Dört incîl arasında görülen tenâkuz ve ihtilâflar (1)

Konu sahibi son olarak 2802 gün önce görüldü
DÖRT İNCÎL ARASINDA GÖRÜLEN TENÂKUZ VE İHTİLÂFLAR

- Mattaya göre, Îsâ aleyhisselâmın babası denilen Yûsüf, Ya'kûbun oğludur. Lukaya göre ise, Helinin oğludur. Matta, Hz. Îsâya yakın bir kimsedir. Luka da Petrusun talebelerindendir. Bunlar, kendilerine yakın olan bir zâtı, inceleyecek, araştıracak kimselerdendirler. Böyle olduğu hâlde, Îsâ aleyhisselâmın dedesi dedikleri kimseyi tahkîk edib doğrusunu yazamazlar ise, yazdıkları diğer rivayetlerin doğruluğuna, nasıl itimâd edilir, bunlara kim inanır?

- Mattaya göre, Dâvüd aleyhisselâmın oğlu Süleymân aleyhisselâmdır. Lukaya göre, Dâvüd aleyhisselâmın oğlu Süleymân aleyhisselâm değil, Nâtândır.

- Matta, Şaltoil, Yekniyâ oğludur, diyor. Luka ise Neyri oğludur, diyor. Mattada, Zerubâbelin oğlunun adı Abihud, Lukada ise, Risa'dır. Şuna da çok hayret edilir ki, Ahbâr-ı eyyâmın sefer-i ûlânın yâni Birinci tarihlerin üçüncü bâbının ondokuzuncu âyetinde, Zerubâbelin oğullarının ismleri; Meşullam ve Hananye olarak yazılıdır. İçlerinde Abihud ve Risa yoktur.

- Mattanın birinci bâbının onyedinci âyetine göre, İbrâhîm aleyhisselâmdan Yûsüf-ü Neccâra kadar Îsâ aleyhisselâma atfedilen dedelerin sayısı kırkiki batındır. Hâlbuki yukarıda yazılı ismler sayıldığı zaman, yalnız kırk kişi vardır. Lukanın beyanına göre ise, bu adet ellibeş kişiye ulaşır.

Mattanın birinci bâbının, yirminci âyetinde diyor ki, (Rabbin meleği, rü'yâda Ona görünüp, ey Yûsüf, Meryemi zevceliğe kabûl etmeye korkma! Zîrâ Onun Ruh-ul kudsten bir oğlu olacak, Ona Îsâ ismini koy, dedi.) Yirmidördüncü ve yirmibeşinci âyetlerinde ise, (Yûsüf uyanınca meleğin dediği gibi yaptı ve çocuğun ismini Îsâ koydu) demektedir.

Lukanın birinci bâbında ise, Cebrâîli yâni meleği görenin bizzât Hz. Meryem olduğu bildirilmektedir. Bu bâbın otuzbirinci âyetinde meleğin Hz. Meryeme, (Sen yakında hâmile olup bir oğlan dünyaya getireceksin, ismini Îsâ koyacaksın) dediği bildirilmektedir.

Mattada meleğin Yûsüfe rü'yâda, Lukada ise meleğin Hz. Meryeme bizzât göründüğü yazılıdır.

- Matta İncîlinin ikinci bâbının ondokuzuncu âyeti ve devamında, (Hirodesin vefâtından sonra Rabbin meleği Mısrda Yûsüfe rü'yâda görünüp, kalk annesi ile çocuğunu alıp, İsrâîl diyârına git dedi. O dahî ikisi ile birlikte, gelip Celîle semtine gitti ve Nâsıralı ismi verileceğine dâir, Peygamberlerin sözü yerine gelsin diye, Nâsıra denilen kasabaya gelip, orada oturdu) demektedir. Bu da yanlıştır. Peygamberlerin kitaplarının hiç birinde, böyle bir söz yoktur. Yahudiler bu sözü yalan ve iftirâ diyerek inkâr ederler. [Hattâ yahudiler, Nâsıra şöyle dursun, Celîle ilçesinden bile bir Peygamber çıkmadı inancındadırlar. Yuhannânın yedinci bâbının elliikinci âyetinde de açıkça bildirilmiştir ki, (Cevap verip ona dediler: Yoksa sen de mi Celîleden (Galîleden)sin? Ara ve bak ki, Galîleden hiç Peygamber çıkmamıştır) şeklindedir. Yuhannânın bu âyeti, Mattanın, yukarıda zikrettiğimiz âyetini tekzîb etmektedir.] Protestan papazların bu husûsta daha ziyâde malûmâtları var ise, beyan etmelidirler.

- Mattanın yirmialtıncı bâbının altıncı ve yedinci âyetlerinde, (Îsâ, Beyt-i Unyâda cüzzamlı Sem’ûnun evinde bulunup, sofrada oturur iken, bir kadın, beyâz mermer bir kap içinde, pek kıymetli, bir yağ ile geldi. Onun başı üzerine dökdü) demekdedir.

