Dördüncü Haçlı Seferi (1204)

Konu sahibi son olarak 2618 gün önce görüldü
Dördüncü Haçlı Seferi (1204)

Papa Üçüncü Innocentiusun çağrısı, Foutges de Nevillenin propagandası neticesinde Bonifacionun tertip ettiği bu Haçlı seferine Almanya İmparatoru Altıncı Heinrich katıldı. Papanın itiraz etmesine rağmen Haçlılar, Venedik gemileriyle İstanbul önüne geldiler. 1204 yılında, Ortodoks Bizanslılardan İstanbulu aldılar. Şehrin zenginliği, Katolik Hıristiyanları şaşkına döndürdü. İstanbulu yağmalayıp, tahrip ettiler. Dindaşlarına her türlü zulmü, her çeşit kötülüğü yaptılar. Bizans İmparatoru, tahtını İstanbuldan İznike taşıdı. Bu olay, Bizans tarihinde ilk defa oluyordu. Nihayet İstanbulda 1261 senesine kadar devam eden Latin İmparatorluğukuruldu. Bu sefer sonunda Venedik ve Ceneviz Devletleri, Yakındoğuda, büyük nüfuz ve toprak parçaları elde edip zenginleştiler. Haçlılar, dindaşları olan İstanbulun Ortodoks Hıristiyanlarına, çok zulüm ve eziyet yaptılar. İstanbulun sanat eserleri, zengin olmak hırsıyla tahrip edildi, evler yağmalanıp, binlerce İstanbullu, şehrin tarihinde görülmemiş, insanlık dışı tecavüzlere uğradı, soyuldu ve işkenceyle öldürüldü. Dördüncü Haçlı Seferinden, Müslümanlardan ziyade, Ortodoks Hıristiyanlar zarar gördü.

 
Dördüncü Haçlı Seferi

Haçlı Seferlerinden biri


1204 yılında İstanbul'un Haçlılar tarafından işgali

Tarih 1202 - 1204

Bölge Balkanlar Balkanlarda Haçlı devletleri kurulması

Sonuç İstanbul'un yakılıp talan edilmesi; Latin İmparatorluğu oluşturulması.

Taraflar

Haçlılar
Roma Cermen İmparatorluğu arması
Venedik Cumhuriyeti
Montferrat
Champagne Kontu
Blois Kontu
Amiens
Île-de-France
Saint-Pol
Burgundi
Flandıra

Balkanlar

Bizans İmparatorluğu
Macaristan Krallığı
Hırvatistan Krallığı
Dalmaçya

Kumandanlar

Otto IV
Boniface I
Theobald I
Lois I V. Aleksius Dukas
II. İsaakios Angelos
III. Aleksios Angelos
Emeric I

Dördüncü Haçlı Seferi, (1200-1204) yılları arasında gerçekleşen bir Haçlı seferi. Papa III. İnnocentius, Kudüs'ü kurtarmak maksadıyla; tüm Avrupa'yı sefere davet etti ve bu sefer 1202'de Venedik'ten başladı. Başlangıçta seferin hedefi önce Mısır'ı ele geçirmek ve oradan Kudüs'e gidip o kutsal şehri de ele geçirmekti. Fakat Venedikliler ve yaşlı Venedik Dükü Enrico Dandolo bu seferin hedefini değiştirmeyi başarmıştı. Haçlılar İstanbul'a nakil edilip o şehri kuşatıp ellerine geçirmişler. Klasik ve Orta çağların kültür hazineleriyle dolu o şehri yakıp talan etmişlerdi. 1204'de kendi Orta Çağ ve Katolik inançlarına uyan Latin İmparatorluğu kurmuşlardı.
 
