Maria Puder
Platin Üye
-
- Katılım
- Mart 19, 2013
-
- Mesajlar
- 16,154
-
- Tepkime puanı
- 36
-
- Puanları
- 308
-
- Yaş
- 39
Çin’in Sincan Uygur Özerk bölgesinin güneybatısındaki Kaşgar bölgesinde Pazartesi günü yaşanan olayda resmi makamların ölü sayısını 18 olarak açıklanmasına rağmen yerel kaynaklar bu rakamın gerçeği yansıtmadığını belirtiyor.
Yapılan açıklamalara göre olaylar ilk olarak Sincan bölgesindeki polis kontrol noktasında meydana geldiği belirtildi. İddiaya göre kontrol noktasında bir otomobilin polis barikatını aşmaya çalıştığı, bu sırada araç sürücüsünün bir polis memuruna çarparak bacağının kırılmasına sebep olduğu, araçtakilerin olay yerine gelen iki polis memurunu bıçakla öldürmesinin ardından bölgeye intikal eden silahlı destek ekibinin etrafta ateş açması sonucu en az 15 kişinin hayatını kaybettiği haberi geçildi. Olaya konu olan aracın Kızılsu Kırgız plakalı olduğu aktarıldı.
Bilindiği üzere Çin polisi, işgal altındaki Doğu Türkistan’da şüpheli gördüğü Uygurlara ateş etme yetkisine sahip. Geçtiğimiz günlerde de Guma kasabasında nehir kenarında bir araya gelen sekiz Uygur Türkü polis tarafından şüpheli bulunarak katledilmişti.
ÇİN, UYGUR’DA NAMAZ VE ORUCU YASAKLADI
Çin Hükümeti olayı terör eylemi olarak nitelerken Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Abdulehed Er yaptığı yazılı açıklamada yapılanların Müslümanlara yönelik bir saldırı olduğunu belirtti.
Doğu Türkistan’da Uygur Müslümanların dini vecibeleri yerine getirmeye izin verilmezken; Çin özellikle oruç tutmayı, camilerde namaz kılmayı, Uygur erkeklerin sakal bırakması ve kadınların başörtü takması yasaklandı. Hicap ve tesettürlü kadınların hicapları açılmaya zorlanırken kabul etmeyenler *ise para ve hapis cezasına çarptırılıyor.
OLAYLARIN NEDENİ
Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Abdulehed Er, yaşanan olayın tesettürlü eşleri gözaltına alınan bir grup Uygur’un polis ile yaşadığı gerginlik sonrası başladığını aktardı. Eşlerinin serbest bırakılmasını isteyen gruba polis müdahalesi olayların fitilini ateşledi. Abdulehed Er, Çin’in Uygur Türklerine dini ve milli özgürlük tanıması halinde bölgede hiçbir olayın yaşanmayacağını; bu özgürlüklerin tanınmadığı için Çin yönetiminin olaylarda meydana gelen* ölümlerin üstünü kapatmaya çalıştığını vurguladı.
İŞGAL ALTINDAKİ DOĞU*TÜRKİSTAN ÜZERİNE
Çin’in İdari Yapılanmasında Sincan Özerk Bölgesi’nin Konumu
Bugün Çin’de merkeze bağlı 23 eyalet, 5 otonom bölge, 4 adet merkezi yönetime direkt bağlı belediye ve 2 özel idari bölge mevcuttur. Sincan Uygur Özerk bölgesi 1.664.897,17 km² yüzölçümü ile Çin’in en büyük otonom bölgesidir. Yüzölçümü bakımından Doğu Türkistan Almanya’dan 4, Türkiye’den ise yaklaşık 2,5 kat büyüktür. Çin’in en batısında yer almaktadır. Mevcut statüsünü 1955 yılında kazanmıştır ve bu statü içerisinde 5 özerk vilayet, 8 idari il ve ülke ölçüsünde 15 kente ayrılmıştır.
