Nef'
Platin Üye
-
- Katılım
- Ekim 25, 2017
-
- Mesajlar
- 19,182
-
- Tepkime puanı
- 11,332
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- const'
HOCA DEHHANİ (13.yüzyıl):
Divan edebiyatının ilk şairi olarak kabul edilir.
İran edebiyatı etkisiyle din dışı şiirler yazdı.
Şiirlerinin en önemli teması aşktır.
Dehhani, bir saray ve zevk şairidir. Yaşadığı zamanı zevk ve eğlence içerisinde geçirmekten yana olduğunu şiirlerinde açıkça belirtmiştir.
Farsça bir Selçuk Şehnamesi yazdığı da söylenir.
MEVLANA (13.yüzyıl):
İyi bir medrese tahsili yapmıştır.
Şems-i Tebrizi’nin etkisinde kalması, Mevlana’yı tasavvufi anlamda derinleştirmiştir. Mesnevi’yi yazmasında Şems-i Tebrizi’nin etkisi büyüktür.
Mevlana tasavvuf edebiyatının en büyük sanatçılarındandır.
Vahdet-i vücud, ilahi aşk, insan sevgisi başlıca konulardır.
Şiirlerinde Rumi mahlasını kullanmıştır.
Mevlana eserlerini genel olarak Farsça yazmıştır.
Eserlerinde genel olarak Farsça’yı kullanmıştır. Türkçe ve Arapça yazılmış şiirleri de olmakla birlikte azdır.
Mevlana vahdet-i vücut teorisini eserlerinde ana konu olarak işlemiştir.
Mevlana’ya göre Allah, insan ve görünen bütün varlıklar temelde birdir. Bu birlik sebebiyle insanda ilahi öz vardır. Bu ilahi özü kavramak için gönlün önderliği gerekir. İnsan ancak ilahi aşk ile insan-ı kamil mertebesine ulaşır.
Mevlana hangi din, mezhep ve ırktan olursa olsun insanlara kucak açarak onlara sevgi yolunu göstermiştir. Hoşgörüsü ile tüm dünyanın ilgisini çekmiştir.
Mevlana’nın ölüm gecesi, sevgiliye kavuşulan gece anlamına gelen Şeb-i Arus olarak bilinir.
Eserleri:
1. Mesnevi: Dini, tasavvuf ve ahlaki yanı ağır basan didaktik bir eserdir. Mesnevi’de işlenen konular çoğunlukla öğüt vericidir. 26 bin beyitlik bir eserdir. Mesnevi nazım şekliyle yazılmıştır. Ahlaki, felsefi özellikler yer yer alegorik tarzda dile getirilmiştir.
2. Divan-ı Kebir: Bu eserin lirizm yanı, diğer eserlerine göre ağır basmaktadır. Bu eserinde Şems-i Tebrizi’nin etkisi belirgindir. Eserde tasavvufi aşk işlenmiştir. Eserdeki birçok şiirde Mevlana, Şems mahlasını kullanmıştır. Divan-ı Kebir, Divan edebiyatı nazım şekilleriyle yazdığı şiirlerinin toplandığı kitabıdır.
3. Fihi Ma-Fih: Mevlana’nın tasavvuf, din, ahlak, felsefe ile görüşlerini anlattığı eseridir. Bu eserde dünya, insan ve şiir anlayışını belirttiği konuşmalar vardır.
4. Mektûbât: Mevlana’nın mensur eserlerindendir. Mevlana’nın Selçuklu Devleti ileri gelenlerine, dönemin devlet adamlarına, dostlarına yazdığı 147 mektuptan oluşmaktadır. Öğüt verici yanı ön planda yer alan bir eserdir.
5. Mecalis-i Seba: Mevlana’nın yedi vaazının yer aldığı eseridir.
SULTAN VELED (1226-1312)
Mevlana’nın büyük oğludur.
Mevlana’nın tasavvufla ilgili fikirlerini bir sistem halinde birleştirip Mevleviliğe bir tarikat olarak gerçek şeklini veren kişidir.
İlk Mevlevi dergahının kurucusudur.
1285’ten ölümüne kadar Mevlevi şeyhliği yapmıştır.
13.yüzyıl mutasavvıflarındandır. Tasavvufla ilgili görüşlerini halka anlatmada başarılı olmuştur. Bunda kullandığı dildeki sadeliğin ve samimiliğin payı büyüktür.
Sultan Veled’in şiirleri, Eski Anadolu Türkçesinin bilinen ilk örneklerindendir.
Eserlerinin büyük kısmını Farsça yazmıştır. Bunda dönemin edebi geleneğinin etkisi büyüktür. Eserleri:
1.Divan: Çeşitli nazım şekilleri ile yazılmış dini tasavvufi ve ahlaki şiirler yer alır. Divan’ın gazeller bölümünde Türkçe-Farsça-Rumca mülemma manzumeler de bulunmaktadır.