Dördüncü Haçlı Seferi'nin planlanması

Onikinci yuzyılın sonunda Batı Avrupa büyük bir karmaşa içindeydi. Norman Sicilya ortadan kalkmştı; Almanya imparatorluk tahtı için namzetler arasında çıkan bir iç savaşla uğraşmaktaydı, İngiltere ve Fransa Aslan Yürekli Richard'in yerine gececek kişi yuzunden birbiriyle savassiz ama cok siddetli diplomasi mucadelesi halinde idiler. Hukumdarlar boylece Bati Avrupa siyasal alaninda bulunmamakla bereber [[1198]de Papa secilen Papa III. Innocentius (1161-1216) hemen Hiristyanlari Muslumanlarin elinde bulunan Filistini Hacli ordusu ile istila edip yeniden Hiristiyanlarin eline gecmesini saglamak hedefi olan yeni bir Hacli Seferine cagiran beyannameler yayinlamisti. Bu yeni sefer daha onceki Birinci Haçlı seferi ve Üçüncü Haçlı seferi'nden birkaç yönden degişik olacaktı. Önceki Haçlı Seferleri dinsel olmayan hükümdar ve hükümdarlar yakıni asiller tarafından komuta edilmişti; bu yeni sefer teorik olarak doğrudan doğruya tümüyle Papalık komutasında olması öngörülmekteydi. Diğer bir değişiklik ise Üçüncü Haçlı Seferi komutanlarından olan Aslan Yürekli Richard'in belirtiği gibi Müslümanları en zayif tarafindan vurmak gerekmekteydi ve bu zayif taraf ise Mısır'dı. Bu plana gçre yeni Hacli Seferi once gemilerle Misir'a gidip Nil deltasına çıkacak ve burayı ele geçirecek ve böylece bu Müslüman üssü bir Hiristiyan üssüne dönüştürülüp oradan Filistin ve Kudüs'e girip zaptemek daha kolay olacaktı.

Avrupa hukumdarlarinin siyasal sorunlari dolayisiyla seferein dinsel kislerin kontrolu altinda yapilmasi ise zamanina gore realistik bir goruş idi. Nitekim Papa'nin bu Hacli Seferi çagırımına hükümdarlardan ve yakın hükümdar ailelerinden hiç olumlu yanıt gelmedi ama 1200e kadar sefere katılmak isteyenler 35.000 kisilik bir ordu oluşturacak hale geldi. Papa fiziksel olarak Haçlı Ordusu basinda olamayacağı icin Papa'ya butun olarak bagli komuta edecek bir asil bulmak gerekmekteydi. Papa uygun bir komutan bulmakta gecikmedi. Eski Hacli Kudus Krali olan Troyes Kontu'nun kucuk kardesi, eski Fransa Kirali VI. Luis'nin torunu, Ingiliz Kirali Arslan Yurekli Risar'in ve yeni Fransa Kirali Filip August'un yegeni olan Champanya Kont'u Tibald Papa'ya bir Hacli Seferi yapmak icin basvurmustu ve sanki kaninda Haclilik bulunan bu kisi Papa tarafindan komutan tayin edildi.

200px-Gustave_dore_crusades_dandolo_preaching_the_crusade.jpg


Dandolo sefer için kışkırtma halinde

1201 yılı ilkbaharinda Paskalya yortusundan sonra 6 şövalyeden olusan bir yeni Haçlı Seferi'nin komuta heyeti Venedik'e gidip Venedik Cumhuriyeti'nin Kuzey İtalya'da toplanacak Haçlı kuvvetlerini nakil etmek için bir tazminat karşılığında gemiler sağlamasını teklif ettiler. Venedik Cumhuriyeti Büyük Konseyi toplandıktan sonra Venedik'in 4.599 şövalye, 9.000 şövalye yamağı, bunların atları, 20.000 piyade ve bütün bu orduya yetişecek kadar levazım için gemi sağlayabileceğini; fakat bunun için peşin olarak 84.000 gümüş mark tazminat ödenmesi gerektiğini bildirdiler. Ayrıca Venedik Cumhuriyeti, eğer fethedilen toprakların yarısı kendisine verilirse, kendi tarafından finanse edilecek 50 tam teçhizatlı kadırgalık bir filoyu da Haçlılar komutasına verebileceğini bildirdi. Haçlı Seferi komuta heyeti bu şartları kabul edip, bir kontrat imzalayıp, Haçlı kuvvetlerinin kuzey İtalya'ya gelerek 14 Haziran 1202de Venedik'ten Mısır'a gitmek üzere hareket etmesini kararlaştırdı. Ancak yeni Hacli Seferi'nin hedefinin once Misir'a olacagi, aciklanan anlasmada acikca belirtilmemisti; cunku Hacli komuta heyeti bu sefere dinsel cosku ile katilanlarin dogrudan dogruya Filistin'e Kudus'e gitmek istiyeceklerini ve Misir'a gitmeye itiraz edeceklerini dusunmekteydi.

