Doğalgaza dev zam!

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Doğalgaza dev zam!

Konutta kullanılan doğalgaza yüzde 24,8, sanayide kullanılan doğalgaza ise yüzde 7,86 zam yapıldı.

 
Sevgili @No Pasaran
Zam gelecek diye leman dergisi olayını çıkardılar bak. Bunlar hep derin devletin işi :D (ironi)

Yeni zamlı maaşların sömürülmesi gerekiyor zam lazımdı bir şeylere :)
 
Sevgili @No Pasaran
Zam gelecek diye leman dergisi olayını çıkardılar bak. Bunlar hep derin devletin işi :D (ironi)

Yeni zamlı maaşların sömürülmesi gerekiyor zam lazımdı bir şeylere :)
Açıkçası Leman ve benzeri durumları eskisi kadar ilgilenmiyor ve yorumlamıyorum ama söz ettiğin için konuyla ilgili bir bağlam kurayım.

Hükümet en büyük gücünü gündem oluşturabilme ve değiştirebilme kabiliyetinden alıyor. İstediği gibi yön verebiliyor. Doğal gaz zammı özelinde bir gündem belirlemeye ihtiyacı yok. Ama Şimşek programının bütünü genelinde buna ihtiyacı var. Doğalgaz zammına %24 olarak bakarsak belki anlamsız gelebilir ama bu zamla beraber son 1 yılda doğalgazın %149 zamlandığını söylersem daha anlamlı olabilir. Bu sadece bir gider kalemi, diğer kalemlerden söz etmiyoruz bile. Kobiler birbir batarken, arz talep dengesi değiştirilirken yaşanan süreç oldukça sancılı oluyor haliyle. Adı konulmamış bir kemer sıkma süreci diye de belirtmek mümkün. Bunu yaparken uğrayacağı tepkileri sönümlemek adına sürekli gündem bombardımanına maruz kalıyoruz. Ki bu konunun siyaset biliminde yeri de var. Bazen bizden kaynaklı, bazen ise dış krizlerden kaynaklı gündem bombardımanına maruz kalıyoruz. İnsan ve toplum beyni hepsini aynı anda sindirmeye müsait değil. Birini anlayıp tepki gösterene kadar yenisiyle karşılaşıyoruz.

Leman ile ilgili şunları söyleyebilirim; Bu olayın büyütülmesi bile başlı başına “anlamsız”. Zira karikatürü kimse görmemişti, duymamıştı bile. Bir hukukçu olarak benden daha iyi biliyorsundur (Ülkede o kadar çok hukuksuzluk var ki bizim gibi hiçbir hukuki eğitim almamış olan insanlar bile hukuka dair 3-5 şey öğrenmek zorunda kalıyor), suç unsuru oluşturan bir şey var mı? Varsa bile adamlar sabit ikametgah sahibi, yeri yurdu dükkanı belli, kibarca ifadeye çağırsan gelebilecek eğitimde insanlar, hadi olmadı gider yerinden alırsın, gözaltında tutarsın. Ama bilinçli bir şekilde kimsenin görmediği ve belkide umurunda olmadığı bir karikatürü her yerden(başta Fahrettin’in trolleri öncülüğünde) propaganda edilerek adamların dükkanının önüne azgın siyasal islamcılar yığdırıldı. Mustafa Kemal’e sövdürüldü ve 2. bir madımak faciasının eşiğinden dönüldü. 70-80 yaşındaki adam kafası bastırılarak, ters kelepçeyle, yalın ayak ekip otosuna bindirildi. Dükkanları taşlandı, yakılıp yıkılmaya çalışıldı. Polis ise oldukça kibar ve nazikti. Buradan anlıyoruz ki bu olay iktidar cenahı tarafından özellikle köpürtülmek istenildi. Gel gelelim bunun neden propaganda edilip önünün açıldığına;

Olay birkaç noktadan irdelenebilir ama bence en önemli noktalar; birincisi dinsel siyasete daha fazla sarılmak çünkü ekonomiye dair şikayetlerin yükseldiği dönemlerde dinci/milliyetçi demagojiler sık kullanılır. Ayrıca bu olay üzerine bahçelinin “islamofobi ile ilgili kanuni düzenlemeler şart” demesi, dinselleştirme siyasetinin kanuni düzenleme taşımayı belirtmesi, yani yasaların dini hükümlerden beslenmesi anlamına gelebilecek kimi söylemlerini de not almak gerekiyor. İkincisi CHP’nin kesintisiz sokak eylemleri/mitingler yaptığı bir dönemde bu kitlelere korku yaymak, sopa göstermek önemli bir hamle olabilir. Çünkü kitlelerin siyasallaşmasının en büyük aracı olan sokak, iktidar açısından tehlikelidir. Üçüncüsü ise bu olay üzerine yine Bahçeli’nin “9 eylüle kadar aklınızı başınıza alın” açıklaması yapması. Yani bu olayı kurultay davası ile ilişkilendiriyor. 8 eylüle ertelenen(bana göre ertelenme sebebi de ekonomik. O zamana kadar faizler düşer, rezerv birikir ki ondan sonrasına bakarız mantığı) kurultay davası için kısaca İmamoğlu’ndan vazgeçin ve belirlediğimiz sınırlar içerisinde siyaset yapın diyor. Aklıma gelen ve okuyup denk geldiklerim bunlar. Türkiye’de durduk yere hiçbir şeyin gündem olamayacağı, hele ki ibda-C gibi şeriatçı güruhların devletin göz yumması olmadan toplanıp bir yerlere saldıramayacağı fikrindeyim. Karikatür hiçbirinin de umurumda değildir, sadece bahane. Bu yazdıklarım dışında da belki başka şeyler de eklenebilir yada farklı düşünenler de olabilir. Saygı duyarım…
 
