Doç. Dr. Katalin Karikó / MRNA Teknolojisini Geliştiren Biyokimyager

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Salgın döneminde aşıların geliştirilmesini sağlayan mRNA teknolojisi üzerine, otuz yılı aşkındır çalışma yapan Macar asıllı biyokimyagerdir. Aşının çok kısa sürede hazırlanmasını sağlayan, kendisinin bu alanda yaptığı uzun süreli çalışmalardır.

Katalin-Kariko-2021.jpg


Biyografi

Katalin Karikó (d. 17 Ocak 1955, Szolnok), Macar biyokimyager ve bilim insanı. Almanya merkezli biyoteknoloji şirketi olan BioNTech'te kıdemli başkan yardımcısı olan Karikó, Pfizer-BioNTech'in ortaklaşa geliştirdikleri COVID-19 aşısının temel aldığı mRNA teknolojisini geliştirmesi ile tanınmaktadır.

Kariyeri

Kariyerine 1970'lerde başlayan Katalin Karikó, bir süredir yürüttüğü Mesajcı RNA çalışmalarına Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde devam etti. 1980'lerin sonunda, bilim insanları kanser gibi hastalıkların tedavisinin nasıl geliştirileceğini anlamanın anahtarı olarak görülen DNA'ya odaklandı. Ancak Kariko'nun ana ilgi alanı, hücrelere proteinlerin nasıl yapılacağına dair talimatlar veren genetik kod olan RNA idi. O dönemde mRNA araştırmalarına duyulan ilgi azaldığı için hastalıklarla mücadele için bu yola başvurulması güvenilir kabul edilmiyordu. Bu nedenle bilimsel çalışmalarına ödenek bulabilmek için yaptığı başvurular reddedildi. 1995'te Pennsylvania Üniversitesi'nde profesör unvanını almayı beklerken bunun yerine daha düşük bir pozisyona getirildi. Bu sırada Kariko'ya kanser teşhisi konuldu. 1997'de bir fotokopi makinesinin önünde yapılan tesadüfi bir toplantı, Kariko'nun kariyerini hızlandırdı. HIV aşısı üzerinde çalışan immünolog Drew Weissman ile tanıştı. Kariko ve Weissman 2005 yılında beğeni toplayan bir girişim ile, sentetik RNA'nın vücudun bağışıklık sistemi tarafından tanınmamasına izin verecek bir yol geliştirmek için işbirliği yapmaya karar verdiler. İkili, araştırmalarına devam etti ve RNA'yı lipid nanopartiküllere yerleştirmeyi başardılar, bu kaplama çok hızlı bir şekilde parçalanmalarını önledi ve hücrelere girişlerini kolaylaştırdı. Ertesi yıl Karikó ve Weissman, mRNA ilaçları geliştirmek için bir şirket kurdu ve Karikó CEO pozisyonuna getirildi. 2013'te, Almanya'daki Mainz Üniversitesi kampüsünde bulunan ve o sırada bir web sitesi bile olmayan BioNTech'te işe başladı. Ayrıca bu dönemde Amerikan biyoteknoloji ve ilaç şirketi Moderna'dan bir iş teklifi aldı.

Kariko'nun çalışmaları ve araştırmaları, BioNTech'in aşı antijenleri üreten bağışıklık hücreleri yaratma çabasına katkıda bulundu. Karikó'nun klinik araştırmaları, mRNA'dan gelen antiviral yanıtın, kanser aşılarına tümörlere karşı savunmada ekstra bir destek verdiğini ortaya çıkardı. 2019 yılında Çin'in Vuhan şehrinde ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılan COVID-19 salgını sonrası koronavirüs aşısı bulma çabaları tıp camiası tarafından ilk sıraya konuldu ve bütün araştırma ve geliştirme çalışmaları bu alana yoğunlaştırıldı. 2020'de bu teknoloji, Pfizer ve BioNTech tarafından ortaklaşa üretilen Pfizer-BioNTech COVID-19 aşısı'nda kullanıldı.