Markosun ondördüncü bâbının üçüncü âyetinde, (Îsâ, beyt-i Unyâda cüzzamlı Sem’ûnun evinde oturur iken, bir kadın beyâz mermer bir kabda çok pahalı hâlis nardin yağı ile geldi. Kabı kırıp, onun başı üzerine dökdü) demekdedir.

Luka İncîlinin yedinci bâbının otuzaltı ve dahâ sonraki âyetlerinde yazıldığına göre, (Ferîsîlerden biri, berâber yemek yimek için Îsâya ricâ etdi. O da Ferîsînin evine girdi ve sofraya oturdu. O şehrde bulunan günâhkâr bir kadın Ferîsînin evinde hazret-i Îsânın sofrada oturduğunu haber alınca, ak mermer bir kab içinde kıymetli bir yağ getirdi ve ayaklarının yanında, arkasında durup, ağlıyarak ayaklarını göz yaşı ile ıslatmağa başladı. Kendi saçıyla silerek ayaklarını öpüp, yağı ayaklarına sürdü... Îsâ bunun üzerine onun günâhlarını afv etdi) demekdedir.

Yuhannâ İncîlinin onikinci bâbında ise, bu keyfiyyet şöyle yazılıdır: (Îsâ, Fısıhdan altı gün evvel beyt-i Unyâya geldi. Îsânın “aleyhisselâm” ölülerden kaldırdığı Luâzer orada idi. Orada Îsâya ziyâfet verdiler. Luâzerin kız kardeşi Meryem bir litre, çok kıymetli hâlis nardin yağı alıp, Îsânın ayaklarına sürdü. Dahâ sonra saçı ile ayaklarını sildi.) [Görülüyor ki, bir vak’ayı dört İncîl birbirlerinden farklı olarak yazmakdadırlar.]

- Matta, Markos, Luka İncîllerinde, Îsâ aleyhisselâm çarmıha gerilmek için götürülürken, Karînalı [Kirine] Şem'ûn isminde bir kimseye haçı [çarmıhı] taşıttılar. [Matta, bâb yirmiyedi, âyet otuziki, Markos, bâb onbeş, âyet yirmibir. Luka bâb, yirmiüç, âyet yirmialtı.] Yuhannâ ise, ondokuzuncu bâbın, onyedinci âyetinde, Hz. Îsânın kendi haçını yüklenerek kendinin taşıdığını yazmaktadır.

- Îsâ aleyhisselâmın kıyâmı hakkında dört İncîlde yazılanlar da birbirine zıddır. Bunların birer birer anlatılması, okuyanları yoracağından, herbir İncîlin tenâkuz olan âyetlerini, ibret alacak kimselerin görmesi için hülâsa olarak yazalım:

Yuhannada olup diğerlerinde olmayan:
Yuhannâya âid olan dördüncü İncîl, diğer üç İncîlin şekil ve tarzında olmayıp, diğerlerinden tamamen farklı bir yol tâkîb eder. İkinci bâbında anlatılan Îsâ aleyhisselâmın bir ziyâfette annesini tahkîr ederek suları şarapa çevirmesi, dördüncü bâbında; kuyu başında bir kadınla konuşması, beşinci bâbında beyt-i hüdâ havuzu yanında otuzsekiz yıldan beri yatan bir hastayı iyi etmesi, altıncı bâbında, Mesîhin kendi eti ve kanı üzerinde yahudilerle yaptığı münâkaşa [ki elliiki ve daha sonraki âyetleri], sekizinci bâbında, zinâ eden kadını muhâkemesi ve Mesîhin aslı ve nesebi husûsunda yahudilerle yaptığı konuşmalar, dokuzuncu bâbında, bir körün tükrüğü ile yaptığı çamuru gözlerine sürerek gözlerini açıp Siloam havuzuna yıkanmaya gönderdiği ve onun üzerine Ferîsîlerin çeşidli teşebbüsleri ve Îsâ aleyhisselâm ile çekişmeleri, onuncu bâbında, yahudilerin Îsâ aleyhisselâmı taşlamaya başlamaları ve onlarla geçen, ulûhiyyeti husûsundaki konuşmalar, onbirinci bâbında, Luazeri diriltmesi, onikinci bâbında, Îsâ aleyhisselâmın ayaklarının yağ ile yıkanması, ondördüncü bâbında, Filupus ve Yehûdâ ile konuşmaları, onyedinci bâbında, Îsâ aleyhisselâmın garîb bir şekilde münâcâtı [yalvarması], ondokuzuncu bâbında, çarmıha gerildiğinde göğsüne takılan yaftanın ibrânîce, latince ve yunanca yazılmış olması ve haçının yanında kendi annesi Meryem ile annesinin kız kardeşi (teyzesi), Eklaviya (Klaopasa)nın zevcesi Meryem ve Mecdelli Meryem dururlarken, Îsâ annesini sevdiği şâkirdin yanında görünce, yirmialtıncı ve yirmiyedinci âyetlerinde (annesine: Ey kadın, işte oğlun. Sonra şâkirdine döndü: İşte annen) demesi, çarmıhda iken böğrüne mızrak sokulması, çarmıhın bahçeye dikilmiş olması, Îsâ aleyhisselâmın kabirden kalkıp Mecdelli Meryeme: (Bana dokunma, ben daha babama gitmedim) demesi ve üç kere şâkirdlerine başka başka yerlerde görünmesi gibi daha pek çok husûslar, Matta, Markos ve Luka İncîllerinden hiç birinde yoktur.