Diger taraftan Venedik'in durumu ve tutumu sorunluydu. Venedik Cumhuriyeti Hacli seferini nakil etmek icin belli bir tazminat karsiliginda buyuk bir donama hazirlamayi ve Haclilari Misir'a goturmeyi kabul etmisti. Venedik ayrica katkida bulunmayi vaad etmis ve 80inin askin yasinda ve gozleri gormuyen Venedik Duku Enriko Dandolo yeni Hacli Seferine katilip Venedik donanmasina komuta edecegini San Marko Katedrali'inde ilan etmisti. Fakat bu Hacli Seferi hakkinda muzakereler sirasinda bir Venedik heyeti ve elcisi Misir'da Kahire'de hukumdara gonderilmis ve Venedik icin cok karli olacak bir ticaret anlasmasi imzalanmisti. Bu nedenle yapilan anlasmada Misir'a gitmek uzere bir acik madde bulunmamasi Venedik'in isine de gelmekteydi. Bircok tarihci bu Hacli Seferi'nin sanki hic beklenmedik sonuclarina bakilinca bu sonuclarin daha sefer baslamadan acik oldugunu gormek ve yeni Hacli Seferin bastan koktugunu soylemek hic de yanlis olmayacagini ifade etmislerdir.[1]

1201 kisinda Hacli seferi komutani secilen Chamapanya Kontu Tibald oldu. Yerine deneyimli bir asker olan Montferratli Bonifacio atandi.

Bonifacio'in kuzeni Swabiyalı Filip'in karısı, kardeşi III. Aleksius Angelos tarafından tahtından atılmış olan II. İsaakios Angelos'un kızı İrene idi. 1201 kışında Bonifacio Noel Yortusunu kuzeni ve karısı ile geçirdi ve orada Konstantinopolis'ten kaçmış olan tahtından atılmış II. İsaakios'un oğlu olan Aleksius Angelos ile görüştü. Bu görüşmelerde Haçlı ordusunun kullanılıp Bizans İmparatorluğu'nun Aleksius Angelos'a verilmesi görüşüldü. Bonifacio ve Aleksius ayrı ayrı Roma'ya gidip Papa III. İnnocentius'un bu girişime kutsal onayını vermesini sağlamaya çalıştılarsa da Papa hiçbir Hristiyan'a (Bizanslılara bile) hücum edilmemesini Bonifacio'ya açıkca bildirdi.
 
Haçlı ordusunun nakliye sorunu

Venedikliler o yil ticari faaliyetlerini durdurup gemi yapmaya ve bu gemilere tayfa ve levazım tedarik etmeye koyuldular. Haçlılar için Venediklilerin hazırladığı donanmada üç değişik gemi bulunuyordu.

Harp gemileri kadırga şeklinde olup 100 kürekle çekilmekteydi ve düşmanlara hücum amacıyla silah olarak burunlarında su seviyesi üzerinde bulunan metal uçlu bir mahmuz taşımaktaydılar.
Personel çıkartma gemilerinin uzunluğu 30 metre, eni 9 metre ve yüksekliği 12 metre idi. Her birinin 100 tayfası bulunmakta 600 kişilik piyade gücü taşımak için yapılmışlardı.
At taşıma gemileri ise atları taşımak için özel askılarla donatılmışlardı. Deniz seviyesi altında bulunan bir rampa indirilerek atlı bindirilmiş şövalyelerin gemiden hemen çıkıp karada hücuma geçme imkânı bulunmaktaydı.

Venedikliler ayrıca şehir surlarını kuşatmada kullanmak için gemilerde taşınabilecek çok sayıda mancınık, rampa ve merdiven inşa etmişlerdi.

Ancak 14 Haziran geldiği zaman (planlanan 35.000 yerine) sadece 12.000 kişilik bir Haçlı ordusu Venedik'te Lido adasında toplanabilmişti. Daha önce bu sefere katılmak isteyen bazı Avrupalılar Venedik'in bu katkisina ozellikle Venediklilere odenmesi gereken tazminati begenmiyerek katılmaktan vazgeçmişler; diğer bazı Haçlı namzetleri gemi ile Mısır'a gitmekten hoşlanmıyarak doğrudan doğruya Filistin'e gitmek için diğer Akdeniz limanlarına gitmiş ve hala Haçlılar elinde bulunan Akka (Acre) kalesine gitmeye yönelmişlerdi.