*
Sincan Özerk Bölgesinin Coğrafi Konumu ve Özellikleri
Bugün 8 Orta Asya devleti ile sınır komşusu olan Sincan Uygur Özerk bölgesi Çin’in yüzölçümünün 1/6’sını oluşturmaktadır.Doğu Türkistan olarak adlandırılan bölgenin kuzeyinde Rusya, kuzeybatısında Kazakistan, batısında Tacikistan, Kırgızistan, Afganistan, Pakistan ve Hindistan kontrolündeki Keşmir bölgesi, güneyinde Tibet Özerk Bölgesi, güneydoğusunda Qinghai ve Gansu eyaletleri ve doğusunda Moğolistan bulunmaktadır. Doğu Türkistan’ın üç tarafı Altay, Tanrı ve Kakanlı dağları ile çevrilidir.Coğrafyanın doğu tarafı kumluk olup Taklamakan çölü Doğu Türkistan toprakları içerisindedir.
Sincan Özerk* Bölgesinin Stratejik Konumu
Amerikalı bilim adamı Prof. Owen Lattimore tarafından ”Asya’nın Kalbi” olarak tanımlanan Doğu Türkistan Türklüğün Yurdu, Türk Medeniyet ve Kültürünün kaynağıdır. Coğrafi yapısı dolayısıyla dünyanın ender rastlanan savunma ve saldırı merkezlerinden biridir. Çin’in eski ticaret yolları üzerinde bulunan bu Bölge mevcut dönemde de Çin’in batıya ve Orta Asya’ya açılan kapısı olmuştur. Çin denizleri üzerindeki Emperyalist devletlerin etkisi (ABD kontrolündeki Pasifik Okyanusu ve Malakka Boğazı), güneyinde yer alan Çin Seddi ve Hindistan, coğrafi ve stratejik olarak Komünist Kızıl Çin yönetimi açısından coğrafyanın önemi arttırmaktadır. Ayrıca Sovyetler Birliğinin dağılışının ardından kurulan işbirlikleri Çin’in bu bölge üzerindeki arzularını gözler önüne sermektedir. Şanghay Beşlisi ile temelleri atılan Şanghay İşbirliği örgütüyle bu coğrafya vazgeçilmez bir hal almıştır. Doğu Türkistan yıllarca Sovyet Rusya ve Komünist Çin arasında bir tampon görevi görmüştür. Ayrıca Çin Hükümeti Nükleer Uzay Araştırmaları üssü bu bölgedeki Lop Nor’da yer almaktadır.
Bölgenin Doğal Zenginlikleri ve Ekonomik Durumu
Doğu Türkistan coğrafyanın verdiği avantajlar sayesinde bir çok zengin doğal kaynağa sahiptir. Çin’de çıkarılan minerallerin %78’i ve Çin’de bulunan 148 çeşit madenin 118’i Doğu Türkistan topraklarında yer alan zengin kaynaklardan temin edilmektedir. Çıkarılan madenler arasında Kömür, Demir, Uranyum, Volfram, Manganez,* Krom, Kurşun, Molibden, Çinko, Berilyum, Niyobyum, Tantal, Sezyum, Beyaz Mika, Asbest ve Altın sayılabilir. Ayrıca Coğrafya muazzam Doğalgaz ve Petrol yataklarına sahiptir. Doğu Türkistan’da 500 noktadan petrol, 30 noktadan da doğal gaz çıkarılmaktadır. Çin’de bulunan mevcut kömür rezervlerinin %50’si yine bu topraklardadır. Bölgede yer alan tuz rezervleri ise tüm insanlığın 1000 yıllık ihtiyacını karşılayacak niteliktedir.Bölgede kurulan Rüzgar Enerjisi Santralleri Asya’daki en büyük santrallerdir.
Ancak Doğu Türkistan Halkı bu zenginlikten faydalanamamaktadır. Sanayi kuruluşlarında çalışanların %90 dan fazlasını Çinliler oluşturmaktadır.Bu bakımdan Türkler arasında işsizlik yüksektir.Ayrıca Çin’de bulunan en geniş ekilebilir tarım arazileri yine Doğu Türkistan topraklarındadır. Kişi başına düşen ekilebilir-dikilebilir arazi oranı toplam Çin ortalamasının kat be kat üstündedir. Buğday, Pamuk, Meyve ve Sebze yetiştiriciliği ön planda olup geniş otlaklar ve yaylaların bulunması sebebiyle bölge hayvancılığa son derece elverişlidir.
