Mara
Üye
-
- Katılım
- Mart 23, 2019
-
- Mesajlar
- 642
-
- Tepkime puanı
- 600
-
- Puanları
- 323
Bu iki psikolog hak etmediği halde bazı insanların nasıl olup da üst düzey görevlere gelebildiklerini , dahası bu görevleri nasıl alabildiklerini merak edip 1999 yılında bir görüş koyuyorlar ortaya: Cahil kişi, gerçek bilgiye sahip olan kişinin özgüveninden daha fazla bir güven duygusuna sahiptir.. Yani cahil kişi cehaletinden kaynaklanan bir öz güvene sahiptir.
Bu teori pratikte ‘Yetkin olmayan insanlar, vardıkları yanlış sonuçlar ve talihsiz seçimlerin yanlışlığını anlayabilecek kapasiteye sahip değillerdir.’ diyor. Bu teori üzerine yapılan fiziksel ve bilişsel araştırmaların sonuçları da şöyle:
• Niteliksiz insanlar kendilerindeki yetersizliğin ve bilgisizliğin farkında değillerdir.
• Niteliksiz insanlar, var olan özelliklerini ve az sayıdaki becerilerini abartma eğilimindedirler.
• Niteliksiz insanlar, diğer insanların becerilerini ve donanımlarını anlama konusunda da yetersizdirler.
• Niteliksiz insanlar bazı beceriler kazanmak üzere eğitildiklerinde ise kendilerindeki niteliksizliğin farkına varmaya başlarlar.
Buna göre, kişiler az bilgi sahibi oldukları konularda sahip oldukları bu sınırlı bilgiyle aslında konunun tümüne hakim olduklarını düşünecek kadar yüksek bir özgüven duygusu yaşıyorlar. Hatta ne kadar az bilgiye sahip olduklarını anlamaktan da çok uzaklar. Yani araştırmanın özü olan;
Bilgisizlik, gerçek bilginin tam tersine, kişilerin kendine güven duymasını sağlar.
Çevremizde pek çok örneğini gördüğümüz birden bire gelişen başarı örneklerinin altında yatan etkenlerden biri de bu olabilir.
Zira kendisine iş kurmak isteyen iyi yetişmiş bir insan, piyasa koşullarını, karşılaşabileceği zorlukları, ödeme güçlüklerini, nakit sorunlarını, işin muhasebeleştirilmesini, eleman bulma ve seçmenin önemini, işin olası risklerini ayrı ayrı hesaplayıp, kılı kırk yararak hareket etmeye çalışacak ve belki de gözü korktuğu için iş kurmayı hep erteleyecek hatta belki de vazgeçecektir. Oysa konuyu çok da iyi bilmeyen bir insan benzer bir iş kurma hayalinde bu kadar ince hesaplara girmeden, eş dost yardımıyla, işe koyulacak ve bilgisizliğinin verdiği bir rahatlıkla riskleri hesaplamadan harekete geçme cesaretini bulabilecektir.
Bu teori pratikte ‘Yetkin olmayan insanlar, vardıkları yanlış sonuçlar ve talihsiz seçimlerin yanlışlığını anlayabilecek kapasiteye sahip değillerdir.’ diyor. Bu teori üzerine yapılan fiziksel ve bilişsel araştırmaların sonuçları da şöyle:
• Niteliksiz insanlar kendilerindeki yetersizliğin ve bilgisizliğin farkında değillerdir.
• Niteliksiz insanlar, var olan özelliklerini ve az sayıdaki becerilerini abartma eğilimindedirler.
• Niteliksiz insanlar, diğer insanların becerilerini ve donanımlarını anlama konusunda da yetersizdirler.
• Niteliksiz insanlar bazı beceriler kazanmak üzere eğitildiklerinde ise kendilerindeki niteliksizliğin farkına varmaya başlarlar.
Buna göre, kişiler az bilgi sahibi oldukları konularda sahip oldukları bu sınırlı bilgiyle aslında konunun tümüne hakim olduklarını düşünecek kadar yüksek bir özgüven duygusu yaşıyorlar. Hatta ne kadar az bilgiye sahip olduklarını anlamaktan da çok uzaklar. Yani araştırmanın özü olan;
Bilgisizlik, gerçek bilginin tam tersine, kişilerin kendine güven duymasını sağlar.
Çevremizde pek çok örneğini gördüğümüz birden bire gelişen başarı örneklerinin altında yatan etkenlerden biri de bu olabilir.
Zira kendisine iş kurmak isteyen iyi yetişmiş bir insan, piyasa koşullarını, karşılaşabileceği zorlukları, ödeme güçlüklerini, nakit sorunlarını, işin muhasebeleştirilmesini, eleman bulma ve seçmenin önemini, işin olası risklerini ayrı ayrı hesaplayıp, kılı kırk yararak hareket etmeye çalışacak ve belki de gözü korktuğu için iş kurmayı hep erteleyecek hatta belki de vazgeçecektir. Oysa konuyu çok da iyi bilmeyen bir insan benzer bir iş kurma hayalinde bu kadar ince hesaplara girmeden, eş dost yardımıyla, işe koyulacak ve bilgisizliğinin verdiği bir rahatlıkla riskleri hesaplamadan harekete geçme cesaretini bulabilecektir.