Kaynak: Katalin Karikó - Vikipedi
 
Son düzenleme:

Pandemiden çıkışın öncüsü: Katalin Karikó​

2019 yılının son aylarında dikkat çeken şüpheli vakaların arkasında yeni koronavirüs SARS-CoV-2 olduğunun anlaşılmasının ardından 11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü (WHO) COVID-19 pandemisini duyurdu. O günden bu yana dünya genelinde üç milyondan fazla insan hayatını kaybetti. Fazla değil, 9 Kasım 2020’de Pfizer ile BioNTech, ardından Moderna, tarihimizde geliştirdiğimiz en hızlı aşıları duyurdu. Messenger RNA (mRNA) aşılarının gösterdiği başarı karşısında herkes etkilenmişti fakat bu başarı Katalin Karikó için sürpriz olmamıştı.

Yazının devamında kaybolunmaması için başlamadan önce biyolojiye dair kısa notlar alalım. Rosalind Franklin’in deneysel çalışmaları sayesinde öğrendiğimiz çift sarmal DNA’ya aşinasınızdır. Sarmalın iki zinciri dört DNA nükleotidiyle birbirini tamamlar. Bu nükleotidleri DNA’nın harfleri olarak düşünebiliriz: A (Adenin), T (Timin), G (Guanin) ve C (Sitozin). Bir diğer nükleik asit RNA (ribonükleik asit) molekülü, DNA (deoksiribonükleik asit) ile birbirlerine çok benzer moleküllerdir. Farkları ise RNA, riboz; DNA ise deoksiriboz şekerine sahiptir ve RNA alfabesinde T nükleoititi yerine U (Urasil) nükleotiti vardır. DNA’da C harfi G ile, A harfi T ile eşleşir; RNA’da C harfi G ile, A harfi U ile eşleşir. Böylece DNA’nın bilgisini RNA’ya aktarabilirsiniz (transkripsiyon).

Moleküler yapısı açısından RNA molekülüne kıyasla daha kararlı yapıdaki DNA, hücre içinde çekirdektedir (nukleus). Çift iplikli DNA’nın kopyalanan (transkripsiyon) bilgisi tek iplikli messenger RNA’ya (mRNA) aktarılıp sitoplazmada hücrenin protein elde eden kompartmanı ribozomda çevrilmesinin (translasyon) ardından bilgi akışı sağlanır.

mRNA Aşılarının Temel Çalışma Prensibi

Hücre zarının “yağlı” yapısı nedeniyle içine her şeyin kolayca girebilmesi pek mümkün olmadığından mRNA temelli aşılarda modifiye edilmiş moleküller hücreye çıplak halde değil, lipid partikül (LNP) içinde verilir. Şimdi yağlı derken neyi kastettiğimizi açalım.

Yağ ile suyu karıştırmayı denerseniz karışmadığını göreceksiniz. Bunun sebebi yağın hidrofobik olmasıdır. Su iki hidrojen, bir oksijen atomundan meydana gelen polaritesi yüksek bir moleküldür. Hidrojen atomları pozitif, oksijen negatiftir. Bununla birlikte yağlar ise uzun ve apolar hidrokarbon zincirlerden oluşan, hidrofobik karaktere sahip moleküllerdir. Eğer fosfolipid yapıdaki hücre zarlarımızı toplu iğne gibi gözümüzde canlandırırsak, toplu iğnenin başını fosfat grubu, iğne kısmını yağ kuyrukları gibi düşünebiliriz. İşte bu sebeple mRNAların hücre içine alınımının kolaylaşması için lipid nanopartiküller kullanılır. Koronavirüsün reseptöre bağlandığı S (Spike) proteini mRNA kullanarak immün sisteme “tanıtılır”. Pfizer ile BioNTech ve Moderna’nın mRNA aşılarının temel çalışma prensibi budur.

Yüksek başarıyla elde edilen aşılar büyük bir yankı uyandırdı. Geleneksel aşılara alternatif olan mRNA aşıları birçok insan tarafından ilk kez duyulsa da aslında RNA çalışmaları uzun bir geçmişe sahip. Messenger RNA (mRNA) tam 60 yıl önce, 1961 yılında kararsız bir molekül olarak keşfedilmişti(8)(9), fakat hücre içi bilgi aktarım mekanizması tam olarak anlaşılamamıştı. Daha iyi anlayabilmemiz için in vitro çalışmaların kapısını 1984 yılında aralayacaktık(10). 1970’li ve 80’li yıllar biyoloji için heyecan verici yıllardı: Taq polimeraz, Science dergisi tarafından yılın molekülü seçilmişti.