Kısmen doğru tespitler. Hem katıldığım hem de katılmadığım yönlere cevap vereyim.

Sosyal medyanın hayatımıza girmesinden sonra devletin daimi olarak kullandığı bir durum gündem mühendisliği olmuştur. Aslında gündem mühendisliği dediğimiz şey artık sadece bir taktik değil doğrudan bir yönetim biçimi haline geldi. Özellikle ekonomi gibi sancılı alanlarda, halkın dikkatini başka yöne çekmek neredeyse bir refleks haline geldi. Kemer sıkma döneminin adının konulmaması da tesadüf değil; bu şekilde tepkiler zamana yayılıyor ve sönümleniyor.

Beni düşündüren şey şu; Toplum bu sürekli gündem değişimine nasıl bir adaptasyon geliştiriyor? Bir noktadan sonra tepkisizlik mi, yoksa alternatif bilgi kaynaklarına yönelme mi baş gösteriyor? Gündeme hakim değilmiş gibi görünen bir toplum, aslında daha derinden birikim mi yapıyor?

Leman dergisi konusunda da; Çok boyutlu bir analiz yapmışsın ve büyük ölçüde katıldığım yerler var. Fakat birkaç noktada meseleye biraz daha mesafeli bakmak gerektiğini düşünüyorum. Özellikle bu olayın ‘kimsenin duymadığı, görmediği bir karikatürün köpürtülmesi’ gibi ele alınması görmezden gelinmesi gerektiği demeye gelir ki bu biraz yanlış olur. Fakat burada önemli olan etki. Sosyal medya çağında bir içeriğin ne kadar yayıldığı değil, nasıl yankılandığı önemlidir. Toplumu derinden sarsan hassasiyetlere dokunulduğunda devletin sessiz kalması, kamu düzenini tehdit eder. Zaten bu tür yayınlar belli grupların sistemli şekilde aşağılanması üzerinden Batıdaki İslamofobik eğilimlerle paralellik gösteriyor. Mesele karikatürün kimin gördüğü değil taşıdığı sembolik anlamdır. Devletin görevi yalnızca seküler hassasiyetleri korumak değil tüm toplumsal kesimlerin değerlerini korumaktır. Kolluk kuvvetlerinin bazı eylemleri tartışmaya açıktır, tasvip edilemez işkence şeklinde olabiliyor ama bunlar sistematik değil bireysel uygulamalardır. Devlet bu şekilde alıp getirin demez.

Öte yandan, kamu düzenini bozmaya yönelik yayınlar yapılıyorsa, buna karşı hukuki ve gerekirse cezai süreçlerin işletilmesi normaldir. Bu sadece dindar kesimin değil, devletin temel meşruiyetini sağlayan sosyal sözleşmenin korunmasıdır.

Toplumumuzda kültürel hegemonya var mı var. Kültürel hegemonya, yalnızca ekonomik ya da siyasal alanla sınırlı değildir; aynı zamanda simgeler, kutsallar ve o kutsallar etrafında örülen anlam evrenleriyle de ilgilidir. Siyasal İslamcı blok açısından ‘dini değerlere hakaret’ iddiası, maddi gerçekliğinden bağımsız olarak mobilize edici bir işlev görüyor. Yani mesele gerçekten bir karikatürün içeriği değil; o içeriğin neyi tehdit ettiği varsayımıdır.

Bahçeli’nin çıkışları bu bağlamda yalnızca bir reaksiyon değil, stratejik bir pozisyon alış. Seküler muhalefete gözdağı, sokak siyasetinin kriminalize edilmesi ve CHP’nin halkla fiziksel temasını kesmek adına yapılan bir önleyici hamle. Biz buna Agonistik demokrasi diyoruz. Yani İktidarın muhalefeti düşmanlaştırması, meşru bir politik mücadeleyi imkânsız hale getirmeye çalışması.

İBDA-C gibi radikal yapılar üzerinden yapılan simgesel şiddet gösterilerinin devlet denetiminden bağımsız olması düşünülemez. Ancak burada asıl mesele bu grupların fiili eylem gücünden çok, gözetimli kaos yaratma kapasiteleri. (Geçmişte Hizbullah ve fetö gibi)

Sabah sabah kopuk kopuk konudan konuya atlamış olabilirim şimdiden kusura bakma :)
 
Zam diil o. Devlet desteğinin azalması.
 
Geri