Doğu Türkistan’da Eğitim
Bölge Çin’in etnik ve kültürel asimilasyon çalışmalarının deney sahası olmuştur. Uygur alfabesi önce Kiril alfabesine çevrilmiş, bununla gerçekleşecek Rus yakınlaşmasından korkularak daha sonra Latin alfabesine çevrilmiş, ardından olası Türkiye yakınlaşmasından korkularak alfabe son olarak Arap alfabesine çevrilmiştir. Ayrıca eğitim dili Standart Çince olarak belirlenmiş ve akıcı şekilde Çince konuşamayan halkın cahil bırakılması ve dış dünyayla bağlantılarının kesilmesi amaçlanmıştır. Uygurlu gençlerin üniversiteye kabul oranı oldukça düşüktür.
Çin’in Doğu Türkistan Üzerindeki Sağlık ve Nüfus Politikası
Doğu Türkistan’da her alanda olduğu gibi sağlık alanında da insanlık dışı politikalar uygulanmaktadır. Çinli nüfusun sağlık hizmetlerinin %95’i devlet tarafından ücretsiz sağlık hizmeti kapsamında karşılanırken Türklerde bu oran yaklaşık %12 civarındadır. Ayrıca bölgede gerçekleştirilen Nükleer deneyler sonucunda çoğu insan üzerinde Radyasyon etkisi görülmekte buna bağlı olarak salgın hastalıklar, genetik bozukluklar ve kanser vakalarında artış gözlemlenmektedir. Ayrıca bir diğer dikkat çeken konu ise Çin’in azınlıklar üzerinde uyguladığı acımasız ve dini inançlara ters doğum kontrol ve kürtaj politikalarıdır. Devlet tarafında düzenlenen nüfus planlamasına uymaksızın dünyaya getirilecek bir çocuğun aileye getireceği maddi ve manevi yük akıl almaz boyuttadır. Kamu çalışanlarının işten uzaklaştırılması, teşvik ve primlerinin kesilmesi, ücretsiz çalıştırma, sağlık hizmetleri ve doğum masraflarının ebeveyn tarafından karşılanmaya mecbur bırakılması bu politikaların acımasızlığını göstermektedir. Yasal olarak 5 ay sınırı bulunan kürtaj operasyonları denetimsiz, yasadışı ve özgürlüklere aykırı bir şekilde sürdürülmekte, bu eylem sırasında kadınlarda oluşan fiziksel ve manevi hasarın kadınlar üzerinde yarattığı psikolojik baskı farklı sorunlara sebep olmaktadır.
Bu bölgeye gerçekleştirilen teşvikli göçlerin yegane amacıda bölgede bulunan Uygur nüfusunu azaltmaktır. Bu kapsamda okumuş aydın ve Çinli gençlere iş imkanı sağlanarak aileleriyle birlikte göç etmeleri amaçlanmaktadır. Bu politikalara*ek olarak bu bölgede Çin kökenlilere sağlanan ticari, zirai ve sosyal imkanlar bölgeyi cazibe merkezi haline getirmektedir. Bunun sonucunda Çin’in politikaları sebebiyle kesin bilgiye sahip olamamakla beraber bugün Uygur nüfusu bölgenin %47’sini oluştururken Çin nüfusu %40’ını oluşturmakta ve bu oran Çin nüfusu yönünde gün geçtikçe pozitif artış göstermektedir.
Türkiye-Çin Arasında Doğu Türkistan Meselesi
İki ülke arasında kurulan ilişkilerin temeli 20. yüzyılın son çeyreğiyle hız kazanmaya başlamıştır. Cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemde Doğu Türkistan’da gerçekleşen bağımsızlık hareketlerinin destekçisi olunmuş ve soydaşlık bağlarımızın unutulmaması sağlanmıştır. Ancak Çin’deki ekonomik büyüme ve Çin’in yarattığı pazar Türkiye ve dışa bağımlı ekonomisini derinden etkilemiştir. Bugün Çin etkisi iç pazarımızda dahi görülmektedir. İlişkilerin kurulduğu ilk dönemlerde Türkiye’nin Kıbrıs meselesiyle eşdeğer gördüğü Doğu Türkistan meselesi zaman içerisinde göz ardı edilmeye başlanmıştır. Türkiye’nin sınır sorunlarından biri olan PKK terör örgütüne karşı Çin’in tutumu sırasında gerekli adımlar ne yazık ki atılamamıştır. Bu sorunların arka planında bulunan Doğu Türkistan meselesi bölgede hala Amerika müttefiki konumundaki Türkiye’nin Çin ile ilişkilerini etkilemiştir. Çin’in iddialarına göre Türk Hükümetleri Doğu Türkistan’daki ayrılıkçı faaliyetlere destek vererek Çin’in bölünmez bütünlüğüne tehdit oluşturan bu eylemlerin yardımcısı olmuştur. Yapılan antlaşmalar ve kurulan ilişkiler sonucunda Türkiye’deki siyasilerin söylemleri sonucu Doğu Türkistan konusunun Çin’in iç meselesi olduğu ve Türkiye’nin Çin’in bütünlüğünü tanımaya yönelik açıklamaları bu konuda belirlenen dış politikayı gözler önüne sermektedir.