2.İbtidaname: Sultan Veled’in yazdığı ilk mesnevidir. Eser Veledname adıyla da bilinir. 1291’de yazılmıştır. Farsça olan eserde 76 Türkçe beyit de bulunmaktadır.
3.Rebabname: Farsça yazılmış olan bu mesnevide 162 Türkçe beyit bulunur. Eserde Mevlana’nın Mesnevi’sinin etkisi büyüktür. Fâilâtün / fâilâtün / fâilün vezniyle yazılmıştır.
4.Maarif: Dini, ahlaki öğütler veren mensur bir eserdir.
5. İntihaneme: Rebabname’ye konu bakımından benzer. Farsça yazılmıştır.
AHMED FAKİH (13.yüzyıl)
Çarhname adlı eseri bir kasidedir. Dini tasavvufi konuların işlendiği, dini ahlaki öğütlerin verildiği öğretici bir eserdir. Sanat değeri bakımından öğretici metin olması sebebiyle yüksek bir eser değildir. Eski Anadolu Türkçesinin ilk örneklerindendir. Dünyanın fâniliğinden, dünya zevklerine kapılmanın yanlışlığından, kabir azabından ve mahşerden bahsederek ölümü hatırlatan, bu dünyada âhiret için hazırlanmanın gerekliliğini öğütleyen, bunun da kanaat ve alçak gönüllülük içerisinde yaşayıp ibadet etmek ve ahlâkî güzelliklere sahip olmakla sağlanabileceğini açıklayan dinî-sûfiyâne bir eserdir. Halk için yazılmış basit bir şiirdir.
ŞEYYAD HAMZA (13.yüzyıl)
Tekke halk şairidir. Anadolu’yu dolaşarak halka dini-tasavvufi şiirler söyleyen gezici bir derviştir. Şiirlerinde hem aruz ölçüsünü hem hece ölçüsünü kullanmıştır. Şiirlerini mesnevi, gazel, kaside olmak üzere değişik nazım şekilleriyle yazmıştır.En ünlü eseri Yusuf u Züleyha mesnevisidir. Bu eser, Divan edebiyatının, Anadolu sahası Türk edebiyatının ilk Yusuf u Züleyha mesnevisidir. Aruzun fâilâtün/fâilâtün/fâilün kalıbıyla yazılmıştır. 1529 beyitten oluşmaktadır. Şeyyad Hamza Yusuf ve Züleyha kıssasını, Kur’an tefsirlerinden de faydalanarak kendi duygu ve düşüncesi içerisinde geliştirerek vermiştir.
GÜLŞEHRİ (1250-1335)
Anadolu’da 14.yüzyıldaki mutasavvıf şairlerdendir.
Ahi Evren’in dervişlerindendir.
Gülşehir’de kendi kurduğu tekkede Mevlevi tarikatını yaymaya çalışmıştır.Yedi gazeli bulunmaktadır.
İranlı mutasavvıf şair Feridüddin Attar’ın Mantıku’t Tayradlı eserini çevirip ilaveler yaparak yeni bir eser vücuda getirmiştir.
Mantıku’t Tayr, tasavvufi alegorik bir eserdir.
1317 yılında yazılan eser sekiz bin beyitten fazladır.
Mesnevi nazım şekliyle yazılmıştır.
Gülşehri’nin Felekname adlı bir mesnevisi de vardır.
Tasavvufi bir mesnevi olan bu eser 1301’de kaleme alınmıştır.
ÂŞIK PAŞA (1272-1333):
Âşık Paşa, din ve tasavvuf bilgilerini Kırşehirli Şeyh Süleyman’dan öğrenmiştir.
Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında babası ile birlikte Osman Gazi’nin yanında hizmet görmüştür.
Âhilik örgütünün bağlandığı mürşidi olmuş, çevresinde toplanan Oğuz boylarına, dostluk ve kardeşliği aşılamıştır.
Âşık Paşa, eserlerini Türkçe yazmış, o zamanlar itibarda olan Farsça ve Arapça’ya karşı Türk dilinin önemli bir savunucusu olmuştur.
En meşhur eseri 12000 beyitlik mesnevi olan Garipname’dir.Garipname on bölümden oluşmaktadır. Dini ve tasavvufi öğütler içeren bir eserdir. Garipname, 1330 yılında yazılmıştır. İnsan-ı kâmil olmayı öğütleyen didaktik bir eserdir.
Garipname’de devrin aydınlarından, Türk diline gereken önem vermemelerinden dolayı sitem dolu ifadelerle bahseder.
