MaviBereLi
Üye
-
- Katılım
- Nisan 3, 2019
-
- Mesajlar
- 1,869
-
- Tepkime puanı
- 6
-
- Puanları
- 293
Disleksinin işleme hızı teorisi
Bu teoriye göre disleksik çocukların beyinleri esas olarak hızlı değişen veya hızlı bir şekilde peş peşe gelen hem işitsel hem de görsel uyarıları işlemede yetersizlik göstermektedirler. Tallal ve Piercy dil/öğrenme bozukluğu olan çocuklarda milisaniyenin onda biri kadar aralıkta değişen uyaranları işlemede zayıf olduklarını göstermişlerdir. Burada kriter alınan süre devam eden konuşmanın akustiklerini karakterize eder.
Sonuç olarak bu çocuklar insanın konuşmasındaki hızlı akustik elementleri algılayamadıkları için dil problemleri yaşamaktadırlar. Hatta bu hızlı işleme sınırlılığı hem dil dışı sözel olmayan sesleri, hem de modalite bağımsız görsel ve duyu-motor görevlerinde de kendini gösterebilir (Tallal 1985).
Mc Anally (1997) ünsüz-ünlü-ünsüz harflerden oluşan 11 sahte sentetik heceyi süre olarak uzatarak veya sıkıştırarak 15 disleksik ve 15 konrolden oluşan 15 yaşındaki ergenleri test etmişler. Sonuçta disleksik çocukların kontrollerden daha zayıf performans gösterdiğini ancak bu zayıflığın uyaranın süresinden bağımsız olduğunu buldular. Ayrıca bu çalışmada uyaranın süresinin uzatılmasının doğru bir şekilde tanımayı sağlamadığı bulunmuştur. Bu sonuçlar Tallal (1996)’ın bulgularının ve Habib’in grubunun (1999) Tallal’ın sonuçlarını kısmen tekrarlayan bulguların geçerliliğini açıkça sorgulamaktadır. Son zamanlarda Demartino’nun (2000) elde ettiği ilk sonuçlar ünsüz kümelerinin her öğesinin deneysel olarak yavaşlatılmasının, disleksik çocukların ardışık iki ünsüzü ayırt etme ve tekrarlama başarısını artırdığını göstermektedir.
Anlık geçici teorinin diğer boyutları
Gelişimsel dislekside gözlenen semptomların en azından bir bölümü sol hemisfer disfonksiyonuna atfedilir. Kısa uyaranların hızlı işlemesinde sol hemisferin hizmet ettiği genişçe kabul görmektedir. Disleksik çocukların okuma yaşı kontrol grubuna göre bile motor becerilerin otomasyonu, motor reaksiyon zamanı, hızlı adlandırma, pür vücut motor dengesi görevlerinde daha kötü performans gösterdiği bulunmuştur (Fawcett ve Nicolson 1992, 1993, 1994). Başlangıçta dislekside muhtemel bir spesifik otomasyon defekti vurgulansa da, bu yazarlar yenilerde serebellumla ilişkili olduğu tezini savunmaktadırlar. Özellikle disleksiklerdeki zaman yargısı, fikri ile ilgili sorunların serebellumla ilişkili olduğu düşünülmektedir (Nicolson 1995, Fawcett 1996). Nicolson (1999) ve Rae (1998) disleksiklerde sağ serebellumda anormal metabolizma olduğunu göstermişlerdir.
Klinik deneyime göre disleksiklerde, sade duyu motor seviyesinin üzerinde çeşitli zamansal işleme yönlerinden sıkıntı vardır. Örneğin; zaman kavramında gecikme, zamanla ilgili kavramların ardışık adlandırılmasında problemler ( haftanın günleri gibi), anıların yerleştirilme zamanlarında hatalar, zamansal aralığın veya zamansal uzaklığın önemini kavramada belirsizlikler görülebilir.
Elektrofizyolojik çalışmaların disleksinin nörobiyolojisini anlamamıza katkısı
ERP kognitif işlemenin farklı aşamalarının kortikal kullanımını ve zamanını nöro fizyolojik olarak duyarlı bir şekilde ölçtüğü için, okuma için gerekli kognitif işlemlerin seviyelerinin araştırılmasında uygun bir yöntemdir. Uygunsuzluk negatifliği ( mismatch negativity= MMN) P300 ve N400 gibi klasik elektrofizyolojik yöntemlerle pek çok çalışma yapılmıştır.