Bu şekilde planlandan çok daha az sayıda Haçlı kuvvetlerinin anlasilan tazminat meblaginı karşılayacak parasal kaynakları yetişmiyordu. Haçlıların başında bulunanlar, hükümdarlar; asiller ve bu sefere gidecek ve yardım etmek isteyecek herkesden paralar topladı ise de toplanan 51.000 gümüş marklık meblağ ordu nakliyat tazminatını karşılamaya yeterli değildi. O zaman 80inci yılını geçirmiş yaşlı ve gözleri kör olan, Venedik Dükü Enriko Dandolo, toplanmış olan askerî güçlerin Mısır'a gitmek için yola çıkmadan Venedik idaresine isyan etmiş olan Moglie, Trieste ve Zara (şimdi Hirvatistan'da bulunan Zadar'a) gönderilip bu isyanları bastırıp bu şehirleri yine Venedik idaresi altına verilirse gereken nakliye tazminatinin büyük bir kısmının karşılanabileceğini bildirdi. Haçlıların Mısır'a gittiklerinde elde edecekleri kazançlardan tazminatn kalan kısmının ödenebileceğini açıkladı.
 
Zara ve diğer şehirlerde isyanların bastırılması

Zara bir Adriyatik Denizi kıyısında bir Katolik şehri idi fakat nüfusunun çoğu İtalyan asıllı değil Slavdı. O zamana kadar Venedik idaresinde bulunan Zara şehri 1183 yılında isyan etmiş ve şehrin bağımsızlık ve savunması Papa ve Macaristan Kıralı Emerik tarafından garanti edilmişti. Halbuki bu iki garantici de Dördüncü Haçlı Seferi'nin idaresine baş çekmekteydiler. Papa III. İnnocentius yazılı bir protesto göndererek bu Zara'ya hücum edecekleri afaroz edeceğini bildirdi. Toplanan Haçlı gücüne katılan bazı kişiler bu girişimi uygunsuz bulup katılmamayı tercih ettiler. Fakat toplanan Haçlıların çoğunluğu çok önemli bir hedef olan Filistin kutsal topraklarını ve Kudüs'u tekrar Hristiyan eline geçirmek için bunun (belki de istenmiyen ama kabul edilebilecek bir) vasıta olduğuna inanıp Zara'ya gitmeyi kabullendiler.

Zara'ya 60 harp gemisi kadırga, 50 karaya çıkartma gemisi ve 110 at gemisi ile götürülen Haçlı ordusu, Zara limanının önünde kurulmuş olan zincir ve diğer yüzer engellerin Venedik harp gemileri tarafından elimine edilmesinden sonra, hiç direniş görmeden asker ve harp malzemesi çıkararak şehiri zapetti. O zamanki hukuka göre haklı olarak bu şehiri üç gün talan ettiler. Papa III. İnnocentius bir Haçlı ordusunun bu şekilde Hristiyanlara hücum etmesine çok kızdı; önce bütün katılan Haçlıları afaroz etti ise de, sonra danışmanları tarafından zorlanıp sadece Venediklileri afaroz etti. Ama bu da bu çeşit tüm şehir afarozlarının geçmişte hep başarısız kaldığını bildikleri için efektif bir sonuç ortaya çıkartmadı.
 
Haçlı ordusunun Konstantinopolis'e yönelişi

Bu sefer Bizans İmparatorlugu'na hak iddia eden sabık II. İsaakios Angelos'un genç oğlu Aleksius Angelos Hacli komuta heyetine, özellikle Haçlı orduları komutanı Boniface'ye, eğer Haçlı güçleri Konstantinopolis'e taşınır ve orada tahtı gayri meşru olarak gasp eden amcası yerine kendisini imparator yaparlarsa, Haçlı güçlerine büyük katkılar yapacağına inandırdı. Aleksios'un vaadleri şunlardı:

Venedik'e borç olarak kalan tazminatin kalanı Bizans hazinesinden karşılayacaktı.
Haçlı güçlerinin Konstantinopolis'ten Mısır'a gemilerle nakil edilmesi Bizans tarafından finanse edecekti.
Mısır'a sefere ekten 10.000 Bizansli asker sağlayacaktı.
Sonradan zaptedilecek Filistin ve Kutsal Küdus topraklarını korumak için, Bizans İmparatorluğu 500 şövalyeyi devamlı finanse edecekti.
Papalik'tan ayrılmış olan Doğu Ortodoks Kilisesi'ni Roma'daki Katolik Kilisesine bağlayacaktı.

Birçok dindar Katolik olan Haçlı için, özellikle Papa III. İnnocentius için, bu son şart çok uygun görülmüştü. Bu şekilde Konstantinopolis'i ve Bizanslıları tek bir birleşik Katolik Hristiyan kilisesi içinde Papa'nın liderliği altında toplamak, kutsal Kudüs'u yeniden almak kadar çekici görülüyordu. Papa III. İnnocentius'in Haçlıların Hristiyanlara karşı kullanılmasına itirazları da bu çok istenir sonucu ortaya çıkartacağı için böylece karşılanmış oluyordu.

