teksas tombis
Bronz Üye
-
- Katılım
- Temmuz 25, 2015
-
- Mesajlar
- 4,356
-
- Tepkime puanı
- 4
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 42
Petrus ve bunun vekili papa ve buna inananlar;
- Matta İncîlinin onaltıncı bâbının, onsekizinci ve ondokuzuncu âyetlerinde, Petrus için Îsâ aleyhisselâm: (Sen Petrussun ve ben kilisemi bu kaya üzerinde binâ edeceğim. Cehennem kapıları onun üzerine gâlib olmıyacaktır. Hem sana, göklerin melekûtunun anahtarlarını vereceğim. Yeryüzünde bağlıyacağın her şey, göklerde de bağlanmış olur ve yeryüzünde çözeceğin her şey, göklerde de çözülmüş olur) dediği hâlde; yine aynı bâbda yirmibirinci âyetten îtibaren diyor ki: (Öldürüleceğini ve üçüncü gün kıyâm edeceğini, şâkirdlerine o zaman göstermeye başladı. Ve Petrus, Îsâyı bir kenâra alıp; “Yâ Rab, bu senden uzak olsun, bu sana aslâ olmasın” diye azarlamaya başladı. Fakat Îsâ dönüp Petrusa: “Geri çekil ey şeytan, ben senden bîzârım, usanmışım. Zîrâ sen, Allah için olan maksadı his etmezsin. Ancak insanlar için olan şeyleri his edersin, düşünürsün” dedi.) Ve yine Matta İncîlinin yirmialtıncı bâbının otuzdördüncü âyetinde, Petrus için Îsâ aleyhisselâmın, (Horoz ötmeden önce bu gece beni üç kere inkâr edeceksin), diye haber verdiği ve Petrusun da yeminler ile inkâr etmiyeceğini bildirdiği haber verilmektedir. Petrusun, bu sözünü unutup üç kere, hem de yemin ile ve lânet ile Îsâ aleyhisselâmı tanıdığını inkâr ettiği Mattanın yirmialtıncı bâbının altmışdokuz ile yetmişbeşinci âyetleri arasında bildirilmektedir.
Buna göre, Matta İncîlinin 16. bâbında, Îsâ aleyhisselâm, Petrusu medh etmekte ve onun affettiklerini Allahü teâlânın affedeceğini bildirmektedir. Yirminci bâbında ise, “şeytansın” diyerek huzurundan kovmakta, yirmi altıncı bâbında ise, kendisini inkâr edeceğini bildirmektedir. Hıristiyanlar, Îsâ aleyhisselâma [hâşâ] tanrı diye inanmaktadırlar. Tanrının hiç böyle hatâ etmesi düşünülebilir mi? İşte bu Petrustur ki, hâl-i hazırda Romada oturan ve âleme sultan olmak iddiâsında bulunan papalar, onun vekîli oldukları ve yeryüzünü istedikleri gibi evirip çevirecekleri ve hiç günahsız oldukları iddiâsındadırlar. Bazı insanlar da papaya böylece inanarak, Cennete gitmek sevdâsındadırlar.
- Yine Matta İncîlinin yirmialtıncı bâbının, yirmialtıncı âyetinde ve Luka İncîlinin yirmiikinci bâbının ondokuz ve yirminci âyetlerinde ve Markosun ondördüncü bâbında anlatılan işâ-i Rabbânî [son akşam yemeği] kıssası birbiriyle karşılaştırılırsa görülür ki, birisi yatsıdan önce, birisi yatsıdan sonra olduğunu ve bu üç İncîl de, sofrada şarap bulunduğunu zikrederler. Yuhannâ İncîlinin altıncı bâbında, bu vak'anın zuhûra geldiğini ve bunun sâdece ekmek olduğunu nakletmekle berâber, şarapdan aslâ bahs etmez.
Hâlbuki, hıristiyanlığın îtikat ve ibâdet esaslarından biri de (işâ-i Rabbânî) yimek ve bundaki ekmeğin Îsâ aleyhisselâmın eti ve şarapın da, kanı olduğuna inanmaktır. Yuhannânın bu gibi îtikat esaslarındaki dikkat ve ihtimâmı, diğerlerinden daha fazla olduğu hâlde, şarapı zikretmemesi, bu îtikatlarının da, bir hurâfe olduğunu açıkça göstermektedir.
