AUBURN
Üye
-
- Katılım
- Mart 11, 2013
-
- Mesajlar
- 242
-
- Tepkime puanı
- 0
-
- Puanları
- 266
-
- Yaş
- 30
Dışavurumculuk (ekspresyonizm)
doğanın olduğu gibi temsili yerine duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20. yüzyıl sanat akımı. Politik istikrarsızlık ve ekonomik çöküntü ortamında Almanya'da pozitivizm ve naturalizm ve empresyonizm akimlarina karsi olarak ortaya çıkmıştır. 19. yüzyıl gerçekçilik ve idealizmine karşıt anti-natüralist öznelliğe sahip bir bakış açısı içerir. Ayrıca kuzeyli
Cermen halk sanatı biçimleri ve kabile sanatları da etkilendiği diğer kaynaklardır. Dışavurumcu sanatın amacı
sanatçının duyguları ve iç dünyasını renk
çizgi
düzlem ve kütle aracılığıyla dışavurmasıdır. Bu duyguları daha iyi yansıtabilmek için sanatçı geleneksel kuralların dışına çıkarak gercegin biçimini bozma yöntemini kullanır ve sanatcinin oznel duygularina dayanmaktadir.
Dışavurumculuk bu terim kullanilmadan da sanatta ifade edilmekteydi. Ornegin Ispanya'da ressam El Greco (d. 1541 – o. 1614) ve Alman ronesans ressami Matthias Grünewald (d. 1470 – o. 1528) icerikleri dışavurumculuk ogelerinden olusmus sanat eserleri vermekle beraber dışavurumculuksifati sadece XX. yuzyil sanat eserlerine verilmektedir. Dışavurumculuk bircok sanat formlerini kapsamaktadir: resim
heykelcilik
mimari
edebiyat
tiyatro
muzik
film.
Dışavurumcu resim örneği: Eduard Kosmack'ın portresi
Egon Schiele
Dışavurumcu resim
Bozulmuş çizgiler
şekiller ve abartılı renklerle sanatçının duygusal dünyasını aktarmayı hedefler. 19. yüzyıl gerçekçilik ve idealizmine karşıt anti-natüralist öznelliğe sahip bir bakış açısı içerir.
Edward Munch'un Çığlık adlı tablosu
bunun belirgin bir örneğidir.
Ekspresyonist bir sanat eserini yorumlarken çizgilerin
renklerin kullanımına dikkat edilmelidir. Sivri keskin çizgiler
kırmızı ve tonları öfkeyi ön plana çıkarırken
dairesel oluşumlar
mavi ve tonları daha çok sakinliği vurgular.
Die Brücke (Köprü) 1905-1912 Dresden- Kirchner
Rottluf
E.Heckel Der Blaue Reiter (Mavi Süvari) Münih- F. Marc
Mache
Kandinsky
Önemli dışavurumcu ressamlar arasında Edward Munch
Kirchner
James Ensor ve Oscar Kokoschka sayılabilir.
Edward Munch'un Çığlık tablosu
Dışavurumcu mimari
1910 ve 1930 yılları arasında özellikle Almanya'da etkisini gösteren ekspresyonist mimari
bu anlamda da Bauhaus okuluyla paralleklikler taşır.
Bunun yanında kendine özgü dinamiklerini de belirler. 90 derecelik açıyı ortadan kaldırmak temel teknik olarak düşünülürken
işlevselliği formla bütünleştirme amacı
alışılmamış formların ve yeni malzemelerin kullanılmasıyla ifadeci mimarlık anlayışının kendine özgü dinamiklerini oluşturur. Bireysel ve dolayısıyla duygusal tasarım anlayışı
ekspresyonist mimarlığın felsefesidir.
Bruno Taut'un 1914de Köln'deki "Werkbund Sergisi" için hazırladığı "Cam Pavyon" ve Erich Mendelsohn'un 1921'de bitirilmiş olan Potsdam'da bulunan "Einstein Kulesi" ve Hans Poelzig]'in tiyatro direktoru Max Reinhardt icin hazirladigi Berlin'deki "Grosse Schauspielhaus" tiyatrosu ic dekorasyonu ekspresyonist mimarlığın onemli ornekleri olarak bildirilir. Bauhaus okulunun kurucusu Gropius
ekspresyonist mimarlığın erken döneminin temsilcisi konumundadır.