Âşık Paşa, Türklük bilincine varmış, Türkçe şiirlerinde Türkün tanrı ve yurt sevgisini, barışçı dünya görüşünü, dostluk ve kardeşliği, tasavvufi bir anlatımla dile getirmiştir.Fakrname adlı kısa bir mesnevisi vardır.Aruz ve hece ölçüsüyle yazılmış şiirleri, gazelleri, ilahileri de olan Âşık Paşa, 3 Kasım 1333’te yazılmıştır.
KADI BURHANEDDİN (1348-1398)
İslami ilimler, astronomi ve tıp öğrenimi görmüştür.
Kayseri kadılığı yapmıştır.
Vezirlik yapmış, Sivas’ta sultanlığını ilan etmiştir.
Âlim ve şair bir devlet adamıdır.
Dili Azeri Türkçesi özellikleri gösterir.
Şiirlerinde cinas ve tevriye sanatlarını sık sık kullanmış ve Türkçe deyimlerin mecazlı anlamlarıyla oynamıştır.
Şiirlerinde kullandığı dil sadedir.
Tuyuğun başarılı örneklerini vermiştir.
Şiirlerinde tasavvufun düşünce ve mecazlarına yer vermekle beraberi daha çok lirizmden hoşlanan ve dünya zevklerini dile getiren bir şairdir.
Azeri lehçesiyle yazdığı şiirlerinin toplandığı Divan’ı vardır.
ŞEYHOĞLU MUSTAFA (1340-1414)
İyi bir tahsil görerek Arapça ve Farsça’yı öğrenmiştir.
Alim ve sanatkar kimliğiyle dikkat çeker.
Şeyhoğlu Mustafa, eserlerinin herkes tarafından okunup anlaşılmasını amaç edinen bir sanatkârdır ve bundan dolayı didaktik yönü ağır basmaktadır.
Şiirlerinde aşk konusunu en içli şekilde işlemiş, güzeller ve güzellikler için uygun ifadeler bulmuş olan Şeyhoğlu Mustafa sanat gayesi gütmekle birlikte halk diliyle yazmıştır.
Türkçe’yi en doğal biçimde kullanmaya çalışmış, şiiriyle daha sonraki şairleri etkilemiş, eserlerinde halk tabirlerine ve atasözlerine geniş yer vermiş ve eserlerini Türkçe yazmakla övünmüştür.
Eserleri:
1.Hurşidname: Eserde birbirini görmeden âşık olan Mağrib padişahının oğlu Ferahşâd ile Acem Şahı Siyâvuş’un kızı Hurşîd’in rakipler yüzünden çıkan engeller dolayısıyla geçirdikleri maceraların ve bunların sonunda kavuşmaları anlatılır. Şeyhoğlu, örf ve âdetlere, saray teşrifatına geniş yer vermiş, benzer aşk mesnevilerinde olduğu gibi eserini kahramanlarının ağzından söylediği gazellerle süslemiştir.
Aşıkane konulu bir mesnevi olan eser 7640 beyittir.
Şeyhoğlu Mustafa, eserinde Anadolu insanının Türkçe konuşması sebebiyle eserini Türkçe yazdığını belirtir. Hurşidname’deki anlatım yalındır. Atasözleri ve deyimlerle anlatım güçlendirilmiştir. Şairin hikaye etmedeki başarısı da eseri dönemin başarılı mesnevilerinden yapmıştır.
2.Kenzü’l Kübera:
Mensur bir eserdir.
Siyaset ahlakına dair bir eserdir. Yazarın Germiyan ve Osmanlı saraylarındaki tecrübelerini içermesi bakımından da önemli bir eserdir.
Büyüklerin yoluna uyulmadığını ve âlimlerin sustuğunu görerek eserini yazma ihtiyacı duyduğunu belirtir. Eserde peygamberlerden ve geçmiş padişahlardan örnekler verilmiş, devlet idaresiyle ilgili terim ve deyimler kullanılmıştır.
HOCA MESUD (14.yüzyıl)
Hoca Mesud’un iki eseri vardır. İkisi de tercümedir. Bu iki eser de 14. yüzyıl Türkçesi’nin kelime hazinesi ve gramer yapısı bakımından son derece önemlidir. Döneminde kullanılan deyimleri ve atasözlerini nazma geçiren şairin dili sade olup Arapça ve Farsça kelimelere oldukça az yer vermiştir. Bazı vezin kusurları bulunmakla beraber onun nazma hâkim olduğu göze çarpmaktadır. Araştırmacılar, Hoca Mesud’un bugün bile zevkle okunabilecek başarılı tercümeler meydana getirmiş olduğu görüşündedir.
