Dokuzuncu Hariciye Koğuşu - Peyami Safa

Konu sahibi son olarak 1221 gün önce görüldü
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu - Peyami Safa

0000000061058-1.jpg


Peyami Safa’nın şaheserlerinden Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Türk edebiyatında “insan ruhunun derinliklerinde ve labi*rentlerinde dolaşan ilk roman” olması ve hasta bir insanı ve onun psikolojisini ele alması bakımından önemli bir yere sahiptir. Birçok araştırmacı ve yazar tarafından Türk edebiyatında bir ilk kabul edilen Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Tanpınar dediği gibi, “acının ve ıstırabın yegâne kitabı” olarak hem kemiyet hem de keyfiyet bakımından başka hiçbir eser olmasa da Türk romanının var olduğuna delil gösterilebilecek kudrette bir eserdir. Romanın genç kahramanı, ayağındaki rahatsızlıktan kurtulabilmek için sayısız doktora görünür ve en nihayetinde havadar bir ortamda, stresten uzak bir istirahat dönemi geçirmesi gerektiğine ikna edilir. Ancak, gerek akrabaları olan bir Paşa’nın Erenköyü’ndeki köşkünde misafir kaldığı dönemde, gerekse kendi evi ve hastaneye gidiş gelişlerinde şuurunu adeta bir facia atmosferinde yoğurur. Peyami Safa’nın çocukluk ve gençlik dönemlerinden fazlasıyla izler taşıyan roman, hem umudu ve umutsuzluğu, hem de sevinci ve felaketi aynı sayfalara sığdırabilmiş olması bakımından insanın eşsiz bir tarifini sunuyor.

Alıntı
 
Son düzenleme:
Kitapların okunduğu dönemlerin ve yaşların çok önemli olduğuna inanıyorum. Örneğin bu kitabı ortaokulun son sınıfında okumuştum ve tam olarak anlayamamış ve de çok sıkılmıştım. Geçen ay yeniden okudum ve çok keyif aldım. Bu arada yaşım 35 :) bu demek değil ki 35 yaşında okuyunca anlaşılan bir kitap ... Ancak bence liseden sonra okunup algılanabilen ve yorumlanabilen bir kitap.
 
Lisenin ilk senesinde okumuştum ben . Çokta etkilenmiştim . ama kitap nereye kayboldu bilmiyorum büyük ihtimalle amca kızı aldı :d
Bir daha okusam aynı hislerle tatla okurmuyum bilemiyorum.
 
Bu sabah okudum ve çok akıcı geldi. Bilinmeyen sözcükler içeriyor tabi.
Etkileyici ve müthiş tahlilleri olan bir yapıt.
 
Geri