ve çoğu zaman yardım da talep etmez. Yakın çevrenin bu konuda çok dikkatli olması ve depresyon hastalığının asla hafife alınmaması gerekiyor. Çoğu insan psikiyatriste gitmeyi gereksiz bulup kendi kendine aşacağını zannediyor fakat bu her depresyon vakasında mümkün olmuyor. Depresyon kronikleştiği zaman tedavi daha da zorlaşır.

Ruh sağlığı bozuk çoğu insan maddi imkansızlıklar sebebi ile gerekli tedaviyi alamadığı için senin de ifade ettiğin şekilde bir çözüm bulunması çok önemlidir ve böylece suç-şiddet oranı da azalacaktır.
 
5G kullanımı yaygınlaşınca daha bir sapıtacakmış insanlar.
 
En çok dünyayı görmeden hayatlarını kaybetmelerine üzülüyorum. Bir çanta bir pasaport çoğu şeyin çözümünü sunabiliyor. Yakın çevre desteğide insanı ayakta tutuyor.
Hayatının doyum noktasında olduğunu düşünenlere diyecek sözüm yok. Ülkemiz de şarap eşliğinde hayatına son veren yurttaşımızı makul karşılamıştım.
Cebimde olmasa da içimde hep bir urganla dolaşıyorum.
 
Geri