Bunun yanında bir Latin için Konstantinopolis'in bir servet yatağı olduğu Batı Avrupa'da Latinler arasında, özellikle önceki Haçlı Seferlerinden dönenler tarafından, yıllarca masal gibi soylenip gitmişti. Her Orta Çağ ordusu mensubu gibi Konstantinopolis'i bir ordu ile almak ve hukuken kabul edilen üç günlük işgal edilen şehri talan etme izini, bir Haçlı Latin asker için inanılmaz kadar çok ganimet toplamak ile bir anlama gelmekteydi.

Nisan'da Haçlı ordularını taşıyan donanma Zara'dan ayrıldı; Dıraç liman ve Korfu adasına uğrandıktan sonra bu büyük donanma 24 Haziran 1203de Konstantinopolis şehri önünde Boğaz ağzında demir attı. Bizans İmparatoru III. Alekius Angelos bu donanmanın yakında geleceğinden haberi vardı ama bu tehdidi karşılayacak güç elinde bulunmuyordu. Önceki imparator olan kardeşi Bizans'in gemi yapımı ve bakımı kontratını 16 yıl önce bir ihale sonucu Venediklilerin eline bırakmıştı; ve kayın-biraderi olan donama komutanı amiral de donanmanın elinde bulunan çımaları, yelkenleri ve halatları ihale ile satmış ve Bizans donanması hiç donanımsız birkaç tekneye dönüşmüştü.
 
Haçlı ordusunun Konstantinopolis'e birinci hücumu

Konstantinopolis'e gelen Venedik gemilerinden oluşan büyük Venedik/Haçlı donanması o zaman Konstantinopolis'in limanı olan Haliç'e giremedi; çünkü Haliç'in ağzına 500 metre uzunlukta büyük ağır bir zincir çekilmişti. Bu nedenle Venedik/Haçlı donanması önce Anadolu yakasında o zaman Kadıköy (Chalcedon)'de bulunan bir imparatorluk sarayı önünde demirleyip etraftaki tarla, bostan ve bahçeleri yağmalayarak yiyecek ve içecek tedariki yaptı. Ufak bir Bizans süvari birliği burada Haçlılara hücum ettiyse de hemen geri püskürtüldü. Buraya Bizans İmparatoru III. Aleksius'un gönderdiği elçi de iyi karşılanmadı. Eğer III. Aleksius, yeğeni yerine tahttan feragat ederse kendinin af edilip iyi muamele görmesi için dua edecekleri ve eğer feragat etmezse, bir daha elçi ve mesaj göndermemesi ve kendini ve şehrini savunmaya hazırlaması istendiği bildirildi.

5 Temmuz'da bütün Haçlı birlikleri ve donanma Avrupa yakasına Haliç'in kuzey doğusuna Galata'nın hemen yakınına yeni bir ordugaha geçtiler. O zaman Galata bir ticaret merkezi olduğu için surları bulunmuyordu. Galata yakasında yalnız Haliç'in ağzında bir büyük yuvarlak kule şeklinde bir kale vardı ve Haliç'i gemilere kapayan zincirin bir ucu bu kuleye girip oradan büyük makaralarla indirilip yükseltiliyordu. Bu kaleyi savunmak için büyük bir Bizans birliği bulunmaktaydı ve bu birliğe moral sağlamak için III. Aleksius şahsen bu kulenin etrafının ve içinden savunmasının komutasını üzerine almıştı. Fakat Haçlıların zırhlı ağır süvari birlikleri hücuma geçince kulenin etrafındaki Bizans birlikleri başlarında İmparator olmak üzere hemen kaçmaya koyuldular ve kule içindeki güçlerin direnişi de ancak 24 saat sürdü. Böylece Haliç'i kapatan zincirin bir tarafını eline geçiren Haçlılar zinciri denize indirdiler ve Haliç'e girişi açtılar. Böylece büyük Venedik donanması Konstantinopolis'in limanı olan Haliç'e girmeyi basarmış oldu.