11 Eylül Ardından Çin’in Politikaları
11 Eylül saldırısının ardında bölgede oluşan çatışma ortamından faydalanan Çin, Uygur Özerk Bölgesi içerisinde gerçekleşen tüm milli, dini, sosyal, ekonomik ayrımcılık karşıtı özgürlük ve eşitlik taleplerini kendilerine karşı oluşmuş islami terör eylemi olarak nitelendirmiş uyguladığı şiddet, zulüm ve soykırıma bir zemin bulmuştur. Bunun sonucu olarak Uygurların haklarını savunanlar başta olmak üzere, genci-yaşlısı, çocuğu-kadını tanınmaksızın bulduğu tüm fırsatları kullanarak etnik arındırma politikasına hız vermiş oldu.
*
Sonuç olarak dünya genelinde Çin’in bu politikaları çoğu uluslararası örgüt tarafından insanlık suçu olarak nitelendirilse dahi ispatı engellenmektedir. Çin bu coğrafyayı yalıtarak dış dünya ile bağlantısını kesmekte ve bu zengin kaynakların esas sahibi Uygur Türklerini asimile çabalarına son sürat devam etmektedir. Bu coğrafya üzerindeki emeller Çin’in bölgeye verdiği yeni isim olan Sincan ile apaçık belirtilmektedir. Sincan Çince Xin-Jiang kökünden gelme ve ‘yeni toprak’ anlamını taşımaktadır. 21. yüzyılın Uygurlar için son yüzyıl olma korkusu içerisinde bu zulüm ve işkence karşısında sessiz kalmanın tüm insanlığın suçu olduğunu unutmamalıyız.
Kaynak :
DOĞU TÜRKİSTAN’DA UYGUR KATLİAMI | ULİT
Yapılan açıklamalara göre olaylar ilk olarak Sincan bölgesindeki polis kontrol noktasında meydana geldiği belirtildi. İddiaya göre kontrol noktasında bir otomobilin polis barikatını aşmaya çalıştığı, bu sırada araç sürücüsünün bir polis memuruna çarparak bacağının kırılmasına sebep olduğu, araçtakilerin olay yerine gelen iki polis memurunu bıçakla öldürmesinin ardından bölgeye intikal eden silahlı destek ekibinin etrafta ateş açması sonucu en az 15 kişinin hayatını kaybettiği haberi geçildi. Olaya konu olan aracın Kızılsu Kırgız plakalı olduğu aktarıldı.
Bilindiği üzere Çin polisi, işgal altındaki Doğu Türkistan’da şüpheli gördüğü Uygurlara ateş etme yetkisine sahip. Geçtiğimiz günlerde de Guma kasabasında nehir kenarında bir araya gelen sekiz Uygur Türkü polis tarafından şüpheli bulunarak katledilmişti.
ÇİN, UYGUR’DA NAMAZ VE ORUCU YASAKLADI
Çin Hükümeti olayı terör eylemi olarak nitelerken Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Abdulehed Er yaptığı yazılı açıklamada yapılanların Müslümanlara yönelik bir saldırı olduğunu belirtti.
Doğu Türkistan’da Uygur Müslümanların dini vecibeleri yerine getirmeye izin verilmezken; Çin özellikle oruç tutmayı, camilerde namaz kılmayı, Uygur erkeklerin sakal bırakması ve kadınların başörtü takması yasaklandı. Hicap ve tesettürlü kadınların hicapları açılmaya zorlanırken kabul etmeyenler *ise para ve hapis cezasına çarptırılıyor.