Messenger RNA çalışmaları kullanışlı görülmediğinden ikinci plana atılmıştı. Katalin Karikó ise messenger RNA’nın potansiyeline her zaman inanıyordu ve Drew Weissman ile birlikte RNA’nın istenmeyen tepkisini engelleyecek çığır açan yöntemi buldu. Bir tip immün hücresine (Spesifik olmak gerekirse, MDDC – Monocyte-Derived Dendritic Cell) bakteri ve memeli RNA tipleri eklendiğinde RNA, istenmeyen immünojenik yanıtlarındaki zıtlığı fark ediyor: Memeli mitokondriyal RNA yanıtı immünojenite gösterirken, total RNA’nın göstermemesi gibi. Tam buraya geldiğimizde bilgilerimiz arasında gerekli bağlantıyı kurmamız gerekiyor. Mitokondri kendi genomuna sahip bir hücre kompartmanı. Bu, mitokondrilerin de RNA’ları olduğu anlamına geliyor. Biyoloji bölümüne adım atar atmaz her öğrencinin öğrendiği üzere, mitokondri bakteri “yutan” bir hücreden evrimleşmiştir. Gördükleri mitokondrial RNA’nın yüksek immünojeniteye sahip olması buna dayanıyordu, bakteri gibi davranıyordu. Hipotezlerini modifikasyona dayandırarak çalışmalarını sürdürdüler.

Sıra hipotezlerini deneyle göstermeye gelmişti. Karikó’nun, RNA modifikasyonunun immünojenik yanıtı engelleyebileceğini göstermesi gerekiyordu. Denemelerin ardından en iyi modifikasyonun Pseudouridine olduğunu göstererek modifiye ettikleri RNAların immünojenitesini engellediklerini gösterdi.

Kaynak: Pandemiden çıkışın öncüsü: Katalin Karikó | Bilim ve Gelecek
 
Kendisi elbette bilim kadını olarak tarihe geçti fakat o kadar mütevazı bir insan ki çoğu röportajı geri çevirip ön plana çıkmaya gereksinim bile duymadı.
 
Demek vücudumuza enjekte edilen çiplerin müsebbibi bu kadın ha! Sen de yargılanacaksın!!!111!
 
Demek vücudumuza enjekte edilen çiplerin müsebbibi bu kadın ha! Sen de yargılanacaksın!!!111!
Hepimiz yargılanacağız aşı olup salgından korunduğumuz ve hayatta kaldığımız için.:)
 
Hepimiz yargılanacağız aşı olup salgından korunduğumuz ve hayatta kaldığımız için.:)
Kayınçom aşıyı vücuttan atan bir hacamatçıya başvurup vücuduna zerk edilen bu zehri söküp attırmış. Normale döndüm. Bu zamana kadar beni başkası kontrol ediyormuş Muhittin Abi, dedi.
 
@glu

Kendi adıma aşı olmasaydı bu salgından sağlıklı çıkabileceğimi düşünmüyorum çünkü o kadar çok pozitif vaka ile farkında olmadan temasım oldu ki aşının koruyuculuğunu tartışmam bile ancak elbette bağışıklığa göre durum değişiyor.

Yakın çevremde olmasa bile tanıdığım bazı insanların ölümüne şahit oldum aşı öncesi fakat aşıdan sonra ölüm haberi hiç almadım.
 
  • Beğen
Tepkiler: glu
Valla bu kadında bilimadamı tipi var. Buna güvenebilirsiniz. Yada ne biliyim biraz sinsi gibi de.. bilemedim
 
Valla bu kadında bilimadamı tipi var. Buna güvenebilirsiniz. Yada ne biliyim biraz sinsi gibi de.. bilemedim
Bilim adamı kategorisini, Google aramada hata vermesi sebebi ile güncelleyemiyoruz şayet ona vurgu yaptıysan.
Kendisi bilime gönül vermiş gerçek bir bilim insanı, hurafe ve safsatalarla uğraşmıyor, bu konuda haklısın.
 
Son düzenleme:
Geri