Bizanslılar şehirlerini savunmaya kararlıydılar. Karaya bakan şehir surları çok korunaklı olup birçok barbar kavimler, Arap, Bulgar kuşatmalarına karşı yüzyıllarca başarı ile savunulmuştu. Ancak Haliç kıyısındaki surlar daha alçak, daha dar ve bu nedenlerle daha az korunaklı idi. Buna rağmen Bizanslı savunucu güçler bu surları da savunmaya hazırdılar. Haçlı Latinler ve Venedikliler Haliç surlarının daha az korunaklı olduğunu ve özellikle şehrin kuzey batı köşesinde Tekfur Saray (Blaçarnae Sarayi) civarinda kara surları ile Haliç surlarının birleştiği kavisin zayıf olduğunu iyi bilmekteydiler.

17 Temmuz 1203 günü Haçlı Latinler karadan ve Venedikliler denizden Haliç surlarına ve özellikle bu surların en zayıf kısmına karşı büyük bir hücum başlattılar. Venedik gemileri mancınık ve atacakları taşlarla dolu bulunuyordu ve gemi direkleri arasına çekilen halatlara surların özellikle kulelerine çıkmak üzere merdivenler ve platformlar bağlanmıştı. Gemiler sahile hemen karaya oturacak kadar yaklaştırılıp alçak boyda olan surları ve sur kulelerini mancınıklarla bomdardıman edip platformlar ve merdivenlerle gemilerden hemen sur üstüne çıkmak imkânı bulunuyordu. Venedik Dükü 90lik gözleri görmeyen ihtiyar Enriko Dandolo idaresindeki Venedikli deniz güçleri başarı ile surları ve sur kulelerini ellerine geçirmeye başladılar. O günün sonunda Dandola muteffiki olan Latin Haçlıi ordulari komuta heyetine verdiği raporda 25 sur kulesinin Venedikliler eline geçtiğini; Venedikli denizcilerin surlarda açılan gediklerden şehrin kuzey batısına girdiğini ve civarda bulunan tahta evlerden oluşan şehir mahallelerinin hepsinin ateşe verilip yangının devam ettiğini bildirdi.
 
Birinci hücum sonuçları

Haçlıların birinci hücumu sırasında Venedikliler Haliç duvarlarını aşıp şehrin Kuzey-batı mahallelerine girdiler ve bu mahalleleri yaktılar. Bu yangından yaklaşık 20.000 Bizansli evini kaybetti. O zaman III. Aleksios Angelos bir alayın başında San Romanus Kapısından çıkarak bir huruç hücumuna girdi. Fakat İmparatorun aciz komutanlığı nedeniyle başarı sağlanamadı ve Bizans güçleri şehre geri döndüler. Saray mensupları Aleksios'u bir diğer hücuma hazırlanmaya zorladılar. O bu hücuma komuta etmeyi söz vermişken 17/18 Temmuz akşamı saraydan gizlice Eirene adli tek kizi yaninda ve hazinede bulunan 500 kilo altın ile birlikte bir ufak gemiye binerek Trakya'ya kaçtı. Karısını ve diger iki kızını, kuzey duvarlarını kaybetmiş ve büyük bir tehdit altında bulunan başkentinde geride bıraktı.

Konstantinopolis hükümdarsız kaldı ve alelacele toplanan bir devlet konseyinde II. İsaakios Angelos'u bulunduğu hapisaneden çıkartarak İmparatorluk tahtina oturtmaya karar verildi. II. İsaakios'un gözleri kördü; Bizans hukukuna göre körler İmparator olamazdı; ama meşru bir imparatordu. Onu tekrar Bizans İmparatoru yapmakla Bizans'in ileri gelenleri, Haçlıların şehri kuşatmaları için verdikleri tek önemli isteklerini, yani meşru hükümdarın geri getirilmesi şartını, karşıladıklarını sanmaktaydılar. Ayrıca Haçlılara yardım sağlayan ve onlarla birlikte gelen II. İsaakios oğlunu da, IV. Aleksios Angelos adıyla ortak imparator yapılmasi gerekti. 1 Agustos 1203de II. İsaakios Angelos ve IV. Aleksios Angelos tac giydirilip devletin efektif idaresini elerine aldılar.

Meşru hükümdarlarin tahta geçmesini şart koşan Venedikliler ve Latinler bu gerçeği kabul ederek hücumlarini durdurup, şehrin içinde girdikleri yerlerden çıkıp Haliç'in karşı yakasında Galata dışında bir ordugaha çekildiler. Genç Aleksios Angelos'un Haçlılara Zara'da verdiği vaadleri yerine getirmesini beklemeye koyuldular.