Eserleri:
Eserleri:
1.Süheyl ü Nevbahar: Bir aşk mesnevisidir. Bu eser Farsça’dan çeviridir. eser, Yemen padişahının oğlu Süheyl ile Çin fağfûrunun kızı Nevbahâr arasındaki aşk macerasını anlatır. Dinî, ahlâkî nasihatlerle örülü fikrî ve didaktik bir özellik taşımaktadır.
2.Ferhengname-i Sadi: Bir mesnevidir. Sadi’nin Bostan adlı eserindeki şiirlerden seçilmiş bazı şiirlerin tercümesidir. Eserde dini-ahlaki öğütler ve bunlarla ilgili hikayeler yer almaktadır.
AHMEDİ (1334-1413)
Beylikler döneminin önde gelen şair ve yazarlarındandır.
Germiyanoğlu beylerinden Süleyman Şah’ın hizmetine girmiş, sonraları Yıldızım Bayezid’in oğlu Emir Süleyman tarafından korunmuş ve ömrünün çoğunu Bursa’da geçirmiştir.
Amasya’da vefat ettiğinde divan katibi olarak görev yapmaktadır.
Döneminin en fazla eser veren âlim şairlerindendir.
Eserleri:
1.Divan: Ahmedi Divanı’nda kasideler, gazeller, terkib-i bend ve terci-i bentler vardır.
2.İskendername: Eser Makedonyalı Büyük İskender’in doğu seferini ve doğu ülkelerini ele geçirmesiyle ilgilidir. Mesnevi nazım şekliyle yazılan İskendername, 8000 beyti aşmaktadır.
Nizami’nin aynı adlı eserine ilavaler yapılarak, bazı yerler çıkartılarak zenginleştirilmiş esere yeni olaylar katılmış ve esere yeni motifler eklenmiştir.
3.Cemşid ü Hurşid: Selman-ı Saveci’nin aynı adlı mesnevisinden Türkçeye çevrilmiş, ancak daha sonra yaptığı eklemelerle yeni bir esere ortaya koymuştur. Cemşid ü Hurşid’de Çin fağfurunun yani hükümdarının oğlu Cemşid ile Rum kayzerinin kızı Hurşid arasındaki aşk anlatılır.
4.Tervihü’l Ervah: Ahmedi’nin tıpla ilgili mesnevisidir.
Eser 10.000 beyitten oluşmaktadır.
Tıp tarihi açısından önemli bir eserdir.
5. Mirkatü’l Edeb:
Arapça-Farsça manzum sözlüktür.
SEYYİD NESİMİ (Ö.1404)
Azeri sahasında yetişmiş ünlü şairdir.
Halep’te inancı yüzünden derisi yüzülerek öldürülmüştür.
Hurufi inancını şiirleri aracılığı ile yaymaya çalışmış ve bunda etkili olmuştur.
Hurufilik varlığı ve yaradılışı harflerle açıklamaya çalışan bir inanç sistemidir.
Divan şiirini nazım şekilleriyle şiirler yazmış, tuyuğlarıyla ün kazanmıştır.
Türkçe ve Farsça divan sahibidir.
AHMED-İ DAİ (Ö.1421)
Çok sayıda eser vermiş bilgin bir şairdir. Daha çok Çengname adlı eseri ile tanınır.
Önceleri Germiyanoğlu 2.Yakup’a intisap etmiş, daha sonraları Osmanlılara intisap etmiştir. Emir Süleyman, Çelebi Mehmed ve 2.Murat dönemlerinde yaşamıştır. 2.Murat’ın hocalığını da yapmıştır.
Şairliğinin yanı sıra nesir alanında da güçlüdür.
Verdiği eserlerle dönem edebiyatının gelişmesine hizmet etmiştir.
Türkçeyi oldukça rahat ve düzgün kullanmıştır.
1.Türkçe Divan
2.Farsça Divan
3.Çengname: Bir çalgı aleti olan çengin dört ayrı parçası (ağaç kısmı, ceylan derisinden yapılmış üst kısmı, ipek ve at kılından olan telleri) Ahmed-i Dai’nin sorduğu sorulara cevap verirler.
Tasavvufi alegorik bir eserdir.
Tasavvuftaki şeriat, tarikat, marifet ve hakikat, çengdeki sözü edilen dört parça ile sembolize edilmiştir. Bu şekilde çengdeki dört parçanın kendi asıllarına duydukları özlem ilahi aşkın bir ifadesi olarak verilmiştir.
Bu eser Dai’nin hem şairlik gücünü gösterir hem de tasavvuf ve müzik bilgisini göstermesi bakımından önemlidir.
4.Camasbname: Mesnevi nazım şekliyle yazılmıştır. İranlı şair Nasır-ı Tusi’nin aynı adlı eserinin çevirisidir. Mitolojik bir eserdir. Danyal Peygamberin oğlu olan Camasb’ın maceraları anlatılır. Şah-ı maranın yanında Camasb’ın geçirdiği yıllar ve bilginin sırrına Camasb’ın nasıl eriştiği anlatılır.