OLAYLARIN NEDENİ
Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Abdulehed Er, yaşanan olayın tesettürlü eşleri gözaltına alınan bir grup Uygur’un polis ile yaşadığı gerginlik sonrası başladığını aktardı. Eşlerinin serbest bırakılmasını isteyen gruba polis müdahalesi olayların fitilini ateşledi. Abdulehed Er, Çin’in Uygur Türklerine dini ve milli özgürlük tanıması halinde bölgede hiçbir olayın yaşanmayacağını; bu özgürlüklerin tanınmadığı için Çin yönetiminin olaylarda meydana gelen* ölümlerin üstünü kapatmaya çalıştığını vurguladı.
İŞGAL ALTINDAKİ DOĞU*TÜRKİSTAN ÜZERİNE
Çin’in İdari Yapılanmasında Sincan Özerk Bölgesi’nin Konumu
Bugün Çin’de merkeze bağlı 23 eyalet, 5 otonom bölge, 4 adet merkezi yönetime direkt bağlı belediye ve 2 özel idari bölge mevcuttur. Sincan Uygur Özerk bölgesi 1.664.897,17 km² yüzölçümü ile Çin’in en büyük otonom bölgesidir. Yüzölçümü bakımından Doğu Türkistan Almanya’dan 4, Türkiye’den ise yaklaşık 2,5 kat büyüktür. Çin’in en batısında yer almaktadır. Mevcut statüsünü 1955 yılında kazanmıştır ve bu statü içerisinde 5 özerk vilayet, 8 idari il ve ülke ölçüsünde 15 kente ayrılmıştır.
*
Sincan Özerk Bölgesinin Coğrafi Konumu ve Özellikleri
Bugün 8 Orta Asya devleti ile sınır komşusu olan Sincan Uygur Özerk bölgesi Çin’in yüzölçümünün 1/6’sını oluşturmaktadır.Doğu Türkistan olarak adlandırılan bölgenin kuzeyinde Rusya, kuzeybatısında Kazakistan, batısında Tacikistan, Kırgızistan, Afganistan, Pakistan ve Hindistan kontrolündeki Keşmir bölgesi, güneyinde Tibet Özerk Bölgesi, güneydoğusunda Qinghai ve Gansu eyaletleri ve doğusunda Moğolistan bulunmaktadır. Doğu Türkistan’ın üç tarafı Altay, Tanrı ve Kakanlı dağları ile çevrilidir.Coğrafyanın doğu tarafı kumluk olup Taklamakan çölü Doğu Türkistan toprakları içerisindedir.
Sincan Özerk* Bölgesinin Stratejik Konumu
Amerikalı bilim adamı Prof. Owen Lattimore tarafından ”Asya’nın Kalbi” olarak tanımlanan Doğu Türkistan Türklüğün Yurdu, Türk Medeniyet ve Kültürünün kaynağıdır. Coğrafi yapısı dolayısıyla dünyanın ender rastlanan savunma ve saldırı merkezlerinden biridir. Çin’in eski ticaret yolları üzerinde bulunan bu Bölge mevcut dönemde de Çin’in batıya ve Orta Asya’ya açılan kapısı olmuştur. Çin denizleri üzerindeki Emperyalist devletlerin etkisi (ABD kontrolündeki Pasifik Okyanusu ve Malakka Boğazı), güneyinde yer alan Çin Seddi ve Hindistan, coğrafi ve stratejik olarak Komünist Kızıl Çin yönetimi açısından coğrafyanın önemi arttırmaktadır. Ayrıca Sovyetler Birliğinin dağılışının ardından kurulan işbirlikleri Çin’in bu bölge üzerindeki arzularını gözler önüne sermektedir. Şanghay Beşlisi ile temelleri atılan Şanghay İşbirliği örgütüyle bu coğrafya vazgeçilmez bir hal almıştır. Doğu Türkistan yıllarca Sovyet Rusya ve Komünist Çin arasında bir tampon görevi görmüştür. Ayrıca Çin Hükümeti Nükleer Uzay Araştırmaları üssü bu bölgedeki Lop Nor’da yer almaktadır.