IV. Aleksios bu vaadleri yerine getirmek için finansman sağlamasi gerekmekteydi. Amcasının yaptığı israfli giderlerle devlet hazinesi boşalmıştı. Halka yeni vergiler konulması ve eski vegilerin artırılması gerekti. Bu vergi gelirlerinin düşman olarak gördükleri Latin ve Venediklilere gideceğini bilen halk açıkca bu vergilere ve İmparatorlara karşı kızgınlığını göstermeye başladı. Diğer bir devlet gelir kaynağı ise, kiliselerde ve manastırlarda bulanan kıymetli matallarden yapılmış vaftiz kapları vb. nın müsadere edilip eritilmeleri ile elde edilen kıymetli metaller idi. Bu ise Konstantinopolis'te çok nüfuzlu olan papazları, keşişleri ve rahibeleri imparatorlara açıkca düşmanlığa yöneltti. Bunun yanında Aleskios'un verdiği vaadlerden biri Doğu Ortodoks Kilisesi'nin ve onun papaz ve manastır mensuplarının Roma'da bulunan Katolik Papa'ya bağlanmasi gereği çok büyük şikayet konusu olmaktaydı.

Bütün bunlar yetişmiyormuş gibi medeniyet görmemiş Latinler ve Venedikliler'in küçük gruplarla ordugahlarından gelip Konstantinopolis'i ziyaret etmeleri ve bu ziyaretlerde aldıkları tavırlar ve hareketleri hem büyük bir halk düşmanlığı hem de parasal ziyan ortaya çıkarıyordu. Bir gece bir grup Haçlı St İrene Kilisesi'nin hemen arkasında bulunan küçük bir Arap mahallesinin varlığını keşedip o mahalleye girdiler; orada bulunan küçük mescidi görünce sinirleri atıp hemen onu ve mahalleyi yıkıp yakmaya koyuldular. Bu söndürülemeyen yangın şehrin diğer yanlarına yayıldı, şehrin onemli mahalleleri bu ikinci büyük yangınla yerle bir oldu ve imparator Julianus çağından beri yüzyıllarca görünmeyen yuksek yangın zararı ortaya çıkardı. IV. Aleksios Trakya'ya kaçan ve orada Bizans direnişini organize eden amcası sabık III. Aleksios'a karşı askerî birliklerle gittiği bir başarısız kampanyadan döndüğünde, başkentini yangından harap bir halde ve halkını Latin yabancılara karşı harp etmeye hazır bir şekilde olduğunu gördü.

Birkaç gün sonra zaten çok kritik durum, daha da güçleşti. 3 Latin Haçlı ve 3 Venedikli'den oluşan bir heyet IV. Aleksios huzuruna çıkarak kendilerine Zara'da vaad ettiği meblağların hemen ödenmesini istediler. İmparatorun bu ödemeyi yapmaya hiç bir imkânı bulunmamaktaydı ve ödeme yapamıyacağını onlara bildirdi. Bu toplantıda bulunan herkesin sonucun yeni bir savaş olacağına şüphesi kalmamıştı. Genel olarak ne Bizanslılar ne de Latinler yeni bir savaş istemekteydiler. Bizanslılar bu garip kılıklı, acayip tavırlı ve kendilerinin din inançlarına ve ayinlerine pek az benzeyen garip Hristiyanların şehirlerin yakınlarından ayrılıp gitmelerini istemekteydi. Latinler ise bu sefere dinî nedenlerle katılmışlardı ve hemen Mısır'a ve oradan Küdus'e gitmek niyetindeydiler.

Ancak Venedikliler ve özellikle gözleri görmeyen ve 80 küsur yaşından aşkın yaşlı Venedik Dükü Enriko Dandolo daha değişik ve ayrı hedefler peşinde idi. Eğer onun bir savaş isteği olmasaydı; Venedik donanmasına emir verip geri götürebilirdi. Ama önce kendisine verilecek tazminatın tamamlanması için Bizans ödemelerini beklediği için donanması ile geri dönmediğini açıkladı. Bizanslıların bu ödemeyi yapma imkânları olmadığı gittikçe açığa çıkmaya başlayınca tonunu değiştirip o anda Bizans'in hükümdarları olan II. İsaakios ve IV. Aleksios'un kaypak olduklarını ve sözlerini tutacak kişiler olmadıklarını, şehre girerek onları tahtan indirmenin ve Venedik'e olan eski borçların ve vaad edilmiş olan yeni gemilerin bulunması için gereken ödemeleri yapacak bir diğer hükümdarı tahta geçirip Haçlıların ana hedeflerine yönlemelerini sağlamanın her Haçlı için bir dinsel ödev olduğunu iddia etmeye başladı. Aslında Enriko Dandolo için ne Küdus'e kutsal gitme ne de Venedik'e olan nakliye borçlarını elde etme artık bir objektifti. Bizans İmparatorluğu'nu yıkmak; yerine Venedik menfaatlerinden başka bir hedefi olmayan, bir kukla imparator getirmek ve böylece bir denizler üstü büyük Venedik İmparatorluğu kurmak objektifi olmuştu.