Divan edebiyatının ilk şairi olarak kabul edilir.
İran edebiyatı etkisiyle din dışı şiirler yazdı.
Şiirlerinin en önemli teması aşktır.
Dehhani, bir saray ve zevk şairidir. Yaşadığı zamanı zevk ve eğlence içerisinde geçirmekten yana olduğunu şiirlerinde açıkça belirtmiştir.
Farsça bir Selçuk Şehnamesi yazdığı da söylenir.
MEVLANA (13.yüzyıl):
İyi bir medrese tahsili yapmıştır.
Şems-i Tebrizi’nin etkisinde kalması, Mevlana’yı tasavvufi anlamda derinleştirmiştir. Mesnevi’yi yazmasında Şems-i Tebrizi’nin etkisi büyüktür.
Mevlana tasavvuf edebiyatının en büyük sanatçılarındandır.
Vahdet-i vücud, ilahi aşk, insan sevgisi başlıca konulardır.
Şiirlerinde Rumi mahlasını kullanmıştır.
Mevlana eserlerini genel olarak Farsça yazmıştır.
Eserlerinde genel olarak Farsça’yı kullanmıştır. Türkçe ve Arapça yazılmış şiirleri de olmakla birlikte azdır.
Mevlana vahdet-i vücut teorisini eserlerinde ana konu olarak işlemiştir.
Mevlana’ya göre Allah, insan ve görünen bütün varlıklar temelde birdir. Bu birlik sebebiyle insanda ilahi öz vardır. Bu ilahi özü kavramak için gönlün önderliği gerekir. İnsan ancak ilahi aşk ile insan-ı kamil mertebesine ulaşır.
Mevlana hangi din, mezhep ve ırktan olursa olsun insanlara kucak açarak onlara sevgi yolunu göstermiştir. Hoşgörüsü ile tüm dünyanın ilgisini çekmiştir.
Mevlana’nın ölüm gecesi, sevgiliye kavuşulan gece anlamına gelen Şeb-i Arus olarak bilinir.
Eserleri:
1. Mesnevi: Dini, tasavvuf ve ahlaki yanı ağır basan didaktik bir eserdir. Mesnevi’de işlenen konular çoğunlukla öğüt vericidir. 26 bin beyitlik bir eserdir. Mesnevi nazım şekliyle yazılmıştır. Ahlaki, felsefi özellikler yer yer alegorik tarzda dile getirilmiştir.
2. Divan-ı Kebir: Bu eserin lirizm yanı, diğer eserlerine göre ağır basmaktadır. Bu eserinde Şems-i Tebrizi’nin etkisi belirgindir. Eserde tasavvufi aşk işlenmiştir. Eserdeki birçok şiirde Mevlana, Şems mahlasını kullanmıştır. Divan-ı Kebir, Divan edebiyatı nazım şekilleriyle yazdığı şiirlerinin toplandığı kitabıdır.
3. Fihi Ma-Fih: Mevlana’nın tasavvuf, din, ahlak, felsefe ile görüşlerini anlattığı eseridir. Bu eserde dünya, insan ve şiir anlayışını belirttiği konuşmalar vardır.
4. Mektûbât: Mevlana’nın mensur eserlerindendir. Mevlana’nın Selçuklu Devleti ileri gelenlerine, dönemin devlet adamlarına, dostlarına yazdığı 147 mektuptan oluşmaktadır. Öğüt verici yanı ön planda yer alan bir eserdir.
5. Mecalis-i Seba: Mevlana’nın yedi vaazının yer aldığı eseridir.
SULTAN VELED (1226-1312)
Mevlana’nın büyük oğludur.
Mevlana’nın tasavvufla ilgili fikirlerini bir sistem halinde birleştirip Mevleviliğe bir tarikat olarak gerçek şeklini veren kişidir.
İlk Mevlevi dergahının kurucusudur.
1285’ten ölümüne kadar Mevlevi şeyhliği yapmıştır.
13.yüzyıl mutasavvıflarındandır. Tasavvufla ilgili görüşlerini halka anlatmada başarılı olmuştur. Bunda kullandığı dildeki sadeliğin ve samimiliğin payı büyüktür.
Sultan Veled’in şiirleri, Eski Anadolu Türkçesinin bilinen ilk örneklerindendir.
Eserlerinin büyük kısmını Farsça yazmıştır. Bunda dönemin edebi geleneğinin etkisi büyüktür. Eserleri:
1.Divan: Çeşitli nazım şekilleri ile yazılmış dini tasavvufi ve ahlaki şiirler yer alır. Divan’ın gazeller bölümünde Türkçe-Farsça-Rumca mülemma manzumeler de bulunmaktadır.