Bölgenin Doğal Zenginlikleri ve Ekonomik Durumu
Doğu Türkistan coğrafyanın verdiği avantajlar sayesinde bir çok zengin doğal kaynağa sahiptir. Çin’de çıkarılan minerallerin %78’i ve Çin’de bulunan 148 çeşit madenin 118’i Doğu Türkistan topraklarında yer alan zengin kaynaklardan temin edilmektedir. Çıkarılan madenler arasında Kömür, Demir, Uranyum, Volfram, Manganez,* Krom, Kurşun, Molibden, Çinko, Berilyum, Niyobyum, Tantal, Sezyum, Beyaz Mika, Asbest ve Altın sayılabilir. Ayrıca Coğrafya muazzam Doğalgaz ve Petrol yataklarına sahiptir. Doğu Türkistan’da 500 noktadan petrol, 30 noktadan da doğal gaz çıkarılmaktadır. Çin’de bulunan mevcut kömür rezervlerinin %50’si yine bu topraklardadır. Bölgede yer alan tuz rezervleri ise tüm insanlığın 1000 yıllık ihtiyacını karşılayacak niteliktedir.Bölgede kurulan Rüzgar Enerjisi Santralleri Asya’daki en büyük santrallerdir.
Ancak Doğu Türkistan Halkı bu zenginlikten faydalanamamaktadır. Sanayi kuruluşlarında çalışanların %90 dan fazlasını Çinliler oluşturmaktadır.Bu bakımdan Türkler arasında işsizlik yüksektir.Ayrıca Çin’de bulunan en geniş ekilebilir tarım arazileri yine Doğu Türkistan topraklarındadır. Kişi başına düşen ekilebilir-dikilebilir arazi oranı toplam Çin ortalamasının kat be kat üstündedir. Buğday, Pamuk, Meyve ve Sebze yetiştiriciliği ön planda olup geniş otlaklar ve yaylaların bulunması sebebiyle bölge hayvancılığa son derece elverişlidir.
Doğu Türkistan’da Eğitim
Bölge Çin’in etnik ve kültürel asimilasyon çalışmalarının deney sahası olmuştur. Uygur alfabesi önce Kiril alfabesine çevrilmiş, bununla gerçekleşecek Rus yakınlaşmasından korkularak daha sonra Latin alfabesine çevrilmiş, ardından olası Türkiye yakınlaşmasından korkularak alfabe son olarak Arap alfabesine çevrilmiştir. Ayrıca eğitim dili Standart Çince olarak belirlenmiş ve akıcı şekilde Çince konuşamayan halkın cahil bırakılması ve dış dünyayla bağlantılarının kesilmesi amaçlanmıştır. Uygurlu gençlerin üniversiteye kabul oranı oldukça düşüktür.
Çin’in Doğu Türkistan Üzerindeki Sağlık ve Nüfus Politikası
Doğu Türkistan’da her alanda olduğu gibi sağlık alanında da insanlık dışı politikalar uygulanmaktadır. Çinli nüfusun sağlık hizmetlerinin %95’i devlet tarafından ücretsiz sağlık hizmeti kapsamında karşılanırken Türklerde bu oran yaklaşık %12 civarındadır. Ayrıca bölgede gerçekleştirilen Nükleer deneyler sonucunda çoğu insan üzerinde Radyasyon etkisi görülmekte buna bağlı olarak salgın hastalıklar, genetik bozukluklar ve kanser vakalarında artış gözlemlenmektedir. Ayrıca bir diğer dikkat çeken konu ise Çin’in azınlıklar üzerinde uyguladığı acımasız ve dini inançlara ters doğum kontrol ve kürtaj politikalarıdır. Devlet tarafında düzenlenen nüfus planlamasına uymaksızın dünyaya getirilecek bir çocuğun aileye getireceği maddi ve manevi yük akıl almaz boyuttadır. Kamu çalışanlarının işten uzaklaştırılması, teşvik ve primlerinin kesilmesi, ücretsiz çalıştırma, sağlık hizmetleri ve doğum masraflarının ebeveyn tarafından karşılanmaya mecbur bırakılması bu politikaların acımasızlığını göstermektedir. Yasal olarak 5 ay sınırı bulunan kürtaj operasyonları denetimsiz, yasadışı ve özgürlüklere aykırı bir şekilde sürdürülmekte, bu eylem sırasında kadınlarda oluşan fiziksel ve manevi hasarın kadınlar üzerinde yarattığı psikolojik baskı farklı sorunlara sebep olmaktadır.
