Diyalektik, felsefede farklı açıklamaları olmakla birlikte, genel olarak hareket ve buna bağlı değişim demektir. Her ikisi de birbirine bağlıdır ve bağımız düşünülemez. Hareket varsa değişim vardır. Değişim varsa hareket vardır. Hareketsiz olarak görünen maddeler bile gerek içsel enerjilerinden, gerekse de dışsal kaynaklardan ötürü değişim halindedir
"Diyalektiğin babası" Antik Yunan'dan Heraklitos abimizdir. Bu abimiz diyor ki:
"Hiç birşey sabit değildir; herşey akar; aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz, çünkü ırmak ardarda gelen iki an içinde asla aynı ırmak değildir; bir andan diğerine değişmiştir, başka olmuştur."
Biz bunu somut olarak şöyle örneklendirebiliriz :
Elinizde bir elma var diyelim. Siz bunu diyalektik ile incelemek isterseniz, onun değişen zamandaki hareketlerini yani evrimini incelersiniz. Ve elmanın değişen hallerini ve sabit olmadığını görürsünüz. Dersiniz ki; bu kırmızı bir elma olmadan önce yeşil bir elma idi, daha öncesinde ise bir çiçekti, çiçek olmadan önce tomurcuktu, tomurcuk olmadan önce şuydu buydu vs... Demek ki elma her zaman bir elma olmadı, elmanın da bir tarihi, geçmişi vardır, yani elmayı elma yapan bazı olaylar olmuştur. Bu elma şimdi de olduğu gibi ilerde de böyle kalmayacaktır, söz gelimi yere düşerse çürüyecektir, ayrışacaktır, düşmezse başka olaylar yaşanacaktır vs. vs. gibi... İşte bu diyalektik bakış açısıdır ve aynı marksist felsefenin bel kemiğidir. Olayları geçmişten günümüze ve ileriye yönelik, neden-sonuç çerçevesinde özetlenebilecek bir yorumlama tekniğidir.
Bu bakış açısı aynı zamanda bir çeşit hayatı yorumlama şeklidir. Tarih, bilim, siyaset vs. gibi birçok alanı tutarlı olarak yorumlamak için en elverişli bakış olduğunu düşünmekteyim.