2.İbtidaname: Sultan Veled’in yazdığı ilk mesnevidir. Eser Veledname adıyla da bilinir. 1291’de yazılmıştır. Farsça olan eserde 76 Türkçe beyit de bulunmaktadır.
3.Rebabname: Farsça yazılmış olan bu mesnevide 162 Türkçe beyit bulunur. Eserde Mevlana’nın Mesnevi’sinin etkisi büyüktür. Fâilâtün / fâilâtün / fâilün vezniyle yazılmıştır.
4.Maarif: Dini, ahlaki öğütler veren mensur bir eserdir.
5. İntihaneme: Rebabname’ye konu bakımından benzer. Farsça yazılmıştır.
AHMED FAKİH (13.yüzyıl)
Çarhname adlı eseri bir kasidedir. Dini tasavvufi konuların işlendiği, dini ahlaki öğütlerin verildiği öğretici bir eserdir. Sanat değeri bakımından öğretici metin olması sebebiyle yüksek bir eser değildir. Eski Anadolu Türkçesinin ilk örneklerindendir. Dünyanın fâniliğinden, dünya zevklerine kapılmanın yanlışlığından, kabir azabından ve mahşerden bahsederek ölümü hatırlatan, bu dünyada âhiret için hazırlanmanın gerekliliğini öğütleyen, bunun da kanaat ve alçak gönüllülük içerisinde yaşayıp ibadet etmek ve ahlâkî güzelliklere sahip olmakla sağlanabileceğini açıklayan dinî-sûfiyâne bir eserdir. Halk için yazılmış basit bir şiirdir.
ŞEYYAD HAMZA (13.yüzyıl)
Tekke halk şairidir. Anadolu’yu dolaşarak halka dini-tasavvufi şiirler söyleyen gezici bir derviştir. Şiirlerinde hem aruz ölçüsünü hem hece ölçüsünü kullanmıştır. Şiirlerini mesnevi, gazel, kaside olmak üzere değişik nazım şekilleriyle yazmıştır.En ünlü eseri Yusuf u Züleyha mesnevisidir. Bu eser, Divan edebiyatının, Anadolu sahası Türk edebiyatının ilk Yusuf u Züleyha mesnevisidir. Aruzun fâilâtün/fâilâtün/fâilün kalıbıyla yazılmıştır. 1529 beyitten oluşmaktadır. Şeyyad Hamza Yusuf ve Züleyha kıssasını, Kur’an tefsirlerinden de faydalanarak kendi duygu ve düşüncesi içerisinde geliştirerek vermiştir.
GÜLŞEHRİ (1250-1335)
Anadolu’da 14.yüzyıldaki mutasavvıf şairlerdendir.
Ahi Evren’in dervişlerindendir.
Gülşehir’de kendi kurduğu tekkede Mevlevi tarikatını yaymaya çalışmıştır.Yedi gazeli bulunmaktadır.
İranlı mutasavvıf şair Feridüddin Attar’ın Mantıku’t Tayradlı eserini çevirip ilaveler yaparak yeni bir eser vücuda getirmiştir.
Mantıku’t Tayr, tasavvufi alegorik bir eserdir.
1317 yılında yazılan eser sekiz bin beyitten fazladır.
Mesnevi nazım şekliyle yazılmıştır.
Gülşehri’nin Felekname adlı bir mesnevisi de vardır.
Tasavvufi bir mesnevi olan bu eser 1301’de kaleme alınmıştır.
ÂŞIK PAŞA (1272-1333):
Âşık Paşa, din ve tasavvuf bilgilerini Kırşehirli Şeyh Süleyman’dan öğrenmiştir.
Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında babası ile birlikte Osman Gazi’nin yanında hizmet görmüştür.
Âhilik örgütünün bağlandığı mürşidi olmuş, çevresinde toplanan Oğuz boylarına, dostluk ve kardeşliği aşılamıştır.
Âşık Paşa, eserlerini Türkçe yazmış, o zamanlar itibarda olan Farsça ve Arapça’ya karşı Türk dilinin önemli bir savunucusu olmuştur.
En meşhur eseri 12000 beyitlik mesnevi olan Garipname’dir.Garipname on bölümden oluşmaktadır. Dini ve tasavvufi öğütler içeren bir eserdir. Garipname, 1330 yılında yazılmıştır. İnsan-ı kâmil olmayı öğütleyen didaktik bir eserdir.
Garipname’de devrin aydınlarından, Türk diline gereken önem vermemelerinden dolayı sitem dolu ifadelerle bahseder.