Diğerlerinde var Yuhannada yok:
Matta, Markos ve Luka İncîllerinde bulunan pek çok misâller, Yuhannâ İncîlinde yoktur. (İşâ-i Rabbânî kurbânı) ki, hıristiyan dîninin esas inançlarından biridir. Üç İncîlde vardır. Fakat Yuhannâda yoktur.

[İşâ-i Rabbânî, akşam yemeği demektir. Matta İncîlinin yirmialtıncı bâbının yirmialtıncı âyetinde, Markosun ondördüncü bâbının yirmi ikinci âyeti ve devamında ve Lukanın yirmiikinci bâbının ondokuzuncu âyetinde anlatılan, (Îsâ aleyhisselâmın havârîleri ile yimiş olduğu son akşam yemeğinde, şükür duâsını yaptıktan sonra, ekmeği bölüp, alın yiyiniz, bu benim bedenimdir ve şarapı verip, alın içiniz bu benim kanımdır, benden sonra bunu hâtırlayınız) dediği için, kiliselerde papazların bir ekmek üzerine duâ okuyunca, bu ekmeğin Îsâ aleyhisselâmın eti olacağı, ekmeği parçalara ayırınca Îsâ aleyhisselâmın kurban edilmiş olacağı ve bir tastaki şarapa okuyunca, bunun Îsâ aleyhisselâmın kanı olacağı ve ekmek parçalarını alıp şarapa batırarak yiyenlerin, tanrı ile birleşmiş olacakları inancıdır.]

Dört İncîlin birçok mes'elelerde bir diğerine zıd ve muhâlif olmasından başka, her İncîlin içinde de birbirinden ayrı ve birbirini nakz eden nice mes'eleler de vardır. Buna misâl olarak:

- Matta İncîlinde Îsâ aleyhisselâm oniki havârîyi ilk defa, dîne dâvet için vazîfelendirip gönderdiğinde, putperest tâifelerin ve Sâmiriyyelilerin şehirlerine gitmekten ve onlarla buluşmaktan men etti. [Matta bâb on, âyet beş.] Dağdaki vaazında da, şâkirdlerine, mukaddes şeyleri köpeklere vermekten ve incilerini hınzırlara atmaktan men etti. [Matta bâb yedi, âyet altı.] Yine aynı Matta İncîlinde, bu emrin tam tersi emredilmekte, sekizinci ve yirmi birinci bâblarında, yahudilerin yerine putperestlerin dîne dâvet edilmesini istemekte ve yahudilerin îmansızlıklarından da şikâyet edilmektedir. Yirmi dördüncü bâbın ondördüncü âyet ile diğer yerlerinde İncîl yeryüzünde bulunan kavmlerin, milletlerin hepsine ulaştırılmadıkca, teblîg edilmedikce, dünyanın sonunun gelmiyeceği ilân edilmektedir. Yirmisekizinci bâbında ve başka yerde yalnız bir tek vaftîz ile, hiçbir fark gözetmeksizin başkalarını nasrânîliğe kabûl etmek için havârîlere tenbîh edilmektedir.

- Yuhannânın yedinci bâbının başında bildirildiğine göre: (Îsâ aleyhisselâm Celîlede gezerken, yahudilerin Hayme [Çadır] Bayramı yakın idi. Kardeşleri ona hitâben: Buradan çıkıp Yahudiyeye git ki, şâkirdlerin dahî yaptığın işleri görsünler. Zîrâ kendisini açıkça tanıtmak isteyen kimse, işini gizlice yapmaz. Eğer bu şeyleri sen yapıyorsan kendini dünyaya göster, dediler. Çünki kardeşleri dahî, ona îman etmiyorlardı. Îsâ onlara cevaben: Benim vaktim daha gelmedi. Fakat sizin vaktiniz dâimâ hazırdır. Dünya sizden nefret etmez. Fakat benden nefret eder. Çünki, (dünya amelleri kötüdür) diye ben onlara şehâdet ederim. Siz bu bayrama gidin. Ben bu bayrama daha gitmem, çıkmam dedi. Fakat kardeşleri çıktıktan sonra, kendisi de, o vakit açıkça değil, fakat gizlice imiş gibi bayrama gitti) demektedir. Eğer Yuhannâ İncîli muharref değildir denirse: Îsâ aleyhisselâma yaptığı bu yalancılık isnâdı nasıl tevil edilir. [Çünki, Îsâ aleyhisselâmın bayrama gitmem dediği hâlde, sonra da gizlice gittiğini haber vermektedir ki, bu yalancılıktır. Hâşâ Îsâ aleyhisselâmda böyle bir hâl bulunamaz.]
 
Geri