Bu bölgeye gerçekleştirilen teşvikli göçlerin yegane amacıda bölgede bulunan Uygur nüfusunu azaltmaktır. Bu kapsamda okumuş aydın ve Çinli gençlere iş imkanı sağlanarak aileleriyle birlikte göç etmeleri amaçlanmaktadır. Bu politikalara*ek olarak bu bölgede Çin kökenlilere sağlanan ticari, zirai ve sosyal imkanlar bölgeyi cazibe merkezi haline getirmektedir. Bunun sonucunda Çin’in politikaları sebebiyle kesin bilgiye sahip olamamakla beraber bugün Uygur nüfusu bölgenin %47’sini oluştururken Çin nüfusu %40’ını oluşturmakta ve bu oran Çin nüfusu yönünde gün geçtikçe pozitif artış göstermektedir.
Türkiye-Çin Arasında Doğu Türkistan Meselesi
İki ülke arasında kurulan ilişkilerin temeli 20. yüzyılın son çeyreğiyle hız kazanmaya başlamıştır. Cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemde Doğu Türkistan’da gerçekleşen bağımsızlık hareketlerinin destekçisi olunmuş ve soydaşlık bağlarımızın unutulmaması sağlanmıştır. Ancak Çin’deki ekonomik büyüme ve Çin’in yarattığı pazar Türkiye ve dışa bağımlı ekonomisini derinden etkilemiştir. Bugün Çin etkisi iç pazarımızda dahi görülmektedir. İlişkilerin kurulduğu ilk dönemlerde Türkiye’nin Kıbrıs meselesiyle eşdeğer gördüğü Doğu Türkistan meselesi zaman içerisinde göz ardı edilmeye başlanmıştır. Türkiye’nin sınır sorunlarından biri olan PKK terör örgütüne karşı Çin’in tutumu sırasında gerekli adımlar ne yazık ki atılamamıştır. Bu sorunların arka planında bulunan Doğu Türkistan meselesi bölgede hala Amerika müttefiki konumundaki Türkiye’nin Çin ile ilişkilerini etkilemiştir. Çin’in iddialarına göre Türk Hükümetleri Doğu Türkistan’daki ayrılıkçı faaliyetlere destek vererek Çin’in bölünmez bütünlüğüne tehdit oluşturan bu eylemlerin yardımcısı olmuştur. Yapılan antlaşmalar ve kurulan ilişkiler sonucunda Türkiye’deki siyasilerin söylemleri sonucu Doğu Türkistan konusunun Çin’in iç meselesi olduğu ve Türkiye’nin Çin’in bütünlüğünü tanımaya yönelik açıklamaları bu konuda belirlenen dış politikayı gözler önüne sermektedir.
11 Eylül Ardından Çin’in Politikaları
11 Eylül saldırısının ardında bölgede oluşan çatışma ortamından faydalanan Çin, Uygur Özerk Bölgesi içerisinde gerçekleşen tüm milli, dini, sosyal, ekonomik ayrımcılık karşıtı özgürlük ve eşitlik taleplerini kendilerine karşı oluşmuş islami terör eylemi olarak nitelendirmiş uyguladığı şiddet, zulüm ve soykırıma bir zemin bulmuştur. Bunun sonucu olarak Uygurların haklarını savunanlar başta olmak üzere, genci-yaşlısı, çocuğu-kadını tanınmaksızın bulduğu tüm fırsatları kullanarak etnik arındırma politikasına hız vermiş oldu.
*
Sonuç olarak dünya genelinde Çin’in bu politikaları çoğu uluslararası örgüt tarafından insanlık suçu olarak nitelendirilse dahi ispatı engellenmektedir. Çin bu coğrafyayı yalıtarak dış dünya ile bağlantısını kesmekte ve bu zengin kaynakların esas sahibi Uygur Türklerini asimile çabalarına son sürat devam etmektedir. Bu coğrafya üzerindeki emeller Çin’in bölgeye verdiği yeni isim olan Sincan ile apaçık belirtilmektedir. Sincan Çince Xin-Jiang kökünden gelme ve ‘yeni toprak’ anlamını taşımaktadır. 21. yüzyılın Uygurlar için son yüzyıl olma korkusu içerisinde bu zulüm ve işkence karşısında sessiz kalmanın tüm insanlığın suçu olduğunu unutmamalıyız.
Kaynak :
DOĞU TÜRKİSTAN’DA UYGUR KATLİAMI | ULİT