MMN
MMN uyaranın başlangıcından 100 – 250 ms sonra pik yapan frontosentral dağılımlı, negatif yönde sapma ile karakterize bir ERP’dir. MMN’nin supratemporal işitsel korteks tarafından üretildiği, homojen veya standart bir seride fiziksel olarak alışılmışın dışında uyaranların rasgele ve nadir olarak meydana geldiği durumda ortaya çıkarıldığı düşünülmektedir. MMN dikkatten bağımsız olarak ve çok küçük akustik değişikliklerle ortaya çıkarılabilir. Böylece MMN otomatik bir değişikliği tanıma yanıtıdır ve işitme sisteminin dikkat öncesi seviyede iki uyaranı ayırt ettirip ettirmediğini araştırmak için kullanılabilir.
Kraus (1996) MMN’i kullanarak öğrenme problemi olan belirli bir grup çocukta işitsel defisit olduğunu ileri süren kanıtlar elde ettiler. Bu araştırmacı da-ga, ba-wa uyaranlarını kullanarak öğrenme bozukluğu olan çocukların bu sesleri ayırt etmede kontrol grubundan daha zayıf olduğunu, ayırt etmedeki bozulmanın MMN’deki azalma ile paralel olduğunu bulmuşlardır. Bu bulgular bazı öğrenme bozukluğu olan çocuklarda sesi ayırt etme kusurlarının bilinçli algı öncesi işitme yolaklarında olduğunu belirler. Bir çok çalışma öğrenme bozukluğu olan çocuklarda azalmış MMN olduğunu göstermiştir. Schulte – Körne’nin çalışmasında MMN yanıtlarının öğrenme bozukluğu olan ve olmayan grubu sadece dil uyaranları için ayırt ettirici olduğunu bulmuşlardır. Bu sonuçlar bu çocukların okumayı öğrenme güçlüklerinin muhtemel bir türü olarak dili işleme için dikkat öncesi mekanizmalarda spesifik bir kusur olduğuna işaret etmektedir. Anlık işleme hipotezini test etmek için Bradlow da-ga gibi seslere MMN yanıtını kullanmış ve disleksik grubun yanıtlarının daha düşük olduğunu bulmuştur. Fakat uyaran süresi 80 ms’ye uzatıldığı zaman disleksik grubun yanıtlarının normal gruba yaklaştığını bulmuşlardır.
Leppanen ve Lyytinen öğrenme bozukluğu için aile öyküsü olan 6 aylık infantlarla aile öyküsü olmayanları karşılaştırmışlar ve sol elektrotlardaki azalmış MMN amplitüdünün daha sonra disleksi gelişimi için yordayıcı olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Bu teoriye göre disleksik çocukların beyinleri esas olarak hızlı değişen veya hızlı bir şekilde peş peşe gelen hem işitsel hem de görsel uyarıları işlemede yetersizlik göstermektedirler. Tallal ve Piercy dil/öğrenme bozukluğu olan çocuklarda milisaniyenin onda biri kadar aralıkta değişen uyaranları işlemede zayıf olduklarını göstermişlerdir. Burada kriter alınan süre devam eden konuşmanın akustiklerini karakterize eder.
Sonuç olarak bu çocuklar insanın konuşmasındaki hızlı akustik elementleri algılayamadıkları için dil problemleri yaşamaktadırlar. Hatta bu hızlı işleme sınırlılığı hem dil dışı sözel olmayan sesleri, hem de modalite bağımsız görsel ve duyu-motor görevlerinde de kendini gösterebilir (Tallal 1985).
Mc Anally (1997) ünsüz-ünlü-ünsüz harflerden oluşan 11 sahte sentetik heceyi süre olarak uzatarak veya sıkıştırarak 15 disleksik ve 15 konrolden oluşan 15 yaşındaki ergenleri test etmişler. Sonuçta disleksik çocukların kontrollerden daha zayıf performans gösterdiğini ancak bu zayıflığın uyaranın süresinden bağımsız olduğunu buldular. Ayrıca bu çalışmada uyaranın süresinin uzatılmasının doğru bir şekilde tanımayı sağlamadığı bulunmuştur. Bu sonuçlar Tallal (1996)’ın bulgularının ve Habib’in grubunun (1999) Tallal’ın sonuçlarını kısmen tekrarlayan bulguların geçerliliğini açıkça sorgulamaktadır. Son zamanlarda Demartino’nun (2000) elde ettiği ilk sonuçlar ünsüz kümelerinin her öğesinin deneysel olarak yavaşlatılmasının, disleksik çocukların ardışık iki ünsüzü ayırt etme ve tekrarlama başarısını artırdığını göstermektedir.