1933 yılında nazi yönetiminin Almanya'da başa geçmesinden 5 yıl sonra ekspresyonist sanat yok olmuştur. İkinci dünya savaşından sonra ise brütal bir anlayışla etkinliğini yeniden göstermiştir. Çoğu ekspresyonist sanatçının kaybedilen savaşta yer almasıyla oluşan stres yüklü duygulanımları da dışavurumculuğu doğuran bir faktör olmuştur.
1960'larda yapılan Sydney Opera Binası ise
postmodern ifadeciliğin en önemli yapıtları arasında gösterilir. Dışavurumculuk
kübist
minimalist ya da fütürist anlayışlarla da özdeşleşerek temel bir sanatsal ifade olarak canlılığını sürdürür.
Potsdam
Almanya'da "Einsteinturm"
Dışavurumcu heykelcilik
Aralarında Ernst Barlach] 'ın da bulunduğu bazı heykeltraşlar dışavurumculuğu benimsemişlerdir. Erich Heckel gibi bazı ressamların da dışavurumcu heykel çalışmaları bulunmaktadır.
Dışavurumcu edebiyat
Franz Kafka tarafından Almanca yazılmış romanlar çok kere dışavurumcu olarak isimlendirilmektedir.
Genel olarak konuşulan lisanı Almanca olan ülkelerde dışavurumcu şiir de büyük gelişme göstermiştir. Bunlar arasinda en çok etkili olanlar: Georg Trakl
Georg Heym
Ernst Stadler
Gottfried Benn ve August Stramm.
Dışavurumcu müzik
Dışavurumcu muzik bir muzik janri olarak XX. yuzyilin en onemli muzik akimlarindan biri olmakla beraber bu akimi tam olarak tanimlamanin cok zor oldugu ifade edilmektedir. "Ikinci Viyana Ekolu" adi altinda muzik bestecileri Arnold Schoenberg ile ogrencileri Anton Webern ve Alban Berg ekpresyonist adini verdikleri muziksel parcalar bestelemislerdir.
Bunlari ayni zamanda eserler veren bestecilerden (ornegin Maurice Ravel ve Igor Stravinsky) ayiran ozellik eserlerinde geleneksel tonalite prensiplerinden ayrilip acikca "atonalite" prensibini iceriklemeleridir. Ayrica cok "ahenksiz (dissonant)" muzikleri ile suuralti
"icsel gereklilik" ve "aci cekme" duygularaini ifade etmeye calismalaridir. Schoenberg'in "Orkestra Icin Bes Parca
Op. 10 (1911-13)" eseri
"Erwartung (Bekleyis) (1909)" monodramasi ve Die Glückliche Hand (Mesut el)dramatik eseri ; Alban Berg'in Wozzeck operasi ekpresiyonist yapitlara iyi orneklerdir.
Dışavurumcu film
Film sanatı alanında da
çok zaman Alman Dışavurumculuğu adı ile anılan bir ekpresiyonist film sanatı akımı bulunmaktadır. Bu filmlerin ana özellikleri gerçek-dışı ve çoğunlukla absürd dekorlar
çarpıtılmış perspektifler
ışığın ve gölgelerin abartılı kullanımıdır.
Bunlar arasında başta gelen sanatkar-yönetimciler ve eserleri: Robert Weine'nin Dr. Caligari'nin Muayenehanesi (Das Cabinet des Dr. Caligari) filmi; Paul Wegener ve Carl Boese'nin "Golem: Dünyaya nasıl geldi (Der Golem
wie er in die Welt kam)" filmi; F.W.Murnau'nun Nosferatu
Bir Dehşet Senfonisi filmi sayilabilir.