Âşık Paşa, Türklük bilincine varmış, Türkçe şiirlerinde Türkün tanrı ve yurt sevgisini, barışçı dünya görüşünü, dostluk ve kardeşliği, tasavvufi bir anlatımla dile getirmiştir.Fakrname adlı kısa bir mesnevisi vardır.Aruz ve hece ölçüsüyle yazılmış şiirleri, gazelleri, ilahileri de olan Âşık Paşa, 3 Kasım 1333’te yazılmıştır.
KADI BURHANEDDİN (1348-1398)
İslami ilimler, astronomi ve tıp öğrenimi görmüştür.
Kayseri kadılığı yapmıştır.
Vezirlik yapmış, Sivas’ta sultanlığını ilan etmiştir.
Âlim ve şair bir devlet adamıdır.
Dili Azeri Türkçesi özellikleri gösterir.
Şiirlerinde cinas ve tevriye sanatlarını sık sık kullanmış ve Türkçe deyimlerin mecazlı anlamlarıyla oynamıştır.
Şiirlerinde kullandığı dil sadedir.
Tuyuğun başarılı örneklerini vermiştir.
Şiirlerinde tasavvufun düşünce ve mecazlarına yer vermekle beraberi daha çok lirizmden hoşlanan ve dünya zevklerini dile getiren bir şairdir.
Azeri lehçesiyle yazdığı şiirlerinin toplandığı Divan’ı vardır.
ŞEYHOĞLU MUSTAFA (1340-1414)
İyi bir tahsil görerek Arapça ve Farsça’yı öğrenmiştir.
Alim ve sanatkar kimliğiyle dikkat çeker.
Şeyhoğlu Mustafa, eserlerinin herkes tarafından okunup anlaşılmasını amaç edinen bir sanatkârdır ve bundan dolayı didaktik yönü ağır basmaktadır.
Şiirlerinde aşk konusunu en içli şekilde işlemiş, güzeller ve güzellikler için uygun ifadeler bulmuş olan Şeyhoğlu Mustafa sanat gayesi gütmekle birlikte halk diliyle yazmıştır.
Türkçe’yi en doğal biçimde kullanmaya çalışmış, şiiriyle daha sonraki şairleri etkilemiş, eserlerinde halk tabirlerine ve atasözlerine geniş yer vermiş ve eserlerini Türkçe yazmakla övünmüştür.
Eserleri:
1.Hurşidname: Eserde birbirini görmeden âşık olan Mağrib padişahının oğlu Ferahşâd ile Acem Şahı Siyâvuş’un kızı Hurşîd’in rakipler yüzünden çıkan engeller dolayısıyla geçirdikleri maceraların ve bunların sonunda kavuşmaları anlatılır. Şeyhoğlu, örf ve âdetlere, saray teşrifatına geniş yer vermiş, benzer aşk mesnevilerinde olduğu gibi eserini kahramanlarının ağzından söylediği gazellerle süslemiştir.
Aşıkane konulu bir mesnevi olan eser 7640 beyittir.
Şeyhoğlu Mustafa, eserinde Anadolu insanının Türkçe konuşması sebebiyle eserini Türkçe yazdığını belirtir. Hurşidname’deki anlatım yalındır. Atasözleri ve deyimlerle anlatım güçlendirilmiştir. Şairin hikaye etmedeki başarısı da eseri dönemin başarılı mesnevilerinden yapmıştır.
2.Kenzü’l Kübera:
Mensur bir eserdir.
Siyaset ahlakına dair bir eserdir. Yazarın Germiyan ve Osmanlı saraylarındaki tecrübelerini içermesi bakımından da önemli bir eserdir.
Büyüklerin yoluna uyulmadığını ve âlimlerin sustuğunu görerek eserini yazma ihtiyacı duyduğunu belirtir. Eserde peygamberlerden ve geçmiş padişahlardan örnekler verilmiş, devlet idaresiyle ilgili terim ve deyimler kullanılmıştır.
HOCA MESUD (14.yüzyıl)
Hoca Mesud’un iki eseri vardır. İkisi de tercümedir. Bu iki eser de 14. yüzyıl Türkçesi’nin kelime hazinesi ve gramer yapısı bakımından son derece önemlidir. Döneminde kullanılan deyimleri ve atasözlerini nazma geçiren şairin dili sade olup Arapça ve Farsça kelimelere oldukça az yer vermiştir. Bazı vezin kusurları bulunmakla beraber onun nazma hâkim olduğu göze çarpmaktadır. Araştırmacılar, Hoca Mesud’un bugün bile zevkle okunabilecek başarılı tercümeler meydana getirmiş olduğu görüşündedir.
Eserleri:
Eserleri:
1.Süheyl ü Nevbahar: Bir aşk mesnevisidir. Bu eser Farsça’dan çeviridir. eser, Yemen padişahının oğlu Süheyl ile Çin fağfûrunun kızı Nevbahâr arasındaki aşk macerasını anlatır. Dinî, ahlâkî nasihatlerle örülü fikrî ve didaktik bir özellik taşımaktadır.
