MaviBereLi
Üye
-
- Katılım
- Nisan 3, 2019
-
- Mesajlar
- 1,869
-
- Tepkime puanı
- 6
-
- Puanları
- 293
Diş çıkaran bebeklerde, ateş, ishal ve genel bir huzursuzluk görüleceği oldukça eski bir inanıştır. Bu görüşü destekleyecek hiçbir tutarlı kanıt yoktur. Üstelik gelişen belirtileri diş çıkarmaya bağlamak tedavide geç kalmaya yol açabilir. Bebeğin ilk dişlerinin çıkmasıyla birlikte bazı genel bozuklukların görüleceği yerleşik bir kanı olmasının ötesinde tıp tarihine de geçmiştir. Beş bin yıllık bir geçmişi olan Sümer uygarlığında diş çıkarma ağrılarının solucan kemirmesine bağlı olduğuna inanılırdı.
Tıbbın babası sayılan Hippokrates, diş çıkarma sırasında görülen belirtilerle yakından ilgilenmiş, dişeti kaşınması, çırpınma nöbetleri ve ishal gibi belirtilerin özellikle köpekdişlerinin çıktığı dönemlerde arttığı sonucuna varmıştır. 16. yüzyılda cerrahi bir girişim olarak dişetlerini yarma uygulaması başlamıştır. 20. yüzyılın ilk yarısına değin süren bu uygulamanın amacı dişin güvenli bir biçimde çıkmasını sağlayarak diş çıkarmaya bağlı ölüm tehlikesini azaltmaktı. Diş çıkarmaya bağlı ölüm son derece şaşırtıcı görünse de, geçmiş yüzyıllara ait tıp belgelerinde bu tip ölümlere yer verilmiştir. Hatta 1800'lerin ortalarına değin 4 yaşın altındaki ölümlerin yüzde 10'undan dişlerin çıkması sorumlu tutulmuştur. Ama burada altı çizilmesi gereken nokta, binlerce yıllık bulgulann kesinbilimsel verilere değil, sıradan gözlemlere dayandığıdır. Öte yandan bebeğin gelişiminde önemli bir aşama olarak aile içinde heyecan ve sevinç yaratan ilk dişlerin çıkması, bebek için son derece güç ve rahatsız edici bir olaydır. Çıkmakta olan diş, dişeti üzerinde sızlama, yanma ve kaşıntı kanşımı bir baskı yaratır. Bebeğin çok ağrı duyması ender görülen ve özellikle azıdişlerinde rastlanan bir durumdur. Dişlerin çıkması bebeğin davranışlannı da etkiler. Bu dönemde bebek sonderece duyarlı ve huysuzdur.
Uykusuzluk çekebilir, bazen de iştahı azalır. Ama meme ya da biberonu istemiyorsa, iştahsızlıktan değil, şişmiş ve ağrılı olan dişetlerinin emme sırasında rahatsızlık yaratmasındandır. Diş gelişimi 6. ayda başlayıp 24-30. ayda tamamlanan oldukça hızlı bir süreçtir. Hemen hemen her ay bir diş çıkar ve tam boyuna ulaşması birkaç hafta sürer. Halk arasında bebek büyüdükçe ortaya çıkan çeşitli bozuklukların diş çıkarılmasına bağlanması oldukça yaygın bir kanıdır.
Bebekte bu dönemde ortaya çıkabilecek bozuklukları diş gelişimine bağlamak kolay, ama aynı zamanda da oldukça tehlikeli bir yaklaşımdır. Ateş, kusma, ishal, çırpınma nöbetleri, öksürük ya da kilo kaybı gibi belirtiler diş çıkarmaya bağlanabilir. Ama olası bir gerçek hastalığı gözden kaçırma tehlikesi de vardır.