Hıristiyanlık, Matta, Markos, Luka ve Yuhannânın tek başlarına nakl etdikleri haber-i ehad [bir kişinin yapmış olduğu rivâyet, vermiş olduğu haber] üzerine binâ kılınmışdır. Kendileri ve yaşadıkları zemânları hakkındaki verdikleri bilgiler, zanlarla ve şübhelerle dolu olup, birbirlerini nakz eden yerleri çokdur. Eğer İslâmiyyetdeki sekiz ana ilmden biri olan hadîs ilminde mütehassıs olan hadîs âlimlerinin, hadîs-i şerîf rivâyetinde, hadîsin kabûl edilmesi için, ortaya koydukları ve her bir hadîsde aradıkları şartlarla, dört İncîl bir gözden geçirilse, bunlardan hiç biri, ilmî bir vesîka olmak derecesine ulaşamaz. [Müslimânların, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” hadîslerini rivâyet ederlerken aradıkları şartlar çok incedir. Mevcûd İncîllerde rivâyet sağlamlığı diye bir şey olmadığından, hadîs-i şerîflerdeki rivâyet sağlamlığı ile mukâyese edilemez. Hıristiyan papazlar da, bu hakîkati aynen kabûl edip, ba’zen ilâveler yapmak, ba’zen çıkarmak veyâ yanlış yazmak şekllerinde İncîlin değişdirildiğini isbât eden pek çok kitâblar neşr etmişlerdir.] İşin aslı incelenirse, Îsâ aleyhisselâmdan zuhûr eden, anadan doğma körlerin gözlerini açması, baras denilen cild hastalıklarını iyi etmesi ve ölüleri diriltmesi gibi mu’cizeler dahi, Kur’ân-ı kerîm ile tasdîk edilmiş olmasa, bunların vuku’unun isbâtına, hiçbir hıristiyan kendinde güç bulamazdı.
[1308] senesinde İstanbulda basılan, (Mahzen-ül’ulûm) kitâbının, birinci cüz’, yüzotuzaltıncı sahîfesinde ve (Eşi’at-ül-leme’ât)in üçüncü sahîfesinde hadîs-i şerîflerin çeşidleri, yazılıdır. Hadislerin ve nakledenlerin incelenmesi o kadar ince ve o kadar çok bilgilere dayanmaktadır ki, yalnız bu iş için, (Usûl-i hadis) denilen ayrı bir ilim meydana çıkmıştır. Bir hadis-i şerifin kitaba yazılabilmesi için, aklına, hâfızasının kuvvetine, doğruluğuna ve iffetine tamamen güvenilecek bir zattan işitilmesi, onun da yine böyle olan bir başkasından, böylece Resûlullaha kadar hep güvenilen sağlam kimselerden işitilmesi şarttı. Her hadisin üstüne bu râvîlerin ismleri ayrı ayrı yazılır. Bu şartların hiçbiri Kitab-ı mukaddes denilen kitapların yazılmasında, kayıt altına alınmasında görülmemiştir.
- Matta İncîlinin onaltıncı bâbının, onsekizinci ve ondokuzuncu âyetlerinde, Petrus için Îsâ aleyhisselâm: (Sen Petrussun ve ben kilisemi bu kaya üzerinde binâ edeceğim. Cehennem kapıları onun üzerine gâlib olmıyacaktır. Hem sana, göklerin melekûtunun anahtarlarını vereceğim. Yeryüzünde bağlıyacağın her şey, göklerde de bağlanmış olur ve yeryüzünde çözeceğin her şey, göklerde de çözülmüş olur) dediği hâlde; yine aynı bâbda yirmibirinci âyetten îtibaren diyor ki: (Öldürüleceğini ve üçüncü gün kıyâm edeceğini, şâkirdlerine o zaman göstermeye başladı. Ve Petrus, Îsâyı bir kenâra alıp; “Yâ Rab, bu senden uzak olsun, bu sana aslâ olmasın” diye azarlamaya başladı. Fakat Îsâ dönüp Petrusa: “Geri çekil ey şeytan, ben senden bîzârım, usanmışım. Zîrâ sen, Allah için olan maksadı his etmezsin. Ancak insanlar için olan şeyleri his edersin, düşünürsün” dedi.) Ve yine Matta İncîlinin yirmialtıncı bâbının otuzdördüncü âyetinde, Petrus için Îsâ aleyhisselâmın, (Horoz ötmeden önce bu gece beni üç kere inkâr edeceksin), diye haber verdiği ve Petrusun da yeminler ile inkâr etmiyeceğini bildirdiği haber verilmektedir. Petrusun, bu sözünü unutup üç kere, hem de yemin ile ve lânet ile Îsâ aleyhisselâmı tanıdığını inkâr ettiği Mattanın yirmialtıncı bâbının altmışdokuz ile yetmişbeşinci âyetleri arasında bildirilmektedir.