2.Ferhengname-i Sadi: Bir mesnevidir. Sadi’nin Bostan adlı eserindeki şiirlerden seçilmiş bazı şiirlerin tercümesidir. Eserde dini-ahlaki öğütler ve bunlarla ilgili hikayeler yer almaktadır.
AHMEDİ (1334-1413)
Beylikler döneminin önde gelen şair ve yazarlarındandır.
Germiyanoğlu beylerinden Süleyman Şah’ın hizmetine girmiş, sonraları Yıldızım Bayezid’in oğlu Emir Süleyman tarafından korunmuş ve ömrünün çoğunu Bursa’da geçirmiştir.
Amasya’da vefat ettiğinde divan katibi olarak görev yapmaktadır.
Döneminin en fazla eser veren âlim şairlerindendir.
Eserleri:
1.Divan: Ahmedi Divanı’nda kasideler, gazeller, terkib-i bend ve terci-i bentler vardır.
2.İskendername: Eser Makedonyalı Büyük İskender’in doğu seferini ve doğu ülkelerini ele geçirmesiyle ilgilidir. Mesnevi nazım şekliyle yazılan İskendername, 8000 beyti aşmaktadır.
Nizami’nin aynı adlı eserine ilavaler yapılarak, bazı yerler çıkartılarak zenginleştirilmiş esere yeni olaylar katılmış ve esere yeni motifler eklenmiştir.
3.Cemşid ü Hurşid: Selman-ı Saveci’nin aynı adlı mesnevisinden Türkçeye çevrilmiş, ancak daha sonra yaptığı eklemelerle yeni bir esere ortaya koymuştur. Cemşid ü Hurşid’de Çin fağfurunun yani hükümdarının oğlu Cemşid ile Rum kayzerinin kızı Hurşid arasındaki aşk anlatılır.
4.Tervihü’l Ervah: Ahmedi’nin tıpla ilgili mesnevisidir.
Eser 10.000 beyitten oluşmaktadır.
Tıp tarihi açısından önemli bir eserdir.
5. Mirkatü’l Edeb:
Arapça-Farsça manzum sözlüktür.
SEYYİD NESİMİ (Ö.1404)
Azeri sahasında yetişmiş ünlü şairdir.
Halep’te inancı yüzünden derisi yüzülerek öldürülmüştür.
Hurufi inancını şiirleri aracılığı ile yaymaya çalışmış ve bunda etkili olmuştur.
Hurufilik varlığı ve yaradılışı harflerle açıklamaya çalışan bir inanç sistemidir.
Divan şiirini nazım şekilleriyle şiirler yazmış, tuyuğlarıyla ün kazanmıştır.
Türkçe ve Farsça divan sahibidir.
AHMED-İ DAİ (Ö.1421)
Çok sayıda eser vermiş bilgin bir şairdir. Daha çok Çengname adlı eseri ile tanınır.
Önceleri Germiyanoğlu 2.Yakup’a intisap etmiş, daha sonraları Osmanlılara intisap etmiştir. Emir Süleyman, Çelebi Mehmed ve 2.Murat dönemlerinde yaşamıştır. 2.Murat’ın hocalığını da yapmıştır.
Şairliğinin yanı sıra nesir alanında da güçlüdür.
Verdiği eserlerle dönem edebiyatının gelişmesine hizmet etmiştir.
Türkçeyi oldukça rahat ve düzgün kullanmıştır.
1.Türkçe Divan
2.Farsça Divan
3.Çengname: Bir çalgı aleti olan çengin dört ayrı parçası (ağaç kısmı, ceylan derisinden yapılmış üst kısmı, ipek ve at kılından olan telleri) Ahmed-i Dai’nin sorduğu sorulara cevap verirler.
Tasavvufi alegorik bir eserdir.
Tasavvuftaki şeriat, tarikat, marifet ve hakikat, çengdeki sözü edilen dört parça ile sembolize edilmiştir. Bu şekilde çengdeki dört parçanın kendi asıllarına duydukları özlem ilahi aşkın bir ifadesi olarak verilmiştir.
Bu eser Dai’nin hem şairlik gücünü gösterir hem de tasavvuf ve müzik bilgisini göstermesi bakımından önemlidir.
4.Camasbname: Mesnevi nazım şekliyle yazılmıştır. İranlı şair Nasır-ı Tusi’nin aynı adlı eserinin çevirisidir. Mitolojik bir eserdir. Danyal Peygamberin oğlu olan Camasb’ın maceraları anlatılır. Şah-ı maranın yanında Camasb’ın geçirdiği yıllar ve bilginin sırrına Camasb’ın nasıl eriştiği anlatılır.