Diş çıkarma sırasında bazen vücudun enfeksiyonlara karşı direnci azalır. Böylece ateş, kulak ağrısı, iştahsızlık, kusma, ishal ve kilo kaybı biçiminde ortaya çıkan sindirim sistemi bozuklukları ya da solunum sistemi enfeksiyonlarına bağlı nezle ve öksürük gibi belirtiler ortaya çıkar. Diş çıkarma evresinde daha kolay yakalanılan bu tür hastalıklar diş çıkarmayla doğrudan ilişkili değildir. Yani bunlar "diş çıkarma bozuklukları" değil, gerçek birer hastalıktır ve ortaya çıktıklarında hemen çocuk hekimine başvurulmalıdır
Tıbbın babası sayılan Hippokrates, diş çıkarma sırasında görülen belirtilerle yakından ilgilenmiş, dişeti kaşınması, çırpınma nöbetleri ve ishal gibi belirtilerin özellikle köpekdişlerinin çıktığı dönemlerde arttığı sonucuna varmıştır. 16. yüzyılda cerrahi bir girişim olarak dişetlerini yarma uygulaması başlamıştır. 20. yüzyılın ilk yarısına değin süren bu uygulamanın amacı dişin güvenli bir biçimde çıkmasını sağlayarak diş çıkarmaya bağlı ölüm tehlikesini azaltmaktı. Diş çıkarmaya bağlı ölüm son derece şaşırtıcı görünse de, geçmiş yüzyıllara ait tıp belgelerinde bu tip ölümlere yer verilmiştir. Hatta 1800'lerin ortalarına değin 4 yaşın altındaki ölümlerin yüzde 10'undan dişlerin çıkması sorumlu tutulmuştur. Ama burada altı çizilmesi gereken nokta, binlerce yıllık bulgulann kesinbilimsel verilere değil, sıradan gözlemlere dayandığıdır. Öte yandan bebeğin gelişiminde önemli bir aşama olarak aile içinde heyecan ve sevinç yaratan ilk dişlerin çıkması, bebek için son derece güç ve rahatsız edici bir olaydır. Çıkmakta olan diş, dişeti üzerinde sızlama, yanma ve kaşıntı kanşımı bir baskı yaratır. Bebeğin çok ağrı duyması ender görülen ve özellikle azıdişlerinde rastlanan bir durumdur. Dişlerin çıkması bebeğin davranışlannı da etkiler. Bu dönemde bebek sonderece duyarlı ve huysuzdur.
Uykusuzluk çekebilir, bazen de iştahı azalır. Ama meme ya da biberonu istemiyorsa, iştahsızlıktan değil, şişmiş ve ağrılı olan dişetlerinin emme sırasında rahatsızlık yaratmasındandır. Diş gelişimi 6. ayda başlayıp 24-30. ayda tamamlanan oldukça hızlı bir süreçtir. Hemen hemen her ay bir diş çıkar ve tam boyuna ulaşması birkaç hafta sürer. Halk arasında bebek büyüdükçe ortaya çıkan çeşitli bozuklukların diş çıkarılmasına bağlanması oldukça yaygın bir kanıdır.
Bebekte bu dönemde ortaya çıkabilecek bozuklukları diş gelişimine bağlamak kolay, ama aynı zamanda da oldukça tehlikeli bir yaklaşımdır. Ateş, kusma, ishal, çırpınma nöbetleri, öksürük ya da kilo kaybı gibi belirtiler diş çıkarmaya bağlanabilir. Ama olası bir gerçek hastalığı gözden kaçırma tehlikesi de vardır.
Diş çıkarma sırasında bazen vücudun enfeksiyonlara karşı direnci azalır. Böylece ateş, kulak ağrısı, iştahsızlık, kusma, ishal ve kilo kaybı biçiminde ortaya çıkan sindirim sistemi bozuklukları ya da solunum sistemi enfeksiyonlarına bağlı nezle ve öksürük gibi belirtiler ortaya çıkar. Diş çıkarma evresinde daha kolay yakalanılan bu tür hastalıklar diş çıkarmayla doğrudan ilişkili değildir. Yani bunlar "diş çıkarma bozuklukları" değil, gerçek birer hastalıktır ve ortaya çıktıklarında hemen çocuk hekimine başvurulmalıdır