Buna göre, Matta İncîlinin 16. bâbında, Îsâ aleyhisselâm, Petrusu medh etmekte ve onun affettiklerini Allahü teâlânın affedeceğini bildirmektedir. Yirminci bâbında ise, “şeytansın” diyerek huzurundan kovmakta, yirmi altıncı bâbında ise, kendisini inkâr edeceğini bildirmektedir. Hıristiyanlar, Îsâ aleyhisselâma [hâşâ] tanrı diye inanmaktadırlar. Tanrının hiç böyle hatâ etmesi düşünülebilir mi? İşte bu Petrustur ki, hâl-i hazırda Romada oturan ve âleme sultan olmak iddiâsında bulunan papalar, onun vekîli oldukları ve yeryüzünü istedikleri gibi evirip çevirecekleri ve hiç günahsız oldukları iddiâsındadırlar. Bazı insanlar da papaya böylece inanarak, Cennete gitmek sevdâsındadırlar.
- Yine Matta İncîlinin yirmialtıncı bâbının, yirmialtıncı âyetinde ve Luka İncîlinin yirmiikinci bâbının ondokuz ve yirminci âyetlerinde ve Markosun ondördüncü bâbında anlatılan işâ-i Rabbânî [son akşam yemeği] kıssası birbiriyle karşılaştırılırsa görülür ki, birisi yatsıdan önce, birisi yatsıdan sonra olduğunu ve bu üç İncîl de, sofrada şarap bulunduğunu zikrederler. Yuhannâ İncîlinin altıncı bâbında, bu vak'anın zuhûra geldiğini ve bunun sâdece ekmek olduğunu nakletmekle berâber, şarapdan aslâ bahs etmez.
Hâlbuki, hıristiyanlığın îtikat ve ibâdet esaslarından biri de (işâ-i Rabbânî) yimek ve bundaki ekmeğin Îsâ aleyhisselâmın eti ve şarapın da, kanı olduğuna inanmaktır. Yuhannânın bu gibi îtikat esaslarındaki dikkat ve ihtimâmı, diğerlerinden daha fazla olduğu hâlde, şarapı zikretmemesi, bu îtikatlarının da, bir hurâfe olduğunu açıkça göstermektedir.
Hıristiyanlık, Matta, Markos, Luka ve Yuhannânın tek başlarına nakl etdikleri haber-i ehad [bir kişinin yapmış olduğu rivâyet, vermiş olduğu haber] üzerine binâ kılınmışdır. Kendileri ve yaşadıkları zemânları hakkındaki verdikleri bilgiler, zanlarla ve şübhelerle dolu olup, birbirlerini nakz eden yerleri çokdur. Eğer İslâmiyyetdeki sekiz ana ilmden biri olan hadîs ilminde mütehassıs olan hadîs âlimlerinin, hadîs-i şerîf rivâyetinde, hadîsin kabûl edilmesi için, ortaya koydukları ve her bir hadîsde aradıkları şartlarla, dört İncîl bir gözden geçirilse, bunlardan hiç biri, ilmî bir vesîka olmak derecesine ulaşamaz. [Müslimânların, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” hadîslerini rivâyet ederlerken aradıkları şartlar çok incedir. Mevcûd İncîllerde rivâyet sağlamlığı diye bir şey olmadığından, hadîs-i şerîflerdeki rivâyet sağlamlığı ile mukâyese edilemez. Hıristiyan papazlar da, bu hakîkati aynen kabûl edip, ba’zen ilâveler yapmak, ba’zen çıkarmak veyâ yanlış yazmak şekllerinde İncîlin değişdirildiğini isbât eden pek çok kitâblar neşr etmişlerdir.] İşin aslı incelenirse, Îsâ aleyhisselâmdan zuhûr eden, anadan doğma körlerin gözlerini açması, baras denilen cild hastalıklarını iyi etmesi ve ölüleri diriltmesi gibi mu’cizeler dahi, Kur’ân-ı kerîm ile tasdîk edilmiş olmasa, bunların vuku’unun isbâtına, hiçbir hıristiyan kendinde güç bulamazdı.
[1308] senesinde İstanbulda basılan, (Mahzen-ül’ulûm) kitâbının, birinci cüz’, yüzotuzaltıncı sahîfesinde ve (Eşi’at-ül-leme’ât)in üçüncü sahîfesinde hadîs-i şerîflerin çeşidleri, yazılıdır. Hadislerin ve nakledenlerin incelenmesi o kadar ince ve o kadar çok bilgilere dayanmaktadır ki, yalnız bu iş için, (Usûl-i hadis) denilen ayrı bir ilim meydana çıkmıştır. Bir hadis-i şerifin kitaba yazılabilmesi için, aklına, hâfızasının kuvvetine, doğruluğuna ve iffetine tamamen güvenilecek bir zattan işitilmesi, onun da yine böyle olan bir başkasından, böylece Resûlullaha kadar hep güvenilen sağlam kimselerden işitilmesi şarttı. Her hadisin üstüne bu râvîlerin ismleri ayrı ayrı yazılır. Bu şartların hiçbiri Kitab-ı mukaddes denilen kitapların yazılmasında, kayıt altına alınmasında görülmemiştir.