Konstantinopolis halkı da Haçlılarla bir bakıma hemfikirlerdi; II. İsaakios ve IV. Aleksios'un hemen tahtan indirilmeleri gerekiyordu. 25 Ocak 1204de Ayasofya'da senatorler, din adamlari ve halk temsilcilerinden oluşan büyük bir toplantı yapıldı. Bu toplantı üç gün sürdü. Sonunda IV. Aleksios ve babası tahttan indirildi. Bu konsey, onların yerine imparator olarak bir yüksek saray memuru olan Nikolas Kanabus'u imparator olarak seçti.
 
Haçlı ordusunun Konstantinopolis'e ikinci hücumu ve şehrin zaptedilişi

Yağmalanan eşyaların bir kısmı zaman içinde kaybolurken, bir kısmı da Vatikan'da ve diğer büyük dini merkezler de koruma altına alındı. Hipodrom'daki heykeller, azizlerin kemikleri, İsa'ya ait olduğuna inanılan ve bugün Torino'da olan kefen ile Venedik'teki San Marko Meydanı'ndaki kilisede muhafaza edilen dört adet at heykeli de gidenler arasındaydı.

Haçlı Ordusu Kudüs yerine İstanbul'u işgal etti ve Bizans İmparatorluğu yerine bir Latin İmparatorluğu kuruldu.
 
Bizans'ın parçalanışı ve Latin İmparatorluğu

Bu seferden en kazançlı çıkan Venedikliler oldu ve Akdeniz'in önemli adaları gemilerinin nakliye ücreti karşılığı bunlara verildi.

 
Dördüncü Haçlı Seferi sonuçlarının değerlendirilmesi

Konstantinopolis'te kurulan Latin İmparatorluğu fazla yaşamadı (1204-1261). 1261 yılında Bulgarların ve İznik'e kaçan Bizanslılar'ın hücumları sonucu yıkıldı. Iznik Rum İmparatoru VIII. Mikhail Palaiologos tekrar İstanbul'a gelerek Bizans Imparatorlugu Imparatoru oldu.

Dördüncü Haçlı Seferi'nin değerlendirilmesinde en son sözleri 20. yüzyılda Venedik ve Bizans tarihlerini yazmış olan modern İngiliz tarihçisi J.J.Norwich'in Bizans tarihi ilgili kitabında verilen şu değerlendirme ile bitirmek uygun görünmektedir:

"Dünya olaylarının çok geniş içeriğinde .. Dördüncü Haçlı Seferi.. büyük bir felaket olarak görünmektedir. ... Bu demek değildir ki bu sefer, genel Haçlı Seferleri kavramının bir kötü ün kazanmasına neden olmuştur. Bir önceki yüzyılda birbirini takip eden seferler zaten Hristiyanlık tarihindeki en kara sayfalar oluşturmustu. Fakat Dördüncü Haçlı Seferi (eğer Haçlı seferi demek kabilse) daha önceki Haçlı seferlerine kıyasla imansızlık ve ikiyüzlülük ve vahşilik ve açgözlülük bakımından önceki seferlerden katkat üstünde olmuştur. ... İstanbul'un talan edilmesi, 5. yüzyılda Roma'nın barbar kavimler tarafından yağmalanmasından, 7. yüzyılda İskenderiye kütüphanesinin ve kitaplarının... yakılmasından, bütün dünya için daha çok felaketli olan bir kayıp ortaya çıkarmıştır... Haç sancağı altında savaşan bu adamlara... nakliyat sağlayan ve kendilerine ilham ve moral veren ve onları cesaretlendiren ve onların başını çeken en sonunda Enriko Dandolo'dur; bu kişi bunları Venedik Cumhuriyeti adına yapmıştır ve bu trajediden en mühim kârlı parsayı toplayan Venedik olmuştur. Bu nedenle bütün dünya için bu büyük kargaşalık, felaket ve yıkımı ortaya çıkarmanın mesulleri Venedik ve onun kör, ihtiyar düküdür." [2]
 
Geri