Anlık geçici teorinin diğer boyutları
Gelişimsel dislekside gözlenen semptomların en azından bir bölümü sol hemisfer disfonksiyonuna atfedilir. Kısa uyaranların hızlı işlemesinde sol hemisferin hizmet ettiği genişçe kabul görmektedir. Disleksik çocukların okuma yaşı kontrol grubuna göre bile motor becerilerin otomasyonu, motor reaksiyon zamanı, hızlı adlandırma, pür vücut motor dengesi görevlerinde daha kötü performans gösterdiği bulunmuştur (Fawcett ve Nicolson 1992, 1993, 1994). Başlangıçta dislekside muhtemel bir spesifik otomasyon defekti vurgulansa da, bu yazarlar yenilerde serebellumla ilişkili olduğu tezini savunmaktadırlar. Özellikle disleksiklerdeki zaman yargısı, fikri ile ilgili sorunların serebellumla ilişkili olduğu düşünülmektedir (Nicolson 1995, Fawcett 1996). Nicolson (1999) ve Rae (1998) disleksiklerde sağ serebellumda anormal metabolizma olduğunu göstermişlerdir.
Klinik deneyime göre disleksiklerde, sade duyu motor seviyesinin üzerinde çeşitli zamansal işleme yönlerinden sıkıntı vardır. Örneğin; zaman kavramında gecikme, zamanla ilgili kavramların ardışık adlandırılmasında problemler ( haftanın günleri gibi), anıların yerleştirilme zamanlarında hatalar, zamansal aralığın veya zamansal uzaklığın önemini kavramada belirsizlikler görülebilir.
Elektrofizyolojik çalışmaların disleksinin nörobiyolojisini anlamamıza katkısı
ERP kognitif işlemenin farklı aşamalarının kortikal kullanımını ve zamanını nöro fizyolojik olarak duyarlı bir şekilde ölçtüğü için, okuma için gerekli kognitif işlemlerin seviyelerinin araştırılmasında uygun bir yöntemdir. Uygunsuzluk negatifliği ( mismatch negativity= MMN) P300 ve N400 gibi klasik elektrofizyolojik yöntemlerle pek çok çalışma yapılmıştır.
MMN
MMN uyaranın başlangıcından 100 – 250 ms sonra pik yapan frontosentral dağılımlı, negatif yönde sapma ile karakterize bir ERP’dir. MMN’nin supratemporal işitsel korteks tarafından üretildiği, homojen veya standart bir seride fiziksel olarak alışılmışın dışında uyaranların rasgele ve nadir olarak meydana geldiği durumda ortaya çıkarıldığı düşünülmektedir. MMN dikkatten bağımsız olarak ve çok küçük akustik değişikliklerle ortaya çıkarılabilir. Böylece MMN otomatik bir değişikliği tanıma yanıtıdır ve işitme sisteminin dikkat öncesi seviyede iki uyaranı ayırt ettirip ettirmediğini araştırmak için kullanılabilir.
Kraus (1996) MMN’i kullanarak öğrenme problemi olan belirli bir grup çocukta işitsel defisit olduğunu ileri süren kanıtlar elde ettiler. Bu araştırmacı da-ga, ba-wa uyaranlarını kullanarak öğrenme bozukluğu olan çocukların bu sesleri ayırt etmede kontrol grubundan daha zayıf olduğunu, ayırt etmedeki bozulmanın MMN’deki azalma ile paralel olduğunu bulmuşlardır. Bu bulgular bazı öğrenme bozukluğu olan çocuklarda sesi ayırt etme kusurlarının bilinçli algı öncesi işitme yolaklarında olduğunu belirler. Bir çok çalışma öğrenme bozukluğu olan çocuklarda azalmış MMN olduğunu göstermiştir. Schulte – Körne’nin çalışmasında MMN yanıtlarının öğrenme bozukluğu olan ve olmayan grubu sadece dil uyaranları için ayırt ettirici olduğunu bulmuşlardır. Bu sonuçlar bu çocukların okumayı öğrenme güçlüklerinin muhtemel bir türü olarak dili işleme için dikkat öncesi mekanizmalarda spesifik bir kusur olduğuna işaret etmektedir. Anlık işleme hipotezini test etmek için Bradlow da-ga gibi seslere MMN yanıtını kullanmış ve disleksik grubun yanıtlarının daha düşük olduğunu bulmuştur. Fakat uyaran süresi 80 ms’ye uzatıldığı zaman disleksik grubun yanıtlarının normal gruba yaklaştığını bulmuşlardır.
Leppanen ve Lyytinen öğrenme bozukluğu için aile öyküsü olan 6 aylık infantlarla aile öyküsü olmayanları karşılaştırmışlar ve sol elektrotlardaki azalmış MMN amplitüdünün daha sonra disleksi gelişimi için yordayıcı olduğunu ileri sürmüşlerdir.