Dışavurumculuk bu terim kullanilmadan da sanatta ifade edilmekteydi. Ornegin Ispanya'da ressam El Greco (d. 1541 – o. 1614) ve Alman ronesans ressami Matthias Grünewald (d. 1470 – o. 1528) icerikleri dışavurumculuk ogelerinden olusmus sanat eserleri vermekle beraber dışavurumculuksifati sadece XX. yuzyil sanat eserlerine verilmektedir. Dışavurumculuk bircok sanat formlerini kapsamaktadir: resim
Dışavurumcu resim örneği: Eduard Kosmack'ın portresi
Dışavurumcu resim
Bozulmuş çizgiler
Edward Munch'un Çığlık adlı tablosu
Ekspresyonist bir sanat eserini yorumlarken çizgilerin
Die Brücke (Köprü) 1905-1912 Dresden- Kirchner
Önemli dışavurumcu ressamlar arasında Edward Munch
Edward Munch'un Çığlık tablosu
Dışavurumcu mimari
1910 ve 1930 yılları arasında özellikle Almanya'da etkisini gösteren ekspresyonist mimari
Bunun yanında kendine özgü dinamiklerini de belirler. 90 derecelik açıyı ortadan kaldırmak temel teknik olarak düşünülürken
Bruno Taut'un 1914de Köln'deki "Werkbund Sergisi" için hazırladığı "Cam Pavyon" ve Erich Mendelsohn'un 1921'de bitirilmiş olan Potsdam'da bulunan "Einstein Kulesi" ve Hans Poelzig]'in tiyatro direktoru Max Reinhardt icin hazirladigi Berlin'deki "Grosse Schauspielhaus" tiyatrosu ic dekorasyonu ekspresyonist mimarlığın onemli ornekleri olarak bildirilir. Bauhaus okulunun kurucusu Gropius
1933 yılında nazi yönetiminin Almanya'da başa geçmesinden 5 yıl sonra ekspresyonist sanat yok olmuştur. İkinci dünya savaşından sonra ise brütal bir anlayışla etkinliğini yeniden göstermiştir. Çoğu ekspresyonist sanatçının kaybedilen savaşta yer almasıyla oluşan stres yüklü duygulanımları da dışavurumculuğu doğuran bir faktör olmuştur.
1960'larda yapılan Sydney Opera Binası ise
Potsdam
Dışavurumcu heykelcilik
Aralarında Ernst Barlach] 'ın da bulunduğu bazı heykeltraşlar dışavurumculuğu benimsemişlerdir. Erich Heckel gibi bazı ressamların da dışavurumcu heykel çalışmaları bulunmaktadır.
Dışavurumcu edebiyat
Franz Kafka tarafından Almanca yazılmış romanlar çok kere dışavurumcu olarak isimlendirilmektedir.
Genel olarak konuşulan lisanı Almanca olan ülkelerde dışavurumcu şiir de büyük gelişme göstermiştir. Bunlar arasinda en çok etkili olanlar: Georg Trakl
Dışavurumcu müzik
Dışavurumcu muzik bir muzik janri olarak XX. yuzyilin en onemli muzik akimlarindan biri olmakla beraber bu akimi tam olarak tanimlamanin cok zor oldugu ifade edilmektedir. "Ikinci Viyana Ekolu" adi altinda muzik bestecileri Arnold Schoenberg ile ogrencileri Anton Webern ve Alban Berg ekpresyonist adini verdikleri muziksel parcalar bestelemislerdir.
Bunlari ayni zamanda eserler veren bestecilerden (ornegin Maurice Ravel ve Igor Stravinsky) ayiran ozellik eserlerinde geleneksel tonalite prensiplerinden ayrilip acikca "atonalite" prensibini iceriklemeleridir. Ayrica cok "ahenksiz (dissonant)" muzikleri ile suuralti
Dışavurumcu film
Film sanatı alanında da
Bunlar arasında başta gelen sanatkar-yönetimciler ve eserleri: Robert Weine'nin Dr. Caligari'nin Muayenehanesi (Das Cabinet des Dr. Caligari) filmi; Paul Wegener ve Carl Boese'nin "Golem: Dünyaya nasıl geldi (Der Golem